06.07.2009/Sayı:243
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Kaya Ataberk

ÖDP: Kürtçülükten dinciliğe

ÖDPÖDP’de yeni dönem mi?

ÖDP son kongre sürecine kadar aylarca toz duman içinde kaldı. Ufuk Uras’ın DTP-PKK oylarıyla milletvekili olmasıyla başlayan süreç son bir yıldır tam bir kaos ortamı yaratmıştı. ÖDP’nin komprador sol çizgisinde bile kendisini dizginleyemeyen Ufuk Uras’ın AKP’den daha AKP’ci tavrı Birgün tayfasının bile midesini bulandıracak kadar cesurdu…

Ergenekon operasyonunun geldiği nokta artık ÖDP’nin de kendi kendisini kolayca ikna edemeyeceği bir boyuttaydı. Bir kısım ÖDP’li “acaba şu AKP’yi destekleme işini fazla mı kaçırdık” sorusunu kendisine sormak zorunda kalmıştı. AKP operasyonunun Ordu ve milliyetçiliğe düşmanlıkla sınırlı kalmayacağı ortaya çıkmıştı. Çok liberal ve özgürlükçü ÖDP’lilerimiz bile artık sıranın kendilerine gelebileceği endişesini duymaya başlamışlardı. Ufuk ise bir türlü hızını alamıyordu. Belli konularda verdiği soru önergeleriyle ve yorulmaz çalışkanlığıyla(!) Tayyip’in bile yetişemeyeceği bir hıza erişiyor, Ergenekon savcısının bile gözlerini yaşartıyordu.

Bu durumu fırsat bilen ÖDP içindeki Dev-Yol kılıç artıkları, Ufuk ve ekibini tasfiye etmeye karar verdiler. Bilindiği gibi sürecin sonunda Ufuk Uras partiden ayrıldı. Şimdi yeni bir parti kuruluşunun çalışmaları içinde. Ne diyelim hayırlı olsun. Artık Fethullah’ın da bir sol partisi olacak demek ki. Ufuk Uras’ın ardından genel başkanlığı bir süre Hayri Kozanoğlu idare etti. Sonra da yine Dev-Yol ekibinden Alper Taş’a bırakarak çekildi. Artık ÖDP’liler kendilerini sol tabana affettirmek ve AKP’lilik-PKK’lılık imajının üstünü biraz da olsa kapatmak derdindeler. Artık ÖDP’nin daha sol bir parti olduğunun ve bundan sonra sosyalist politika izleyeceklerinin propagandasını yapmaya başladılar bile.

Temel sorunun bu olmadığını biliyoruz. ÖDP’liler meseleyi basit bir sosyalist-sosyal demokrat ayrışması olarak sunmaya çalışıyorlar. Fakat Ufuk’tan geriye kalan ÖDP’lilerin de liberallikte ondan arta kalan yanları yok. Bu konuyu da ayrıca tartışacağız. Ama önce “ÖDP’de gerçekten değişen bir şey var mı?” ya da “ÖDP’nin doğru bir sol çizgiye gelme imkanı var mı?” sorularını sormalıyız. Bu soruyu doğru cevaplandırmak da ÖDP’nin geçmişini ve bugününü birlikte değerlendirmekten geçiyor…

Türbancılık ve Kürtçülükten, Ufuk’un faşist “sol”una

ÖDP, 1994’te kurulmuştu ve ilk andan itibaren de sermaye basınının gözbebeği olmuştu. 70’li yılların devrimci, Ulusal Kurtuluşçu solcularının, bağımsız Türkiye ve sosyalizm uğruna tereddüt etmeden ölüme giden militanlarının yerine sol adına “inadına aşk” masalları anlatan bir bohem güruhu görmek düzenin o kadar hoşuna gitmişti ki… Karşımızda 68’li yılların iki temel dayanağı olan antiemperyalizmden ve antikapitalizmden bilfiil kopmuş bir “solculuk” yeşertiliyordu. “Emperyalizme ve kapitalizme karşı çıkmayan sol mu olur?” demeyin. İşte ÖDP bunu başarmıştı.

Avrupa solu neo-liberal dalgaya kendisini bıraktığında ilk iş olarak bünyesinden sınıf kavramını çıkarmıştı. ÖDP ve benzerleri ise aynı tipin ezilen ülkelerdeki karikatürü oldukları için ulusu ve antiemperyalizmi de dışladılar. Avrupa solu eski Marksizmin bir karikatürüydü, ÖDP ise karikatürün de karikatürü oldu.

Sınıfın ve ulusun yerini “öteki” ve “mağdur” gibi belirsiz kavramlar alıyordu. Böylece ortaya ötekiyi ve mağduru savunmak adına Şeriatçılarla ve etnik faşistlerle dayanışan bir “sol” çıktı. Sağın en koyusuyla hep bir arada olan bu anlayış Şeriatçılarla ve MHP’lilerle beraber türban eylemlerinde PKK’lılarla beraber de Apo mitinglerinde boy göstermekten çekinmiyordu! Özgürlükçü sosyalizm söylemi ise geçmişteki tüm sosyalizm deneyimleriyle, başta Atatürk’ün mücadelesi olmak üzere tüm ulusal kurtuluşçulukları totaliterlikle suçlayarak düşman ilan etmişti. Bu nedenle de Atatürk’e ve Atatürkçülere yapılan fikirsel ya da fiziksel tüm saldırılarda karşı cephede yer aldılar. Ufuk Uras’ın son dönemindeyse bu çizgi doğal sonuçlarına ulaştı. Artık AKP faşizme doğru giderken, ÖDP de Ufuk’la beraber AKP’nin yakın destekçisi “faşist sol”a dönüştü. Ufuk’un geldiği nokta hiç de şaşırtıcı değildi aslında. ÖDP’nin on beş yılının gelip varacağı yer ancak bu olabilirdi.

Ufuk’un ardından “artık arındık” diyen ÖDP’lilerin pek de değişmedikleri yeni genel başkanları Alper Taş’ın açıklamalarıyla ortaya çıktı.

Hızlı solcu mu Jet İmam mı?

ÖDP’nin yeni genel başkanı Alper Taş bilindiği gibi bir İmam-Hatip mezunu. Doğrusu bu bizi çok da ilgilendirmezdi ama bunu bizzat kendisi o kadar çok vurguladı ki, Tayyip ve Gül gibi imamlara özendiğinden şüphemiz kalmadı. ÖDP’liler Şeriatçı imam-hatiplilerin yükselişinden anlaşılan çok etkilenmişler. Fakat o da ne? ÖDP’lilerin Ufuk’un yerine seçtikleri genel başkan onların iddia ettiği gibi hızlı solcu değil de “jet imam” çıkmasın mı? Gerçekten de Alper Taş’ın yaptığı müthiş açıklamaların ardından kendisini başka şekilde tanımlamak mümkün olmuyor… “Jet İmam” Alper; ÖDP’nin artık halka İslam’la yaklaşacağını açıklamış: “Din, toplum ve sosyalizmi masaya yatıracağız. Türkiye toplumunun inanç ve değerler bütünü var. Halkımız, anamız, babamız, komşumuz sınıf ilişkileri içinde aslında solda duruyor ama siyasi tercihini inançlarından dolayı sağdan yana kullanıyor.”

Yani neymiş? Halk aslında sola oy verecekmiş de dine inandığı için sağa oy veriyormuş! Öyle bir açıklama ki neresinden tutsak elimizde kalıyor… Her şeyden önce Alper Taş, solun dinsizliği üzerine yıllardır yapılan sağcı ucuz propagandanın bir tekrarını yapıyor. Bu anlayışın daha güzide örneklerini görmek isteyenler Vakit gazetesinin herhangi bir sayısına bakabilirler.

Doğrudur; halkın üzerinde Şeriatçı bir baskı var. Fakat bu halkın dine inandığı için sola karşı olduğunu mu gösterir? Mesela, Venezüella’da halk acaba bir anda Katolik olmaktan vazgeçti de öyle mi solcu Chavez’e oy verdi? Halk gayet normal bir şekilde kendi çıkarlarını savunan antiemperyalist Chavez’in arkasında yer almıştı. Aynı şekilde bizim Kurtuluş Savaşımızda Türk halkı dini inancından bağımsız olarak yine antiemperyalist, sol güçlerin yanında konumlanmıştı.

Şimdi ÖDP’ye soralım: Siz bir kez olsun bu halkın çıkarlarına dönük bir sol politika izlediniz mi de halk sizin yanınızda yer almadı? Eğer Alper Taş, sözlerini yıllardır uyguladıkları Şeriatçılara destek politikasının özeleştirisine vardırsaydı gene anlayacaktık. Sonuçta dinsellik halkın özgür düşüncesini kısıtlamaktadır. Ama bizim “Jet İmam”ın niyeti başka…

Ona kalırsa yapılması gereken şey solun da dinciliğe oynaması. Bu da CHP’nin çarşaf açılımının ÖDP’de de aynen tekrarından başka bir şey değil…

Yıllardır Şeriatçıları demokrasi ve özgürlük adına aklayan ÖDP, demek ki artık kendi Şeriatçılığını yaratacak. Tebrik ediyoruz! Her şey olacağına varır.

Ergenekon operasyonu, PKK ve ÖDP’nin konumu

ÖDP’deki ayrılığın Ergenekon operasyonu karşısındaki tavır tartışmaları ve Ufuk Uras’ın sınırsız Kürtçülüğü olduğu söyleniyor. Bu durum bazı sol kesimler tarafından ÖDP’nin biraz da olsa doğru noktaya kaydığı olarak yorumlandı. Fakat Alper Taş’ın bu konulardaki açıklamaları aslında bu meselelerde de ÖDP’nin konumunun çok değişmediğinin kanıtı oldu.

28 Şubat sürecinde ÖDP; “ne takke ne postal” sloganıyla orta yolculuk izlenimi verirken aslında sağcıların ve Şeriatçıların yanında konumlanmıştı. Bugün de Alper Taş bu yaklaşımı bir övünç kaynağı olarak hatırlatıyor. Bunun ardından da sadece siyaseten yanlış olmayıp aynı zamanda duyanların mantık kavramını zedeleyen açıklamalarda bulundu. Bu akıllara zarar açıklamalarda bakın ne dedi?

“28 Şubat’ı gerçekleştirenlerle Ergenekon operasyonunu yürütenler aynı kişiler. Ergenekon konusunda tereddütlü görünmemizin nedeni iktidar güçleri arasındaki çarpışmada taraf olarak görünmek istemememizdir.”

Gene nereden başlayacağımızı bilemiyoruz… Adama sorarlar; “madem iki olayı da aynı güçler yönetiyor bugün neden tüm 28 Şubat aktörleri Ergenekon operasyonuna teker teker dahil ediliyor” diye… Ters bir mantıkla da bugünkü AKP’lilerin tümü 28 Şubat döneminde iktidardan olan Milli Görüş’ün adamlarıydı. Hatta 28 Şubat’ın ardından, Tayyip hapse bile girmişti. Hem madem iktidar güçleri arasında bir kavga olduğunu kabul ediyorsun, nasıl oluyor da iki sürecin de yürütücüleri aynı kesimler oluyor? Kendi kendini döven boksörler mi var karşımızda? Bu akıl yürütmelerin sonu gelmeyecek… Ancak şurası da kesin ki insan faşizmi aklamak için ne kadar uğraşırsa onun akıl dışılığına da kendisini o kadar kaptırıyor demek ki… Diğer taraftan da ÖDP’nin Kürtçülüğünden hiçbir şey kaybetmediğini de yine Taş’ın açıklamalarından izledik: “Kürt hareketi ile eleştirel bir dayanışma içinde olmak istiyoruz. Kendini Kürt hareketinin gündemiyle sınırlayan hareketlerin genişlemeyeceğini düşünüyoruz.” Bu kadar mı? Evet, sadece bu kadar… Eleştireceklermiş ama dayanışma da sürecekmiş. Apo da zaman zaman PKK’yı İmralı’dan eleştiriyor hatta fırçalıyor. Güldürmeyin bizi… Bir kere çıkıp “PKK teröristtir, ABD emperyalizminin ajan ordusudur.” diyebilir misiniz?

Tabii ki diyemezsiniz. O zaman Ufak Uras’a neden kızıyorsunuz? O sizler kadar utangaç olmadığı için mi?

ÖDP yolu açmasaydı Taraf çizgisi çıkabilir miydi?

Bugün Türkiye’de kendisinin sol olduğunu iddia eden ama açık olarak, hiç çekinmeden, utanmadan sıkılmadan AKP’nin yanında duran, PKK’yı koşulsuz destekleyen bir çizgi var. Özellikle Taraf gazetesi çevresinde şekillenen bu akımın bir temsilcisi de Ufuk Uras. Ufuk birebir ÖDP’nin içinden çıktı geldi, Taraf da yine aynı çevrelerden. E, ne diyelim, boynuz kulağı geçermiş. Bu şekilde Taraf da Uras da ÖDP’yi aştı. Kabına sığmadı ve taştı. Burada ÖDP’lilere yeniden soralım: Eğer siz sınıfsal ve ulusal zeminini yitirmiş bir solun önünü açmasaydınız bu adamlar bu noktalara varabilir miydi? Hiç sanmıyoruz.

Türkiye’de solun bu acıklı duruma düşmesi elbette bir anda olmadı. Önce Deniz’ler, Mahir’ler ortadan kaldırıldı, ardından onların fikirleri unutturuldu. Kendi kökenlerine düşman ihanet fraksiyonları böyle doğdu.

90’lı yıllarda hâlâ sola yön vermeye çalışan Uğur Mumcu da aynı emperyalist uşakları tarafından şehit edildi. Uğur Mumcu’nun ölümünün ardından artık ÖDP ve benzerleri “sol” adına konuşacaktı. “Sol” PKK’lılaşacak, ardından da tamamen Kürt-İslam faşizmine teslim olacaktı. Bugün ne ÖDP ne CHP ne de diğerleri Kürtçülüğün ve Şeriatçılığın karşısında konumlanıyor. Hepsi de Kürt-İslam dairesinin içinde. Evet, yolu siz açtınız. Günahı, vebali boynunuzda…

Atatürkçü sosyalizm kazanacak

Peki, son olarak tüm bu yanlışlarla sosyalist ya da solcu kalınabilir mi? Evet, antiemperyalist olamayanın solcu da olamayacağı kesin. Fakat aynı zamanda bu sakat zeminde biçimsel bir sol söylemin ya da antikapitalizmin de korunmayacağı açık.Günümüzde başta Latin Amerika’nın sosyalist ülkeleri olmak üzere tüm halkçı rejimler devletçiliği yöntem olarak benimsediler. Uygulamalar o derece Atatürk’ün politikalarına benziyor ki bu rejimleri neo-Kemalist olarak adlandırmak da mümkün. Ama iş devletçiliğe gelince bakın ÖDP’li Alper Taş’ın Kemalizm düşmanlığı nasıl ağır basıyor: “Devletçilik, özelleştirmecilik ve piyasacılık dışında bir kamusallık anlayışını ele alacağız.”

Sanki devletçi olmayan anarşizan bir kamusallık varmış gibi yapılan bu açıklama Alper Taş’ın ağzından dökülen inciler arasında bizim andığımız son inci olsun… Bu kadar uçukluk karşısında fikir mücadelesi vermek de ayrı bir sorun. Ama ne yaparsınız bu adamlar hâlâ çıkıp sol adına ahkam kesebiliyorlar Türkiye’de. Fikir olarak bittiler. Artık yakında hareket olarak da bitecekler.

Kısacası ÖDP cephesinde yeni bir şey yok…

Ha Ufuklu sağcılık, ha Ufuksuz sağcılık…

Ha Ufuklu Kürtçülük, ha Ufuksuz…

Onlar istedikleri kadar Atatürkçülükle mücadele etmeye devam etsinler. Mazlum ulusların sosyalizmi, Atatürkçülükle, Bolivarcılıkla yükselecek.

Ulusuyla kavgalı olan solcu olamaz.

Kendi Ulusal Kurtuluş lideriyle kavgalı olan sol hiç olamaz.

Olsa olsa bunlar gibi akıl mantık fukarası “faşist sol” olabilir.

Hiç şüphemiz olmasın.

Atatürkçü sosyalizm kazanacak.


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: