25.05.2009/Sayı:237
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Özgür Billur

Bölücüler
Yekta Güngör Özden’e
niye saldırıyor?

Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, Milliyet gazetesine verdiği röportajda, Yekta Güngör Özden hakkında akıl almaz iftiralarda bulundu.

Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, Milliyet gazetesine verdiği röportajda, Yekta Güngör Özden hakkında akıl almaz iftiralarda bulundu.

Kürtçü Sezgin Tanrıkulu’nun tezgâhı

18 Mayıs günü Milliyet gazetesinde Devrim Sevimay’ın Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu ile tam sayfa bir röportajı yayınlandı. Karayılan’ın açıklamalarının değerlendirildiği ve PKK’nın siyasallaşmasının savunulduğu röportajda dikkat çekici bir spot başlık vardı: “Yekta Güngör Özden’in önerdiği taslak!”

Bölücülüğün önemli isimlerinden Sezgin Tanrıkulu ile Atatürkçülüğün simge ismi Yekta Güngör Özden nasıl yan yana gelirler diye düşünürken, röportajı okuyunca Tanrıkulu’nun yalanları üzerine kurulu bir tezgâhla karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.

Tanrıkulu’nun anlattığı olay şu: 2001 yılında Türkiye Barolar Birliği bir Anayasa Taslağı hazırlıyor. Bu taslağı hazırlayan komisyon içinde İbrahim Kaboğlu, Ülkü Azrak, Atilla Sav ve Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok gibi isimlerin yanında Yekta Güngör Özden de var.

Taslağın 126. maddesinde, Türkiye’nin idari yapısının il ve ilçelerle birlikte bölge yönetimlerinden oluşması öngörülüyor ve bunun gerekçesi olarak Türkiye’nin merkezden yönetilemeyecek kadar büyüdüğü gösteriliyordu.

Tanrıkulu, Atatürkçüleri tezgâha düşürmek için şu soruyu soruyor: “Şimdi Yekta Güngör Özden’e bölücü diyebilir miyiz?” Aklınca Yekta Bey’in bile kendileriyle aynı fikirleri savunduğunu kanıtlamış olacak.

Peki, gerçek böyle midir? Elbette hayır! Çünkü Yekta Güngör Özden bu taslak hazırlanırken itirazlarını hem sözlü hem de temsilcisi bulunduğu Türk Hukuk Kurumu adına yazılı olarak iletmiştir. Taslak hiç de burada gösterildiği gibi Yekta Güngör Özden’in tamamıyla desteklediği bir metin değildir. Zaten bir süre sonra yukarıda bahsedilen 126. madde bütünüyle iptal edilmiş ve mevcut Anayasa’daki uygulama aynen savunulmuştur.

Yani Yekta Bey’in Türkiye’yi federasyona götürecek bir uygulamayı savunması söz konusu değildir.

Bölücülerin planı ne?

Peki, niçin böyle bir hava yaratılmaktadır? Bunun sebebi çok açık. PKK’lılara af çıkarılması ve terör örgütünün siyasallaşması gibi konularda iktidarıyla muhalefetiyle pek çok kesim anlaşmış durumda. Hatta bazı devlet kurumları da bu önerilere sıcak bakıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklamalarını Kürtçü çevreler alkışlamadı mı?

Türkiye’de bölücülüğe taviz vermeyecek birkaç aydın ve kurum kaldı neredeyse... Bu aydınların başında da Yekta Güngör Özden gelmektedir. Özden’in, Atatürkçü önder kişiliğinin dışında Anayasa Mahkemesi’nin önceki başkanlarından biri olması nedeniyle de bir ağırlığı vardır. Görevdeyken lâikliğin savunuculuğu dışında bölücülüğe karşı da ödünsüz mücadelesi tüm devlet adamlarına ve Atatürkçülere örnek olmuştur.

Pek çok kesimi yanına çekmeyi başaran Kürtçülerin, Yekta Bey gibi bir ismi yanlarında göstermelerinin psikolojik olarak onlara ne büyük bir üstünlük kazandıracağı açıktır. Ancak böyle bir şey mümkün olamayacağından yalana ve iftiraya başvurarak Yekta Bey’e böyle bir tuzak kurmuşlardır.

Bu tuzakları kuranlar oldukça komik duruma da düşmektedirler. Örneğin, Anayasa’nın değiştirilmesini hararetle savunan liboşlardan Eser Karakaş dinci bir televizyon kanalında aynen şunları söyledi: “Mevcut Anayasa’nın önsözünü Yekta Güngör Özden yazdı. O bile yazdığı önsözde Anayasa’nın değiştirilmesi dileğinde bulunuyor.”

Profesörümüz, bu açıklamasıyla ancak kendisi gibi üstün zekâlıları kandırabilir! Profesör olmuş ama, devletin işleyişini açıklayan en temel resmi metninin önsözünün olamayacağını bile bilmiyor!

Doğru, Yekta Bey, bir yayınevinin bastırdığı Anayasa kitapçığına önsöz yazmıştır, ama bu önsözün hiçbir resmi yanı yoktur. Karakaş’ı dinleyen, anayasayı Yekta Güngör Özden’in yazdığını zannedecektir ki, buna kargalar bile güler!

Yekta Bey de her Atatürkçü gibi Atatürk ilkelerine daha uygun ve devrimleri sıkı sıkıya koruyan bir anayasa istemektedir. Mevcut Anayasa’yı bu bakımdan yeterli görmez. Yekta Bey, bölücülerin hayalindeki Anayasa değişikliğine başından beri karşı çıkmıştır. AKP’nin hazırladığı Anayasa değişikliğinin lâik ve üniter devleti tasfiye etmeyi amaçladığını defalarca yazmış ve açıklamıştır.

Yeni anayasa Kürtler için hazırlanıyor

2007 yılında Ergun Özbudun başkanlığında hazırlanan yeni Anayasa taslağı, Türklük ve Türk milliyetçiliği kavramlarını törpülemekle beraber, daha çok laiklik karşıtı düzenlemeler ile dikkati çekmişti.

İki yıl sonra ise Kürtçüler, daha da güçlenerek kendi istedikleri Anayasa değişikliğini dayatmaya başlamışlardır. Bugün yaşanan Anayasa değişikliği tartışmalarının Türklük ve vatandaşlık tanımı gibi konular üzerinde yoğunlaşmasının nedeni budur.

Kısmi bir Anayasa değişikliği istemediklerini bildiren DTP Başkanı Ahmet Türk bakın ne diyor:

“Türkiye artık bu yamalı bohçaya dönüşen Anayasa’dan kurtulmalıdır. Toplumsal sözleşme ile 71 milyonu diliyle, kültürüyle kucaklayan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.”

Ahmet Türk böylesine rahat konuşturan nedir? Cevabını Sezgin Tanrıkulu’ndan alalım:

“29 Mart seçimlerinden çıkan hava, seçimlerin çok demokratik bir ortamda yapılmış olması, uluslararası konjonktür, ABD’nin yaklaşımı, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve anamuhalefetin bir çözüm gerektiği konusunda ilk kez hemfikir olmaları, DTP’nin mecliste olması, DTP’yle Başbakanın görüşecek olması… Bunların hepsi 1993’ten daha iyi bir noktada olduğumuzun çok önemli işaretleri…”

Tanrıkulu, kendince demokratik adımlardan örnekler vermekle birlikte Türkleri tehdit etmekten de geri durmuyor. “Örgüt düdük çalsın ‘Kürt gençleri dağa’ diye, ben bunu abartısız söylüyorum, 15-20 bin genç iki günde örgüte katılır.” diyerek açıktan PKK propagandası yapan Tanrıkulu, bir taraftan da aba altından sopa gösteriyor.

Bu adamları bu kadar şımartan, iktidarın ve muhalefetin ABD planı doğrultusunda hizaya çekilmiş olmasıdır. PKK, yıllarca silah kullanarak elde edemediklerini siyasi olarak elde etmek üzeredir. Seçim öncesi sadece AKP değil, CHP ve MHP de Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesine(!) ikna olmuşlardır.

Tanrıkulu da bu gerçeği şöyle tespit etmektedir:

“CHP olmazsa bu sorun çözülmez. Çünkü CHP, bu sorunun çözümü açısından devletin kodlarını çözecek tek partidir. Devlet dediğimiz zaman bunun bir tarafında ordu, bir tarafında yüksek yargı organları ve yüksek bürokrasi vardır. MHP de bu sorunun çözümü noktasında toplumdaki direncin kodlarını çözer. Herkes biliyor ki, eğer MHP olmasaydı idamın kaldırılması bu kadar kolaylıkla kabul edilmezdi.”

Sanırız Yekta Güngör Özden’e niçin böyle bir tuzak kurulduğu daha iyi anlaşılmaktadır. PKK, siyasi partileri dize getirmiştir. Sıra devletin önemli kademelerinde ve Atatürkçülerdedir. Onlar da hizaya sokulursa PKK’nın karşısına dikilecek kimse kalmayacaktır!

Yekta Güngör Özden’in hedef seçilmesiyle birlikte, onun da Kürtlerin ayrı bir kimlik olarak tanınacağı “sivil Anayasa”ya ikna olduğu kanısı uyandırılmaya çalışılmıştır. Böylece toplumun tüm kesimlerinde “Kürt sorununun çözümü için” ortak bir konsensüs sağlandığı fikrinin yaratılacaktır.

Yekta Güngör Özden’de bölücülerin işine yarayacak tek bir kelime bulamazsınız

Ancak beyhude bir çaba içerisindedirler. Çünkü Yekta Bey’in konuşmalarında ya da yazılarında Kürtçülerin işine yarayacak tek bir söz veya satır yoktur.

Zaten kendisi baştan beri “sivil Anayasa” sözüne karşı çıkmaktadır. 1921 Anayasası’nı TBMM Başkanı Mustafa Kemal’in hazırladığını vurgulayan Özden, “O Anayasayı değiştirip 29 Ekim’de Cumhuriyeti ilan eden yine zaferi kazanan Meclis’ti. Peki, biz o anayasaları asker yaptı, diye suçlayabiliyor muyuz?” diye sormaktadır.

Yekta Güngör Özden, sivilleşme, demokratikleşme, yerelleşme diye sunularak üniter devletin yıkılmasına yol açacak tüm adımların karşısında olmuştur. Bölücülüğün iplerinin ABD ve AB’nin elinde olduğunu defalarca yazmıştır, söylemiştir.

PKK liderlerinin bile sempatik gösterildiği, “teröristler de insandır” propagandasının yapıldığı günleri yaşamaktayız. Teröristbaşı Apo bile bir siyasi irade olarak tanınacak neredeyse... Bakın Yekta Bey bu insanlar için ne diyor: “Kürtçülerin Apo’yu benimsemeleri, övgüleri ve saygıları, Anayasa’da ayrı ulus olarak değerlendirilmelerini istemeleri bölücülüklerinin yansımasıdır. Apo’ya terörist değil, lider diyenler insanlık duyguları kararmış, tükenmiş olanlardır.”

Gazetelerde her gün PKK’lı teröristlerin ve onların siyasi uzantıların tam sayfa röportajları varken Yekta Güngör Özden gerçek bir Atatürkçü ve Türk milliyetçisi gibi davranarak toplumu uyarmaktadır.

Vicdanların karardığı ve akılların yittiği bir dönemden geçiyoruz. Türk devleti ve Türk milleti, bölücülerin önünde diz çöksün isteniyor. Anayasada değişiklik, vatandaşlığın yeniden tanımı, Türkiyelilik, iki resmi dil gibi tartışmaların hepsi Türk kimliğini yok edip, Türkiye’yi bölmek için çıkartılmaktadır.

Bölücüler ulus-devletin temelini dinamitleyecek adımları ortalığı karıştırmadan atmak istemektedirler. Tıpkı 301. Maddenin kaldırılıp Türklüğe küfretmenin serbest bırakılması gibi, Türklüğün yavaş yavaş yasaklanıp yok edileceği kanunlar hazırlanmakta ve Anayasa değiştirilmek istenmektedir.

Türklüğün yasaklanacağı bir düzene doğru gidiyoruz. Bu Kürtçü faşist saldırıya ancak Türklüğümüzü koruyarak direnebiliriz.

Yazımızı Yekta Güngör Özden’in Türklük üzerine Atatürk’ten esinlenerek söylediği şu sözlerle bitirelim:

“Türk olmakla onurlu, gururlu ve kıvançlıyım. Başka bir soy-boy savım yoktur. Nerden gelmiş olursak olalım, büyüklerimle bir bağa dayanarak değil, ulus bağına dayanarak yalnızca Türk olduğumu yineliyorum. Alt-üst kimlik tartışmalarına, soy kökeni tutkusuna karşıyım. Ne mutlu Türk’üm diyene!”(01.10.2007)

Büyük Atatürk’ün “En büyük övünç kaynağım Türk olmaktır.” sözü, tüm duygu ve düşüncelerimizi özetleyerek yansıtmaktadır.

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: