Bahar Söylemezoğlu |
Çocuk değil PKK’lı terörist! Muhabirin sevimli bir çocuk olarak ifade etmeye çalıştığı çocuk, tüfeğini kameralara doğrultuyor. Yere diz çökerek hem de. Nasıl ateş edileceğini iyi biliyor dört yaşındaki küçük, sevimli çocuk! Tam tekmil! Oyun mu oynuyor? Yer: Diyarbakır; Tarih: 21 Mart 2009! Bahar Bayramı olarak da anılan Nevruz’u kutlamak kalabalığın bahanesi. Bahar Bayramı ile ilgili bazı nüans farkları var. Anlatılış tarzındaki farklar, toplumların yapılarına ve kültürlerine göre değişiyor. Bir uyanış, kurtuluş, özgürlük efsanesi. İyiliğin kötülüğe galip gelmesi. Nesillerin üreyerek çoğalması ve devamı, tohumların tutması ve üremesi. Bolluk, bereket, karanlıktan aydınlığa çıkışın, kıştan bahara geçişin efsanesi kısaca. Tabi yazılı bir tarihleri bile olmayan Kürtlerin diline düşünce, bir türlü bahara eremez Nevruz. Türklerin Ergenekon Destanı’nın Kürtler tarafından dejenere edilmiş halidir Demirci Kawa. Ergenekon Destanı’nda düşmanın zulmünden kurtulan iki kadın, iki erkek kendilerine buldukları yeri yurt edinerek orada barış, bolluk, bereket içinde, bir uygarlık kurarak millet olarak yaşamayı başarırlar. Orada da bir “demirci” vardır. Fakat O, Kürtlerin Demirci Kava’sı gibi intikâm ateşleriyle yanıp tutuşan bir zavallı değil, Türk Milletinin yolunu açan, yol gösteren bir bilgedir, bilgeliktir. Milli iradedir, rehber veya liderdir. Doğanın nimetlerini birlik, bütünlük, disiplinli bir yaşam ve çalışma ile insanlığın emrine sunarak, daha ilerilere götürecek bilginin ve becerinin yöntemini bulan kişidir veya bu yöntemin ta kendisidir. Bir insan ve sistem bütünlüğüdür ve elbette yenilmez bir gücü temsil eder. Savaşta da barışta da milli birlik ve milli iradeyi temsil eder. Tarih ve kültür birliğini de anlatır. Demirden dağ, Ergenekon’ da kollektif ve sistemli bir çalışmayla, üstesinden gelinebilecek büyük zorlukların emsalidir. Sahnede klâsik DTP üçlemelerinden bir demetle karşılaşıyoruz. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Leylâ Zana, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir. Ahmet Türk incilerini ortaya saçmaya başlıyor. “Bugün bizi buraya toplayıp getiren PKK lideri sayın Abdullah Öcalan’ dır! Ona yönelik her türlü hareket, Kürt halkının onurunu kırmaya yöneliktir. Kürt halkına yöneliktir. Kürt halkına yapılmış sayılır” diyor ve devam ediyor, “Eğer barış istiyorsanız, Kürt sorununun önderi olan Öcalan’ın ‘özgürleşmesi’ gerekir. Koşullarının değiştirilmesi gerekir. Ancak o zaman barışa barış diyebiliriz.” Sevgili Türk halkı! Görüyor musun, nereden nereye geldik? PKK terör örgütü, Türk’ün vatanında, Türk’ün meclisinde, Türk’ü tehdit ediyor. PKK’ nın tehditlerinden kurtulmak ve barış için yapılacak şeyler şunlardır; - Kuzey Irak’taki Kürt Devleti’ni kabul etmek ve kabul ettiğini itiraf etmek, - Türkiye’nin doğusu ve güneydoğusunu Kürtlere bırakarak, Kürdistanla birleştirmek, - Birleşen Kürt Devletlerinin Büyük Kürdistan adını almasına yardım ve yataklık yapmak, - Bunları yaparken, Irak tarafının da, Türkiye’nin Kürt tarafının da petrol v.s. ile gelişmesi ve kalkınmasına yardım ve yataklık yapmak, ABD’yi de ihya etmek, - ‘Sayın Öcalan’ı imralı Palas’tan Büyük Kürdistan Palas’a transfer etmek, - B. Kürdistan’ın başkentini Erbil’den ‘’Diyarbakır Kalesi’ne’ taşımak, - ‘Sayın Öcalan’ı oranın Cumhurbaşkanı yapmak, - Kürdistan Anayasasının çapının genişletilerek yazılmasına yardım ve yataklık yapmak, - O bölgedeki Türklerin katledilmesine, ülkenin bölünmüş kısmında kalan Türklerin de Büyük Kürdistan’ı -hatta cebir, tehdit ve şiddetle- kabul etmelerini sağlamak, - TBMM’nin tüm partilerini tez elden çıkarılanlan yasalarla kapatmak, Bu Film nereye Varır? ( 2. Adım ); - Oy kullanmamak günahtır diye fetva veren Fethullahı, içi boşaltılmış Türkiye’ye Şeriat devletinin başına geçirmek için davet etmek, - Meclis, Merkez Bankası v.s. önemi kurum ve kuruluşları İstanbul’a taşımak, - Dolmabahçe Sarayı’na yerleşmesine, - Padişah olmasına, - Küçük Osmanlı Devleti’nin kurulmasına yardım ve yataklık etmek, - K. Osmanlı Anayasası’nın yazılmasına (AB ve IMF terör örgütlerinin yardım ve yataklığıyla) yardım ve yataklık etmek, Bu Film Nereye Varır? ( 3. Adım ); - Ermenistan..., -Yunanistan..., - Afganistan..., - Çeçenler..., - Çerkesler..., - Madenler..., - Dicle, Fırat..., Görüyoruz ki unuttuğumuz Nevruzlar, Türk’ün, bizim bayramlarımızdır. Biz unuttuğumuz ve değerini bilemediğimiz için Zalim Kral, beynindeki uru iyileştirmek uğruna daha çoook Türk çocuğunun beynini parçalayacaktır. O halde Türk tarihini, destanlarını ve efsanelerini yeniden hatırlama, çocuklarımıza da hatırlatma günüdür gün. Bugün sadece tam bağımsızlığımız değil, vatanımız da elden gitmek üzere. Türk’ ü Anavatanından sürmek mümkün mü? Bakın Ergenekon Destanı’na. Bir de bakın Demirci Kawa’ya. O çocuk Türk’ün kendisine bağımsızlık ve insanca yaşama hakkını verdiğini ve büyüklerinin ihanetini hiç bir zaman bilemeyecek. Atatürk ne dedi, ne yaptı? “İstiklâl-i tam, bizim bugün, deruhte ettiğimiz vazifenin ruh-u aslisidir. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı deruhte edilmiştir. (....) Bilgin, bilgisiz, bütün halkımız, belki içindeki zorlukları tamamiyle anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta çevresinde toplanmış ve sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir.” (5 Ekim 1919) O halde bizim yapmamız gereken de budur!
|