15.06.2009/Sayı:240
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

İlyas Salman

İlyas SalmanKirpiye döndüm

TÜRKSOLU’nun son sayısında Gökçe Fırat’ın yazısı beni kirpiye çevirdi. Ama yanıtını bu hafta vermeyeceğim. Çünkü Aleviler ilerici Sünniler gerici gibi genellemelerinin tarihsel kökleri nereye kadar gider bunu derinlemesine araştırmak gerekli. Onun için dikenlerimi önümüzdeki hafta çıkaracağım.

Bu yazıya Gorbaçov’la başlıyorum. Geçen Pazartesi günü Radikal’de çıkan yazısında “Çorbaçof” hazretleri, Presteroyka’nın hareketinin başarılı olup olmadığı sorusuna şöyle yanıt veriyor:

“Başarılıdır çünkü bu hareketle Rusya’da geriye dönüşü olmayan bir yola girilmiştir.”

Hazret bir anlamda haklı. O coğrafyanın -istese de- daha gerici bir geriye dönüşü imkansızdır. Düşünün bir kere, ne kadar yalanı yanlışı olursa olsun eğitimden sağlık hizmetine, sanayiden sanata ve spora kadar her alanda emperyalizmle savaşan halklar mafyasından din adamına kadar kapitalizmin besleyip büyüttüğü pis adamların pis bulamacına yuvarlandılar.

Büyük Ekim Devrimi’nin erken olduğunu köylü toplumundan çabucak bir işçi sınıfı peydah edilemeyeceğini, bu temel gerçekliğin prematüre bir çocuğun büyümesine engel olduğunu bütün aklı başında aydınlar yazdılar, söylediler. Bu yarıbuçuk sosyalist devlet yerine ABD ve Avrupa’dan ithal piçe dönmüş anamalcı kapitalizmi ikame etmek ne denli doğru tartışılır. Stalin’in iradeci anlayışının sosyalizme ulaşma konusunda yol gösterici olamayacağını bilmek için aydın olmaya gerek yok. Benim gibi önündeki aydınlığı el yordamıyla arayan iyi niyetli öğreniciler de bilmiyorlar.

Elbette ki Çarlık Rusyası’nın sırtı yağırlı eşekten beter ettiği mujiklerin sosyalist devrime hizmet eden emekçi bir sınıf olamayacağı kesindir. 60’lı-70’li yıllarda Sovyetler Birliği ve Mao’nun Çin’i dünya sosyalistlerini trafik polisi gibi idare ediyordu. Buna rağmen o günün kafasında elek taşıyabilen sosyalistleri bu iki örneğin yanlış örnekler olduğunu çekinerek de olsa yazmışlar ve söylemişlerdi.

Marks ve Engels kapitalizmin inşası ve işçi sınıfının örgütlenmesinin sosyalizme ulaşma doğrultusunda ön koşul olduğunu söylemişlerdir. Hatta onlar o günkü koşullarda emekçi devriminin önce Almanya ve İngiltere’de olacağını yazmışlardı.

Bugün de falcılık yapmaya gerek yok. Öyle görünüyor ki, a­na­malcılığın tümüyle tesis edilemediği köylü kırması toplumlarda sosyalist bir inşa imkansızdır. Toplumsal alanda değişim ve dö­nüşümlerden söz ederken yıllar yerine yüzyıllar bo­yu mücadelenin göze alınmasını gerektiğini belirtmekte yarar var.

Slogancı gırtlak sosyalistleri erkencidirler. Erkencilik yapmayalım derken semavi bir anlayışla sabır telkin etmiyoruz. Elbette yarınki güzelliklere uğraşmak adına bugün de mücadele zorunluluğu vardır. Bu yazıyı okuyan insanların büyük çoğunluğunun “Soytarıya bak! Bebeklik aşamasında öğrendiğimiz sosyalizmin abecesinde yazan şeyleri tekrarlayıp duruyor.” dediğini duyar gibi oluyorum.

Evet ama arkadaşlar şimdilerde bazı kalemler, örneğin Gorbaçov ve onun örnek aldığı Ayn Rand gibi kapitalizmin dışkısında boncuk bulan kasa kafalı aydın bozuntuları, işçi sınıfının ve emekçi katmanların bu temel ve genel doğruları öğrenmemesi adına olmadık rakkase numaraları yapıyorlar.

Ben sosyalist dünya görüşüne hizmet etmek adına -ki bu kavrayışın dünyanın geleceği olduğu inancındayım- yeni baştan öğrenmek için kolları sıvadım. En küçük bir komplekse kapılmadan sosyalizmin alfabesinden başladım. Ve inanın, söz veriyorum, bütün bildiklerimi unutacağım. Çelişki nedir, uzlaşır ve uzlaşmaz çelişkiler nelerdir, sınıf nedir ve nasıl oluşur, sınıfın örgütlenmesi ve mevcut sistem yerine kendi iktidarını kurmak adına mücadelesi ne anlam ifade eder öğrenmekte utanmadan ilerleyeceğim. Ve bir gün adam gibi adam (sosyalist) olacağım.

Ha Ayn Rand ya da Gorbaçov benim ilerlediğim yoldan gidip kapitalizmin çığırtkanlığına ulaştılarsa vay gele benimde başıma. Olsun en azından yarım yamalak sosyalist olup kafa karıştıracağıma işçi sınıfının karşısına bilinçli bir düşman olarak çıkarım.

Kendimi gök mavisi önlükler giyen ilkokul çağındaki çocuklar gibi hissediyorum. Ne güzel hiçbir şey bilmemek ve ne güzel bildiğimi sandığım bir sürü şeyi yeniden öğrenmek!

Önümüzdeki hafta yeni öğrendiğim bilgilerin ışığında yazacağım. Bu yazıyı kaleme alırken Özgür Erdem, Lenin’den “Ne Yapmalı?”yı okuyordu. Güzel bir seçim ama önce ne olduğunu öğrenmem lazım. Ne yapmam gerektiğini sonra düşüneceğim.

Hadi gelin hep beraber Leo Huberman’ın “Sosyalizmin Alfabesi” adlı çalışmasından başlayalım.

Sonra şunu demesinler: “İlyas Salman komünizmden hoşlanmıyor çünkü onu bilmiyor.”

Gelin öğrenelim. Ya bilinçli bir sosyalizm düşmanı olalım ya da adam gibi sosyalist olalım.


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: