Sıra Vahdettin’in kemiklerine mi geldi?

Hain Vahdettin’in Şam’daki mezarı

Egemen Bağış |
|
AKP’liler Nâzım’ın mezarını Türkiye’ye getirmek istediklerini söylediğinde bazı kesimler ne kadar demokratik bir davranış diyerek AKP’ye alkış tutmuşlardı. Hatta Nâzım’ın Türkiye’deki mezarı için yer gösterenler dahi çıkmıştı. Ancak Devlet Bakanı ve yeni AB Baş Müzakerecimiz Egemen Bağış, AKP’nin Nâzım planının altında yatan gerçeğin ne olduğunu geçtiğimiz hafta açıkladı.
Egemen Bağış, geçtiğimiz hafta Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) bir toplantısına katılarak AB-Türkiye ilişkileri üzerine MÜSİAD üyelerine bilgi verdi. Ancak bizim meselemiz AKP’liler ve AB taraftarları için artık kaçmış bir tren olan AB’ye girip girmeyeceğimiz değil. Toplantıda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Bağış, MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar’ın “Nâzım Hikmet’in mezarının getirilmesi çok adildir. Sultan Vahdettin’in mezarının getirilmesi konusunda fikrinizi beyan eder misiniz?” şeklindeki sorusuna şu cevabı verdi: “O da son derece adildir. Nâzım Hikmet’in mezarının getirilmesine ailesi sıcak bakmıyor. Devlet teklif etti, onlar oradan taşınmasına sıcak bakmıyor. Ama bu topraklara sevgisi, muhabbeti olan herkesin bu topraklarda yatma hakkı olmalıdır. Bunu onlardan almaya da hiçbirimizin hakkı olmamalıdır.”
Bu sözler, AKP’nin Nâzım üzerinden ne kadar çirkin bir oyun oynamaya çalıştıklarını ortaya koydu. Zaten AKP bir süredir Vahdettin ile çok sık ilgilenir oldu. Önce Vahdettin’in İstanbul’daki mekanları restore edilmeye başlandı. Sonra sıra Vahdettin’in Suriye’deki mezarının restorasyonuna geldi. Şimdi de Vahdettin’in mezarı Türkiye’ye getirilsin mi getirilmesin mi onu tartışıyoruz.
Egemen Bağış diyor ki, “Bu topraklara sevgisi, muhabbeti olan herkesin bu topraklarda yatma hakkı olmalıdır.” Bu sözler, hemen herkesin katılacağı, altına imzasını atacağı sözler. Bizce de içinde azıcık bir vatan sevgisi olan herkes elbette ki bu vatanın bağrında yatmalıdır. Ancak bir itirazımız var. Şayet Egemen Bağış bu sözlerden Vahdettin’i kastediyorsa -ki ediyor- onun ne Türk vatanında ne de dünyada adına vatan denilen herhangi bir toprak parçasında yatacak yeri yok. Çünkü Vahdettin denen İngiliz işbirlikçisi, tarihe vatan haini olarak geçmiştir.
Mustafa Kemal, Samsun’a çıkıp Milli Mücadele’yi başlattığında ilk tepki Vahdettin’den gelir. Bugün Fethullahçılar Atatürk’ü Samsun’a vatanı kurtarması için Vahdettin’in gönderdiğini iddia ederler ancak Atatürk adım adım Milli Mücadele’yi örgütlerken Vahdettin’in ne yaptığı mevzusuna ise bir türlü giremezler. Vahdettin’in Türkleri ölüm kalım anında İngilizlere satmasından bahsetmezler mesela. Hilafet Ordusu meselesine de hiç girmezler. Ya da Yunan uçakları tarafından atılan Atatürk hakkındaki idam fermanına. Ama bu millet o şanlı mücadeleyi de Türklüğün düşmanlarını da unutmadı henüz. O nedenle Vahdettin denen İngiliz uşağının Türkiye’de yatacak bir karış toprağı dahi yoktur.
Bizzat Atatürk bile Vahdettin’in ne kadar alçak bir hain olduğunu defalarca dile getirmiştir. Atatürk, gerek Nutuk’ta gerekse başka bazı konuşmalarında Vahdettin ile ilgili şu değerlendirmeleri yapmıştır:
“Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak.”
“O zaman, Saltanat’ı atadan oğula geçirmek gibi yanlış bir usulün sonucu olarak, büyük bir makam, tantanalı bir ünvan kazanabilmiş bir sefilin, gururu çok yüksek asil bir milleti nasıl utanılacak bir duruma düşürebileceği kendiliğinden anlaşılır. Gerçekten de, her ne sebeple ve ne şekilde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyetini ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar âdi bir yaratığın, bir dakika bile olsa, bir milletin başında olduğunu düşünmek ne hazindir! Şükre değer bir durumdur ki, bu alçak, mirasına konduğu Saltanat makamından millet tarafından atıldıktan sonra, alçaklığını sonuna kadar getirmiş oluyor. Türk milletinin bu işte önce davranması elbette takdire değer.”
“Âciz, âdi, duygu ve anlayıştan yoksun bir yaratık, kendisini kabul eden herhangi bir yabancının koruyuculuğuna sığınabilir; ancak, böyle bir yaratığın bütün Müslümanların Halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette doğru değildir.”
Atatürk’ün bu sözlerinden sonra hâlâ Vahdettin’in kemiklerinin Türkiye’ye getirilmek istenmesinde ısrar eden var mı?
|