01.06.2009/Sayı:238
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Serap Yeşiltuna

CHP’nin hedefi:
Atatürkçüleri de Kürtçü yapmak


Baykal, DTP’nin onayını alarak Güneydoğu’ya gitti

Kürtlerin Cumhurbaşkanı, Kürtlerin Başbakanı, Kürtlerin Meclisi, Kürtlerin muhalafeti, ve Kürtlerin “Atatürkçüleri”...

Kürtlerin küçük dünyası...

CHP’yi eleştirmek, bazı konularda artık daha da acı hale geldi. Evet bir reddi miras söz konusu, Altı Ok’a ihanet söz konusu, tavizler söz konusu, ama bazen bu kadar da olmaz dedirtiyorlar.

Kürt meselesi bunlardan biri. Devletin bekasını tartıştığımız, Apo’ya affın yaklaştığı, federasyonun kurulmak üzere olduğu böyle bir dönemde, AKP ve DTP’ye muhalefet etmesini beklerken, Baykal’ın tam tersine, AKP’nin Kürt açılımını olumladığını, hatta Güneydoğu’ya gitmek için PKK’dan olur aldığını, protesto edilmeme garantisi aldığını, başka de­yişle izin aldığını görüyoruz. Acıtan taraf bu. Atatürk’ün partisi dedikleri parti, artık Misak-ı Millî’yi de hiçe sayarak, bu sınırları tartışanların himayesinde “bölge” ziyareti yapıyor.

CHP’ye sormak lazım, “DTP niye protesto etsin ki sizi?”

Kürt politikanız DTP’ninkinden çok mu farklı ya da Atatürk dönemi politikalara sahip çıkan bir parti misiniz ki protesto etsin.

Elbette değil.

Güneydoğu’da güle oynaya poz veriyorlar. Kılıçdaroğlu’nu görüyoruz karelerde -CHP’nin yeni umudu- boynunda puşisi sıra gecelerine katılıp “bölge” insanını anlamaya çalışırken. Bu noktada da herkes mutlu. CHP’lilerden eleştiren yok. Partilerinin Kürt açılımına destek veriyorlar. AKP memnun, DTP daha da memnun. Köşe yazarları Baykal’ı öve öve bitiremiyorlar. Sonra düşünüyoruz acaba bir tek biz mi yanılıyoruz, bir tek biz mi demokrat olamadık diye. Ama sonra bakıyoruz ki, CHP’nin Kürt açılımı ihanete ihanet ekliyor.

Baykal, 90’lardan daha da cesur politikalarını açıkladı

Baykal’ın son derece orijinal ve yaratıcı fikirleri, 19 Mayıs günlü gazetelerde yer etti. “Geleceğin Türkiyesini kurmaya çalışan” Baykal incilerini döktü.

“Türkiye’de af artık terörün gündemden düştüğü, geride kaldığı bir noktaya toplumun gelmesi halinde bir toplumsal barış ve kardeşlik projesi olarak ortaya atılabilir ve hepimiz terörü geride bırakmış olmanın sevincini, geçmişte çatışmış, karşılıklı acılar çekmiş kesimler olarak, kucaklaşarak yeni bir kaynaşma noktası olarak gündeme getirebiliriz.”

Buna ek olarak Baykal, devlet dairelerinde Kürtçe dilekçe alınması, mahkemelerde tercümanla ifade alınmasını, “etnik kimlik şereftir” kapsamında Kürtçe kanalın sadece TRT ile sınırlı kalmamasını, bunun için özel kanalların da açılmasını savundu.

Bunun üzerine de CHP’yi alkışlamayan, takdir etmeyen kalmadı. Ahmet Türk, CHP’nin düne göre bazı şeyleri tartışıyor olmasını olumlu bularak. “CHP Türkiye’nin en köklü partisi, ortaya koyacağı sorumluluk ve yaklaşım önemli.” derken; Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, “CHP olmadan Kürt sorunu çözülemez.” demiş. “CHP olmadan bu sorun çözülemez, çünkü CHP bu sorun bakımından devletin kodlarını çözecek tek partidir. Devlet dediğimiz zaman bunun bir tarafında ordu, bir tarafında yargı, diğer tarafında yüksek öğretim kurumları ve yüksek bürokrasi vardır. Ancak CHP’nin evet diyebileceği bir çözüm, bu devlet kurumlarındaki düşüncelerin de değişmesine neden olur.”

Üzerine bir de Cengiz Çandar’lar, Murat Yetkin’ler “aferin” yazıları yazmışlar.

Baykal’ın yaptığı açıklamalar hiç de yabana atılır türden değil çünkü. CHP’de bir Kürt darbesi olacağını söylediğimizde daha birkaç hafta önce, hiç de yanılmadığımızı gördük. Artık Kürtçülüğü CHP’ye yaptırıyor ve bundan büyük bir haz duyuyorlar.

Baykal “af”tan bahsederken, bu zamana kadar karşılıklı çatıştığımız, savaştığımız günlerden bahsediyor.

Hangi çatışma! Hangi savaş!

Birileri kalkıp isyan bayrağı açacak, isyan edenleri kucaklayacağız, her şeyi unutacağız ve isteklerini de tek tek kabul edeceğiz! Terörün gündemden düştüğünü iddia ediyorlar bir de. Gündemden düşürmeye çalışan ise bizzat kendileri.

Bu terör örgütünün hedefini tekrar hatırlatmak lazım. Kendini ayrı kimlik olarak kabul ettirmek, ayrı bir dil yaratmak, ayrı haklar talep edip federatif bir yapı oluşturmak, Apo’yu affettirmek.

Şimdi bunlar karşısında tutup CHP’nin de Kürtçe dilekçeyi, tercümanlı ifade alımını, Kürtçe kanalı savunması, üzerine bir de Apo’yu affettirecek bir çabanın içine girmesi ne tür bir Atatürkçülük, ne tür bir milliyetçilik oluyor!

CHP bu girdiği yönelime o kadar ısındı ki, yavaş yavaş daha da ileri boyutlara götürmeye başlayacaklar.

CHP ellerini Atatürk’ten çeksin

CHP Diyarbakır İl Sekreteri Mahmut Şevketoğlu “Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt sorunudur. CHP iktidar olmak istiyorsa Kürt sorununu çözümüne yardımcı olmalıdır.” derken bir rapor hazırlayıp şu önerileri sunmuş:

-Kürt sorunun adı konmalı, Kürt sorunu tabiri kullanılmalı.

-Kanın durması için taraflara barış çağrısı yapılmalı.

-Sorunun çözüm yeri TBMM’dir.

-Tüm siyasi partiler DTP’lilerle görüşmeli. Savaşın sona ermesi için akil insanlar devreye sokulmalı.

-Kürtçe okullarda seçmeli ders olarak okutulmalı. Zorla ör­gü­te katılanların topluma entegrasyonu için formül bulunmalı.

Altında imzası olmasa DTP’li vekillerden birinin her gün yaptığı konuşmalardan biri zannedersiniz.

Ancak Sezgin Tanrıkulu doğru söylüyor. Bu açılımları CHP’ye yaptırmak çok önemli.

CHP yıllarca bu anlamda devleti temsil etti. Atatürk dönemi CHP’si, Kürt isyanlarına karşı Türk varlığını savunan, tavizsiz bir duruşla milliyetçiliği savunarak emperyalizmin güdümündeki tüm Kürtçü karşı çıkışların önünü kesebilen bir partiydi.

Her ne kadar artık Atatürkçülükle uzaktan yakından alakası kalmamış da olsa bu bölücü fikirleri CHP’ye savundurtmak Atatürkçüleri de ikna etmek anlamına geliyor.

Ahmet Türk, CHP’yi 90’lardaki cesur çizgisine geri dönmeye çağırıyor. Oysa görüyoruz ki, CHP’liler 90’lardan da daha cesur bir çizginin üzerinde duruyorlar artık.

Ama bu çizgi bir sırat köprüsü ve CHP’nin üzerinde düşmeden kalabileceği bir çizgi değil. Bir yandan AKP çekiyor, bir yandan DTP çekiyor ve hiç de sandıkları gibi bir denge tutturup buradan sıyrılamayacaklar. CHP bu Kürtçülük cehenneminde boğulacak.

CHP için üzülecek değiliz, ancak burada hedef bu politikaları CHP’ye değil Türk milletine kabul ettirmek.

CHP’nin verdiği özeleştiri, bir anlamda Atatürk’ün ve Atatürkçülerin verdiği özeleştiri olarak kabul ediliyor.

Bu öylesine meşrulaşıyor, öylesine normalleşiyor ki, sıradan insanlar artık 30 yıldır Türk milletine kan kusturan teröristlerin haklarını savunmaya, kravata bürünüp karşımıza çıkan dağdakilerin taleplerini normal karşılamaya başlıyor. Asıl tehlike budur.

CHP artık reddi miras yapsın, “Atatürk dönemi politikaları onaylamıyor, Altı Ok’u da parti programımızdan çıkarıyoruz.” desin, sonra da ne istiyorsa savunsun.

İster Kandil’e gidip puşileriyle halay çeksinler, ister Apo için karşılama törenleri yapsınlar, ister kendileri de bir Kürtçe kanal açıp saatlerce demeçler versinler, isterlerse Kürtçe bilen arzuhalciler bulup mahkemelerde destek çadırları açsınlar ya da Güneydoğu’daki “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazılarını sökme komiteleri kursunlar, umrumuzda değil. Artık bu bölücülüğe bulaşmış ellerini Atatürk’ten çeksinler, yeter!


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: