25.05.2009/Sayı:237
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

Eurovizyon, Hadise ve Şeriatçılar

Hadise

Hadise

Hadise, Eurovizyon yarışmasında giydiği kıyafetle tartışma yaratırken (üstte), bu tartışmaların Şeriatçı medyada yansıması farklı oldu (altta).

Geçtiğimiz hafta sona eren Eurovizyon yarışmasını temsilcimiz Hadise, 4. olarak tamamladı. Aylardır Türkiye’nin gündeminde yer tutan Eurovizyon ve bu yıl Türkiye’yi temsil eden Hadise konusu geçtiğimiz hafta yarışmanın sona ermesiyle geçici olarak gündem dışına çıktı. Ancak gerek yarışma öncesi gerekse yarışma esnasında yaşanan tartışmalarla hatırlanmaya devam edecek.

TRT bu yıl Türkiye’yi temsil edecek şarkıcıyı açıkladığında açıkçası biz de şaşırmıştık. Çünkü seçilen şarkıcı, yani Hadise, İbrahim Şahin’in Genel Müdürlüğü’ne getirilmesinden sonra yapısı oldukça değişen ve muhafazakarlaşan TRT ’ye uymuyordu. Nitekim tartışmalar hemen başlamıştı. Ancak bu konuda en ilginç çıkışı, daha önce de belirttiğimiz gibi, MHP Giresun İl Başkanı İsmail Yılmaz yapmış ve Hadise’yi seçtiği için TRT’yi günaha girmekle suçlamıştı.

Tartışmaların düğümlendiği noktalardan biri de Hadise’nin yarışmanın düzenleneceği Moskova’da gösterilmesi için çektiği klibin TRT tarafından kabul edilmemesiydi. Gerekçe ise tam TRT’likti: Klip çok erotik bulunmuştu.

Bütün bu krizler aşıldıktan sonra yarı final heyecanı başladı ve Hadise yarı finalde oldukça iyi bir puan alarak finale çıktı. Ancak bunun hemen ardından tartışmalar yeniden alevlendi. Bu kez mevzu Hadise’nin kıyafetiydi. Modacılardan TRT yöneticilerine, hatta köşe yazarlarına kadar alakalı alakasız o kadar kişi elbiseyi eleştirdi ki, “Vay be ne elbiseymiş” demekten kendimizi alamadık. Yok efendim, Türkiye temsilcisine dansöz kıyafetine benzer kıyafet yakışır mıymış da, yok tombul ba­cak­larını göstermese daha iyi olurmuş da, bir sürü ıvır zıvır tartışma aldı yürüdü. Bütün bu tartışmalar yürürken TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Hadise’nin kıyafet seçimine karışmadıkları için özeleştiri verdi. Karışsalar herhalde kara çarşafla çıkaracaklardı kızcağızı.

Tartışmalar geniş bir kesim tarafından yürütülürken medyaya yansıması da farklı oldu. En ilginç haberler ise Şeriatçı medya tarafından verildi. Örneğin Fethullah’ın Zaman gazetesi konu ile ilgili vermiş olduğu haberde, Hadise’nin yarı final seçmelerinde Moskova’yı salladığını haber yaparken Rus basınının ağzından Hadise’nin kıyafetini ve sahne şovunu göklere çıkarıyordu. Ancak haberle birlikte verilen resimde Hadise’nin kıyafetinden eser yoktu. Çünkü Zaman, haberde görsel olarak Hadise’nin sadece yüzünün olduğu bir resmini kullanmıştı.

Bir diğer habercilik faciasına ise Yeni Şafak imza attı. 14 Mayıs tarihli gazetede yer alan habere “Ses var görüntü yok!” başlığı atılmıştı. Ancak Yeni Şafak’ın haberinde de öyle bir resim kullanılmıştı ki, gerçekten de Hadise’nin görüntüsü yoktu. O resme bakıp Hadise’nin kıyafetini eleştirmek imkansızdı.

Bu iki haber ve kullanılan görseller, Şeriatçı sansürün boyutlarını göstermesi bakımından önemlidir.

Mesela Vakit gazetesi bir bayan fotoğrafı yayınladığında bacaklar ve hattâ kollar bile buzlanır. Yine yukarıda değindiğimiz Yeni Şafak gazetesi geçtiğimiz yıl yayımladığı bir ilanda mini etekli bayan resminde Photoshop hilesi yaparak etek boyunu uzatmış ve davalık olmuştu.

Bu çarpık zihniyet böyledir işte. Bir taraftan kadının boynundan aşağısını göstermeyecek kadar yobaz, diğer taraftan 14 yaşındaki kız çocuğunu taciz edebilecek kadar da sapık.


Star’ın yeni ortağı

Fettah Tamimce
Fettah Tamince

Son zamanlarda AKP’nin sesi en çok çıkan borazanlarından Star gazetesine yeni ortak geldi. Yaptığı yanlı haberlerle yandaş medya sıfatını en çok hak edenlerin başında gelen Star gazetesi, bildiğiniz gibi bir zamanlar Uzan’ların elinde AKP’nin korkulu rüyasıydı.

Yaptığı haberlerle Tayyip’i yerden yere vuran Star gazetesi, Uzan grubuna yapılan operasyon sonucu Cem Uzan’ın elinden alınarak TMSF’ye devredilmişti. 2006 yılına kadar TMSF tarafından 19 milyon dolar karşılığında satışa çıkarılan ancak pek ilgi görmeyen gazeteyi, Kıbrıslı işadamı Ali Özmen Safa 8 milyon dolara almıştı.

2000’li yılların başlarına kadar Perinçek’e en yakın isimlerden olan ve partisinin finansmanında önemli katkıları bulunan eski Aydınlıkçı Ethem Sancak (o kadar yakınlardı ki yıllardır bir türlü boşanamadığı karısı Perinçek’i savunan ekibin içerisindedir), 2007’de, geçtiğimiz yıl vefat eden Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’la birlikte gazeteye ortak olmuştu. Daha sonra Ali Özmen Safa ve Hasan Doğan’ın da hisselerini alan Sancak, gazetenin tek patronu olmuştu. Geçenlerde Zaman gazetesinin kendisiyle yaptığı röportajda “Tayyip Erdoğan’ın hayranıyım” diyen Sancak, Tamince ile birlikte medya dünyasındaki farklı fırsatları değerlendireceklerini vurgulayarak, “Hem ülke içinde hem ülke dışında büyüyeceğiz. Hedeflerimizi ona göre koyacağız. Birimiz Vanlı, birimiz Siirtli... Sırt sırta verip büyüyeceğiz. Medya grubundaki ortaklığı zayıflık veya güçsüzlük söz konusu olduğu için yapmıyorum. Biz güçlerimizi birleştiriyoruz. Allah’a şükür krize rağmen işlerimiz iyi gidiyor. Yeni ortaklıkla birlikte büyüme planlarımızı hayata geçireceğiz” diye konuştu. Sancak, gazeteyi aldıktan bir süre sonra Kanal 24’ü de kurmuştu.

Ethem Sancak şimdi de Star gazetesi ve Kanal 24’ün yüzde 50’sini Fettah Tamince’ye devrediyor. Ancak bu yeni ortaklık Star’ın çizgisinde bir değişiklik yapmayacak. Çünkü bildiğiniz gibi Fettah Tamince de Tayyip döneminde yıldızı parlayan isimlerden. 1994’te Allah’ın “yürü ya kulum” demeye başladığı Tamince, önce kuyumculuk, ardından da gayrimenkul işine girdi.

Özellikle Ruslarla iyi ilişkileri olan Tamince Antalya bölgesinde Rus turistlere evler satmaya başladı. 2000 yılında Rixos otellerinin ilkini açtı. Bugün ise yurtdışındaki otelleri de dahil olmak üzere 12 “otelcik”li bir zincirin sahibi.

Tayyip ilk Başbakan olduğu dönemlerde tatillerini Rixos Otellerinde geçirmeye başlamıştı. İşte Tamince’nin otelleri, bu muazzam reklamın ardından AKP’lilerin tatil mekanı haline gelmişti. Tamince bundan sonraki medya patronluğu döneminde de bugüne kadar olduğu gibi AKP’ye hizmet etmeye devam edecek.

Daha önceki aylarda, daha bu satın alma dedikodu olarak kulislerde dolaşırken, çıkan bir pürüz nedeniyle Tamince’nin işten vazgeçtiği konuşuluyordu. Kendi ekibini oluşturmak isteyen Tamince, bu konuda anlaşamayınca vazgeçmişti. Ancak şu anda anlaşma sağlandığına göre bu konuda da pürüz kalmamış görünüyor. Bakalım önümüzdeki günlerde Star’da ne gibi değişiklikler olacak?


Gül’e yargılama kararı ve tepkiler

Abdullah Gül Geçtiğimiz haftanın ilginç gelişmelerinden biri de Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Abdullah Gül hakkında aldığı karardı. Hatırlayacağınız gibi Erbakan’la birlikte “Kayıp Trilyon” davasından yargılanan Gül hakkında takipsizlik kararı verilmişti. Bu kararla kovuşturmadan kurtulan Gül, kamuoyunun vicdanında aklanmadan Çankaya’ya çıkmıştı. Dava arkadaşı Erbakan ise yargılanarak hapis cezasına çarptırılmış, sonra hapis cezası ev hapsine çevrilmiş, en sonunda da Abdullah Gül tarafından affedilerek yeniden siyasete dönmesinin yolu açılmıştı. İşte Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aldığı bu kararla Abdullah Gül’ün bir kez daha kovuşturmaya uğramasını talep etti. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında şunlar kaydedildi:

“Ancak; bu kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yasalar yönünden dokunulmazlığı bulunan ve yasalarda yargılanmaları istisna kabul edilen kişiler ile kıyas yapılarak, şüphelinin Cumhurbaşkanı olması nedeniyle milletvekili ve bakanlara tanınan dokunulmazlığının yasa koyucunun Cumhurbaşkanını da kapsadığı yönünde görüşleri hukuktan yoksun, kanunlara aykırı olduğu açıktır. Kıyasın; kamu hukuku alanında yapılamayacağı, kaldı ki daha önce Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişilerin önceden suç işlemiş bulunmalarının doğal olarak yasa koyucular tarafından düşünülemediğinden Anayasa’da bu konuda boşluğun bulunduğu, bunun yerine Anayasa’nın ilgili hükümlerinde değişiklik yapılarak Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişilerin Cumhurbaşkanlığı döneminden önceki suçlarına yönelik düzenlemelerin yapılması gerektiği ve Anayasa'daki bu boşluğun kıyas yolu ile değil, hukuki düzenleme ile ortadan kaldırılması hukuki açıdan çok daha uygun olacağından; şüpheli Abdullah Gül hakkında iddia olunan eylemlerin kanıt ve unsurlarının mahkemesince tartışılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hukuka uygun olmayan takipsizlik kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.”

Kararın tatbik edilip edilemeyeceği tartışma konusu oldu. AKP ve şurekası Gül’ün hiçbir şekilde yargılanamayacağını söylerken başta CHP olmak üzere Sabih Kanadoğlu gibi hukukçulardan oluşan karşı cephe de yargılanabileceğini iddia etti.

Karar tatbik edilir mi edilmez mi bilemeyiz ama bu olay AKP zihniyetinin yargıya bakışını bir kez daha ortaya koydu. Karara ilk itiraz Köşk’ten geldi. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nden yapılan açıklamada “Sayın Cumhurbaşkanımızın sanığı olmadığı ve yargılanmadığı bir davadan dolayı bazı çevrelerce şüpheli gibi gösterilmeye çalışılması kesinlikle iyi niyetle bağdaştırılamamaktadır.” denilerek kararı veren mahkeme “bazı çevreler” ilan edildi.

Köşk’ten sonra ikinci tepki ise Tayyip’ten geldi. Tayyip, parti grubunda yaptığı konuşmada “Bazen yargıdan siyasi ve taraflı kararlar çıkabiliyor. Bu mahkeme daha önce de benimle ilgili siyasi bir karar vermişti. Anayasada her şey açıktır. Mahkemenin bu kararı Anayasa’yı bağlamaz.” diyerek yargıyı siyasallaşmakla itham etti.

Son olarak açıklama yapan Gül, Refah Partisi döneminde Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğunu belirterek mali işlerle hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi. Ayrıca yargılanmasının önü açılırsa yargı karşısına çıkmaktan çekinmeyeceğini de belirtti. Normalde Gül gibi şaibe altındaki birinin bırakın Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama seçilmesini, aday bile olamaması gerekir. Ya da aday olacaksa önce mahkemeye çıkıp kendisini aklar o şekilde yoluna devam etmesi siyasi ahlâk açısından en doğru hareket olurdu.

Özellikle Ergenekon süreciyle birlikte hukukun yılmaz savunucusu olan Başta Tayyip olmak üzere Zaman’ından Vakit’ine kadar bilumum sahte hukukun üstünlükçüsünün de boyası böylece dökülmüş oldu.


Aydınlıkçılar yerel seçimlerde patlama yapmış

Aydınlıkçılar yerel seçimlerde patlama yapmışBu hafta da sizlere Aydınlık’ın yerel seçim değerlendirmesini sunuyoruz. 29 Mart seçimlerine “Oylar belediye başkanlıklarında haçlı irtica ve bölücülüğe karşı en güçlü adaya, İl Genel Meclisi’nde İşçi Partisi’ne” şiarıyla katılan İşçi Partisi meğersem son seçimlerde patlama yapmış da haberimiz yokmuş. Aydınlık’ın değerlendirmesini okurken az kalsın biz de gülmekten patlayacaktık.

Daha önceki seçimlerde de barajları yıkıp geçen Perinçek, her nedense seçim sonuçlarını görmezden gelirdi. Ancak bu kez kazandıkları büyük başarıdan(!) olsa gerek, seçimlerden bir buçuk ay sonra Türkiye’de bir seçim yaşandığını hatırladılar ve seçimler üzerine sırf kendi değerlendirmelerinden ibaret olsa da birkaç cümle karalamayı ihmal etmediler.

Aydınlık’ta imzasız olarak yayınlanan bu değerlendirmeye göre İşçi Partisi, aldığı 114.200 oyla Türkiye’nin en başarılı sosyalist partisi olmuş. Çünkü aldıkları oy EMEP ve ÖDP gibi partilerin oylarından fazlaymış. Gerçi yerel seçimlerdeki başarı bizim bildiğimiz kazandığınız belediye sayısıyla ölçülür. Söz konusu diğer partilerin birer tane bile olsa belediye kazandıklarını göz önüne alırsak İşçi Partisi’nin kendilerini nasıl başarılı gördüklerini anlamak mümkün değil. Üstelik bir de AKP’nin oy ve belediye kaybını da kendi başarılarına bağlamışlar. Aç tavuk kendini darı ambarında zannedermiş. Tabi adamlar seçimlerde aday göstermediler ya, AKP dışında kazanan bütün adayları kendilerininki zannediyorlar herhalde.

Ama ben bu konuda sadece şunu merak ediyorum; bunu yazan vatandaş her kimse, acaba kendi yazdıklarına inanıyor mudur? Bu adamlar ya milletle çok iyi kafa buluyorlar ya da gerçekten akıllarından zorları var. Yazıyı yazan vatandaş her kimse imzasını atmamakta yerden göğe kadar haklı. Çünkü böyle bir değerlendirmede bulunduktan sonra insan içine çıkmak oldukça zor hale gelebilir.

Aynı değerlendirmede bir de Güneydoğu’da partinin durumunu değerlendiren bölüm var ki akla zarar. İşçi Partisi, bir tek Güneydoğu illerinde aday çıkardığı için (çünkü tek alternatif kendileriymiş) esas patlamayı orada yapmış. Aydınlık’ın verdiği rakamlara bakınca evet bir artış var ama bu artış ne kadar patlama olarak değerlendirilebilir bilemiyoruz. Çünkü Aydınlıkçıların artış dedikleri şey şu: Mesela Ağrı’da 2007’de 211 oy almışlar, 2009’da ise 476. Ya da Siirt’e bakalım; 2007’de 142 oy alınmış, 2009’da ise 206. Çok muazzam oy artışları bunlar.

Yalnız burada bir hesap hatası olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Değerlendirme yazısında Şırnak’taki oyların 2002 seçimlerine göre dört, 2007 seçimlerine göre ise yedi kat arttığı belirtilmiş. Rakamlar ise bu sonucu, ne yazık ki, vermiyor. Çünkü hemen yanda verilen tabloda Şırnak’ta 2002 seçimlerinde 128, 2007 seçimlerinde ise 60 oy aldığı yazıyor. 2009’da aldıkları oy sayısı olan 310 ise ne 128’in dört ne de 60’ın yedi katı. Dört işlemden biri olan bölmeyi bilmek doğru sonuca ulaşmak için yeterli olacaktır. Anlaşılan bu arkadaşın İlkokul-1’den itibaren yeniden matematik dersine ihtiyacı var. Eğer böyle bir girişimde bulunursa haberiniz olsun abaküsü bizden.


Karamehmet’in içler acısı hali

Fehmi KoruGeçtiğimiz hafta Fehmi Koru’nun, Akşam gazetesinin sahibi Karamehmet’i üstü kapalı bir şekilde gazetenin yayın çizgisiyle ilgili tehdit ettiğini duyurmuştuk. Karamehmet bu duruma bir hafta dayanabildi. 21 Mayıs tarihli Akşam gazetesinin birinci sayfasında gördüğümüz ilan, ilk raundun galibini ilan ediyordu. Hemen manşetin yanında yer alan ilanda “Fehmi Koru, Gül’ün Kürt sorunu şifresini anlattı” yazıyordu. Bu, Fehmi Koru ile yapılan ve ertesi gün yayınlanacak olan bir röportajın ilanıydı. Diyeceksiniz ki, ne var bunda bir gazete başka bir gazetede çalışan bir gazeteciyle röportaj yapamaz mı? Yapabilir tabii de, özellikle önceki hafta meydana gelen kapışmadan sonra Fehmi Koru’yu baş sayfadan ağırlamak pek normal değil. Üstelik Gül’ün açılım açıklamasını yaptığı geziye, Akşam’ın Genel Yayın Yönetmeni olan İsmail Küçükkaya da katılmıştı. İstese oturup kendisi de yazabilirdi. Ancak Fehmi Koru’yla yapılan bu röportaj, Karamehmet’in teslim olduğunun ilanıdır. İlandaki resimde görülen parfüm şişesi ise, Fehmi Koru ile “kolonya kokulu” diye dalga geçen Oray Eğin’e sanki bir “kes sesini” ihtarıymış gibi öne çıkarılmış. Karamehmet’in durumu gerçekten de içler acısı.


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: