15.06.2009/Sayı:240
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Mustafa İzberk

Helenlerden önce Yunanistan’daki Ön-Türkler: Pelasglar

“Etrüsk’lerin İtalya’ya göç dalgalarından biri, Ege kıyılarından gelmiştir. Çünkü Orta-Asyalı olan bu göçebe Proto-Türkler, İtalya’ya gelmeden önce birkaç nesil boyunca, Pelasg1 Turhan veya Turhan-Pelasg adlarıyla oralarda yaşamışlardır.” Sf.XII

“Türk soyundan olan Pelasglar, Balkanlar’ın kuzeyini ve bu arada bugün Makedonya adını taşıyan bölgeyi aşıp, aşağı yukarı M.Ö. 3000 yıllarında, bugün Yunanistan denilen topraklarda ‘henüz Yunanlılar yokken’ buraları işgal etmiş ve güçlü bir devlet kurmuşlardır. (…) Pelasglar söz konusu topraklarda 1000 yıl kadar hüküm sürdükten sonra M.Ö. 2000 civarında Yunanlılar sökün etmişlerdir.” Sf. 3

“Yunanlıların büzüp kısaltarak, ‘Pela’ kılığına soktukları Türkçe kelime, tarihte bazı kabilelerin adı olarak, ‘Bulak’ şeklinde rastladığımız Orhon yazıtlarında ‘Bulgak’ şeklinde karşımıza çıkan ve en eski şeklinin ‘Pulgak’a olduğunu tahmin ettiğim kelime olsa gerek. Buna göre: Peizsg=Pulgasaka”.2

“Büyük İskender (AT-ÖG, M.İ.), Pelasglar kuzeyden Balkanların güneyine doğru ilerlerken, Makedonya’da yerleşip kalanların torunudur.” Sf. 4

(Adile Ayda, “Etrüskler (Tursakalar) Türk idiler”, 1992, Ankara.)

...

“Heradot’un ‘Pelasgoi’ adını verdiği, eserinin birçok yerinde sözünü ettiği, göçlerini anlattığı, örf ve adetleri hakkında bilgi verdiği bu milleti bugünkü tarihçiler ve özellikle Lâtin ülkelerin tarihçileri, yok farzetmek hususunda sözbirliği etmiş gibidirler.” Sf. 475

Zamanımızda Yunanistan’ın tarihi de, tarih öncesi de, Pelasglardan söz edilmeden yazılabilmektedir.” Sf. 475

“Homer daha sonra, Yunanlılar karşısında yer almış olan Troya ordusunun ‘Kataloğunu’ yaparken ‘Larissa şehrinin beslemiş olduğu, salam süngülü Pelasg kabilelerinden’ söz eder. Bildiğimiz gibi Larissa, Tesalya bölgesine ait bir şehirdir. (…) İşte o zaman Dolon, Truva’nın müttefiklerini sayarken, Pelasgları da zikreder (…) bu adın yanına ‘tanrısal’ sıfatını ekler (İlyada’da iki nen görüyoruz: Pelasglar aynı anda hem Yunanistan’da hem Anadolu’da yaşamaktalar. Bir de bildiğimiz gibi Ön-Türkler, kendilerini tanrısal Türk: ‘ÖKÜK Türk’ olarak düşünmekteydiler. M.İ.).” sf. 476

“Herodot’a göre, (…) Pelasglar barbar bir dil konuşurlardı. (…) Bizi ilgilendiren Pelasgların Yunancadan başka dil kullanmış olmalarıdır.” Sf. 477

“Pelasgların dini hakkında Herodot şunları söyler: ‘Eski zamanlarda Pelasglar kurban kesme törenlerinde tanrılara dua ederler.. fakat bu tanrılara ad ve lâkap vermezlerdi.’ Şu halde, en eski zamanlarda Pelasgların dini bir çeşit Animizm idi.(…) ‘Fakat çok sonra, onlar Mısırlılardan tanrıların adlarını öğrendiler. (…) bu tanrıları Yunanlılar Pelasglardan aldılar.”

“Tarihte Pelasglara İtalya’da da, Anadolu’da da rastlanmaktadır.” Sf. 478

“Herodot, kendi zamanında Yunanistan (Grekya) olarak bilinen ülkenin daha önceki adının ‘Pelasgia’ olduğunu söyler. (…) Herodot ayrıca, Yunan mitolojisinin Heziyod ve Homer tarafından Pelasglardan alınmış tanrılardan yararlanılarak oluşturulduğunu söyler.

Pelasgların (…) mimari alanında da Yunanlılara hocalık ve öncülük ettiği anlaşılıyor. Herodot (…), Atinalıların, Akropol’ün etrafını duvarla çevirmeğe karar verince, bunun için Pelasglara baş vurmuş olduklarını tarihçi Hekateos’u kaynak göstererek söyler. (Pelasjik duvar, M.İ.).”

Herodot’a göre Yunanlılar, büyük millet haline gelmiş olmayı da Pelasglara borçludurlar, Tarihçi, Yunan milletinin aslında ‘zayıf bir millet’ olduğunu, ancak barbar milletler ve ‘bilhassa Pelasglarla karıştıktan sonra büyük millet haline geldiğini söyler”. Sf. 479

“Homer sayesinde bunun bir Pelasg şehri olduğunu biliyoruz, sözlük şöyle der: ‘Larissa tarihi devirlerde Tessalya’nın en önemli şehri idi ve (…) bölgenin başkenti idi. Pindaros, Hippocrates ve Palaton gibi bazı meşhur adamlar bu şehirde, yarı barbar prenslerin misafiri olarak kalmışlardır.”

“Burada Meillet ile Cohen tarafından yazılmış ‘Dünya Dilleri’ adlı eserden bir cümleyi zikretmenin tam sırasıdır. Bu eserde şöyle deniyor:

‘Pelasg dili M.Ö. 5. Yüzyılda bile, Trakya sahillerinde, Propntid’in (Marmara Denizi, A.A.) güneyinde ve İmbros ile Lemmos (imroz, limni, M.İ.) adalarında konuşulmakta idi.” Sf. 486

(Adile Ayda, “Pelasglar Kim idiler?”, Belleten, c. 46, s. 183, TTK; 1982, Ank.)

...

“Pelasglar, kuzey Ege’nin çeşitli yörelerinde, kendi dillerini koruyarak yaşamışlardır: Örnekse, Makedonia kıyalarındaki Akte’de, aynı yörede bir yerlerde bulunan Kreston’da, Lemnos ve İmbros adalarında, Propontis kıyılarında, Kyzikos bölgesinde Plakia ve Skylake’de, yaşadıklarından da söz edilmiştir.”

“Pelasglar, Yunanistan’da, Zeus Pelasgios’un Dodona’daki eski tapınağında ve Pelasgikon Argos ya da Pelasgiotis diye bilinen Thessalia ovasında adlarını bırakmışlardır. Pelasglardan, Boiotia’nın ve Peloponnesos’daki Akhaia bölgesinin ilk sakinleri ve özellikle de Attika, Argolis ve Arkadia’nın yerli halkı olarak söz edenler de olmuştur.” Sf. 190

“Peki, Pelasglar nereden gelmişlerdi? Bir kere, güneyden gelmedikleri açık (…) onların anayurdunun Karadeniz’in öte yanında bir yerlerde bulunduğunu düşündürtecek güçlü bir kanıtımız olduğunu söyleyebiliriz.”

“Ataları Ege’nin kuzey kıyılarından olan Thukydides, Akteli, Lemnos’lu ve Attika’lı Pelasgları Tyrrhenler (Thrsenler) olarak tanımlamaktadır. Nitekim Sophokles de Avgolis’teki Pelasglar için aynı adı kullanmaktadır. Yunanlılar Etrüskleri Tyrsenler olarak bilirlerdi. (…) Herodotos bunların Lydia’dan göç ettiklerini söy­lemekte (İtalya’ya, M.İ.) kimi yazarlarsa Etrüskleri Thessalia’dan, Lemnos’dan ya da İmbros’dan göç eden Pe­lasg­lar olarak tanımlamaktadırlar.” Sf. 192

“Tyrrhenos, bir Lydia kenti olan Tyrrha’nın budunsal türevidir.

“Son olarak, Lemnos’ta bulunan kimi yazıtlar, Etrüsk dilini çok andıran bir dilde yazılmıştır. Gerçi Lydialıların dili konusunda pek az bilgi vardır, ama gene de eldeki bilgiler bu dilin de aynı aileden olduğunu göstermeye yeterlidir.” Sf. 193

“Demokrat Atinalılar, Pelasy kökenli uluslarıyla övünüyorlardı. ‘Toprağın oğul­ları’ diyorlardı kendilerine, Herodotos, bunları, Hellenleşmiş, Pelasglar olarak tanımlar.”

“Yer adlarındaki çeşitli benzerliklere bakılırsa, Etrüsklerin Anadolu’yla (yalnızca Lydia’yla değil, Karia ve Lyria’yla da) daha ileri bağlantıları söz konusudur. Dahası, bütün bir Ege havzasında ve güneyde Kilikia’ya kuzeyde Kafkasya’ya kadar Anadolu’nun iç bölgesinde Hellenik olmayan bir takım öğelere (-nth-, -nd-, -ss-, -tt-) dayanan Korinthos, Kelenderis, Myndos, Parnassos, Knossos, Hymessos, Adramyttion gibi yer adlarına rastlıyoruz. ‘Thalassa’ (Attik lehçesinde thalatta) sözcüğü de aynı türdendir. Bu tür sözcükler, Hellen-öncesi dillerin varlıklarını en uzun süre korudukları Karia’da ve Lykia’da çok boldur, ama bunların geniş bir alana yayılmış olmaları, bir zamanlar Ege havzasında Anadolu’dan çıkan benzeşik bir dil alanının doğmuş olması gerektiğini göstermektedir.” Sf. 195

“Son olarak, Etrüsklerin dili, Kafkasya’da hâlâ konuşulan dillerle bağlantılıydı. Bunu ilk kez, elli yıl önce Thomsen ortaya çıkarmış, Marr da onaylamıştı.”

“Benim varabileceğim yer burası, Etrüsklerin konuştuğu dilin ve kimi Asya dillerinin (Türkçe demeye dili varmıyor! M.İ.) Kafkasya’yla bağıntılarının doğurduğu sorunlar, Karadeniz’den Suriye’ye, Ege’den Sumer’e kadar bütün bir bölgeyi kaplayan ortak bir dil alt-katmanının bulunmasıyla karmaşıklaşmış ve büyümüştür. Dahası bu diller, Hint-Avrupa yayılmasının meydana geldiğine inanılan Güney Rusya’dan gelmişlerse, (…) Kesin bir sınıflama olarak Hint-Avrupa kavramının kendisinin bile yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir.” Sf. 196

(George Thomson, “Tarih Öncesi Ege”, c.1, Payel Y. 1995, İstanbul.)

...

“(Yunanlılardan önceki) Bu en yaygın olarak bilinen yerli nüfus, ‘Pelasgoi’ ya da ‘pelasglar’ sorunudur. (…) Homeros’a göre, Troya savaşında her iki tarafta da Pelasglar vardı. (Yunanistan ile Anadolu, M.İ.) s. 133

“(Girit Adası) Pelasglar adaya, 14. yüzyıldaki Aka istilası ve 12. Yüzyıldaki Dor istilasından önce gelmişlerdi.” Sf. 135

“Akousialos, M.Ö. 6 ya da 5. Yüzyılda Tesalya’nın güneyinde kalan bütün Yunanistan’dan ‘Pelasgia’ olarak söz etmiştir. 5. Yüzyılda Aiskhylos, Pelasgia’yı Kuzey Yunanistan’ı da kapsayacak şekilde genişletti. (…) (Herodotos) Ona göre Pelasglar her ne kadar Yunanistan’ın her tarafında yaşamışlarsa da, ‘Helen’ olan Dorların değil, sadece İyonların ataları idiler.” Herodotos, Helasg dilinin Yunanca olmadığını savunuyor. (…) Ve iddiasını gözleme dayandırıyordu. Nitekim, Helenlerin gelişinden önce Pelasg oldukları farz edilen Atinalılar gibi halklar dillerini değiştirmek zorunda kalmıştı (…) sözünü ettiği Hellespontos’taki kentlerde de Anadolu dillerinin konuşulduğunu varsaymak için her türlü neden mevcuttur.” Sf. 137

“Bugün Yunanistan (Hellas) denilen ülke, pelasgların elindeyken Atinalılar da Pelasglardandılar ve Kranzi adını taşıyorlardı.” Sf. 138

(Martin Bernal, “Kara Atena,” Kaynak Y. 2003, İstanbul.)

...

“(Ök-Ür Bud) Başkent, Ök-Ür Bud Qal’ı… -70’ler, At-Oy Bil sonrasında, -879’da At-Oy Bil’in3 yeniden yapılanmasıyla meydana gelen ‘Türük Bil’ çerçevesine girer… Balkanlar ve Makedonya’da egemendir. Herodot, bu bölgeyi Pelaponez ve Limni Adası dahil ‘Pelasgonia’ diye kaydeder.” Sf. 337

“(Lemnos-Limni Adası yazıtı) 1926’da İtalyanlar yapmış oldukları kazılarda Kaminia Yazıtının tunç çağına ait olduğunu ortaya koymuşlardır.”

“Ön-Türkler, buraya İsi-Yir’den (Romanya, M.İ.) gelmişlerdir. Yazıları, Etrüsk yazısına ben­zediği için -3. binler düşünülmelidir.” Sf. 326

“Limni adasının Grek işgaline uğraması

-516’dır.” Sf. 327

(Haluk Tarcan, “Ön-Türk Tarihi”, Kaynak y. 1998, İstanbul)

...

“(Limni Yazıtı) Limni Adasında Kaminia’da bulunmuştur. Önce Grekça okunmak istenmiş, fakat hiçbir sonuç alınamayınca –Türkçe dışında- bütün dillere, Ermenice, Koptça ve Dravitçe dahil başvurulmuştur. (…) daima çıkmaza saplanan yazıtın (…) Yazıt, Mirşan tarafından Ön-Türkçe olarak okunmuştur.” Sf. 270

“Böylece Herodot, Yunanlıların, ondan önce (İyonlulardan önce, M.İ.) yazıyı tanımadıklarını iddia etmektedir.

Halbuki Yunan’da, Ön-Türk yazısı yüzyıllar önce mevcuttur. Ancak bu yazı okunamamış olduğundan Herodot bu şekilde konuşmuştur.

“Bugün Mirşan tarafındn okunmuş ‘120 Pelasgça’ yazıt vardır. Bu yazıtlar Grekçe okunamadığı için ölü bir dile, ölü bir ırka ait sayılmışlardır.” … sf. 319

(Haluk Tarcan, “Tarihin Başladığı Ön-Türk Uygarlığı-Resmi Tarihin çöküşü”, ÖUAM-TÖ­REY, 2003, İstanbul)

...

Yaklaşık 45 yıl önce “İmroz”daydım (Gökçe Ada) Bayındırlık Bakanlığının bir mikarı olarak orası için tasarılarını yaptığım “İlk Öğretmen Okulu” yerleşkesi yapımını (Ar. İnşaat) denetleme nedeniyle oradaydım. Yapılarımız her yönü toprak olan adanın ortasından geçen asfaltın bir yanında idi, yolun öte yanı bağlarla kaplıydı, öğretmen evlerimizin tam arkasında eski yeldeğirmenleri, ötelerde ise bir-iki tepecik, yukarıda ilçe, daha ötelerde tarlalar Rum köyü vardı. Bu şirin adada birkaç gün geçirdim. Sonra Türkiye’ye yaraşır bir uygarlık yapıtını oraya bırakmanın dinginliğiyle küçük motorlardan gemimize tırmandık –iskele yok!- Çanakkale’ye döndük. Ne ki, bilmediğim bir nen varmış, bunu şimdi öğreniyorum bu yazıyla… O da şu: Atalarımız Pelasgların, bundan 5000 yıl önceden başlayarak, Ege’nin her iki coğrafyasında –Yunanistanda bir de Anadolu’da- yaşamış oldukları… Ne yazık ki, bunu öğrenmem için aradan şunca yıl geçmesi gerekmişti… Oysa, daha 1971’de Adile Ayda “Etrüskler Türk mü idiler?” adlı Fransızca kitabına yayımlamış, onu izleyen “Etrüskler (Tursakalar) Türk idiler” adlı yapıtını 1992 yılına yetiştirmişti. Neyse, yakın geçmişteki ekinsel değerlere erişebilme tartımımız (Fr. Ritm) bu.. çok geç de olsa bize ilişkin bir nenlere ulaşabildik…

Elinizde tuttuğunuz bu küçücük çalışmadan/alıntılamalardan neler öğrendik:

Yukarıda belirttiğim gibi, -3000 yılında Helenlerden 1000 yıl önce Yunanistan’da Pelasglar vardı.. ülkelerine “Pelasgonia” deniliyordu.. Atinalılar Pelasg kökenli olmakla övünmekteydiler.. Helenler geldiklerinde onlara uygarlıklarını öğretmelerine karşın, daha sonra Helenlerce özümsendiler4.. kimi eskil yazarlar Etrüsk/Pelasg eşdeşliğini vurgulamaktaydı, Oysa Batılı çok tarihçi Pelasgları görmezden geliyor, Etrüskleri dili bilinmeyen ölü bir budun sayıyorlardı. Lydia dili Ön-Türkçe idi… Heradotos, Pelasgların, Helenlerin değil, yalnızca “iyonların” ataları olduklarını yazmıştı.. bundan da iyonların Helen olmadığı anlaşılıyordu!.. Türük Bil’in (Türk Devleti -kimileri Göktürk diyor-), bir bölümü olan “Ök-Ür Bud” ile buraları Türk topraklarıydı.. Limni’nin Greklerce ele geçirilme tarihi -516 idi…

Batılı bilimciler(!) Türklere karşı savaşımlarını burada da sürdürürlerken, Kâzım Mirşan adlı bir “Türk bilgini”, 5000 yıl sonra Pelasgların -Etrüslerin de- yazıtlarını Türkçe okumayı başararak, Ön-Türklerin bütüncül bir toplum olduğunu kanıtlıyor, eskil tarihçileri doğruluyor, çağdaşımız ‘çarpık bilim’cilere ders veriyordu…

Sonuçta -A. Ayda’ya göre- gene bir Pelasg olana “Mekedonyalı” İskender, tüm Anadolu’da eskil dilleri yasaklayarak onları ortadan kaldırıyor, Grek ekinsel egemenliğinin önünü açıyor, yalnızca 30 yıllık bir ilhanlık için koca bir Anadolu Uygarlığı’nı siliyordu…

Günümüze gelirsek: “Etnik Türk” değil “Yeryuvarsal Türk”!..

1. Sayın H. Tarcan’ın bir görüşmemizde bana aktarması: Mirşan’ın öngörüsüne göre, Pelasg= EBELESİG (düzene varan halk)

2. ‘Bulgasaka’ için belki bir destek açıklama olabilecek sözcük, ilgililere sunarım: Müttehit, karma: bulgamak (Bulgar sözcüğünün kökeni), kaynak: (Laszlo Rasonyi, “Tarihte Türklük” Tkaey, 1996, Ankara.)

3. AT-OY BİL, Türük Bil İlhanlığının (İt. İmparatorluk) Doğu Balkanlar ile Rusya’daki koşma devleti. (Fr. Federe) (Kâzım Mirşan, “Erken Türk Devletleri ve Türk Bil”, MMBY. Sf. 40, 1999.)

4. ‘Türk’ denen toplumların hep başına gelen… Türkler, yerinde duramayan, sürekli yurt arayan, Yeryuvarı’nın birçok köşesine yayılmış, buna karşın, gittikleri çevre ülkelerde devletler kurduktan bir süre sonra yerli budunlarla karışıp gitmişlerdir. Burada da olan o, yalnız bu kez gelenler Grektirler (Grek adı, Ön-Türkçe ÖK-ERİK: krallık’tan gelir. Bunlar, Üst Asya’dan, Kızıl Macalık yöresinden göçetmiş ÖnTürklerdir. (Bkz. Tarcan, 2003, sf. 136) Geçenlerde bir gece, ‘Haber Türk’teki ‘Teke Tek’ adlı izlencesinde Fatih Altaylı, şu sıralarda sıkça yinelediği sorusunu ortaya attı: “Herkes Türk mü?” Avrasya’da, Amerika’da eski Türk toplumlarının varlığı söz konusu olduğunda Altaylı, hep bu soruyu yarı alaycı yöneltiyor… Oysa adı üstünde “Altaylı”, şimdi nerede İstanbul’da… Amerika’ya geçen Altaylı’lar ise, ta-3000’de Bering’den yürümüşler!..

Yok! (ar. Hayır) ‘Herkes Türk’ değil… Yalnızca, Çinliler, Hintliler, Japonlar gibi, durağan olmayan Türkler, -doğal etmenlerle de- yeryüzünün birçok coğrafyasına ulaşmış, oralarda yaşamışlardı tarih boyunca…

Ön-Türk ‘Pelasglar’, hem Anadolu’da hem Yunanistan’da yerleşiktiler.


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: