06.07.2009/Sayı:243
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Hüseyin Adıgüzel

Hadi darbecilik oynayalım

Varsa yoksa darbe ve darbeciler

Ortalık yine toz duman, göz gözü görmüyor… Malum, kurtlar dumanlı havayı sever. Yani, tozu dumana katanlar, kurtlara müsait zemin hazırlamakla meşguller. Her gün yeni bir darbe haberi, her gün yeni bir darbeciler yakalandı haberi… Bu ülkenin başka bir derdi yok. Varsa yoksa darbe, yat darbe, kalk darbe. Gözünü yum darbe, gözünü aç darbe. Çocukluğumuzda oynadığımız körebe oyunu gibi bir şey. Birileri körebe olmuş, durmadan darbeci arıyorlar. Ellerini deydirip “ebesin dedikleri” herkes darbeci. Bıktık artık, gerçekten bıktık bu darbe sözlerinden…

Geçen gün kısa bir gezintiye çıkmıştım. Sokakta kimsecikler yoktu. Ortalık alabildiğine sessiz ve sakindi. Korkutucu bir sessizlik hakim olmuştu caddelere, sokaklara. Parkın içinde, ağaçların altında gölgeyi bulmuş, oyun oynamaya hazırlanan çocuklardan biri yüksek sesle “hadi darbecilik oynayalım!” diye bağırmaz mı? O anda gülsem mi, ağlasam mı diye düşündüm. Artık çocuklar bile darbecilik oynamaya başlamışlar. Vah Türkiyem vah!

Şu anda hükümetin ve yandaşlarının, liboş entelektüellerin, AB’cilerin, ABD yandaşlarının, Kürt-İslam Şeriatçılarının, yandaş medyanın, tek beslenme kaynakları darbe, darbe hazırlıkları…

Ülkenin hiçbir derdi onları ilgilendirmiyor. İşsizlik rekor kırıyormuş, fabrikalar birbiri arkasına kapanıyormuş, insanlar karınlarını doyurabilmek için hırsızlık yapıyorlarmış, ülke tam bir kaosa doğru sürükleniyormuş, iktidar sınırların temizlenmesini İsrail firmalarına peşkeş çekiyormuş, tam bir faşizm uygulamasına geçmek için yeni bir “Güvenlik Müsteşarlığı Yasası” hazırlıyormuş, hiçbirinin ama hiçbirinin umurunda bile değil. Varsa, yoksa darbe ve darbeciler…

Kürt sorununu(!) çözecek tarihi fırsat bile unutuldu, terör ülkenin gündeminden çıktı, Ermenistan sınırının açılması bir kenara itildi, Heybeliada ruhban okulunun açılması konusunun üstü örtüldü ve herkes, darbeye ve darbecilere odaklandırıldı. Yoksa, bu darbe çığlıkları altında, bu gibi milli sorunları oldu bittiye getirmeyi mi planlıyorlar? Olmaz falan demeyin, bu görüntüler, bu ülkede her şeyin olabileceğinin kesin kanıtları değil mi?

Yedi senedir iktidarda olan bir partiye darbe yapılacak olsaydı, şimdiye kadar en az yedi defa yapılırdı. Bu kurumun başındaki Genel Kurmay Başkanı en az yüz defa, böyle yasadışı herhangi bir olaya asla izin vermeyeceklerini, açık olarak söyledi. Herkese teminat verdi. Söylemeye de devam ediyor.

Buna rağmen bu darbe ve darbeci çığlıklarının anlamı nedir?

Yoksa bunlar, zorla darbe yaptırmak mı istiyorlar?

Ya da, bu darbe çığlıkları ile, işsizlikten, evine ekmek götürememekten, geçinememekten atılan çığlıkların üstünü kapatmak mı istiyorlar?

Nedir bunların anlamı?

Çıkıp birilerinin bunları, darbe sözünü ağzına almadan millete açıklaması gerekiyor. Ama, onlar bunu yapacaklarına, ortaya çıkan yeni söylentilerle ilgili “suç duyurusu”nda bulunmayı yeğliyorlar. Milletin aklını, Genel Kurmay Başkanı’nın açıklamalarına rağmen karıştırmaya devam ediyorlar. Anlaşılıyor ki, Genel Kurmay Başkanlığı’nın açıklamaları bu beyler için yeterli değil. O’na inanmıyorlar.

Daha ne yapması gerekiyor Genel Kurmay Başkanının?

Önlerinde diz çöküp biat etmesini mi bekliyorlar?

Fethullahçı komplo mu?

Ortaya çıkarılan darbe planı ile ilgili söylentiler inanılmaz boyutlarda. Fethullahçıların internet sitesi olan “yurt” adlı sitede Fethullah Gülen’in bir açıklaması yayınlandı. Yandaşlarına seslenen hoca efendi, “sakın silah bulundurmayın, sakın silahla dolaşmayın” şeklinde öğütler veriyor. Ve ilginç üç-beş gün sonra Taraf gazetesinde “Fethullahçılar silahla yakalanacaklar” diye bu darbenin hazırlığı olarak yayınlanan planın bir parçası veriliyor.

Aklınıza bir şeyler geliyor mu? Önce uyarı yapılıyor ve arkasından da “müthiş plan” adı altında Fethullahçıların silahla yakalanacakları haberi veriliyor. Aklıma geleni söylemek istemiyorum, çünkü kanıtlayamam, ama, sizler ne demek istediğimi anlarsınız değil mi?

Bu yayınlanan belgenin daha gerçek mi, sahte mi olduğu bile anlaşılmamış iken, bir bardak suda fırtına koparmanın alemi nedir? Nedir bu kadar onları telaşlandıran? Bu konuda tek bir şey söylemek istiyorum; bu, ülkemizi istedikleri şekle getirmek ve istedikleri çerçeveye oturtmak isteyenlerin yerli işbirlikçiler ile düzenledikleri büyük oyunun küçük bir parçasıdır. Ülkemizin bölünmesi, parçalara ayrılması, Sevr’in hortlatılması, devletimizin küçültülmesi olarak amaçlanan oyunun, şimdilerde uygulanan parçalarıdır tüm bunlar. Sonrası da “geldiğiniz yere geri dönün” olacaktır.

Dikkat ediniz tüm ülke, medyası, yazılı ve görsel basını, entelektüelleri, yazarı, çizeri, sanatçısı, devlet adamı, iş adamı, sıradan insanı, artık sadece darbe ve darbecileri konuşuyor. Çocuklar bile sokaklarda darbecilik oynuyor.

Tam bir cinnete sürüklenmiş, akıntıya kendimizi kaptırmış bir felakete doğru gidiyoruz. Herkes, başta hükümet olarak sorumluların tümü, ülkenin sorunlarını bir kenara koymuşlar, darbelerin nasıl hazırlandığını, nasıl uygulandığını, nasıl önlenebileceğini anlatmakla uğraşıyorlar. Tele­vizyon kanallarında bu konuda, adeta millete ders veriyorlar. Darbe ve darbecilerle, bu sıcaklarda “oynatmamıza az kaldı” diye düşünüyorum.

Bütün derdimiz bitti bir darbemiz kaldı

Geçinemeyen, ekmek bulmakta zorlanan milyonlarca insan var, ama sorumluların hiç biri maaşların azlığından, deveyi bile yutan hortumlardan, soygunlardan, suistimallerden, hırsızlıklardan, Deniz Feneri kanalıyla götürülen milyonlarca dolardan söz etmiyorlar. Bunların nasıl önleneceğini anlatmıyorlar. Darbe de darbe, illa da darbe!

Anlayacağınız, ortalık yine “Darbe” söylentileri ile toz duman oldu. Sıkıntılar, hırsızlıklar, peşkeş çekmeler, hortumlar, suistimaller, adam kayırmalar, batağa doğru giden ekonomi, Kürt ve Ermeni açılımı, ne varsa her şey unutturuldu. Herkes darbenin ve darbecilerin peşinde. Herkes haktan, gerçekten, adaletten, eşitlikten, demokrasiden başlıyor, darbe ve darbecilerle bitiriyor. Sanki, tüm bunları söylemezse darbelere karşı olmayacakmış, darbecilerle birlikte tutuklanacakmış gibi korku içinde, sözü kesinlikle darbe ve darbecilerle bitiriyor. Milletin darbe ve darbecilerle bir alışverişi yok. Milletin derdi geçim sıkıntısı. Bunun bir an önce halledilmesini bekliyor. Yeni iş olanağı, fabrikaların yeniden açılması, evine namusu ile ekmek götürebilmesi onun tek derdi. Ama, onları bile düşünmesine izin vermiyorlar. Darbe de darbe, varsa yoksa darbe!

Artık bu ülkeyi seven ve bu ülke için her türlü fedakarlığı yapabilecek insanlara, kadrolara ihtiyaç olduğu apaçık ortada. Yeni bir siyasi anlayış, yeni yüzler ve yeni bir parti. Atatürkçü, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist, ülkesine candan bağlı, kendisinden önce halkını düşünen kim varsa, buyursun gelsin. Çünkü, bu parti geliyor. Atatürkçü, antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı, her şey millet içindir diyen bir parti kuruluyor. Ben, sizler gibi düşünüyorum diyorsanız bekliyoruz.

Ülkemizin kurtuluşunun bu siyasi anlayışlarla mümkün olmadığını görüyor ve anlıyorsanız, yeni ve açık politikalarla, yeni ve genç politikacılarla, yepyeni bir siyasi oluşum geliyor. Haydi hep birlikte ileriye!


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: