10.08.2009/Sayı:248
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

Mehmet Ali Şahin: İmamlıktan ikinci adamlığa

Mehmet Ali Şahin
Mehmet Ali Şahin

Haftalardır devam eden tartışmalardan biri daha nihayete erdi. Konumuz Meclis Başkanlığı. Görev süresi dolan Köksal Toptan’ın yerine kimin aday olacağı, daha doğrusu Tayyip’in kimi aday göstereceği, iki hafta kadar tartışıldı. Adalet eski Bakanı Mehmet Ali Şahin’in aday gösterilmesi ve yapılan seçimler sonunda Başkan seçilmesiyle tartışma sona ermiş oldu.

Yerel seçimlerden sonra yapılan kabine değişikliğinde Adalat Bakanlığı koltuğundan azledilen Mehmet Ali Şahin hakkında başarısız politikacı imajı çiziliyordu. E ne de olsa milletvekili seçildiği Antalya’yı yerel seçimlerde CHP’ye kaptırmıştı. O nedenle de Meclis Başkanlığı için kulislerde adı geçtiğinde kimse ona pek şans tanımamıştı. Ancak Tayyip yine yapacağını yaparak eski arkadaşını protokoldeki ikinci koltuğa yerleştirdi.

Eski arkadaşı diyoruz. Çünkü Tayyip ile Mehmet Ali Şahin’in siyasi birlikteliği çok eskilere, ta 1970’lere kadar, gidiyor. 16 Eylül 1950’de o zaman Çankırı’ya, şimdi ise Karabük’e bağlı olan Ovacık ilçesinin Ekincik köyünde doğan Şahin, imam hatip lisesini bitirdikten sonra Ekincik köyünde kısa süre imamlık yaptı ve teyzesinin kızı Saniye Hanım ile evlendi.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken siyasetle uğraşmaya başlayan Mehmet Ali Şahin, MSP’nin gençlik kollarında Tayyip ile tanıştı ve o günden beri de Tayyip’in yanında. Hatta Mehmet Ali Şahin bir ara Tayyip’in top koşturduğu Erokspor’un başkanlığını bile yapmış.

MSP’de başlayan yol arkadaşlığı 80 sonrasında Refah Partisi’nde devam etti. 1994’te Tayyip İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olurken Mehmet Ali Şahin de Fatih Belediye Başkanı seçilmişti. Ancak yapılan itirazlar sonucu Fatih’teki seçimler yenilenince, Şahin 40 gün sonra koltuğunu Saadettin Tantan’a bırakmak zorunda kalmıştı.

1995’te Refah Partisi listelerinden seçilerek Meclis’e giren Şahin, daha sonra Fazilet Partisi içindeki “yenilikçi kanat”ın önde gelen isimlerinden biri oldu ve Tayyip’le birlikte ayrılarak AKP’nin kurucuları arasında yer aldı.

AKP’de grup başkanvekilliği, Başbakan Yardımcılığı, Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yaptı.

Özellikle Adalet Bakanlığı yaptığı dönemde sürekli eleştiri oklarına hedef olan Şahin, bu dönemdeki uygulamalarıyla sık sık tartışma yarattı. İlk önceleri telekulak ile ilgili iddialar nedeniyle sık sık eleştirilen Şahin döneminde CHP Genel Sekreterinden Kuvvet Komutanlarına kadar pek çok ismin dinlendiğine şahit olduk. Bu kanunsuz dinlemeler daha sonra Ergenekon Operasyonu’nun en önemli dayanağını oluşturacaktı. Bakanlık bünyesindeki kadrolaşmanın hat safhaya çıkması ve HSYK gibi kurumlarla çatışmalar da Mehmet Ali Şahin döneminde başladı.

Son olarak Deniz Feneri e.v. davası ile ilgili tutumu eleştirilere sebep olmuştu. Alman makamlarının tespit ettiği yolsuzluk o kadar büyük boyuttaydı ki, Tayyip’in bile adı karışmıştı. Deniz Feneri ile AKP arasındaki bağlantı kanıtlanabilseydi, yurtdışından maddi kaynak sağladığı için AKP’nin sonu gelebilirdi. Ancak bu bağlantı kurulamadığı gibi başında Mehmet Ali Şahin’in bulunduğu Adalet Bakanlığı davanın Türkiye ayağının açılması için gerekli işlemleri sürekli sürüncemede bıraktı. Dosyanın Almanya’dan istenmesi aylar sürerken Almanya’dan gelen dosyalar tercüme edileceği bahanesiyle yine aylarca işleme konmadı. Sonrasında ise bildiğiniz gibi Alman makamlarının dosyalarla birlikte tercümelerini de gönderdiği ortaya çıkmıştı.

Ha bir de kendisinin daha önce devlet adına Kürtlerden özür dilediğini hatırlatmadan geçmeyelim. Nasıl ama, tam da açılım sürecinin Meclis Başkanı değil mi?

İşte tarafsız olması gereken Meclis Başkanlığı koltuğuna oturan Mehmet Ali Şahin’in kısa bir değerlendirmesi. Kökten Milli Görüşçü, hep Tayyip’in yanında olan bu zat-ı muhterem, şimdi Cumhurbaşkanından sonra devleti temsil eden ikinci en yüksek makamın yeni sahibi.


Putin’i anladık da Berlusconi’ye ne oluyor?

Tayyip-Putin zirvesinde başta enerji olmak üzere pek çok başlıkta toplam 20 anlaşma imzalandı. imzalanan anlaşmalardan kimin karlı çıktığını söylemeye gerek yok herhalde. Ancak zirvenin en büyük sürprizi hiç şüphesiz Berlusconi’ydi.

Geçtiğimiz haftanın önemli gelişmelerinden biri de Rusya Başbakanı Putin’in günübirlik Ankara ziyaretiydi. Gerçi Yavuz arkadaş, Putin’i kapmamdan pek hoşlanmadı ama adam Türkiye sınırları içerisinde olduğu için bu seferlik iş bana düştü. Her neyse, Putin’in gelişi günler öncesinden olay oldu. Medyada gene boy boy Putin resimleri yer aldı. Güya Putin Türkiye gezisine çok sıkı hazırlanıyormuş. Putin’i yüzerken ve at binerken gösteren resimler gazeteleri süsledi. Hani Rocky IV filminde Rocky Rusya’daki maça zorlu doğa koşullarında hazırlanır ya o hesap. Zannedersiniz adam Tayyip’le görüşmeye değil boks maçına geliyor. Alt tarafı Tayyip’le bir saat görüşecek ve birkaç anlaşma imzalayıp evine dönecek.

Bütün bu hengamenin arasında Putin hazretleri Türkiye’ye geldi. Ankara’da çok sıkı güvenlik önlemleri altında karşılandı ve korumaları silahlarını arabaların camlarından göstere göstere Başbakanlık Resmi Konutu’na doğru yollandı.

Bu arada toplantının yapılacağı yerin önünde Greenpeace’ciler toplanmış eylem yapıyorlardı. Son günlerde yaptıkları “etkili” müdahalelerle adlarından sıkça söz ettiren Başbakanlık korumaları, Greenpeace’cilere de günlerini göstermekten geri kalmadı.

Netice itibariyle Putin’in birkaç saatlik ziyareti bayağı atraksiyonlu geçti.

Bu arada başta enerji ve turizm olmak üzere pek çok alanda 20 anlaşma imzalandığı gelen haberler arasında.

Nabucco projesi nedeniyle Türkiye’ye kızgın olan ve Nabucco anlaşması imzalandığında “bakalım hattan geçen gazı nereden bulacaklar” diye dalga geçen Putin, bu ziyaretinden önemli kazançlarla döndü.

Öncelikle Nükleer santral ihalesi ile ilgili önemli bir adım atmış oldu. Bunun yanı sıra Güney Akım projesinin ülkemizden geçmesi için Rusya’nın istediği araştırma izni Türkiye tarafından verildi.

E daha ne olsun. Bir kaç saatlik zahmet için iyi kazanç doğrusu.

Ankara’da yapılan mini zirvenin bir de sürpriz konuğu vardı. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi de son anda zirveye dahil oldu. Nasıl mı? İşte bunu kimse bilmiyor.

Bütün Türkiye Perşembe günü gelecek olan Putin’e kilitlenmişken Çarşamba akşamı Berlusconi’nin de ertesi gün Türkiye’yi ziyaret edeceği haberleri geldi. İşin garibi Dışişlerinin bile bundan haberi yoktu. Hemen İtalya ile irtibata geçildi ve Berlusconi’nin gerçekten geleceği öğrenildi. Bütün hazırlıklar da davetsiz misafir için yeniden gözden geçirildi.

Berlusconi’nin bu ani ziyareti herkesi şaşırttı. Çünkü Berlusconi sırf dostu Tayyip’e yardım için italya’daki adının karıştığı onca kadını bırakıp gelmiş olamazdı.

İşin kokusu Perşembe akşamı çıktı. Meğersem aynı akşam Habertürk TV’de Fatih Altaylı Berlusconi’nin son gözdesi Patrizzia D’Addairo ile program yapacakmış. Biz de bir an şaşırmıştık Berlusconi o kadar kadını bırakıp niye Putin ve Tayyip’le zaman geçiriyor diye. Adam D’Addario’nun peşinden gelmiş Türkiye’ye!


Halis Toprak: Hüseyin Üzmez’in ders almışı

71 yaşındaki Halis Toprak, geçtiğimiz haftalarda 17 yaşındaki Nazlıcan Tağızade isimli bir kız çocuğuyla evlendi. Toprak Holding’in patronu Halis Toprak, bugüne kadar gazetelerin hep ekonomi sayfalarında görmeye alışkın olduğumuz yüzlerindendi. Ancak son üç haftadır Halis Bey magazin sayfalarına terfi etmiş bulunuyor. Nedenini biliyorsunuz, 71 yaşındaki Halis Toprak, geçtiğimiz haftalarda 17 yaşındaki Nazlıcan Tağızade isimli bir kız çocuğuyla evlendi. Halis Toprak’ın bu evliliği haftalardır tartışılıyor. Nasıl tartışılmasın ki? Adam kendisinden 54 yaş küçük bir çocukla evleniyor.

Ancak konu üzerine dönen tartışmalar açısından ortada bir sorun var. O da şu ki, Halis Toprak Hürriyet’inden Sabah’ına kadar pek çok gazeteye ve televizyonlara demeçler verdi, çarşaf çarşaf açıklamalarda bulundu. Ama bu açıklamaların hemen hepsinde Halis Toprak açıkça savunuldu ya da bu hareketinin savunmasını yapmasına izin verildi.

Açıkça kızın ailesine para vererek evlenmek için izin çıkartan Halis Toprak, ilk olarak Sabah gazetesinden Yavuz Donat’a konuştu. Doğu Türkistan’da Türk katliamının yaşandığı günlerde Çin propagandası yapan Yavuz Donat, köşesini bu sefer de Halis Toprak’ın aklanması için tahsis etti.

Halis Toprak burada yaptığı açıklamada öyle şeyler söyledi ki, insan olan insanlığından utanır. Halis Toprak diyor ki: “71 yaşındayım... Yataktan zor kalkıyorum, bana bakacak biri lazım. 70’lik birini alsaydım... O mu bana bakacaktı, ben mi ona?”

İyi de her 70’ine gelen erkek 17’lik kız çocuğuyla evlenmiyor ki. Böyle bir adet yok. Üstelik madem bakıma muhtaçsın, tutarsın bir hastabakıcı işini haydi haydi görür. Yok benim derdim yaşlılık değil başka bir şey diyorsa o başka.

Zaten Halis Toprak’ın derdinin bakım falan olmadığı da ortaya çıkıyor. Halis Toprak şöyle devam ediyor:

“Diyorlar ki ‘dost tutsaydın...’ O kolay... 18-20-22 yaşında çok... Ama bana yakışmaz.”

Adama bak, dost tutmayı kirayla ev tutmak gibi bir şeymiş gibi anlatıyor.

Yakışmazmış.

17 yaşındaki kız çocuğuna nikah kıymak çok yakıştı.

Bu tiplerin klasik savunması ise peygamberi örnek vermektir. Hüseyin Üzmez’i savunmak için Vakit tayfası da aynı şeyi yapmıştı. Halis Toprak da peygamber ile Ayşe örneğini öne sürüyor. Yavuz Donat’la Halis Toprak arasında geçen diyalog Donat’ın kaleminden şöyle aktarılıyor:

“- Elhamdülillah Müslümanız... Allah dinden ayırmasın... Hazreti Peygamber Efendimiz, Sallallahu Aleyhi Vesellem, Hazreti Ayşe ile evlenmedi mi?

- Evlendi de... Konumuzla ilgisi?

- Gardaşım... Hazreti Ayşe Anamız kaç yaşındaydı?

- Kaç?

- 16 yaşındaydı... Peygamber Efendimiz, 16 yaşında hanım aldı.”

Bir de üste çıkmaya çalışmıyor mu? “Ne yani” diyor “metres mi tutsaydım?” Adamın derdi bakım falan değil. Düpedüz uçkurunun derdinde. Hazır olmuşken en genci olsun diye düşünmüş olmalı ki torunundan daha küçük birini tercih etmiş.

Çocukları ise Halis Toprak’ı vazgeçirmek için çok çaba göstermişler. “Bak, Hüseyin Üzmez gibi olursun” falan demişler ama bir türlü dinletememişler. Adamın gözü o kadar dönmüş ki, hiçbir şey umurunda değil. Hatta Halis Bey oğullarına “Oğlum artık sen ve ağabeyin (Mehmet Toprak) evlenin. Gelin, 17 yaşında kızlar bulalım. Üçümüz birlikte evlenelim.” demiş. Oğlu Ahmet de şaşkınlıkla, “Baba ne yapıyorsun. Hüseyin Üzmez gibi olursun.” yanıtını vermiş. Ancak Halis Bey, “Oğlum Hüseyin Üzmez o kızla evlenmedi. Ben 17 yaşında bir kız bulup evleneceğim. Evlenince Hüseyin Üzmez gibi olmam.” demiş.

Anlayacağınız adam oğullarını da ayartmaya çalışmış ama başaramamış. Zaten gazetelerden birine verdiği bir röportajda da 17 yaşındaki kızlara karşı bir zaafı olduğunu da söylüyor.

Hüseyin Üzmez’in sapıklığı ortaya çıktığında ortalığı ayağa kaldıran, lanetler yağdıran medyanın, mevzubahis Halis Toprak olunca bu sapıkça açıklamalara haftalarca sayfalarını ayırması ise işin başka bir boyutu. Adamın ailesinden izin alarak resmi nikah kıyması bile yaptığı şeyi meşrulaştırmaya yetmez ama Halis Toprak’ın bu açıklamalarının medyada bu kadar geniş yer bulması meşrulaştırma çabasının bir ürünü olsa gerek.

Üzmez’e en sert tepkiyi gösteren gazetecilerin başında gelen Ayşe Arman da Halis Toprak’la röportaj furyasına katılanlardan. Haftasonu yayımlanacağı duyurulan röportajla ilgili yapılan tanıtımdan anlaşılıyor ki, Halis Toprak kendisine daha önce 50 kızın getirildiğini ancak bunların içinden evlendiği kızı seçtiğini anlatıyormuş. Demek ki adamın “bilmem ne”liğini yapan da varmış.

En ilginç haberlerden birine de Sabah gazetesi imza attı. Geçtiğimiz hafta sonu Sabah gazetesinin pazar ekinde bir röportaj yayımlandı. Röportaj yapılan kişi Halis Toprak değildi ama Halis Toprak’ın evliliği konuşuldu. Sabah gazetesinin yeni yazarlarından Refik Erduran, Halis Toprak’ın durumu ile ilgili ilginç şeyler ortaya attı. Ama işin en komik tarafıysa Refik Erduran’ın seçilmesiydi. Öyle ya, Türkiye’de konu ile ilgili yorum yapabilecek dünya kadar psikolog, sosyolog vs. olmasına rağmen Sabah gazetesi bula bula Refik Erduran’ı bulmuştu. Bu durumun sebebi röportajda ortaya çıktı. Meğersem Refik Erduran da kendisinden küçük biriyle evlenmiş. Üstelik Erduran’ın evlendiği ve kendisinden 39 yaş küçük olan kişi aynı zamanda Erduran’ın üvey kızıymış ve Erduran’ın üvey kızından üç de çocuğu varmış. Hal böyle olunca insana diyecek bir şey de kalmıyor ne yazık ki. Refik Erduran’ı mı ayıplayasın yoksa onu afişe eden Sabah’ı mı?

Halis Toprak’ın evliliği üzerine ortada dönen yorumlar ve necip medyamızın duruma yaklaşımı özetle böyle.

Ortada büyük bir ahlaksızlık olduğu aşikar. Ancak ahlaksızlığın büyüğünü Halis Toprak mı yapıyor medya mı orası biraz tartışmalı.


TRT’de Apo’ya sayın diyen gazeteci

Nasuhi GüngörResmi görür görmez kim bu yakışıklı diye merak etmiş olabilirsiniz. Bu arkadaş Nasuhi Güngör. Eski Maocu şimdilerin Tayyip sevdalısı Ethem Sancak’ın sahibi olduğu Star gazetesinin köşe yazarlarından biri. Nasuhi arkadaş özellikle Kürt meselesinde son dönemlerde izlediği çizgiyle yükselen yıldız olmaya aday. Şöyle ki, AKP’nin Kürt açılımını kayıtsız şartsız destekleyen Nasuhi, gösterdiği performanstan dolayı önceki haftasonu Polis Akademisinde düzenlenen çalıştaya davet edilen 15 gazetecinin arasına girmeyi de başardı. Çalıştay ile ilgili bu sayımızda yeterince yazı okuduğunuz için bu mevzuya hiç girmeden Nasuhi’nin son marifetinden

bahsedelim. Çalıştayın hemen ardından TRT 2’de yayınlanan “Büyüteç” adlı prodgrama katılan Nasuhi Güngör ile Ahmet Türk arasında şöyle bir diyalog geçiyor:

Nasuhi Güngör: Ergenekon’daki hesaplaşma sürecine bakıldığında, PKK’nın varlığıyla ilgili de bir takım iddialar gündeme geliyor.

Murat Yetkin: PKK’yı Ergenekon kurdu gibi iddiaları mı soruyorsunuz?

Nasuhi Güngör: Yok oraya kadar gitmiyorum ama bir takım eylemlerinde...

Ahmet Türk: O şeylerin içerisine girmek istemiyorum.

Nasuhi Güngör: Ama bizzat “Sayın Öcalan”ın bizzat söyledikleri oldu.

Ahmet Türk: Ama biraz incelenirse çok şeyin değiştiğini görüyoruz.”

Nasuhi Güngör TRT’ye “Sayın Öcalan” vurgusunu sokmuş olurken içindeki Kürtçülüğü de açığa vurmuş oldu.



 


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: