20.04.2009/Sayı:233
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Ali Özsoy

Obama’yla baş başa on dakika...

Obama-Baykal görüşmesi

Obama-Bahçeli görüşmesi

Obama- Ahmet Türk görüşmesi

Sonunda muhalefetin tavizsiz direniş çizgisi başarılı oldu. Obama hepsini teker teker almayı kabul etti. Ancak 10 dakikacık vaktiniz var ona göre ha…
Derdin neyse hemen anlat bakayım.

“Obama geldi hurra”

ABD Başkanı Obama’nın Türkiye’ye yaptığı son ziyaret bu ülkeyle ilgili çok acı bir gerçeği gözler önüne serdi. Türkiye’de muhalefet denen bir şey yoktur.

Bu yazının konusu AKP ve AKP iktidarının ABD uşaklığı, işbirlikçi politikaları değil. Türkiye’de iktidar olan partinin anında Amerika’nın borazanı ve askeri olması alışılmadık bir durum değil. AKP bu konuda bir ekoldür ve işbirlikçilikte erişilmemiş bir zirvededir. Ancak ondan önce de değişmez kural, iktidara giden yolun Washington’dan geçtiğiydi.

Ama en azından muhalefetteki partiler bu yolda ikili oynardı. Bir yandan IMF politikaları eleştirilir, halka istediği mesajla verilir hatta Erbakan veya Ecevit gibi Amerikan karşıtı söylemler geliştirilirdi. Diğer yandan seçimler hemen önce tıpış tıpış ABD’ye gidilip el etek öpülürdü.

Hatırlanacağı gibi bir zamanlar Saddam’ı bile ziyaret eden Ecevit, iktidara geldikten sonra “ABD ne diyorsa bizim için doğrudur” demişti.

Kısacası en azından muhalif olmanın da bir raconu vardı. Şimdi o da kalmamış. Obama’nın son ziyareti bunu gösteriyor. TBMM’de yaşanan “Obama geldi yaşasın!..” görüntüleri vatandaşın midesini bulandırdı ve onurunu kırdı. Bu muydu Atatürk’ün, İstiklâl Savaşı’nın Meclis’i?..

Sadece AKP’liler değil, CHP’liler MHP’liler ve elbette DTP’liler öyle bir yalakalık yarışı içindeydiler ki inanılır gibi değildi.

Obama’dan Meclis’te alkış toplayan hakaret

Meclisteki sahne içler acısıydı. Obama kürsüye çıktı ve tam 25 dakika boyunca Türkiye’ye hakaret etti.

Açıkça 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak nitelendirdi. Bu konudaki sözümün arkasındayım dedi. Geçmişinizle yüzleşmelisiniz dedi. Bu işi çözmeyi size ve Ermenistan’a bırakıyoruz dedi. Kısacası tehdit etti. Siz sınır kapılarını açmazsanız biz yapacağımızı biliriz dedi.

Bunun ötesinde Türkiye’nin iç işlerine karıştı. Kürtleri azınlık olarak tarif etti. Onlara eğitim hakkı ve diğer ayrıcalıkların verilmesi gerektiğini savundu. Yasama organındaki milletvekilleri ağızları açık ne tür kanunlar çıkarmaları ve hatta Anayasa’yı nasıl değiştirmeleri gerektiğini Obama’dan dinlemiş oldu.

Bunun da ötesinde KKTC’yi feshedip, Kıbrıs’ta Rum egemenliğinde bir federasyon kurulması dayatmasını kürsüden dile getirdi.

Obama’nın konuşması sıradan bir konuşma değildi. Normalde bu tür bir konuşmadan ne beklenir? Türkiye’de misafirsin, sana Meclis’te konuşma hakkı tanınmış. Bu bir nevi kibarlık... Sen de en fazla “iki ülke tarih boyu ne kadar dost ve kardeş” gibi palavraları anlatırsın sonra da yerine oturursun.

Obama bir imza

Sonra Obama’nın konuşması bitiyor aman Allah o ne? Ortalık karışıyor. Adeta mecliste kokteyl var, millet bedava yemeğe hücum edermiş gibi kürsüden Obama’ya koşuyor. Bir yığılma, bir kalabalık, bir izdiham…

Ancak Obama sanki ABD parlamentosunda oturuyor, hükümet programını açıklıyor gibiydi. İşi gücü bırakmış öyle bir konuşma hazırlamış ki; ne Türkiye’nin iç işleri kalmış, ne güvenlik politikası, ne eğitim politikası ne de dış işleri… Obama detaya girmiş. Abartmış ve Heybeliada’daki papaz okulunu bile konuşmasına dâhil etmiş.

Eskiden bu tür dayatmaları ve buyrukları kapalı kapılar ardında yaparlardı. Obama’ya bu denli buyurgan ve saygısız olma cüretini ne verdi? Biliyoruz diyeceksiniz ki karşısında AKP gibi bir uşağı bulunca kendini kaybetmiş. Ancak TBMM’de sadece AKP yok ki! Bu adam hiç tepki görmeden Türkiye’ye emirler ve hakaretler yağdıran böyle bir konuşmayı yapacağına nasıl emin olmuş?

Tarihin hiçbir döneminde Türk milleti böyle aşağılandı mı? Burada esas suçlu AKP değil sözde muhalefettir. Onursuzca ABD’ye yaranmaya çalışmışlar ve sessiz kalmışlardır.

Alın Obama’nın konuşma metnini, Türkiye’nin herhangi bir sokağında veya kahvesinde okuyun mutlaka tepki toplar. Peki, Mecliste ne oldu?

Obama’nın konuşma metni tam altı kez alkışlarla kesildi.

“Sayın Obama bir imza…”

Ne mübarek adammış bu! Ne mükemmel konuşmaymış!..

Konuşmayı AKP beğenmiş, DTP beğenmiş, muhalefet beğenmiş, askerler bile beğenmiş. Biz neremizle onlar nereleriyle dinliyor?

Adam açıkça Türkiye’ye soykırımcı diyor, hesabını ver diyor sen ellerini patlatırcasına alkışlıyorsun.

Obama bir yerde “laik Türkiye” diye bir laf geçiriyor. Başlıyor CHP’liler alkış tufanına… Sonra Türkiye’ye birkaç hakaret üstüne “İslam ile dostuz” lakırdıları, bu sefer AKP’liler: “Yaşa, var ol…”

Öbür tarafta adam “her türlü teröre karşıyız” diyor. Aslında lafı “Afganistan asker yolla”ya getirecek ama bu sefer MHP’liler dayanamıyor, yine alkış tufanı: “Başbuğ Obama...”

Alkışlar bir türlü kesilmiyor. Herkes Obama’nın konuşmasında kendinden bir şey arıyor ve buluyor. Ama millete olan hakaretleri duymazdan geliyor.

Bir tek Kürtler haklı olarak mutlular. Babaları gelmiş. İmralı’daki terörist başı meclise gelse bu kadar sevinemezler. Obama Kürtler ile ilgili buyruklarını sıralıyor bu sefer DTP sıralarından “biji” naraları.

Yalnız aşırıya kaçmayalım. TBMM’de muhalefet çok onurlu bir tavır almış. O da neymiş? Obama’nın konuşması bitince AKP ve DTP’liler Obama’yı ayakta alkışlamışlarken, CHP ve MHP’liler oturarak alkışlamışlar. Vay be!.. Yiğitlerim benim… Felluce’de bile böyle direniş görmedi ABD.

Sonra Obama’nın konuşması bitiyor aman Allah o ne? Ortalık karışıyor. Adeta mecliste kokteyl var, millet bedava yemeğe hücum edermiş gibi kürsüden Obama’ya koşuyor. Bir yığılma, bir kalabalık, bir izdiham… Kimisi imza ister, kimisi fotoğraf çektirir. Recep Tayyip bile böyle yalakalık görmemiştir.

Obama çikolata renkli sanatçı Michael Jackson misali hayranlarını tebessümle karşılıyor. Mecliste bir “değişim” rüzgârı esiyor. Çoktandır çürüyen Amerikancı düzen artık kokuşmaya başlamış. Değişim bu biyolojik reaksiyondan ibaret.

Meclis’te Türk evladı var mı?

Peki, bu meclisteki AKP ve DTP’lileri anladık. Onlar zaten Kürt-İslam’ın iktidarları. Yeminli ABD uşakları… Peki, vatandaştan ben Atatürkçüyüm diye oy alan CHP, ben milliyetçiyim diye oy alan MHP. Hiç mi utanma yok bunlarda? Bir tane sadece bir tane delikanlı yok mu aralarında? Bir tane Türk evladı Obama konuşurken ayağa kalkıp şunu diyemez miydi?

“Sen kim oluyorsun bize geçmişin ile hesaplaş diyorsun? Önce siz Irak’la, Vietnam’la katlettiğiniz milyonlarca Kızılderili ve köleyle hesaplaşın!”

Tepki beyler tepki! Biz burada çıldırıyoruz Obama’yı dinlerken. Siz orada ne yapıyorsunuz geviş mi getiriyorsunuz?

Veya bir kişi çıkıp ayakkabısını fırlatamaz mı? “Bu sizin mermilerinizle şehit olan Mehmetçik için, Karabağ’da katlettiğiniz Türkler, Irak ve Afganistan’daki Müslümanlar için…” diyemez miydi?

Fena mı olur tarihe geçersin. Ne bu korku? Ne bu zalime olan hayranlık ve uşaklık duygusu?

En azından bir kişi ayağa kalkıp “ben bu konuşmayı hakaret kabul ediyorum ve dinlemiyorum” diyebilirdi.

Ama orada Türk evladı kalmamış anlaşılan. Orası Atatürk’ün Millet Meclisi değil, Damat Ferit’in Meclis-i Mebusanı olmuş çoktan.

Muhalefetten büyük direniş(!)

Tabii muhalefetin büyük direnişini(!) unutmayalım. Biliyorsunuz Obama Türkiye’ye gelmeden önce AKP ile muhalefet arasında büyük bir tartışma yaşandı. Mesele protokol meselesiydi.

Obama’nın Ankara’da çok vakti yokmuş. ABD Büyükelçiliği ve AKP’li yetkililer bu yüzden Obama’yla muhalefet arasında bir görüşme ayarlamışlar ama Obama CHP, MHP, DTP hepsini bir arada görüşmeye alıp, aradan çıkarıverecekmiş.

Vay olur mu öyle şey? CHP isyan etti. Biz öyle görüşmeyi kabul etmeyiz. MHP daha da sert tavır aldı. Aslanlara bak. Amma ilkeli tavır... İlla Obama beni yalnız görsün.

Kardeşim bu adam ürolog değil ki. N’apacaksın yalnız görüşüp. Kendini adam sanman için illa baş başa mı görüşmen gerekiyor.

Hepiniz aynı haltın soyusunuz. O da demiş ki ben şunları bir arada görüyüm de rahatlasınlar. Ama olur mu? Baykal da Bahçeli de tutturdu. “İlla ben Obama’yla yalnız görüşeceğim. Ona diyeceklerim var.” Sanki Obama seçim bölgesine gelmiş, dertli bir seçmen korumaları zarla zor aşıp onunla görüşmek istermiş gibi.

Bir tek DTP’li Ahmet Türk pek mülayim diyor ki: “Bizim için fark etmez. Birlikte de görüşürüz…” Adam transa geçmiş tabii. Hayatının en mutlu anını yaşayacak. ABD Başkanını görmek rüyasında peygamber görmek gibi bir şey onun için bu yüzden hiç sorun çıkarmıyor.

Sonunda muhalefetin tavizsiz direniş çizgisi başarılı oldu. Obama hepsini teker teker almayı kabul etti. Ancak 10 dakikacık vaktiniz var ona göre ha… Derdin neyse hemen anlat bakayım.

Baykal, Obama’ya iki kitap vermiş. Sait Faik Abasıyanık’ın “Haritada Bir Nokta” adlı kitabı ile Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” adlı romanı. Dışarıda Baykal’a soruyorlar. “Ne dedi ne dedi?” Baykal, Obama’ya Türkiye’nin modernleşmesinin önemini anlatmış, Obama da bunu çok iyi anlamış. Ayrıca Baykal, Hillary Clinton da modern Türkiye’yi övdü çok sevindik demiş Obama’ya. Obama bunu da çok iyi anlamış. Ne yani Clinton ve Obama Türkiye ilkel kalsın diyecek değil ya. Bu ne şimdi? Baykal, Obama’yı Atatürkçü mü yapmış oldu?

Bir de Baykal, Obama’ya teşekkür etmiş. Neden? Çünkü Obama AB’ye Türkiye’yi tam üye yapın diye çağrı yapmış. E, on dakikaya bu kadar görüşme sığar, daha ne konuşacaklar?

Gazetecilerin sorusu üzerine bakın Baykal ne diyor: “Obama’nın meclisteki konuşmasında sürpriz bir şey yok.”

Nasıl yani? Aynı konuşmadan mı bahsediyoruz? Hiçbir şey mi batmamış bu konuşmada Baykal’a. Ama böyle pürüzlere aklını takmaz Baykal. Bugün tarihi bir gün, on dakika koparmış ABD Başkanından. Adam Türk milletini soykırımcı diye suçlamış ne önemi var.

Ahmet Türk ise çok mutlu ama çok mutlu... Obama ona Kürt azınlık lideri demiş. Ahmet Türk “aslında biz azınlık değil ulusuz ama Obama bize duyduğu saygıdan dolayı böyle dedi” diyor sevinçten dört köşe.

Ahmet Türk, Obama’ya “Kürtlere özerklik” mektubu vermiş. Kürtler özerk devlet istiyormuş. Adamlar işi abartmış. Eskiden BM’den istenirdi bu tür kararlar. Şimdi doğrudan ABD başkanından istiyor.

“Hop dur bakalım” derler adama. Kimin vatanını kimden istiyorsunuz? Sanki Ohayo eyaletine yeni bir hastane isteyen ABD valisi gibi, adam bizim ülkemizin üçte birini Obama’dan istiyor. O da “Kürt azınlık liderinin” taleplerini mektup olarak alıyor.

Beyler, meclisteki yalakalara bakmayın. Türk milleti yedirir ikinize de o mektubu.

Komik olma Bahçeli

En komik açıklama ise Bahçeli’den geldi.

Bahçeli ve milletvekilleri kuzu gibi mecliste oturup Obama’ya alkışladıktan sonra “başbuğ” kendi on dakikası için Obama’nın huzuruna çıktı.

Bahçeli ile Obama pek bir şey konuşmamışlar. Geyik muhabbeti yapmışlar anlaşılan. Obama bir ara sempati göstermek için sormuş; “kaç yıldır siyaset yapıyorsunuz?” , Bahçeli de yanıt vermiş: “hatırlayamadığım kadar uzun süredir.”

Bu kadar. Basına yansıyan başka bir şey yok. Kitap falan da vermemiş. Peki, kardeşim o kadar tantanayı niye çıkardınız ben yalnız görüşeceğim diye. Mızıkçılığın ne âlemi vardı. Ne bu kompleks, ne bu celal…

Ama işin komik yanı Obama Türkiye’yi terk ettikten sonra olanlar. Bahçeli’nin jetonu biraz geç düşüyor herhalde. Basında haberler geçiyor. Bahçeli çok kızmış. Basın açıklaması yapmış. Obama’nın meclis konuşmasında soykırımdan bahsetmesini “nezaketsiz” bulmuş.

Yuh derler adama. O zaman mecliste tepki gösterseydin ya. Sen gösteremiyorsun, o kadar tosuncuğun var, biri ayağa kalkıp protesto etseydi. Veya 10 dakikalık randevunu iptal etseydin. Veya onu da yapamadın, randevuda geyik muhabbeti yapacağına rahatsızlığını dile getirseydin.

Komik olma Bahçeli!.. Kimi kandırıyorsun sen? 22 Temmuz seçimlerinden önce de kürsüden ip attıktan sonra, mecliste ilk koşup tokalaştığın adamlar DTP’liler değil miydi? Senin hangi hareketine hangi sözüne güvenir bu millet. Çıkmışsın bir de nezaketsizlikten bahsediyorsun. Tavrını Obama’ya gösterseydin ya. Adam gittikten sonra ne mavra okuyorsun.

Bir kere Obama’nın konuşmasına “nezaketsiz” denmez. Hakaret denir. Atalarıma soykırımcı diyor. Ataya küfür etmeye ne zamandan beri nezaketsizlik deniyor. İkincisi hakarete rağmen adamla görüşüyorsun. Bu da şu demektir: “yarabbi şükür…”

Bu millet bu hakareti asla unutmayacak. Ama anlaşılan meclisteki muhalefet bunu hak ediyor. Bunca hakaret üstüne Obama’yla görüşme kuyruğuna girmeleri başka bir anlama gelmiyor.

Amerikancı muhalefet olur mu?

Meclisteki partilerin hepsinin üzerinde uzlaştığı mutabakat Kürt-İslam sentezi ve Amerikancılık…

29 Mart seçimlerinden sonra TÜRKSOLU Başyazarı Gökçe Fırat Türkiye’nin siyasi haritasını çok net bir şekilde ortaya çıkardı. Bazıları kıyıları CHP, iç bölgeleri AKP, güneydoğuyu ise DTP rengine boyuyor. Ancak gerçek olan şu: Tüm Türkiye ABD bayrağının rengine boyanmış. Her bölgede bir parti önde ama istisnasız partilerin hepsi Amerikancı…

AKP yüzde kırkı ve dinci kesimi peşine takmış ABD’nin sürüsüne katmış. CHP Atatürkçü ve laiklerin tek partisi, o da o söylemle ABD sürüsüne dâhil oluyor. Biraz milliyetçilik isteyenler MHP adı altında ABD partisine oy veriyor. Kürtlerin partisi zaten belli; özü sözü bir en has Amerikancı DTP…

Sonuçta Türkiye yıkıma, parçalanmaya ve sömürgeleşmeye doğru gidiyor. Bir tane bile parti Amerikan emperyalizmine karşı çıkmıyor. Bir tanesi bile kırmızı beyaz, ay yıldızlı Türk bayrağını göndere çekmiyor, biz Türk’ün partisiyiz diyemiyor.

Amerikancı muhalefet olur mu? Olmaz. Olursa meclistekiler gibi en sefilinden olur. AKP’ye ve DTP’ye niye kızıyorsunuz ki? İlk sopalık olanlar CHP’li ve MHP’li şakşakçılar değil mi?

Tabii önce iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmalı. Ey ahali size diyoruz. Muhalefettir, milliyetçidir, Atatürkçüdür, laiktir, Amerika’ya karşıdır diye oy verdiğiniz partiler bunlar. Obama mecliste bu denli rahat bu denli hakaret dolu bir konuşma yaptıysa esas suçlu bu partilere oy veren sizlersiniz.

Artık kızmaya, “ne yapsaydık başka parti yok” demeye hakkınız yok. Türk’ün de partisi olacak. İnşallah biz de ayakkabılarımızın kirini Bay Başkana tattıracağız.

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: