Şimdi de sıra Ruhban Okulu’nda
Geçtiğimiz haftanın sıcak gündem maddelerinden biri de Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması ile ilgili AKP tarafından yapılan çıkışlardı. AKP hükümetinin üç bakanı birer gün arayla ortaya çıkarak Ruhban Okulu’nun açılacağı yönünde kesin beyanatlar verdiler. Üstelik bu bakanlardan biri Kültür Bakanı, bir diğeri Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi ve sonuncusu da Milli Eğitim Bakanı olunca işin rengi değişti. AKP’nin yeni bir ihanet icraatına daha imza atma hazırlığında olduğu yönündeki kanılar da güçlenmiş oldu.
Konu ile ilgili ilk açıklama Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan geldi. Geçtiğimiz hafta Güneydoğu’ya giderek AKP’nin Kürt açılımına katkıda bulunan ve AKP ile DTP arasında arabuluculuğa soyunan Günay, hızını alamamış olacak ki, açılımlara Ruhban Okulu ile devam etti.
Posta gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik’in, Kanal 24’te yayımlanan ‘Hafta Sonu Moderatörü’ programına katılan Günay, şöyle konuştu:
“Hem kişisel hem de edindiğim genel eğilim, okulun açılacağı yönünde. Şu andaki üniversite sistemine uymuyor ama başka bir formül bulunacak, siyasi bir sorun yok. Çalışmalar teknik seviyede devam ediyor. Türkiye’de birtakım Ortodoks dini kurumların yönetiminde, başka ülkede eğitim görenler mi bizim ülkemizde eğitim görenler mi görevlendirilsin? Bence, bizim ülkemizde eğitilenler daha akla yatkın.”
Ertuğrul Günay’ın ardından ise sazı Egemen Bağış aldı. Bağış konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’deki Ortodoks cemaati vergi ödeyen, ordumuzda hizmet eden ve bu ülkeye katkıları olan Türk vatandaşlarından oluşmaktadır. Eğer din adamlarına gereksinimleri varsa, bu din adamlarını eğitmelerine yardımcı olmalıyız.” şeklinde konuştu.
Son sözü ise Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu söyledi. Çubukçu yaptığı açıklamada hükümet olarak henüz bir karar vermediklerini ifade etti. Ancak bununla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarından Ruhban Okulu ile ilgili bir rapor hazırlamaları istendi. Söz konusu rapor, Ruhban Okulu’nun hangi statüde açılabileceğine ilişkin olacak.
Raporda iki ayrı seçenek üzerinde duruluyor. Ruhban Okulu’nun lise kısmının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel din lisesi statüsünde açılması, yüksek okul bölümünün de YÖK’e bağlı olması. Her ikisi için de yasal değişiklik gerekiyor.
Bir başka formül ise Ruhban Okulu’nun bir vakıf bünyesinde açılması. Raporda Ruhban Okulu’nun geçmişte de Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı olduğu hatırlatıldı. Anayasa Mahkemesi’nin yüksek okul olduğu için bunu iptal ettiği bilgisine yer verildi.
Bu nedenle yeniden “Milli Eğitim’e bağlı açılması imkansız” denildi. Rapora göre Ruhban Okulu’nun ancak lise kısmı Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olabilir. Bunun için de din lisesi formülü geliştirildi. Ancak Özel Öğretim Kanunu’nun değişmesi gerekiyor, çünkü bu kanunda “dini ve askeri okul açılamaz” hükmü var. Yasa değiştirilerek Ruhban Okulu’na bir çeşit İmam Hatip Lisesi statüsü verilecek. Anlayacağınız İmam Hatiplerden sonra bir de başımıza Hıristiyan İmam Hatip’ini çıkaracaklar.
Hatırlarsanız Obama Efendi Türkiye’ye geldiğinde ilettiği taleplerden biri de Ruhban Okulu’nun açılmasıydı. Obama ister de Tayyip ve tayfası yapmaz mı? Sadece uygun zamanı kolluyorlar. Şimdilerde takıldıkları tek konu ise açılacak okulun statüsü. Statü belirlenir belirlenmez okulu açacaklar. Hem belki bakarsınız Tayyip açılışta kurdeleyi Bartholomeos’la birlikte keser. Bununla da kalmlaz Bartholomeos’a Ekümeniklik ünvanını da verir olur biter. Bunların ağa babaları Fethullah yıllar önce Dinlerarası diyalog ayağına Papa ile el ele pozlar vermemişler miydi? Bunlar da Bartholomeos’la verirler.
Kurtuluş Savaşı öncesi döneme Mütareke Devri denir. O devirde İstanbul Hükümeti’nin binbir türlü ihanetine Türk milleti şahit olmuştu. Şimdi ise devir müzakere devri. Türk milleti yine binbir türlü ihanete şahit olmakta.
|