Yunus Yılmaz |
Kürt ve Türk seçmenin durumu Seçimler ve Kürt oyları 29 Mart seçimlerinden sonra görüldü ki, Güneydoğudaki seçmen hizmete değil, kimlik siyasetine oy veriyor! 22 Temmuz seçimlerini baz alan, AKP’nin yalama yapmış yalaka liboşları: “AKP Türkiye’nin partisi”, “Kürtleri, DTP değil AKP temsil ediyor”, “Kürtler şiddete, ayrımcılığa oy vermek yerine AKP’ye oy veriyor” gibi söylemlerde bulunuyorlardı 29 Mart seçimi öncesinde. Seçim sonrasında ise bu söylemlerin ne kadar uydurma olduğu ve hiçbir bilimsel tespite dayanmadığını görmüş olduk böylece! Doğuda toplum nezdinde Şeriatçılık ve Kürt kimliği ön planda olduğu için; Şeriatçılığı Kürtçülüğünden daha iyi olan AKP ile Kürtçülüğü Şeriatçılığından daha iyi olan DTP’nin çekişmesinden görülen o ki, DTP galip çıktı! Bu da demektir ki, Kürt kimliği din kimliğinden daha önde geliyor! Belirli bir zamana kadar DTP kadar Kürtçü olamasa da, AKP, Şeriatçılığın yardımıyla Güneydoğuda Kürtçü DTP’yi hezimete uğratmıştı. Ama kendisine verilen krediyi iyi değerlendiremeyen AKP’nin, DTP’den daha Kürtçü olmasına imkan olmadığı için kimlik siyaseti tekrar galip çıkmıştır. Yani Kürt, Kürtçünün çakmasına değil, hakikisine oy veriyor! Böylece AKP’nin yapmış olduğu bölücülük yanına kar kalmış oluyor! Daha açıkçası Hem Kürtçülük yaparım hem de ayrılıkçı, bölücü hareketlere karşıt görüntüsü vermeye çalışırım cinliği işlememiştir. Nasıl CHP, AKP gibi Şeriatçı partiden çok Şeriatçı olmaya çalışıp Şeriatçıları kandıramamış ise; AKP’de DTP’den daha Kürtçü takılmaya çalışıp Kürtleri kandıramamıştır. Güneydoğu’da ne zamandır bölücülük noktasında bir yükselme olduğu bir gerçekti, ama öncesinde Kürtler AKP’ye oy verdiği gerekçesi gösterilerek, yapılan bölücülük görmezlikten gelinmeye çalışılıyordu veya sümen altı ediliyordu! Şimdi de Kürtler DTP’ye oy verinc, birileri şaşırıyor. Aslında ortada şaşılacak bir şey yok. AKP’den beyaz eşya dahil hiçbir yardım alamayan Türk, AKP’ye oy vermeye devam ederken; Kürtçe kanal açılımına ve beyaz eşya yardımına karşın Kürt, AKP yerine DTP’ye oy vermeyi doğru bulmuştur. Acaba kim daha işin bilincinde Kürt mü, yoksa Türk mü? Ayrıca yapılan bölücülüğü göremeyenler veya bu bölücülüğe pirim verenler, Kürtler AKP’ye niye oy vermedi, diye hayıflanıyor. İnsanda biraz utanma olur. Sanki çok müspet bir konuda eleştiri getiriyormuş gibi davrananlar, pişkinliklerine devam ediyor. Ne hikmetse bu ülkede sol partiler Kürtçülük yapınca adı bölücü oluyor, ama bu Kürtçülüğü sağ ve gerici partiler yapınca adı demokrat oluyor. Ve bu zihniyetin bizi getirdiği nokta da ortadadır. Kürtlere demokrat taviz vermek partilerine bir şey kazandırmadığı gibi bu milletten ve devletten çok şey götürmektedir. Ama bu gerçeği hala göremeyenler, seçim yenilgisini Kürt politikasındaki değişikliğe bağlayıp daha fazla Kürtçülük yapma planı içine girmişlerdir! Bu da kısır döngünün sürekli devam etmesine neden olmakta, gerçeğin herkes tarafından görülmesine ve kabul edilmesi engel olmaktadır. Hatanın en büyüğü ise “PKK ile tabanımız aynı” diyen bir partinin öyle veya böyle bu millete kabul ettirilmesidir ki, buna sebep olan da iktidardaki AKP denilen partidir. Hatta daha düne kadar da AKP, DTP ile diyalog içindeydi! Kürtlük islamdan baskın çıktı AKP’nin sürekli olarak politikalarında gidip gelmelerin olması, Tayyip’e akıl vermeye çalışanlar yüzünden olduğu da bir gerçektir! Fethullahçılar daha önceki tezlerinde ülkedeki milli birlik ve bütünlüğün İslam kimliğiyle sağlanacağı propagandasını yaparken, İslam kartının Kürtler üzerinde etkili olmasına karşın, Kürt kimliği ile siyaset yapmanın daha etkili olduğunu bildikleri için Şeriatçılıktan Kürtçülüğe kaydıklarını gözlemlemiştik. Aslında bu kayış, tarihimizi iyi incelediğimizde, tüm Kürt-İslamcıların yaşadığı bir kısır döngüdür ve kaçınılmaz bir sonuçtur. Yine aslına bakılırsa, AKP’yi, doğuda ve güney doğuda var eden zaten İslamcı kimliği değil, Kürtçü kimliğidir. Bu gerçeği de AKP’nin akıl hocaları bizden çok iyi bilmektedir. Tayyip’in sözde milliyetçi çıkışlarını eleştiren Şeriatçı basın, Tayyip’e tekrar eski günlerde olduğu gibi Kürtçülük yapmaya devam et, mesajı vermeye çalışmaktadır. Bu son seçim sonuçlarının da buna işaret ettiğini söyleyen Kürt-İslamcılar, haklı çıktıkları imasında bulunarak Tayyip’i tekrar yönlendirmeye çalışmaktadırlar. Tabii Tayyip bu büyük kibir ve kin içinde Şeriatçı basını dinler mi bilemeyiz?! Ama bildiğimiz bir şey var, Kürt-İslamcı basın aslına bakılırsa çok da haksız değildir! Tayyip hırsına ve kinine karşın gerçekleri göremeyip kendisini dev aynasında gördüğü için bu uyarıları yapmak Şeriatçı basına düşmüştür. Çünkü onlarda biliyorlar ki, AKP’nin Güneydoğu’yu Kürtçülükten başka bir politika ile kazanmasına imkan yoktur. Ayrıca bugün Şeriatçı basına pirim yaptıran da AKP’dir. Yani AKP varsa Şeriatçı basın da var demektir. Bir nevi AKP Şeriatçı basının varlık nedeni demektir. Daha açıkçası AKP ile Şeriatçı basın; simbiyoz yaşam biçimi örneği sergilemektedir. Tabii bu yaşam biçiminde birbirlerine yarar sağlamaktadırlar ama AKP ve Şeriatçılar, Türkiye’ye zarar vermeye devam etmektedirler. Tüm bunlara rağmen seçim sonuçlarından sonra Şeriatçı basın ve özellikle AKP, eşekten düşmüşe dönmüştür. Öyle ya, Kürtler senin karakaşına, kara gözüne oy vermiyordu; Kürtçülüğüne oy verdi. Sen kalkar da Menderes gibi “odunu aday göstersem seçtiririm” mantığıyla hareket edip, “ceketimizi koysak alırız” şeklinde iş yaparsan, siyasal İslamcılığın yüksek olduğu Urfa gibi bir yerde bile başarısız olursun. Bu sonuç bile Güneydoğu seçmeninin Tayyip’i çokta takmadığını göstermektedir. Hele ki Tunceli’deki beyaz eşya dağıtımından sonraki sonuç Tayyip’i küfür yemekten beter etmiştir. Yani yüzüne sövseniz daha iyiydi! PKK’lı olmak mübah, Atatürkçü olmak Günah! Seçim sonuçlarıyla şımaran DTP, doğudaki AKP’nin gücüne karşın belirli bir başarı elde etmenin vermiş olduğu pervasızlıkla, hele özellikle Obama’ nın Türkiye’yi ziyaret etmesini fırsat bilerek iyice pervasızlaşmıştır. DTP Grup Başkan Vekili Demirtaş, Obama ziyareti öncesinde Obama’dan “Güneydoğu için özerklik talep edeceklerini” açıklıyor. Kimse kalkıp da diyemiyor ki; siz, kime, kimden neyi talep ediyorsunuz? Gerçi daha öncesinde Osman Baydemir’de: “Dilimizi kabul ettiler yakında topraklarımızı da kabul edecekler” dememiş miydi? Acaba bu pervasızca açıklamaları yapan DTP’liler emi kızmalıyız yoksa onu affeden AKP ve diğer Kürt-İslamcılara mı kızmalıyız? Adamlara bakıyorsun hiçbir sözünü esirgemiyor, oysa bizler, doğru bildiğimizi söylemekten bile korkuyoruz! Onlar bu sözleriyle bölücü değil demokrat oluyor, ama bizler Türklük vurgusu yapınca statükocu oluyoruz. Tabii DTP’lilerin pervasızca açıklamaları bununla kalsa iyi. ABD Başkanı Obama ile görüşen Ahmet Türk, Obama’ya vermiş olduğu raporda: “PKK’nın Kürt sorununun çözümü için önemli bir aktör” olarak tanımlamış. Ayrıca “ABD’nin PKK’yı terörist görmesi yanlış” demiş. Daha önce de Ahmet Türk: “PKK’yı terör örgütü kabul etsinler diyorlar. Biz birileri istiyor diye öyle bir açıklama yapmayız…” diyordu. DTP Grup Başkanvekili Selehattin Demirtaş’da: “Biz PKK’ya terör örgütü diyemeyiz dersek biz sizleşiriz” diyordu. Yani açıkçası daha düne kadar DTP’liler “PKK ile tabanımız ortak” diyerek PKK neyse biz de oyuz demeye getiriyorlardı. Oysa kendisini, kan döken ve terörü kendine iş edinen PKK ile eş koyan bir partiye oy veren seçmen hoş görülürken, yine düne kadar AKP gibi Kürt-İslamcı bir partiye karşı olduğunu söyleyen Atatürkçü ve sol seçmen “Cumhuriyet mitingleri” düzenlediği gerekçesiyle Ergenekoncuların oyununa gelmekle suçlanyor. O nedenle bu ülkede PKK’ya ve onun siyasi uzantısı DTP’ye karşı olmak suç olmadığı gibi tersine Atatürkçü ve solcu olmak günahtır! Tüm bu gerçeklerin yanında son olarak DTP Tunceli milletvekili Şerafettin Halis seçim öncesinde basına yapmış olduğu açıklamada: “Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi için tek çözümünün olmazsa olmaz olduğunu söylüyorum. Devlet TRT’yi bize sunarken TRT şeş için mücadele eden Kürt dinamikleri yani PKK’yı, yani PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ı muhatap almazsanız bu sorun çözülmez. Ve sorunu gerçekten çözmek istiyorsanız, akılcı bir mantıkla, akılcı bir yol ve yöntemle masaya oturmak sizin olmazsa olmaz görevinizdir. Bir sorunun çözümü için PKK’lı olmak, Apo’yu sevmek zorunda değilsiniz, ama barışı ve bu ülkeyi seven herkes mutlaka sorunun muhataplarıyla masa başına geçiyor olmasını da bilmek zorundadırlar.” demişti. Aslına bakılırsa DTP’lilerden bu tarz açıklamalara alıştık. Buna benzer onca söz var ki, hangisine cevap veresin. Dikkat edilirse DTP’liler anlaşmışçasına PKK ve Öcalan muhatap alınmalıdır diyerek gayelerinden hiç vazgeçmediklerini bize gösteriyorlar. Yani DTP’liler amaçlarına ulaşmak için hiç yalpalamazken, güya DTP’ye karşı olan Türk siyasetçiler, sabah akşam Kürt politikasında değişikliğe imza atarak sürekli olarak yalpalamaktadırlar. Türk Solu’nun durumu Türkiye’de sağ partilerin karşısında alternatif sol bir parti olmamasından dolayı seçmen sağ partilere yönlense de, bu halkın teveccühünü bir zamanlar sol partilere gösterdiğini biliyoruz. Siyasal İslamcılık ve lâiklik tartışmasında kendisini mazlum noktasında gösteren AKP’nin bu durumda kazançlı çıktığı bir gerçektir. Ancak son seçimde mağdur AKP’nin mağrur bir duruma gelmesi biraz işleri değiştirmişe benziyor. Öyle ya tüm muhalefet Ergenekoncu olduğu gerekçesiyle içeriye tıkılarak susturulmak istendi. Bu da halkın nezdinde hoş karşılanmamış olsa gerek ki, bu seçimde halk AKP’yi cezalandırdı! Aslında bizim halkımız; haksız da olsa mazlumu, mağduru sever, kollar. İnsandır sonuçta der, kıyamaz! Bu da özünde, bu halkın geninde “sol” bir anlayışın yattığını gösterir! Biz de bunu bildiğimiz için bu memlekette solculuk yapıyoruz. Yoksa Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın ne anlamı var? AKP’ye yapılan eleştiriler siyasal İslamcılığından ziyade biraz olsun Kürtçülüğünden ve bölücülüğü konusunda yapılmış olsaydı muhtemel ki AKP daha da oy kaybına uğrayacaktı. Ama Türkiye’de AKP’ye yaptığı bölücülüğünden dolayı eleştiri getiren bir sol parti yoktur. Yani bunun eksikliği çok hissedilmekte olduğu gibi yine sol seçmen Kürtçülük ve bölücülük konusunda bilinçsizdir. Daha açıkçası Türkiye’de tüm sağ ve sol partiler Kürtçülük yaptığından dolayı, Kürtçü olmak artık normal bir şey; Kürtçülüğe karşı olmak ise anormal bir durum olmuştur. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türk Solu artık Kürtçülük yaparak “Türk”, çarşafçılığı onaylayan bir partiye oy vererek de “Sol” olamayacağını anlamalıdır. Yok, eğer yine benim partim Kürtçülük ve çarşafçılık yapsın diyorsanız o zaman oyunuzu CHP’ye değil AKP’ye vermenizi öneririz! Niye çakmasına oy veriyorsunuz ki? Sahtesine değil hakikisine oy verin! Aslına bakılırsa AKP’ye oy verecek duruma geldikten sonra varın oyunuzu DTP’ye verin daha iyidir! En azından DTP, Kürtçülük konusunda AKP’den daha samimidir! Ayrıca DTP sol(!) bir partidir, böylece oyunuz sağa da gitmemiş olur, dimi ya! Solculuk özgürlükçülük demek değil; bağımsızlıkçılıktır, mazlumculuktur. Mazlumdan yana olmaktır. Beşikteki bebekten gencecik fidanlara kadar herkesi öldüren bir zihniyete onay vermek, vermese de bu zihniyete hizmet eden Kürtçülüğü onaylamak solculuk demek değildir. Solculuk mazlumdan yana olmak demektir. Mazlum olan ise devleti ve milleti bölünmek istenen Türk’tür. O zaman Türk Solu’nun Türk’ten, mazlumdan yana olmalısı gerekir. Türk Solu ne zaman “Türk” ve “Sol” olursa o zaman muktedir olacaktır. |