22.06.2009/Sayı:241
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Mustafa İzberk

Roma’dan önce İtalya’daki Türkler (1)
Etrüskler

Etrüsk ülkesi
Etrüsk ülkesi

“Yunanca Tyrrhenoi/Tyrsenoi, Latince Turci/Etruski, Mısır yazıtlarında Tursha, kendi dillerinde ise Rasenna-Rasna adlarıyla anılan Etrüskler, MÖ 8. yy.da İtalya yarımadasında oluşan kültür evriminin yaratıcılarıdır.”

“Etrüsklerin, Orta İtalya’ya doğudan gelerek yerleştiklerini, MÖ 5. yy. terihçilerinden Halikarnassoslu Herodotos uzun uzadıya hikaye eder. Ona göre, Etrüsklerin anavatanı Batı Anadolu’daki Lydia bölgesidir. Yıllar süren kıtlık sonucu, kura ile saptanan bir grup halk, Kral Atys’ün oğulları Tyrrhenos ile Tarkhon (bildiğimiz ‘Tarkan’, M.İ.) önderliğinde Smyrna’dan (Eski İzmir) gemilere binerek, yeni bir yurt edinmek için denize açılmış, sonunda İtalya’nın Umbria kıyılarında karaya çıkmış, kentler kurmuş ve adını başkanlarının ismine hürmeten Tyrsenler şeklinde değiştirmişti.”

“Bu arada Etrüsklerin MÖ 7.-6. yy.larda denizcilikte çok ilerlediklerini, dolayısıyla Akdeniz’deki üstünlüklerini hatırlamak gerekir. bugün dahi Akdeniz’in İtalya’nın batısında kalan kısmına ‘Tiren Denizi’ denilmektedir.” sf. 13

“MÖ 7. yy.da tarih sahnesine çıkan Etrüskler Doğu ticaretiyle kısa sürede kalkındılar, küçük kulübeli köy yerleşmelerini terk edip kentli yaşamına geçtiler.” sf. 16

“MÖ 4. yy.da ise Etrüskleri, güneyden Romalılar, kuzeyden Galyalılar sıkıştırmaya başladı. (…) MÖ 310’dan sonra Romalıları yeniden Etrürya’yı topraklarına katmaya başladılar. (…) MÖ 2. Ve 1. yy’larda Romalılaşma eğilimi gitgide arttı. Etrüskler, Latince Konuşmaya ve Roma senatosuna girmeye başladılar. (…) İmp. Augustus, MÖ 27’de İtalya’nın bölünmesi sırasında Etrurya’yı 7. Bölge olarak Roma’ya kattı.” sf. 17

(Elif Tül Tulunay, “Etrüsk Sanatı”, Arkeoloji ve Sanat Yayınları 1992. İstanbul)

...

“(…) Etrüsklerin İtalya’ya göç dalgalarından biri Ege kıyılarından gelmiştir. Çünkü Orta Asyalı olan bu göçebe Proto-Türkler, İtalya’ya gelmeden önce birkaç nesil boyunca, Pelasg, Turhan veya Turhan Pelasg adlarıyla oralarda yaşamışlardır.” sf. XII.

“Tarihi tam olarak bilinmeyen bir dönemde Sakaların bir kısmı Tuna vadisinde ilerleyerek, İtalya’nın kuzeyine kadar geldikten sonra, Alp dağlarına aşarak, İtalya yarımadasına girmişlerdir.” sf. 5

“İranlıların Tur dedikleri (Çoğulu ‘Turan’) Eski Türklerin bir kısmı da MÖ 2000 civarında yurtlarını bırakıp. (…) Bir müddet Doğu Anadolu’da kaldıktan sonra, Batı Anadoluya gelmişlerdir. Yunanlıların ‘Turhan’ (Tyrrhen) dedikleri Turlar, Batı Anadolu’da bir iki nesil yaşadıktan sonra, deniz yolu ile Anadolu’dan İtalya’ya göç etmişlerdir.”

“Turlar İtalya’ya gelince orada daha önce yerleşmiş olan Sakalarla birleşerek, ‘Tursalakaları’ meydana getirmişlerdir.” sf. 6

“MÖ 753 yılında, dünya tarihinin önemli olaylarından biri olur: Tursaka krallarından birinin torunu olan, Romülüs’ün yeni bir şehir ve yeni bir krallık (veya kabile) kuracağı tutar, Topladığı maceraperest arkadaşlarıyla beraber, (…) ‘Roma’ şehrini kurar.” sf. 8

“Latin tarihçilerin ne derlerse desinler, MÖ 753 ile 509 arasında Roma tahtı üzerinde hüküm sürmüş kralların ‘hepsi’ Etrüsk, yani Tursakalardan idi.” sf. 9

“Roma şehrine tüccar sıfatıyla girip çıkan Yunanlılar, Latinleri devamlı şekilde Tursakalar aleyhine kışkırtıyor ve başlarından Etrüsk sülalesini atmalarını tavsiye ediyorlardı.

MÖ 509 yılında, Latinler senatoda çoğunluğu sağlayınca, Yunan-Latin projesi, gerçekleşmek için uygun zamanı buldu.” sf. 10

“İkinci Tarhan (II. Tarquinius), Roma’nın kapılarını yüzüne kapalı buldu... Roma’da Etrüsk dönemi son bulmuş, Latin dönemi başlamış bulunuyordu.” sf. 11

“Latin Romalılar Etrüsklerin yalnız sivil ve askeri teşkilatlarını kopya etmekle kalmamışlar, onların dinini de hemen hemen aynen kabul etmişlerdir.” sf. 21

“Şunu bilmemiz gerekir ki, Romalı İm­parator Augustus (Öz adı: Octavianus, -27, M.İ.), Etrüsklere karşı milli kompleks duyması sebebiyle ve ondan sonra Papalar, Etrüsklere ait dini metin­le­rin Hıristiyanlığın yayılmasına engel o­lacağı korkusu ile, Etrüskler tarafından ya­zılmış ne varsa, kitap, yazı, belge hepsini ‘tahrip’ etmişler, yok etmişlerdir.”

sf. 3

“‘Roma Kurdu’ diye tanınan meşhur bir dişi kurt ‘heykeli’ vardır. (…) söz konusu heykelin Roma ve Romalılarla en ufak ilgisi yoktur.’ Vulka adlı ünlü Etrüsk heykeltraşı tarafından yapılmış olduğu kuvvetle tahmin edilen bu heykel, bir Etrüsk şehri olan Veyi şehrinden, Savaş ganimeti olarak Roma’ya getirilmiştir. Eski Çağın en medeni milletlerinden biri olan Etrüsklerin (Tursakaların) öz malıdır.” sf. 110

“Eski Roma’nın Romus-Romülüs efsanesinde ‘Türk tesirine’ yıllarca önce işaret edilmiştir… Dünyada Kurt mitolojisini ayrıntılı biçimde inceleyen A. Alföldü tarafından ‘Roma’nın Dişi Kurt’ efsanesinin Asya bozkırları menşeli olduğu ve ‘Etrüskler Aracılığı ile ‘Ba­tıya’ intikali ortaya konmuştur.” sf. 111

(İ. Kafesoğlu, “Türk Bozkır Kültürü”, TKAEY. sf. 120. 1987, Ankara’dan)

“Halis Etrüsk olan, Roma şehrinin kurucusu Romülüs bile, gençliğinde çobanlık yapmıştır. Ancak Tursakalar, çok geçmeden hayvancılıktan tarımcılığa geçtiler.” sf. 177

“(Etrüsk kadını) o ziyafetlere ve şenliklere katılır ve hatta sosyal hizmetlerde rol alırdı… Etrüsk mezar taşları üzerinden ölünün baba adı yanında ‘ana adını’ da zikredildiği görülmektedir.” sf. 180

“Dünya sanat tarihinde Etrüsk hey­kelciliğinin mevkii yüksektir.”

“Birçok medeniyet unsuru gibi hey­kelciliği de İtalya’ya Etrüskler (Tursakalar) getirmişlerdir. Bunu George Dumezil, aşağıda zikrettiğimiz cümlesinde açıkça ifade etmiştir: ‘Roma’da ilk heykelleri Etrüskler yapmıştır.’” sf. 193

(Adile Ayda, “Etrüskler (Tursakalar) Türk İdiler.” 1992, Ankara.)

...

“Tarih devri ‘Etrüsk medeniyetinin’ İtalya’ya girmesiyle başlar (m.e. 10-9. Asır). Milattan sekiz asır evvele ait mezar taşları üzerinde ‘Etrüsk yazıları’ bulunmuştur.” sf. 258

“Etrüskler 12 siteden oluşan bir konfederasyon yaptılar. Bu on iki site arasında tam birlik yoktu. Yalnız tehlike zamanında birleşirlerdi. Hareket serbestilerini koruyorlardı. Ayrı ayrı kıralar tarafından idare olunurlardı. (…)

Eski İtalya’nın hemen tamamen Etrüsklere ait olduğunu eski tarihçi Katon iddia ediyor. Yine eski tarihçilerden Teti-Live ‘Roma’nın kurulmasından evvel Etrüskler hakimiyetlerini toprak ve deniz üzerinde kurmuşlardır (…)’ diyor.

Yine eski tarihçilerden Deni, ‘bir zaman oldu ki Latinlere, Ombrilere ve diğer birçok İtalya halkına Etrüsk nediyordu’ (…) diyor.”

“Etrüskler Korsika adasını işgal ettiler. Ticaret bakış açısıyla işlettiler. Tiren sahillerindeki Yunan müstemlekelerini ortadan kaldırdılar. Ondan sonra kuzey İtalya’nın istilasına koyuldular. Bolonya ve Po nehri vadilerini gasp ettiler. Ombrileri itaatleri altına aldılar. Etrüsk istilasına kadar bu havalide daha kabile hayatı yaşanıyordu. Etrüskler bu halkı şehir hayatına soktular. Birçok şehirlerin kurucuları oldular. Latin kıtasının (karasının, M.İ.) eski şehirlerinin tipinin Etrüsk tipi olduğunu eski Roma tarihleri kabul ediyor.” sf. 263

“Etrürye (Ekrurie) kıtası ve Etrüskler, milattan sekiz asır evvel merkezi İtalya’da ‘medeniyetin merkezi ve kaynağı’ olmuştu. Diğer hiçbir millet kültür itibariyle bunlara denk değildi. Etrüskler, İtalya’nın en medeni bir halde bulunan ve en medenileştirici bir milleti idi. İyi mühendis, mimar idiler. Sistematik bir programla memleketi imar ettiler. Bataklıkları kuruttular. Ormanları işlettiler. Nehirlerin akışını düzenlediler.

Taştan mimariyi İtalyanlara öğreten Etrüsklerdi. Bunlar Pompei şehrinin kurucusu idiler. (…)

Mimaride kemer ve kubbe yapmasını bilirlerdi ki, o zaman Grekler bunu bilmiyorlardı.’

Küçük Asya ve Mısır’a Etrüsk gemileri gider, ticaret yaparlardı. Gol (Gaulle, Fransa, M.İ.) Sahillerine giderler kalay getirirler, Baltık sahillerinden de kehribar alırlardı.” sf. 264

“(…) Etrüskler bu istiladan sonra Roma’yı kurdular ve nehir şehri manasına olarak Rumon adını verdiler.

Etrüskler Roma’da büyük eserler yaptılar. Kloaka-Maksima adını alan büyük lağımlar, Triyat Mabedi, Serviyüs kaleleri, Platen sarnıçları mimari itabariyle herkesin takdirini celbediyor”. sf. 265

(Kurul, “Türk Tarihinin Ana Hatları,” Devlet Mat, 1930, İstanbul’dan tıpkıbasım, Kaynak Y.)

“Etrüskler kendilerine ‘OQ’ (Oglar) demiş ve bu sözü OQESİBİZ (Og milletimiz), OQ ESİN (Og Milletin) şekillerinde de kullanmış bulunuyorlar.” sf. 9

“Herodot’a göre Lidyalılar, d.ö. 13. Yüzyılda Umbria’ya yerleşmiş, ‘Lydialı’ adını atarak, kralları olana Tyrsenos’un adını almış ve kendilerine ‘Tyrsenler’ demiş bulunuyorlar.”

“Herodot’un zamandaşı olan Hellanicus ise, Etrüsklerin Pelasglar olduğunu söylemektedir.” sf. 10.

“Etrüsk halkı kültürüne biz Po Ovası’nda, Bologna’da, Etrüria’da, Kuzey Latium’da ve Kampania’da olmak üzere, geniş alanlarda tesadüf etmekteyiz ve eski çağlarda İtalia’da Etrüsklerinkinden daha üstün bir kültür gözükmüyor. Latin yazarı Sevius d.s. 4. Yüzyılda şöyle diyor: ‘Hemen-hemen bütün İtalia Etrüsklere bağlı idi.” sf. 11

“Bronz çağında (d.ö. 1600-1000) Etruri’da, Latium’da ve Umbria’da: Apenin dağlarına özgü bir çoban kültürü ve bunun yanında tahkim edilmiş yerleşmeleri olan, ölülerini yakan (Türk geleneği, M.İ.) (…) bir ‘Ön-Villanova Kültürü’ görmekteyiz. Bu kültür d.ö. 1500 yıllarında Po Vadisi’nde geniş çaptaki yerleşme gelişimi ile oluşmuş bulunuyor ki, bu kültüre ‘Terramare’ veya ‘Palafitte Arginate’ denmektedir.’ (…)

Prototürk kültürünü temsil eden Terramare Kültürü’nün orta ve Güney İtalia’daki ölüleri yakma adeti d.ö. 1000 yıllarında değişmeye başlar (…) Etrüsk dili bundan sonraki devrede de baki kalmış ve gelişmeye devam etmiş bulunuyor.”

Batı Akdeniz’de Etrüskler, ilk urban (Far. Şehircilik, M.İ.) kültürünü geliştirmiş bulunuyorlar ve d.ö. 9. Ve 8. Yüzyıllarda gelişen Villanova Kültürü’nde beri, artık, ‘Etrüsk Halkı olma’da sözkonusu edilmektedir.” sf. 13

“Villanova kültürüne ait, kara cilalı bir bokonik kül kabı olan bir imparto’da At-Ata tamğasının (Ön-Türk heceleri, M.İ.) bulunması Villanova kültrünün Etrüsklere, ait bir kültür olduğunda şüphe bırakmamaktadır.”

“İşte bu OQ ların (Pelasglar, M.İ.) yşadığı Attika’nın hemen karşısında bulunan Euboia Adası’ndaki Grekler, d.ö. 760’da Napoli karşısındaki İschia Adasında Pitecussa’ya yerleşirler ve birkaç yıl sonra anakaradaki Campaia’da Cuma şehrini kurarlar (d.ö. 754).” sf. 14

“Bu oguşun (Ar. Kabile) pek çok öğeleri Romanlar tarafından benimsenmiş, ve onlar, Etrüsklerin halefi olarak İtalia’ya hakim olmuşlardır. Yani Roman Kültürü Etrüsk kültürünün bir devamıdır. Ancak bu hal Romanlarla Etrüsklerin aynı bir halk oldukları anlamına gelmemeli.”

“Avusturya Etrüsklerinin başına gelen şey de bundan çok farklı değil”. sf. 15

“D.Ö. 2000 yıllarında Avusturya’nın doğu kısmı ‘Norikum’ ismi altında, medeni seviyesi çok yüksek olan Öz Erkine (müstakil) bir devlettir. Devletin başkenti Noreia’dır. Karnten’de bulunmuş olan (…) altın ve gümüş sikkeler Etrüsk harfleri ile yazılmışlar.”

Tıpkı Etruria gibi, Norikum da Roma idaresinde kalarak tarihe karıştı.” sf. 16.1 (Sürecek)


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: