Mustafa İzberk |
Bizi bizden ayırmak?!. (4) Son 60 yılda ortalama eğitimi ilkokul 4. sınıf düzeyine indirtilmiş, okulumtıraklarında, üniversitemlerinde boş inançlar (Ar. Hurafe) belletilen bu ülkenin yeni kuşaklarla, ‘Türklerin Yeryuvarında bir geleceği olacaksa’ her birimizin bir tansık yaratması gerekiyor… Anlaklarınızı (Ar. Zekâ) bu kişilik dışı yaratıklarınkilerin üzerine çıkarmak bu amansız savaşta tek koşul… Geçen gece TeVe’de bir yuvarlak masa izlencesinde, erke bağımlı sanısı veren gencin (Sıkıca fönlenmiş saçlar, takım lâciler...) durmadan sızlandığı görünüm gözümün önünde… Efendim O, doğduğu günden beri “devletin kırmızı çizgileriyle sarılı” yaşamış, bıkmış usanmış bu kırmızı çizgilerden belki yarım saatta 10 kez yineledi bu tekerlemeyi… Kıbrıs’ta kırmızı çizgi neymiş? Tayyip’in ver kurtul politikası “çözümden ileri çözüm”müş, Ermenistan’la -Azerbaycan’ı arkadan vurmak pahasına- sınırı açmak “gerçek mi gerçek çözüm”müş, Fransa’nın NATO süersel (Ar. Askerî) kanadına görmesine pısık kalmak “çözüm çözüm”müş. Kimseden hiçbir nesne almadan, her nenimizi (Ar. Şey) vermek “çözüm ötesi çözüm”müş… (Almadan vermek Tanrıya özgü Tayyip!)1 Oysa, Eloğlunun ta, Wilson’dan bu yana sürüp gelen Avrupalı Türk ülkesini pasta dilimler gibi “parçalayıp yok etme 100 yıllık kırmızı çizgisi” gibi benzer kırmızı çizgilerle bağlanmış ülkesini görmezden mi görmezden gelmekte, Tayyip erkine bağımlı sanısı veren genç (!) Bu yazı sırasında çocukluğumdaki “Kürt, Doğu yerlisi yurttaş” kavramından 76 yaşımda “Kürt, özbeöz Türk” kavramına eriştim. Varsayalım ki 75 milyon Türk ile -ilgisi batsın!- ilgili Batılı yaratıklar bu yazıyı okudular. Sonuç ne olurdu? Sonuçta bu 75 milyon yurttaşımızın “Kürt”e bakışı varsıllaşırdı doğal… Kulak dolgunluğu, bilgiye, bilgi bilinç düzeyine çıkardı kuşku yok… Ya Türk’ün yağıları (Ar. Düşman)? Dağdaki bilisizleştirilmiş, kişilikten çıkartılmış, hain bir yaratığa dönüştürülmüş kandırılmış gençler bu bilgiye erişemezler bunun bir toplu canına kıyma (Ar. İntihar) olduğunu anlayamazlardı. Bir TeVe oturumunda bir hanım hocamızdan, yeginlikçilerin (Fr. Terörist) %40’ının Suriyeli, Ermeni, bir de Avrupalılar’dan oluştuğunu duymuştum. Onların kıyıcıları, ‘yeryüzü alıp, yeryüzü satan’, ipleri ellerinde tutan, yaratıklar, özünde bu olgumuzu (Kürt=Türk) bal gibi bilirler.. bilmeseler Türk’ü Türk’e niçin kırdırsınlar?.. Geriye kalıyor bu çalışmadan bana kalan, vardığım son düşünce, son çıktı: “Türkler yeryüzünde var olmasalardı, ‘Dünya Tarihi’ yazılamazdı.” Özdeyişi… Ek: Bir gün önce yazımı bitirdiğim 14 Nisan 2009 gecesi Gn. Krm. Başk. Sayın İlker Başbuğ’un Harp Akademileri’nde yaptığı konuşmasından parçaları TeVe’de bir izlencede gördüm. Burada Başbuğ, şöyle bir tümce kullanmıştı: “Atatürk, Türk milletini şu şekilde tanımlamıştır: Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir. Yani hiçbir dinî ve etnik ayırım yapmaksızın Türkiye halkını işaret etmektedir.” İzlencede bulunan günlükçüler, (it. Gazeteci), şöyle yorumladılar: ‘Bakın, “Türk halkı” demiyor’!.. Oysa bence böyle inceliklere bir neden yoktu. Atatürk, yaşamında bir kez Türkiye halkı demişse, belki yüz kez Türk halkı’nı kullanmıştır kuşku yok… Çünkü, buradaki “Türk” sözcüğü bir tutucu ulusalcı (Fr. Şoven) anlam taşımamaktadır.. anayasamızda hep var olmuş “Yurttaş Türk” anlamındadır ki, gerek toplum içinde, gerek devlet katında Türk sözcüğü her süre, yalnızca bu anlamıyla kullanılmıştır. Demem, Başbuğ “Türk halkı” da deseydi bir nen değişmezdi!.. Geriye, ‘Başbuğ’un bu kavramı bir ortam yumuşatma aracı olarak kullanma olasılığı’ kalıyor ki, bu da “Kürt’ün Türk olduğunu” bilen kimseler için çok da yerinde bir tutum sayılmazdı. Çünkü, Kürt Türkse böyle bir coğrafyasal anlatıma ne gerek vardı? Önceki yazılarımızdaki bilgiler, başka tür anlatımları gerektirmez miydi? Hele de sevgili, kara çocuk Obama’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden “Kürt azınlığı” gibi bir bıçağı gülü gülücüklerle ulusun bağrına saplayıverdiği durumda!.. Bilelim: “Kürtlerle Türklük üzerinden bağımız, Türkiye üzerinden bağımıza göre çok daha güçlüdür.” Bir de Britanya halkı/halkları, Sovyet halkı/hakları gibi deyişler geçmişte kimi imparatorluklar için geçerliydi ancak… Oysa bugün kimse “Fransa halkı,” “Almanya halkı” demiyor, biz neden diyelim? Biz tekçi (Fr. Üniter) bir devlet değil miyiz? Ne süre (Ar. Zaman) imparatorluk olduk? Yoksa, olduk da haberimiz mi yok, ABD’nin yüzü suyuna?!. Öyleyse, Kürt’e Türk demek yanlış değil, doğrudur. Dahası, Sn. Başbuğ, özellikle “Türk halkı” deseydi daha doğru olurdu. Birkaç Pomak, Gürcü Arap’a -Lazlar Türk2- gelince bu topluluklar kendi kökenlerine gerekli saygıyı göstermeleri yanında, büyük Türk ulusunun bir parçası olarak da ayrıca bir övünçlü olacaklardı. Atatürk, “Türk, övün, çalış güven” de demiş!.. Eğer, ‘Kürtler,’ ‘Lazlar’ Türk olmayıp da yabancı kökenli birer boy olsalardı, hiç sorun yoktu.. verin “Türkiye halkı” kavramını olsun bitsindi!.. Oysa, onlar binlerle binler yıldır, bizlerin olduğumuz denli ‘Türkler’.. ne yapmamız gerekir? “Düşünün”!.. Bu toprakları daha dün yağılardan “Türk Ordusu” kurtardı.. “Türkiye Ordusu” kurtarmadı. Eğer kurtaranlar İran ordusu, ya da Sovyet ordusu olsaydı. Şimdi bizler de buralarda olmayacaktık, bunu bilelim, değerlendirelim, yineliyorum: Türkiye bir tekçil devlettir. Sakın ha, Tayyip erkinin -Siz Bush erki anlayın- dayattığı gibi “Türkiyeli”ye yakın, “Türkiye halk” kavramına sıcak bakmayalım (Atatürk’ü tanık tutarak da olsa), o büyük adamdan sonra tüm politika(!) larımızın “yersiz ödün”ler3 tarihi olduğunu anımsayalım. Ha, bir de bu deyimi anayasaya soktuğu gün “Türkiye parça parça”?!. 1 Dipnotlar: 1- Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, bir görüşmemizde “1915’te Anadolu’da 1.294.851 Ermeni vardı. 1865’ten başlayarak Osmanlı ciddi sayımlar yapmaktaydı.” bilgisini vermiştir. Paris Barış Konferansı’nda Ermeni Ulusal Kurulu başkanı Bogos Nubar Paşa, bile göçe çıkanlar ile yerlerine varanlar arasındaki farkın 260.000 kişi olduğunu Fransızlara resmen yazıyor. Bu kişilerin “yolda bir kıyım sonucu” yitirildiğini ise söylemiyordu. Sf. 73 Buna karşılık Britanya “Mavi Kitap”ı bile, yerlerine ulaşan Ermeni sayısını 989.900 kişi olarak vermekte, bu sayıya İstanbul ile İzmir’de yaşayan 150.000 kişi eklenince yaşamlarını sürdürenlerin sayısı, yaklaşık 1.150.000 olmaktadır. Sf. 77 ‘La Liberation’ günlüğünden Veronique Brocard, Türklerin öldürdüğü Ermeni sayısını üç ay içinde yazdığı üç ayrı yazıda 1 milyon, 1.5 milyon ile 2.5 milyon olarak belirtmiştir.(!) sf. 158 (Türkkaya Ataöv, “Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu?” İleri Y. 2007, İstanbul) 2- “‘Alazan’… Bu ad Alazlar anlamında olup Skyth/Sakalar’ın bir boyuna göre verilmiştir.(…) adları ‘Laz’ ve yerleri ‘Lazkiye’ diye tanınmıştır.” “Lazların adı ‘Legzler’dir. Legzler, Avar yöresinden tanınmış bir oymaktır. (…) Lezgiler’in Avarlar’dan oldukları ve Lazlar’ın Lezgilerden geldikleri, şüphesiz Lazların Türk soyundan olduklarını kesinler.” Sf. 489 (M. Çoloğlu, “Anadolu Millî Devleti Pontos”, sf. 109’dan) (Mehmet Dikici, “Anadolu’da Türkler,” Burak Y. 1998, İstanbul.) 3- Dışişlerimizin dilinde “yersiz ödün” diye bir deyim var mı, bilmiyorum. Eğer yoksa, olmalıydı…
|