20.04.2009/Sayı:233
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Ekin Akkol

Atatürk’ün Meclis’inden
Obama’nın Meclis’ine

Ulusal Egemenliğin simgesi TBMM

“23 Nisan Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayaklanan Türk halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni oluşturmak konusunda gösterdiği olağanüstülülüğü anlatır.”

Atatürk TBMM’nin ilk açılışından iki yıl sonra verdiği bu demeçte, Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı olarak kutladığımız 23 Nisan gününün anlamını bu sözleriyle anlatmıştır.

Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919’dan 23 Nisan 1920 tarihine kadar geçen sürede, Türk Milleti Atası ile birlikte yeni bir başlangıç yapmıştır. Bu başlangıç dünya düşmanlarına karşı olan bağımsızlık mücadelesidir.

Bu bağımsızlık mücadelesinin sonlandığı yer yeni bir Türk devletinin kurulma anıdır. Ancak Atatürk için yeni Türk devleti ilan edilmeden önce nizami kararların alınabileceği yeni bir Meclis kurulması şarttır.

Meclis kurulacaktır; ancak İstanbul işgal altındadır ve Ankara’dan başka uygun yer yoktur. Yeni Meclis Ankara’da kurulur. Yeni Türk devletinin yönetim yeri artık Ankara’dır. TBMM Ankara’da çalışmaya başladığında aynı anda İstanbul’da da Meclis-i Mebusan faaliyet yürütmektedir. İstanbul hükümetinin kontrolündeki bu Meclis’te kararları İngilizler almaktadır.

İstanbul’daki Meclis’in teslimiyetçi durumunu gören Atatürk, TBMM’yi açarken bundan dolayı yeni bir başlangıca işaret etmektedir. Bu başlangıç Türk Milleti’nin iradesinin artık yönetimde söz sahibi olduğu bir dönemdir. Atatürk’ün “halkçılık” olarak daha sonra anayasaya geçireceği ilke işte bu şekilde oluşmaya başlamıştır.

Halkçılıktan sonra gelecek ilkelerin oluşması da Meclis’in aldığı kararlar sayesinde olur. Devletçilik, Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, ve Devrimcilik ilkelerinin tamamlanıp altı ok haline gelmesi aşağı yukarı Meclis’in on beş dönemlik çalışması sonucu gerçekleşir.

Atatürk önderliğinde on beş dönem boyunca her karar tek bir iradeye dayanıyordu, o da millet iradesidir. Atatürk Meclis kürsüsüne çıkıp konuşma yaparken yakasında altı ok, hemen üstünde “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazmaktadır.

Atatürk’ün meclis’inden Obama’nın meclis’ine

Atatürk’ün ölümünün üzerinden geçen yetmiş senede TBMM’nin duvarındaki o yazı hiç değişmedi. Duvardaki yazı değişmedi belki ama değişen çok şey olmuştur. Bugün bu TBMM’de Ulusal Egemenliğini sağlamış Türk milletinin bağımsız iradesi yerine Amerikan iradesi söz sahibidir. Bu öyle bir değişim sürecidir ki, bir milleti bağımsız olmaktan alıkoyarken, Meclis kürsüsüne de katil ordusunun başkomutanı olan Obama’yı çıkarmıştır.

Artık Atatürk’ün değil Obama’nın istediği gibi bir Türkiye olacaktır. Bağımsız bir ülke olmaktan çıkan Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesindeki yerini alacaktır. Obama Meclis’te emirlerini sağa sola yağdırmadan önce hem iktidar hem de muhalefet son hazırlıklarını tamamlamıştır.

Kağıt üzerinde paylaşılan Türkiye’nin iktidar kanadına düşeni layıkıyla gerçekleştiren Tayyip, Obama’yı Meclis kapısında el pençe divan durarak karşılamadan önce son görevi olan güven tazeleme meselesini de aradan çıkartması gerekiyordu.

29 Mart seçimlerinde “herşeyi” düşünen Tayyip biraz güç kaybedermiş gibi görünerek Türkiye genelindeki gücünü korumaya devam etti. Davos’taki one minute’lik kısa şov Kürt-İslamcı camia içerisinde prim yapmıştı anlaşılan.

İktidar ev ödevlerini eksiksiz tamamlarken, muhalefetin payına ise açılımlar denizine doğru yola çıkmak düşüyordu. İlk limanda Baykal kaptan “etnik kimlikler şerefimizdir” diyerek birinci açılımı tamamlamış oldu. İkinci limanda kendisini karşılayan çarşaflı hanımlara parti rozetlerini takarak ikinci açılımı da başarıyla tamamlayan Baykal kaptan için son durak seçim sandıklarıydı.

Her limanda yaptıkları açılımlarla tam gaz yol alan Baykal kaptanın gemisi seçim durağına gelince sandıklara çarparak su almaya başladı. Herşeye rağmen Baykal ve tüm parti kadrosu seçimlerden sonra Obama’nın karşısında hazır kıta bekleyenler arasındaydı.

Obama, iktidarın ve muhalefetin kendisi için bu kadar çabalamasından gayet memnun bir şekilde Meclis kürsüsünden konuşmasına başladı. Uzun soluklu konuşmasından sonra Obama tüm vekillerine;

- Kürt Devleti’ni tanıyın

- Ermenistan sınırını açın

- Ruhban Okulu’na izin verin emrini vererek konuşmasını sonlandırdı.

Gerekirse yeni bir meclis kurulur!

İşte Atatürk’ün Ulusal egemenliğin simgesi olarak gördüğü TBMM, görüldüğü gibi bugün emperyalizmin taşeron parlamentosu halini almıştır. Artık bu parlementoya Obama başkanlık ederken Kürt-İslamcı iktidar başkanını ayakta alkışlıyor, muhalefet ise oturarak. İçeride Amerikancılar istedikleri bir Türkiye’nin planlarını yaparken, dışarıda Türk halkı yalnız halde bir Milli Bayramını daha buruk bir şekilde kutlamaktadır.

Türk halkı bir dahaki Milli Bayramını kutlayıncaya kadar geçecek sürede daha fazla bu Meclis tablosuna mahkum kalmamak için yeniden Kuvvayı Milliye ateşini yakmak zorundadır. Yeni Mustafa Kemal’ler Samsun’a çıkmalıdır, yakılan Kuvvayı Milliye ateşine katılacak yeni delegeler önce yeni bir Erzurum kongresi, daha sonra da Sivas kongresini toplayarak yeni bir Meclis oluşturmak zorundadır.

Bu Meclis’in alacağı kararlarda sadece ve sadece Türk’ün iradesi söz sahibi olmalıdır. Kürt-İslamcılığa, Amerikancılığa geçit yok denmelidir. Bugünkü TBMM dünkü Meclis-i Mebusan gibi yabancı himayesindedir. Bu himayeyi kabul edenler Obama’nın meclis’ini tercih edebilirler.

Ancak bir de Atatürk’ün Meclis’i vardır. Orada manda ve himaye kabul edilemez. Tercih yapma sırası sizde. Obama’nın vekillerinin yönettiği bir Türkiye’de yaşamak mı yoksa Atatürk’ün vekili olup bağımsız bir ülkeyi yeniden kurmak mı?

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramınızın kutlu olabilmesi dileğiyle...

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: