20.04.2009/Sayı:233
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

Adnan Polat’tan skandal sözler

Adnan PolatGalatasaray Başkanı Adnan Polat geçtiğimiz hafta katıldığı bir toplantıda ettiği sözler ile tepki çekti. Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, genel merkezi Avustralya Sidney’de bulunan Gallipoli Memorial Club ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından düzenlenen 2009 Çanakkale Resim Yarışması’nın basın toplantısında 250 bin şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı’nı ‘anlamsız’ olarak nitelendirdi. Polat, Avustralyalı askerlere de ‘şehit’ dedi.

Florya Metin Oktay Tesisleri Turgay Vardar Basın Odası’nda düzenlenen, Gallipoli Memorial Club ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından organize edilen 2009 Çanakkale Resim Yarışması’nın basın toplantısı büyük bir skandala sahne oldu. Basın toplantısında konuşan Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, Avustralyalı askerleri, Türk askerleriyle birlikte ‘şehit’ olarak nitelendirirken, Çanakkale Savaşı’ndan ise ‘anlamsız’ diye bahsetti. Adnan Polat, Galatasaray’ın Çanakkale Savaşları’nın içinde olduğunu iddia ederek, “Şehitlerin isimleri arasında Galatasaray Lisesi’nin talebelerinin isimlerini görürsünüz. O dönemde Galatasaray Lisesi talebeleri aynı zamanda Galatasaray futbol takımının da oyuncularıydı. Tabii bu savaştan dolayı Galatasaray takımının da oyuncuları Çanakkale’ye gitti ve orada tamamı şehit oldu. O dönem, Galatasaray takımı içinde futboldaki müsabakaların başarısı veya başarısızlığından daha çok, cepheden gelen acı haberlerin olduğu bir dönemdi” dedi. Adnan Polat’ın skandal sözleri ise bu cümlenin hemen arkasından geldi. Avustralyalı askerleri de şehit sayan ve 250 binden fazla şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı’nı anlamsız olarak nitelendiren Polat’ın o şok sözleri şöyle: “O dönemde, Avustralyalı askerler de Türk askerleriyle beraber, Galatasaraylılarla beraber şehit düştüler. Bugün Çanakkale’deki Şehitler Anıtı’nda Türk askerlerinin, Avustralyalı askerler ve diğer askerlerin beraber, yan yana yattığını hepimiz biliyoruz. O dönemki bu anlamsız savaşın neticesinde, bir savaşın arkasından dostluk tohumları filizlendi.”

Kendisi sıkı bir Fethullahçı olan Adnan Polat, tam da bir Fethullahçıdan beklenebilecek sözler sarfetmiş. Gerçi Polat’ın sözleri basında “gaf” olarak verilirken sarfedilen kelime pek de gaf gibi durmuyor. Tabi içinde vatan sevgisi olmayan birine göre vatan için savaşıp şehit olmak pek anlamlı gelmeyebilir; ama Avustralyalıları neden şehit kategorisinde değerlendirdiği gerçekten de anlamsız. Yoksa Çanakkale’de savaşan Anzaklar hepimizin bildiği gibi İngilizlerin taşeronu olarak Çanakkale’ye gelmemişler miydi? Polat Anzaklara şehit dediğine göre vatan müdafaasını yapanlar da doğal olarak Anzaklar oluyor bu durumda. Yani şöyle açıklamaları gördükçe hey Allah’ım ne günlere kaldık demeden kendimi alamıyorum.


Doğan, elemanını sahiplenemedi

Doğan elemanını sahiplenmediGeçtiğimiz haftanın en önemli gelişmelerinden biri hiç kuşkusuz Ergenekon Operasyonu’nun 12. dalgası oldu. Akademik dalga olarak da adlandırılan operasyonda, kamuoyu tarafından yakından tanınan eski rektörler ve öğretim üyeleri gözaltına alındı.

Operasyonun hedefi bir tek eski rektörler değildi. Rektörlerin yanısıra baskına uğrayan yerlerin başında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) de vardı. Operasyonlar sırasında ÇYDD’nin başta Genel Merkezi olmak üzere pek çok şubesi ve ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan’ın evi de arandı. ÇYD’nin birkaç şube başkanı gözaltına alındı ve sorgulandı.

Gözaltına alınanlardan biri de ÇYDD ile Milliyet gazetesinin ortaklaşa yürüttüğü “Baba beni okula gönder” kampanyasının mimarı Tijen Mergen’di. Ancak Tijen Mergen’in söz konusu kampanyanın direktörlüğünü yürütmekten başka bir görevi daha vardı. Tijen Mergen aynı zamanda Doğan Gazetecilik A.Ş İcra Kurulu üyelerinden biriydi. Daha açık olarak şöyle ifade edelim; Mergen, Doğan Medya Grubu’nun tepe yöneticilerinden biri. Tijen Mergen’in gözaltına alınmasıyla birlikte Ergenekon Operasyonu, Doğan grubuna da uzanmış oldu. Ertuğrul Özkök

Bu gelişmeler yaşanırken bizler Doğan medyanın ortalığı ayağa kaldırıp yeri göğü inletmesini beklerken Doğan medya herkesi şaşırtan bir tavır takınarak yöneticisini sahiplenemedi.

Doğan medyanın “Amiral Gemisi” Hürriyet, Mergen’in gözaltına alınması haberini, “Baba Beni Okula Gönder’in mimarı Mergen de gözaltına alındı” başlığıyla verdi. Haberde Mergen’in büyük katkısı olan kampanya ve başarıları ile ilgili ayrıntılı bilgiler verilirken, Mergen’in Doğan Gazetecilik A.Ş’nin İcra Kurulu Üyesi olduğu satır arasında verildi. Sanki gözaltına alınan grubun tepe yöneticilerinden biri değil de grup bünyesinde çalışan ve yardımsever bir kadınmış gibi bir imaj çizilmeye çalışıldı.

Anlaşılan bu son dalganın Doğan Medyaya kıyısından da olsa vurması Hürriyet’i ve Ertuğrul’u oldukça korkutmuştu. Ertuğrul da 14 Nisan günü konu ile ilgili yazdığı yazıda uzun uzun Tijen Mergen ve Türkan Saylan’dan bahsetmişti ama Mergen’den her nedense “arkadaşımız” diye bahsetmeyi uygun görmüştü: “Arkadaşımız Tijen Mergen'in evinin arandığı haberini aldığım zaman çok şaşırdım. Evinden alınıp götürüldüğünde şaşkınlığım daha da attı.” Anlaşılan Amiral Gemisinin Kaptanı da gözaltına alınan arkadaşını sahiplenememişti.

Tabi bunun arkasında yatan neden de açıkçası Ertuğrul’daki Ergenekon korkusu. Son zamanlarda adı Ergenekon’la çok sık anılmaya başlayan Ertuğrul geçenlerde yazdığı bir yazıda kendisine Ergenekoncu diyenleri Allah’a havale etmişti. Bu sefer ise sıranın kendisine geleceğinden çok emin gibi görünüyor. 15 Nisan günü yazdığı “Kasamdaki aşk metktupları” başlıklı yazısında, Türkan Saylan’ın polislere “inşallah aşk mektuplarımı almadınız” şakasına gönderme yapan Ertuğrul, daha polisler gelmeden aşk mektuplarının yerini yazmış. Aşk mektuplarının evindeki bir kasada bulunduğunu ve anahtarının da eşinde olduğunu yazan Ertuğrul, daha gözaltına bile alınmadan ifşaata başlamış. Bir de gözaltına alınsa kim bilir daha neler anlatacak? Ergenekon savcıları da Ertuğrul’daki bu cevheri görmüş olmalılar. Artık bir dahaki dalgada kapısı çalınır mı bilinmez ama bilinen bir şey var ki, o da Ertuğrul’un iyiden iyiye korkmaya başladığı. Birkaç ay önce faşizm yazıları döşenen Ertuğrul, artık Türkan Saylan’ın penceresindeki resminden medet umduğuna göre durum kendisi açısından oldukça vahim demektir.

İşte belki tam da o nedenle Tijen Mergen’in serbest bırakılmasına en çok sevinen de Hürriyet oldu.

Ne diyelim, bugün çalışma arkadaşına sahip çıkamayan, yarın kendine sahip çıkacak bir kişi bile bulamaz.


Rasim’e BBP’li saldırısı

 

Rasim'e BBP'li dayağı

Rasim Ozan Kütahyalı
Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı (altta), Alperen Ocakları’nın İstanbul İl Başkanı Mustafa Kayatuzu (yukarda) tarafından dövüldü.

Deniz Gezmiş’lere küfrederek yazarlık hayatına başlayan Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, geçtiğimiz hafta katıldığı bir televizyon programının çıkışında BBP’ye bağlı Alperen Ocakları’nın İstanbul İl Başkanı Mustafa Kayatuzu tarafından dövüldü.

Geçtiğimiz hafta, Kanal 7 televizyonunda yayınlanan İskele Sancak programının konusu, Muhsin Yazıcıoğlu idi. Programa eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, BBP lideri Yazıcıoğlu’nun avukatı Kemal Yavuz, Taraf Gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, Deşifre programı Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Önel katıldı.

Programda konuşan Rasim Ozan Kütahyalı, BBP’lilerle birlikte barış dostluk mesajları verdi. Ancak program sırasında Yazıcıoğlu ile ilgili Maraş ve Çorum olaylarıyla ilgili olduğunu ima eden Kütahyalı, programa verilen ara sırasında Kanal 7 binasına gelen Mustafa Kayatuzu’nun yumruklu saldırısına uğradı. Bayılan ve hastaneye kaldırılan Kütahyalı, ilk müdahalenin ardından Eyüp Karakolu’na giderek Kayatuzu’ndan şikayetçi oldu. Kütahyalı, olayı şöyle anlattı: “Kanal 7 binasının 2’nci katında Mustafa Kayatuzu’yla karşılaştım. Elimi uzatarak, ‘Merhaba Mustafa’ dedim. Bunun üzerine yüzüme doğru birkaç yumruk attı. Bayılmışım. Gözümü açtığımda Vakıf Gureba’da tedavi görüyordum. Mustafa Kayatuzu’yla daha önce de karşılaşmıştım. Merhabalığım vardı. Neden böyle bir şey yaptığına anlam veremedim. Programda dostluk, barış mesajlarını verirken, böyle bir saldırıya uğramam Alperen Ocakları’nın imajını daha da zedeleyecektir.”

Rasim, Alperen Ocakları’nın imajını düşünedursun, BBP cephesinden ilginç açıklamalar birbiri ardına geldi. Mustafa Kayatuzu, “Olaydan dolayı üzüntülüyüm. İnsanların sağlığında söylenmeyen sözler öldükten sonra söyleniyor. Bize göre şahıs reyting amaçlı konuşuyordu. Liderimizi Maraş olaylarının katili olarak göstermeye çalıştı” derken BBP’den yapılan açıklamada “ortam duygusal anlayış gösterin” denildi. Bu akla zarar açıklamadan sonra BBP’lilerden yeni taşkınlıklar beklemek olası. Ortam duygusal olduğu için Rasim Ozan Kütahyalı’yı dövmekten çekinmeyen BBP’liler, gerçek yüzlerini göstererek haftalardır medya tarafından yaratılan sahte imajı da yerle bir etmiş oldular.

Reha Muhtar’ın programına danışman olan Rasim Ozan Kütahyalı, “onlar da Türkiye’nin rengi” diyerek BBP’lilerin de programa katılması için Reha Muhtar’ı ikna etmiş ve BBP temsilcilerinin seslerini duyurmaya çalışmıştı. Rasim’in Mustafa Kayatuzu ile “merhabalığı” da oradan geliyor herhalde. Umarız bu olay Rasim’e bir ders olur ve faşistten dost olmayacağını bu acı tecrübe sonunda anlar.


Vatan size minnettardır

Şehit Emre AnşinBahar aylarının gelmesiyle birlikte terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonlar hız kazandı. Son bir-iki haftadır Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan hareketlilik sonunda PKK’ya yönelik bahar temizliği başladı.

Bu operasyonlar sonucu Şırnak’ın Bestler Dereler bölgesinde icra edilen operasyonla 7 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirilen olayda, 6 adet kaleşnikof piyade tüfeği, 12 adet kaleşnikof piyade tüfeği şarjörü, 107 adet kaleşnikof piyade tüfeği fişeği, 9 adet el bombası, 3 kg. A-4 plastik patlayıcı, 4 adet elektrikli fünye, 1 adet gece görüş gözlüğü, bol miktarda muhtelif yaşam malzemesi ve örgütsel dokuman ele geçirildi.

Hakkari’nin Şemdinli ve Yüksekova ilçeleri dağlık arazi kesiminde, bölücü terör örgütü mensupları tarafından tuzaklanmış 2 adet patlayıcı madde düzeneği bulundu. Şırnak’ın Bestler Dereler bölgesinde de tuzaklanmış 1 adet patlayıcı madde düzeneği ele geçirildi. Elazığ’ın Karakoçan ilçesi dağlık arazi kesiminde, bölücü terör örgütü mensupları tarafından kullanılan bir sığınakta, tuzaklanmış bir adet patlayıcı madde düzeneği, patlayıcı madde yapımında kullanılan malzemeler, 50 kg. gıda maddesi ve muhtelif yaşam malzemesi ele Şehit Tuncay Türkengeçirildi.

Söz konusu patlayıcı madde ve düzenekler olay bölgesinde imha edildi.

Bu arada, bölücü terör örgütünden kaçan bir terörist de Ardahan’ın Göle ilçesinde güvenlik güçlerine teslim oldu.

Böylece, 6 - 12 Nisan tarihleri arasında Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde ile Göle’de iki PKK’lı teslim olurken, Şırnak’ta da 7 PKK’lı ölü ele geçirildi. Bir hafta içinde 9 PKK’lı etkisiz getirildi. Bu operasyonlar sırasında Şırnak’ın Merkez ilçesi kırsalında PKK’lılarla çıkan çatışma sonucu iki askerimiz de şehit oldu.

Şehit Er Tuncay Türken: Şırnak’taki çatışmada şehit olan Tuncay Türken için İstanbul’da düzenlenen cenaze törenine başta Abdullah Gül ve Tayyip olmak üzere bazı bakanlar da katıldı. Ataköy’deki cenaze törenine yoğun bir şekilde katılan vatandaşlar, şehidimizi sloganlar eşliğinde uğurlarken PKK ve Apo’ya da lanet yağdı. Törene damgasını vuran ise şehit Tuncay Türken’in 8 Şehit Berkant Şara'nın cenaze töreniyaşındaki kardeşi Yasin oldu. Şehit olan ağabeyinin yüzünü görmek isteyen Yasin, “büyüyünce subay olup abimin katilleriyle hesaplaşacağım” dedi.

Şehit Er Emre Anşin: Şırnak’taki çatışmada şehit olan Anşin’in cenaze namazı Selimiye Camii’nde vatandaşların da katılımıyla kılındı. Şehit babası Selami Anşin, namaz öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada dikkat çeken mesajlar verdi. Anşin, “Vatan sağ olsun. 2 evladım daha var. Onları da bu vatana seve seve kurban ederim. Ben hainin yüzünü güldürmem. Üzerindeki bayrağın rengi şehit kanının rengidir. Oğlum da bu bayrağa kanını verdi.” dedi. Metanetini koruyan anne Remziye Anşin ise “Oğlum bana, ‘Şehit olmaya gidiyorum anne. Arkamdan ağlamayın.’ dedi. Oğluma söz verdim, ağlamayacağım. Onları sevindirmeyeceğim. Vatan sağ olsun.” şeklinde konuştu. Şehit Emre Anşin sloğanlar eşliğinde Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Şehit Uzman Çavuş Berkant Şara: Geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır’ın Lice ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Bülent Şara, birliğinde düzenlenen törenin ardından memleketi olan Muğla’nın Göktepe Köyü’ne gönderildi. Acı haberi alan baba Mustafa Şara, “Dedem Çanakkale’de şehit olmuştu. Oğlum da bu vatan için Diyarbakır'da şehit oldu. Oğlum 10 yıldır Silahlı Kuvvetler’de görev yapıyor. Kardeşi ise 3 yıldır görev yapıyor. Şehit olan oğlum evli ve 3 çocuk babasıydı. Acımı anlatmaya kelimeler yetmez. Oğlumun adının köye yapılacak bir okula verilmesini istiyorum” dedi.

Oğlu ile bir gün önce telefonla görüştüğünü anlatan Şara, “Bana ‘3-4 günlüğüne göreve gidiyorum. Kendinize iyi bakın’ diyerek adeta bizimle vedalaştı” diye konuştu.

Türk Milletinin kalbine gömülen şehitlerimizi biz de saygı ve minnetle anıyoruz, ruhları şad olsun.


 


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: