İlyas Salman |
Geçen hafta konu gereği, “Herkes aşık olabilir fakat herkes devrimci olamaz” demiştim. Ağız birliği etmişçesine, Anadolu’nun bütün aşıkları saz veya söz ile, “bu olamaz” dediler, “İmkansız, herkes aşık olamaz...” Aslında bu haftanın yazısında sevgili Şener Üşümezsoy ve Gökçe Fırat’ın benim son iki yazıma atfen yazdıklarından ne anladım ya da neyi anlamak gerekli, bu yazılarda art niyet aramalı mı gibi septik kokular üzerinde duracaktım. Ama aşk deyince akan sular duruyor. Aldığım telefonlarda ve mektuplarda ya da sokakta karşılaştığım bütün insanlarda bana karşı acımayla karışık şüpheli bir bakış vardı. Çoğu açıkça, “Aşk bu kadar ucuzladı mı”, “Bu sözlerden utanç duymalısın” gibi şeyler söylediler. Gökçe Fırat’a sordum, bana Che’den alıntıyla yanıt verdi: “Bir devrimciyi harekete geçiren aşktır. Peki sen?” dedi. “Seni harekete geçiren nedir? Ya da sen aşktan ne anlıyorsun?” Birtakım kafalar, “Uhrevi aşk dünyevi aşk farklı şeylerdir. Sen hangisinden bahsediyorsun?” diyecekler. Açıklıkta her zaman yarar vardır diye düşünüyorum. Ben dindar bir adam değilim, bundan dolayı da uhrevi bir aşkla işim olmaz. Öteki dünyaya aşık olacak kadar ötekileşmedim. Dünyevi aşka gelince, birkaç kez aşık oldum. Ama sırılsıklam anlamda bir kez başıma geldi. Lise son sınıftaydım. Babam Malatya buğday pazarında hamallık yapıyordu. Bir gün okul çıkışı babamın yanına gittim. Baktım ki, ince uzun bir adamla sohbet ediyor. Adamın yanında kısa, zayıf bir kız var. Babama görünmeden eve döndüm. Babamın gelmesini bekledim. İçim kıpır kıpır, heyecan içindeyim. Babam geldi... “Vahap!” dedim, “O kız kimdi?” “Ne yapacaksın?” “Gözüm düştü...” dedim. “Ulan amcanın kızı.” dedi. “Valla Allah’ın kızı olsa fark etmez, onunla evleneceğim.” dedim. Babamla aramızda hiçbir zaman gizlimiz saklımız yoktu. Yani klasik köylü ana-baba ilişkisi yaşamadım. Her sorunumu açıklıkla anama babama anlatmışımdır. Bunun üzerine amcama sorunu açmış. Amcam, bizim köylünün taktığı ismiyle Milcan Sadık, (Hz. Ali’yi namazda öldüren İbn-i Mülcem’e bizde Milcan derler) demiş ki: “Benim tanıdığım Ellez iyi çocuktur. Ama benim he dememle olmaz. Özellikle kızın abisine soralım...” (Bana köyde Ellez derlerdi.) Abisi Ali’ye açmışlar meseleyi. “İlyas daha okulu bitirmedi. Eli ekmek tutar mı tutmaz mı belli olmaz. Sonra kızımız perişan olmasın.” demiş. Bu sözler bana ulaştı. O gün uyuyamadım. Şafağa kadar düşündüm. Oturdum, abisi Ali’ye mektup yazdım, içine de boş bir mermi kovanı koydum. Mektupta, “Ya o kız bizim eve gelin olarak gelir. Ya da bu merminin dolusu gelecek.” diye yazdım. Kız evi oturup ailece bu oğlan deli demişler, yapar mı yapar. Zaten komünistin teki. Bunun gibiler dinden imandan korkmazlar. Ya canımızdan vazgeçeceğiz ya da kızımızdan. En iyisi kızı verelim gitsin. Kızı verdiler, korktukları hiçbir şey olmadı. 36 yıldır aşkımla yaşıyorum. Sevgimin meyveleri oğlum ve kızım kocaman insanlar oldular. Benim sevgime ise giderek zam geliyor. Ama Gülser’de sevgi devam ediyor mu etmiyor mu sizlerden yardım istiyorum. Bir tenhada sorun, merak içindeyim... Şimdi ben dünyevi aşklarımdan birini anlattım. Öyle sanıyorum ki ülkeme duyduğum aşk konusunda kimsenin kuşkusu olamaz. Doğa aşkı ve özellikle emeğe aşk konusunda kendimle yarışacak insan göremiyorum. Gökçe Fırat, Che’nin sözüyle yanıtladı. “Senin otosansürsüz fikrin nedir?” dedim. Kem küm etti, odadan tüydü. Aşk konusunda ağzı yanık galiba! Ama inanın yarasını deşeceğim. Özgür Erdem, “Aşkım var ama son hali konusunda bir şey diyemem.” dedi. Bu arada TÜRKSOLU’nun emekçilerinden Yavuz çay getirdi. Ona hiç sormadım. Çünkü Germen ırkı gibi, “Bizde iş varken aşk yapılmaz.” diye yanıtlayacağından korktum. Aşk konusunda Akdeniz insanı gibi düşünmekten onur duyuyorum. Alnını Akdeniz rüzgarına vermiş kıyı çocukları gibi aşka aşık olmak hasleti var bende. Aşk imiş her ne var alemde, diyen divan şairi gibiyim. Burada şairin bir kıy’lü kâl dediği ilim, fizik-kimya gibi müspet (olumlu) ilimler değil, uhrevi ilimlerdir. Fuzuli’nin dediği gibi: Aşk derdiyle hoşem Aşk derdinden dolayı doktordan ilaç beklemiyorum. Beni aşk derdinden kurtaracak, yok olmama neden olacak zehir o dermanın içindedir. Bunu istemiyorum. Aşkın ölümü ölümden kötüdür. Karşı cinse duyduğunuz aşk, ya da memleket, doğa aşkı hangisinden dem vurursanız vurun fark etmez; AŞK ÖZGÜRLÜKTÜR VE BÜTÜN DEVRİMLERİN ANASIDIR. Aşık değilseniz aşk olsun!
|