06.07.2009/Sayı:243
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Serap Yeşiltuna

Huzurunuzu bozan
kıyafet değil Cumhuriyet!

Yeni tartışmamız okullarda kıyafet serbestliği

Yıllardır dönem dönem gündeme gelen tartışmalardan biri okullarda serbest kıyafet uygulamasıdır. Bunu özellikle cumhuriyetle sorunu olan “özgürlükçü” çevreler gündeme getirerek, “çocuklarımızın asker gibi yetişmesini istemiyoruz, tek tip kıyafet sıradanlaştırır” naralarıyla, fırsatını bulmuşken Atatürk dönemi uygulamalarına saldırırlar. Bu seferki girişimin mimarı da Türkiye’nin ilk kadın Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu!

“Başörtülüler bir güruh veya bir partinin tabanı değiller. Bu Türkiye’nin ortak sorunu. Bir tek bizim sorunumuzmuş gibi tarafımızdan sahiplenilmesi meseleyi şahsileştiriyor, toplumun cepheleşmesine yol açıyor. Burada yaygın bir insan hakları ihlali söz konusu.” diyen ve türbanın önde giden savunucularından biri olan, okullarda her sabah söylenen “Andımızın” da kaldırılmasının tartışılabileceğini söyleyen bir “özgürlükçü”.

Okullarda serbest kıyafet uygulamasının bahanesi ise “öğrencilerimizin kendilerini rahat hissedebileceği kıyafetler içinde aktif bireyler olarak yetişmesi.” Belki tamamen serbest kıyafet uygulamasına da geçilmeyeceği, daha farklı kıyafetlerle, örneğin kız öğrencilere pantolon serbestliğiyle, bu konunun halledileceği mesajı veriliyor.

Bu işin özgürlük kokan tarafı. Ancak meselenin altında çok daha ideolojik bir AKP uyanıklığı yatıyor. Bunların sorunu öncelikle cumhuriyet okullarıyla. Siyah önlüklü ve her sabah andımızı okuyarak kendini “Türk varlığına armağan ederek” yetişen cumhuriyet nesliyle sorunu olan AKP iktidarı elindeki tüm imkanları kullanarak bu neslin kökünü kurutmaya çalışıyor. Mavi ya da siyah önlük, okullardaki tek tip kıyafet uygulaması, cumhuriyetin “sınıfsız ve kaynaşmış toplum” ülküsünün en önemli simgelerinden birisidir. Daha ilkokul çağlarındaki bir çocuğa eşitliği öğreten, kollektif yaşamı ve paylaşımı hatırlatan bir cumhuriyet projesidir. Bu kıyafet bir dağ köyünde de aynıdır, büyük şehirlerin merkezindeki bir ilköğretim okulunda da. Bunu giyen çocuk da kendini “huzursuz” ya da “mutsuz” hissetmez. Hissediyorsa da bunun giydiği formayla, önlükle bir ilgisi yoktur. Hele hele bu fikrin türban gibi çok rahatsız bir “forma”nın giyilmesini savunanlar tarafından dile getirilmesi oldukça komik kaçmaktadır.

Tek tip kıyafet uygulamasını değiştirmek istiyorlar çünkü öğrencilerin ruh halinden değil Atatürk döneminin her türlü halkçı uygulamasından rahatsızlık duyuyorlar.

Türk çocuklarının robot gibi yetiştirilmesini biz değil onlar istiyor

Biz siyah önlük giyerek her sabah andımızı okuyarak yetişmiş bir nesiliz ve bu önlükleri giyerek ne kendimizi robot gibi hissettik ne sıradan ne de tek tip. Bu önlükleri giyerek büyüyen yüzlerce aydın da böyle yetişti bu ülkede. Cumhuriyetin hedefi insanları birey yapmak değil, bu bireyciliğe, bireyleşmeye karşı kollektif bir ruh yaratmaktı. Engin Ardıç gibi Galatasaray lisesinde “üniforma” giymeden okumuş “bireyler” için de zaten her zaman bir alternatif olmuştu ve ne yazık ki bu “bireylerin” halkı zehirlemelerine izin verecek mekanizmalar da bir yerler de yaşamaya devam etti. Şimdi bu mekanizmaları daha da güçlendirmeye çalışıyorlar.

Engin Ardıç, tek tip kıyafet uygulamasının kalkmasını bir devrim olarak niteliyor, “nasıl askerin sivil mahkemelerde yargılanması bir devrimse bu da bir devrimdir” diyerek. Bu da tek tip kıyafetten rahatsızlık duyanların daha nelerden rahatsızlık duyduğunun ve duyacağının en büyük göstergesi.

Aynı zihniyet “Andımız”ın da bir an önce kaldırılmasını istiyor örneğin! Andımız Atatürk’e verilmiş bir sözdür, bir yemindir, öncelikle bundan rahatsızlık duyuyorlar. “Türk’üm” diyerek başlıyor, bundan rahatsızlık duyuyorlar, “varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyerek bitiyor, bundan da rahatsızlık duyuyorlar. İddia ettikleri gibi seçilmiş bir çocuk tarafından değil her sabah farklı bir çocuk tarafından okutulan “Andımız” sadece bir söz verme değil, “yurdunu ve milletini kendinden çok sevme”ye dair devrimci bir tavırdır aynı zamanda, bundan rahatsızlık duyuyorlar.

Tam tersine, Türk çocuğunun bir robot gibi, bir ot gibi yetişmesini isteyen onlar. Vatan ve millet sevgisinden soyutlanmış, Atasına sırtını dönmüş, sorgulayan ya da düşünen değil, sadece kendini düşünen ruhsuz bireyler yetiştirmek istiyorlar.

Serbest kıyafetle türban ilkokullara kadar girecek

Serbest kıyafet uygulamasının son durağı ise ilköğretim okullarında bile serbest türban uygulamasından başka bir şey olmayacak. Özgür ve rahat çocuklar değil, türbana hapsedilerek ilkokula gönderilen paketlenmiş çocuklar yaratmak istiyorlar. Bakın, hemen “serbest kıyafet olmasa bile kız çocuklar için pantolon uygulaması” demeye başladılar. Bir dönem pantolon belki çağdaşlığın simgesiydi kadınlar için ancak AKP iktidarıyla bile eteklerimizden rahatsız olan yobaz kafanın ilk sığındığı durak oldu. Çünkü bunlar küçücük kız çocuklarının uçuşan eteklerinden bile huzursuzluk duyacak kadar sapık bir zihniyetin ürünü ve felsefe olarak şalvarı hatırlatan pantolon-eteği bile bu nedenle gündeme getiriyorlar. Serbest kıyafetin son durağı serbest türbandır. Önlüklerimizi kaldırarak önce cumhuriyetten, Atatürk’ten sınıfsız kaynaşmış toplumdan intikamlarını alacaklar, sonra da o çok eleştirdikleri tornadan çıkmış önlüklü çocukların yerine tornadan çıkmış türbanlı çocukları koyacaklar. Çok merak ediyoruz sonra bu çocuklar neyi sorgulayacak, neyi tartışacak, neyi düşünüp neyi araştıracak!


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: