06.04.2009/Sayı:231
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

MediaCat’in densizliği

Atatürk yeni harfleri öğretirken
Media Cat'in densizliği
13 Ekim 1928 tarihinde yayınlanan Fransız L’Illustration dergisi, kapağına Atatürk’ün Kayseri’de yeni harfleri öğretirken çekilmiş resmini koyarak Türkiye’yi örnek gösteriyordu.

ABD Başkanı Obama’nın Türkiye ziyareti öncesinde hemen her kesimde bir Obama yağcılığı ve yaranma çabası görülüyor. Medyada yer alan haberlerde Obama’nın Türkiye’de nasıl insan içine karışacağı, ne kadar halktan biri olduğu gibi propagandalar yapılırken Amerika’nın siyah derili “Beyaz” başkanı Türk Milletinin gözünde yüceltilmeye çalışılıyor.

Bunun son örneklerinden birini de reklam ve pazarlama sektörü için yayınlanan MediaCat isimli bir dergi yaptı. Dergi son sayısında kapak konusu olarak “Öğreten lider ve seçmenleri”ni seçmişti. Kapak görselinde ise Atatürk’ün bir fotoğrafı photoshop tekniğiyle değiştirilerek Atatürk yerine Obama konmuştu. Söz konusu resmi hepiniz bilirsiniz. Harf inkılabı kanunlaşmadan hemen öncesinde Atatürk, yeni harfleri halka tanıtmak için bir geziye çıkar. Kayseri’de Cumhuriyet Halk Fırkası’nın önünde kurulan kara tahtada yeni harfleri tanıtırken çekilmiştir (20 Eylül 1928) ve Cumhuriyet Devrimi’nin simge resimlerinden biridir. İşte MediaCat dergisi bu fotoğraftaki Atatürk’ün yerine Obama’yı geçirdi.

MediaCat’in yaptığı bu kapak geçtiğimiz hafta tartışmalara neden oldu. Öncelikle şunu belirtelim ki, Atatürk’ün Obama’yla bir tutulması en başta Atatürk’e saygısızlıktır. Atatürk kim, Obama kim önce bir buna bakmak lazım. Atatürk bilindiği gibi emperyalizme karşı ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ve bütün mazlum milletlere örnek olmuş büyük bir devrimcidir. Barak Obama ise baş emperyalist ABD’nin en tepesindeki adamdır. O ABD ki, bugün Irak ve Afganistan başta olmak üzere dünyanın pekçok ülkesinde akan kanın sorumlusudur. Yine ABD’nin Türkiye’nin başına ördüğü çoraplar da cabası. Şimdi siz böyle bir adamı Atatürk’ün yerine koyup bunların ikisi de büyük liderdi derseniz en hafifinden densizlik etmiş olursunuz.

Gerçi MediaCat dergisinden yapılan açıklamada “Mustafa Kemal Atatürk nasıl liderliği ile Türk milletini ayağa kaldırarak ileriye taşıdıysa, Obama’nın da aynı şeyi Amerikalılar için yaptığını vurgulayan tasarım sanatçımız, yenilikçilik ve yol göstericilik bakımından Obama’nın da Atatürk’ün yolunu izlediğini bu kapakla anlatmak istiyor” denilerek vaziyet kurtarılmaya çalışılsa da başarılı olamamışlar. Çünkü biz gayet iyi biliyoruz ki, dünyada bir tek Obama kalsa yine de Atatürk’ün yolundan gitmez.

Üstelik Obama’yı Atatürk’ün yolundan gidiyor diye sunarak Türk Milletine şirin gösterme çabaları da oldukça komik kaçıyor. Nedenine gelince, dünyada ABD karşıtlığının en yüksek olduğu ülke olan Türkiye’de Obama’yı istediğiniz kadar Atatürk kılığına sokun; Türk Milletinin Atatürk sevgisini nasıl azaltamıyorsanız, Obama’yı da Türk Milletine sevdiremezsiniz.

Bunun en güzel örneklerinden biri, önceki hafta yapılan yerel seçimlerde yaşandı. Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Akalan beldesinde CHP’nin başkan adayı olan ve Obama’ya benzerliği ile tanınan Can Acar, “Akalan’ın Obama’sı geliyor” sloganıyla katıldığı seçimlerde, 1530 seçmenin oy kullandığı beldede 13 oy alarak hezimete uğradı.

Atatürk’ün devrimleri tüm dünyanın dikkatini ülkemize çekmişti. 13 Ekim 1928 tarihinde yayınlanan Fransız L’Illustration dergisi, kapağına Atatürk’ün Kayseri’de yeni harfleri öğretirken çekilmiş resmini koyarak Türkiye’yi örnek gösteriyordu. Şimdilerde ise birileri kalkmış Atatürk’ün yerine Obama’yı koyarak Türk Milletinin ve Atatürk’ü küçük düşürmeye çalışıyor. Ama şunu söyleyelim ki, Atatürk, Obama’yla karalanamayacak kadar büyüktür.


TRT’den şimdi de Fethullah açılımı

TRT'den Fethullah açılımıİbrahim Şahin’in Kasım 2007’de TRT’nin başına getirilmesiyle başlayan açılımlar hızla devam ediyor. Kürtçe kanal TRT-6’dan sonra Ermenice radyo ve Arapça televizyon gibi projeleri sırada bekleten Şahin, şu sıralar diziler vasıtasıyla AKP zihniyetini aşılamakla meşgul.

TRT’de yeni yayınlanan Ayrılık adlı diziyi duymuşsunuzdur. Karadeniz Havzası’nda iş yapan Türk işadamlarının öyküsünü anlatan dizi Türkiye, Ermenistan, İran, Azerbaycan, Çeçenistan, Gürcistan ve Özbekistan’da çekiliyor. Dizi aynı zamanda Erivan’da çekilen ilk dizi olma özelliğine de sahip. Dizinin tek özelliği bu değil tabi. Hatırlarsanız geçenlerde bu dizi yine gündeme gelmişti. Dizideki başrol oyuncularından olan eski Türkiye güzellerinden Zeynep Tokuş, çekimler için gittiği İran’da çarşafa girmişti. Tokuş’un çarşaflı görüntülerinden çok çarşaf hakkında söyledikleri akılda kalmıştı. Zeynep Tokuş, “Çarşafı giymekten hiçbir rahatsızlık duymadım. Şikayet de etmedim. Demek ki, uygunsuz davranmaktansa böyle davranmak daha güzel. Çarşaf kadına ayrı bir duruş ekliyor mu, ekliyor muhakkak ki. Çünkü her günü böyle geçiyor o kadınların” şeklinde konuşmuştu.

Zeynep TokuşAyrılık dizinin önemli karakterlerinden biri ise yurtdışında okulları olan ve sözü geçen biri olan “Hacı” karakteri. Bu karakter size de bir yerden tanıdık geliyor mu bilmiyoruz ama bize geliyor. Ahmet Özhan’ın canlandırdığı “Hacı” karakteri tıpa tıp Fethullah’a uyuyor. Zaten Ahmet Özhan da sıkı bir Fethullahçı değil mi? Bildiğiniz gibi son yıllarda müzikten iyice uzaklaşan Özhan, artık sadece Fethullah’ın şiirlerinden bestelenen şarkıları okuyordu. Şimdi de dizide Fethullah’ı oynuyor. Geçmişten birkaç film tecrübesi olan Özhan, bu zamana kadar dizilere pek sıcak bakmıyordu. Cemaatten “bu rol sana yakışır” telkinleri almış olmalı ki “Hacı” karakterine evet diyen Özhan, her ne kadar oynadığı rolün Fethullah olmadığını söylese de canlandırdığı karakter basbayağı Fethullah. Dizide yer alan ilginç karakterlerden biri de 2006’da öldürülen Çeçen Şamil Basayev. Erdal Beşikçioğlu’nun canlandırdığı Şamil isimli karakter, köyünü silahlı çetelere karşı savunur şekilde çıkıyor karşımıza.

TRT’nin üst üste gelen açılımları neticesinde Kürtçe’den sonra Şeriat da televizyon ekranlarından evimize girmeye başlayacak anlaşılan.


Seçimler ve medya

Seçimler ve medya29 Mart seçimleri, tartışmalı seçim öncesi kampanlyaları, protestoları, iktidar partisinin vatandaşı tehdit ve azarlamaları ile birlikte yapıldı ve geride kaldı. Seçim sonuçları ile ilgili ayrıntılı değerlendirmeleri geçtiğimiz sayıda okudunuz. Değerlendirmelerimiz bu sayımızda da devam ediyor. Bizim burada bahsetmek istediğimiz konu ise medyanın seçim sonuçlarına nasıl yaklaştığı.

Özellikle seçimler öncesindeki hazırlık ve mitingler döneminde medya grupları da kendilerince seçmenleri yönlendirmeye ve seçimleri manipüle etmeye çalıştılar. Gerçi seçim sonuçları kimseyi tatmin etmedi ama yine de her gazete sonuçları kendi açısından değerlendirerek yansıttı.

Seçim sonuçları günlük gazetelerde manşet olurken en çok kullanılan kelimeler ise “One minute” ve “uyarı” oldu. Belli başlı gazetelerin 30 Mart 2009 tarihli manşetleri şunlardı:

Akşam: “Sandık törpüsü”

Cumhuriyet: “Sandıktan uyarı çıktı”

Haber Türk: “Sandık CHP’ye yeni lider çıkardı”

Sabah: “Krizin etkisi”

Radikal: “Halk ‘One Minute’ dedi”

Milliyet: “Seçmenin manşeti”

Bugün: “Sandıklardan sürpriz çıktı”

Hürriyet: “Sandıktan uyarı”

Zaman: “Her partiye ayrı mesaj”

Vatan: “Sandıktan AKP’ye uyarı çıktı”

Vakit: “Oylar adaylara”

Star: “Güven tazeledi”

Taraf: “Seçmenden ‘Two mınute’”

Burada öne çıkan manşetlerden biri Hürriyet’in manşetiydi kuşkusuz. Bir süredir Tayyip’le kanlı bıçaklı olan Doğan grubu, son vergi cezası ile birlikte artık dönülmez bir yola girmişti. AKP’nin seçimlerden oy kaybederek çıkması Doğan grubuna iyi bir fırsat vermişti ama Doğan grubunun amiral gemisi Hürriyet attığı manşetle yine uzlaşma politikasına devam edeceklerini ortaya koydu. “Sandıktan uyarı” sürmanşetini atan Hürriyet, yine Tayyip’e sağduyu çağrısında bulundu. Çağrıyı ise geminin kaptanı olan Ertuğrul yaptı. Ertuğrul 31 Mart günü yazdığı “En zekice manşet” başlıklı yazısında neden bu manşeti attığını yazdı ve Tayyip’i bir kez daha sağduyuya davet etti.

“İlk akla gelen manşetler, o anki duygumuzu yansıtan, daha çok hınzırlık içeren çizgilere sahipti. Herkesin aklına gelen ‘One minute’ esprisi bizim de aklımıza geldi. ‘Beyaz eşya out, beyaz Türkler in’, ‘Beyaz Türklerin dönüşü’, ‘Başını kaşıyan adam’ gibi espriler yapıldı. İtiraf edeyim, benim içimden geçen manşet şuydu: ‘Bu devirde kimse padişah değil.’

Yanlış anlamayın, bu manşetin tek adresi, seçim kampanyasını aşırı biçimde şahsileştirerek ve bizleri de hedef göstererek sürdüren Erdoğan değildi. Biz, yani medya da bu manşetin içinde. CHP de, DTP de, MHP de... Bu manşeti atmadık. Geç saatlere kadar aradık, kafamızı çok çalıştırdık ve en zeki manşeti bulduk: ‘Sandıktan uyarı.’ Bizim mesleğimiz böyledir. Bazı olaylar vardır ki, ‘En zeki manşet, en sıradan, en aptal olanıdır’. Fazlasını zorlamamak gerekir. (...) Başbakan, ‘Bundan gerekli sonuçları çıkaracağını’ söyledi. Çok doğru. Bunu eldivensiz, komplekssiz, gerçekçi biçimde yapmak gerekir. Sadece o mu? Elbette bizler de yapmalıyız. Gazeteciliğin bölücü değil, birleştirici tarzlarını bulmalıyız.”

Gördüğünüz gibi Ertuğrul’un kafasındaki manşet başkaymış ama Tayyip rencide olmasın bizi de rencide etmesin diye düşünmüş olacak ki, kararından vazgeçerek çocukların bile atabileceği bir manşet atmayı tercih etmiş. Tabi siz buna ilk aklına gelen manşeti atmak yememiş o nedenle de bulunabilecek en oportünist manşeti bulup atmış da diyebilirsiniz. Sürmanşetten Tayyip’e uyarı çeken Ertuğrul, manşete de Kılıçdaroğlu’nu çekerek Tayyip’e örnek göstermiş. Ancak yine de işi sağlama almak için kendilerine yönelik bir özeleştiriden de kaçınmamış.

Öne çıkan manşetlerden biri de Tayyip’in yeni kankası Ciner’in Haber Türk’üne ait olanıydı. “Seçmenin mesajı” sürmanşeti ile çıkan gazete AKP’nin oy kaybına rağmen en yakın rakibine 16 puan fark attığını öne çıkardı. Manşette ise Hürriyet’teki gibi Kemal Kılıçdaroğlu vardı. “Sandık CHP’ye yeni lider çıkardı” manşetinin altında Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı için Baykal’ın en yakın rakibi gösterildi. Ciner anlaşılan yeni kankasına yaranabilmek için CHP’yi karıştırma yoluna girdi. Fatih Altaylı bile seçimden sonraki günlerde Kılıçdaroğlu’nu yazıp durdu ve Haber Türk gazetesi yaptığı sokak röportajlarıyla halkın Kılıçdaroğlu’nu nasıl desteklediğini ispatlamaya çalıştı.

Yandaş medyaya gelince, onların hali hepten içler acısı. Seçimler sayesinde ülkede ekonomik krizin olduğunu farkeden yandaş medyanın manşetinde kriz vardı. Örneğin Sabah’ın manşeti “Krizin etkisi” idi. Sabah’a göre AKP’nin oylarındaki azalmanın sebebi krizden olumsuz etkilenen batı illerinde AKP’nin oyları düşmesiydi.

Krizi farkeden bir diğer gazete ise Tayyip’in dünürü Albayraklar’ın Yeni Şafak’ıydı. “Krize rağmen güvenoyu” manşetini atan gazete, küresel krize rağmen AKP’nin üstünlüğünü koruyarak rakiplerine fark attığını belirtti.

Yandaş medya içerisinde en yalakası ise hiç kuşkusuz Star gazetesi oldu. Ethem Sancak’ın gazetesi, “Güvenoyu tazelendi” sürmanşetiyle çıktı ve AKP’nin oy kaybını görmezden gelerek 2004 seçimlerindeki oy oranını koruduğunu iddia etti. Bu aralar sahibinin değişeceği dedikoduları ortalıkta dolaşırken Star’ın yeni patronunun Rixos Otellerinin sahibi olan ve bir röportajında Fethullah’ın idolü olduğunu söyleyen Fettah Tamince olacağı söyleniyor. Patronaj değişikliğinden sonra Star’ın daha ne kadar yalakalaşacağını ise hep birlikte göreceğiz. Seçim sonrası en alakasız başlığı atma başarısı ise Şeriatçı Vakit gazetesine nasip oldu. “Oylar adaylara” manşetiyle çıkan Vakit, AKP’nin çok az bir oy kaybetiğini kabul etti. MHP, SP ve DTP’nin oylarını artırdığını vurgulayan Vakitçiler CHP’nin oy oranı konusunda herhangi bir bilgi vermeyerek başka bir alemin insanları olduklarını bir kez daha kanıtladılar.


Memleketimden insan manzaraları

Ajda PekkanBirinci haberimiz İstanbul’dan. Geçtiğimiz günlerde Güldünya Konserleri’nde Kürt Sanatçı Aynur’la düet yaparak Kürtçe müziğin ülkemizde meşrulaştırılmasında önemli bir adım atan süperstarımız Ajda Pekkan, açılımlara devam ediyor.

Düet sonrası medyanın ilgi odağı olmayı başaran Pekkan, kendisiyle yapılan röportajlarda ezilmişlik edebiyatının dibine vurdu. Pekkan, küçüklüğünden beri nasıl acılar çektiğini anlattı durdu.

Pekkan’ın yeni açılımı ise nohut-pilav açılımı. Nasıl mı? Önceki hafta arabasıyla Unkapanı Köprüsü’nden geçen Pekkan birden köprünü üstünde seyyar nohut-pilavcı görüyor. Arabayı durdurtan Pekkan korumaları ve şoförünün şaşkın bakışları arasında aracından inerek pilavcıdan iki porsiyon nohut-pilav alıyor ve afiyetle yiyor. Peki açılım burada bitiyor mu? Elbette ki bitmiyor. İlerleyen günlerde Ajda Pekkan pilavcıyı eve alıyor. Şaşırdınız mı? Şaşırmayın ve de yanlış anlamayın. Yediği nohutlu pilavı çok beğenen süperstar, arkadaşlarına nohutlu pilavı anlata anlata bitiremiyor. Doğal olarak arkadaşlarının da canı nohutlu pilav çekiyor. Bunun üzerine Ajda Pekkan pilavcıyı evine çağırıyor ve arkadaşlarıyla nohut-pilav partisi veriyorlar.

Melike Uludağİkinci haberimiz ise Gaziantep’in Islahiye ilçesinden. Yerel seçimleri yakından takip eden okurlarımız Islahiye’de kazanan Demokrat Parti adayı Melike Uludağ’ı hatırlayacaklardır. Melike Uludağ’ın eşi olan Mehmet Uludağ, 2004 seçimlerine AKP adına girerek belediye başkanlığını kazanmıştı. 29 Mart seçimleri için tekrar aday olmak isteyen Uludağ, parti içi temayül yoklamasını da kazanarak yeniden aday oldu. Ancak daha sonra AKP Uludağ’ın adaylığını geri çekti. Uludağ’ın iddiasına göre kendisini 5 yıl önce de istemeyen Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu devreye girdi ve listeyi değiştirdi. Bunun üzerine AKP İslahiye’de ilçe başkanı Osman Öztürk’ü aday gösterdi. Bu durumu kendine yediremeyen Mehmet Uludağ, bu kez de Demokrat Parti’den adaylık başvurusunda bulundu. Ancak bu duruma AKP’liler itiraz ettiler ve Uludağ’ın adaylığı daha önce AKP’den de başvuru yaptığı için reddedildi. Bunun üzrine DP’liler de Uludağ’ın eşi olan ev hanımı Melike Uludağ’ı aday gösterdiler. İddiaya göre AKP’liler bu kez de Melike Uludağ türbanlı olduğu için itirazda bulundular (Ne komik değil mi? Türbanı ülke genelinde serbest bırakmak için oy talep eden parti, söz konusu koltuk olunca nasıl da davayı satabliyor ama). Ancak ilçe seçim kurulu, Uludağ’ın başvuru dosyasında bulunan başı açık fotoğrafını göstererek itirazı reddetti. Bu söylenti ilçede yayılınca da seçimlerde AKP’nin oyu yüzde 62’den yüzde 24’e düştü ve yüzde 36 oy alan Melike Uludağ belediye başkanı seçildi.



Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: