İlyas Salman |
Sol nedir ne değildir, kimler solcudurlar, sol sadece sol yanımız mı, sağ yanımda yare var sol yana dönder beni... Tarihsel süreç içerisinde solculuk yolunda ter akıtanlar ve kalem oynatanlar solun tanımını kendilerince yapmışlar. Ve bu ustaların büyük çoğunluğu doğa yasaları gereği ölüp gitmişler. Sol dediğimiz şey ya da sosyalistlik yaşamı oluşturan bütün değerlerin, yani üretim araçları ve onlarla üretilen her şeyin üretim sürecine katılan emekçilerin elinde birikmesidir. Yaşamı oluşturan bütün değerler dedim... Tek yönlü mantığın (Aristo) tek yönlü yorumcuları hemen sırf mallardan dem vuracaklar. Malların paylaşımı başat öge olacak. Biz burada, üretilirken özüne emek harcanan bütün değerlerden bahsediyoruz . Yoksa sosyalizmi üretenler tarafından paylaşılan mallar bütünü olarak görmek ve göstermek sosyalist anlayışa vurulmuş en alçakça darbedir. Söz gelimi evvelde özüne en çok değer harcanan emek aşktır diye düşünüyorum. Bu değerlerin içinde kültürel ve sosyal değerler de var. Örneğin sanat diyelim: Kristalize emek ürünüdür. Ve toplumsal paylaşımın en başat değeridir. Söz gelimi, yaşamın özünü ifade etmek istiyorsak dil dediğimiz sosyalleşmiş insanın en büyük aracına sahip olmamız gerekiyor. Ev, ekmek, araba, ayakkabı, yol, hastane, okul gibi yaşam enstrümanları ne kadar toplumsal kullanıma açılmalıysa, sanatsal, sosyal ve kültürel değerler de paylaşılmalıdır. Mesela din üretilmiş bir değerdir ve toplumu oluşturan bütün katmanlar tarafından paylaşılması gerekir. Ama din gibi, üretilirken uğruna milyonlarca insanın ölüme gitmesini gerektiren şeyin gerçekten bir ürün değeri var mı yok mu bilmezsek, ÖDP’nin çiçeği burnunda genel başkancığı gibi “Türkiye toplumunun inanç ve değerler bütünü var. Anamız, babamız, komşumuz sınıf ilişkileri içinde aslında solda duruyorlar” gibi saçma sapan bir bileşime varırız. Bre kardeş, bu saydığın unsurları açıkça tekrarlayalım, ki o zaman Aristocu kafan belki alır. Yani komşumuz, anamız, babamız emekçidirler ama solcu değildirler. Olsalar görürdük! Ama sen şunu yapmak istiyorsun: “Gel Müslüman kardeş! Gel Hıristiyan kardeşim! Gel Hindu, Vişnu! Gel Alevi, Sünni, Ermeni, Rum kardeşim! Seninle benim sosyalizmimiz diyeceğimiz bir düzen kuralım. Ondan sonra sana dinin afyon olduğunu anlatırım. Yedin yedin... Yemezsen, kör talih bizi gerçek anarşistlerden korusun!” mu diyeceksin? Hayır ağam, kimseyi kandırarak sosyalizmi kuramazsın. Bak Sivas yangınının üzerinden 16 yıl geçti. Biz solcular hala o yangının Anadolu Alevilerini yakmak için değil, Anadolu Alevileri devrimcilerin yanında yer aldığı için çıkardılar gerçeğini anlatamadık. Anadolu Alevileri Arap Şiiliği gibi Mavera’ya hizmetten başka bir amaçla yan yana gelmeselerdi, açıkcası Anadolu Aleviliğinin devrimcilikle hiçbir ilişkisi olmasaydı onları yakan sürü Madımak’ın kapısında Aziz Nesin’e kurban keserdi. Gel sevgili İmam! Bu güzelim cahil-cühela halka, geleceğin güzel dünyasında aldatmaca olmayacağını anlatalım. Sevgi, aşk, sanat, kültür başta olmak üzere bütün değerlerin paylaşılacağını; hurafenin, şarlatanlığın, din gericiliğinin, mezhep yaygarasının toplumsal yapının tekerleğinde çivi olduğunu anlatalım. Kapitalist sistemin çalışanların değil çalanların sistemi olduğunu, başta din olmak üzere mezhepçilik, ırkçılık, artı değer sömürüsü gibi günümüz dünyası çıbanlarının sosyalist vücutta yer almayacağını anlatalım. Belki başta (ki bu birkaç kuşağın harcanması anlamına gelebilir) bizi dışlayanlar çoğunlukta olabilir. Ama öyle inanıyorum ki şunu söylemek zor geliyor sana: BEN YANMASAM.... Yaşasın halkların kardeşliği!
|