Okur Mesajları |
Ben bu derginin küçük bir okuyucusuyum. Yaşım 16 olmasına rağmen gerçekleri görüyorum. Asıl devrimcilik emperyalizme karşı durmaktır ama günümüzdeki bazı sözde solcular, hatta bazı sözde devrimciler Amerika’dan aldıkları silahlarla bu vatanın masum askerlerine ateş ediyolar. 68 solunun lideri Deniz Gezmiş hiç bir asker ya da polise ateş etmemiş her zaman havaya sıkmıştır. İşte iki sol arasındaki fark budur: Biri vatansever; diğeri emperyalizm maşası ve bölücüdür. Ali Akman, İstanbul Evet, ne yazık ki halkımız bütün olanları seyrediyor. Ta ki sıra onlara gelene kadar bekleyecek. Biz şunu anlamak zorundayız: Bana kömürler, iktidara gemiler; bana sadaka onlara, araba; bana evladını gönder askere tüccarın gemisini Somali ve Aden Körfezi’nde koruma, ona evladını askere bile göndermeden gemiyle ticaret; bana TOKİ, ona villa; bana Türk hekimi, ona ABD hekimi; bana sade makarna, ona ıstakozlu makarna; bana işçilik bile bulunamazken, ona tüccarlık; bana açlık, ona zenginlik; bana dürüstlük, ona hırsızlık; bana kamera ve özel dinleme, ona jammerle koruma; bana sokaklarda yalnızlık, ona özel koruma ordusu; ona sevdanın yolları, bana kurşunlar... Sizleri kutluyor, başarılar diliyorum. Türkan Benli, İstanbul Sayın Yunus Yılmaz; İnsanlarımız artık bu ülkede kime güveneceğini şaşırmış durumdalar. İktidara getirdikleri partinin mensupları, utanmasalar PKK’yı destekleyecekler. Yaptıkları açıklamalar bunu gösteriyor. Zaten CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına daha önceden teröristlerle yakınlığı olan bir insanı getirerek bu konudaki zayıflığı ve basiretsizliğini gösterdi. Artık demokrasi (olmayan ve gerçekten savunmadıkları demokrasi) safsatası uğruna terörist yandaşı insanları bile partiye almayı göze alıyorsanız siz bu ülkenin bölünmesine de karşı değilsinizdir. Söyleyeceğim tek şey AKP’ye de CHP’ye de yazıklar olsun. TÜRKSOLU’nun internet sitesini ve yazılarını çok beğeniyorum. İşte Türk solu budur! TÜRKSOLU bu vatanı bölmeden de solun olabileceğini gösteriyor. Çiçek İnci, İstanbul Alın size soykırım; “1.5 milyondan fazla Iraklı öldürüldü”. Alın size bölücülük; “Irak 3 parçaya bölündü”. Şimdi bunları yapan katiller, 24 aylık süreye yayılarak ve ülkemizi kullanarak geri çekilecek (çekilirken neler yapacakları da ayrı bir soru işareti). Katillerin kendi sefahatlerine dönmeleri için köprü olmamızı kabul edecekmiyiz? Kuvayı Milliye’nin çocukları ve torunları; yani bizler, yani emperyalizme karşı olan tüm dürüst insanlar, bunu içimize sindirebilecekmiyiz? Bence kendimize sormamız gereken soru bu... Turgay Kab, Hatay ABD‘ye karşı yumuşak ve uysal, millete gelince umursamaz canavar, Davos’a değil, Türkiye’ye bir daha gelmem deseydi keşke... Ama zaten bu bir senaryoydu. Vazgeçer mi hiç böyle uyuyan milletten? Gerçek müslümanlar için değil, sahteleri ile yola devam, haçlı neferi, İsrail’in fatihi! Canan Çetinkayalar, Balıkesir Sayın Gökçe Fırat; Ben bugüne kadar Denizleri kötü olarak biliyordum. Yani devleti bölmeye çalışan insanlar olarak. Ama hayatlarını araştırdıktan sonra şimdi onlara hak veriyorm. Elimde olsa bıraktıkları yerden devam ederim. Keşke Denizler öldürülmeselerdi. Abdullah Yavuz, Diyarbakır Beni 16 yaşında bir genç olarak bizleri gerçekleri görmeye çağıran ve, derin ve karanlık bir uykudan uyandıran ve gerçekleri görmemizi sağlayan, solu Kürtçülükten arındıran ve millileştiren TÜRKSOLU ailesini Kemalistliğimin olağanca sevgisi ile kucaklıyorum. Onur Özyurt, Gaziantep Sayın İnan Kahramanoğlu; Yazınızın her bir cümlesine katılmamak elde değil. Kürtçüler sinsice sosyalist solu kendi faşist emelleri için kullanmış, sosyalistler bunu farklı yorumlamışlardır. Bunun sonucunda da Türk halkının gözünden düşmüşler, adeta PKK ile eşdeğer görülmüşlerdir. Şayet TÜRKSOLU kendini Türk halkına tanıtmayı başarabilirse bu imaj yıkılabilir. İyi çalışmalar. Mahmut Orhan, Bursa Böyle güzel ve anlamlı bir siteden yeni haberim oldu. Keşke daha önce sizin hakkınızda bilgim olsaydı ve sitenizi yakından takip edebilseydim. Bundan sonra çalışmalarınızı sürekli takip edeceğim. Sizlere teşekkür ederim. Onur Yıldırım, Adana Sayın Gökçe Fırat; Türk bu Eregenekondan da bir gün çıkacaktır. 70 deriden, 70 körük yapıp demirleri eritmek gerekse de. Millet bir gün Ergenokandakileri “gider, alır ve gelir”. Ne gazları kar eder, ne copları! Şu ya da bu şekilde; Türk bu Ergenekondan çı-ka-cak! Faruk Tığ, İstanbul Sayın Özgür Erdem; Artık hiçbir haber okumak, dinlemek ve bilmek istemiyorum Türkiyede ki geliş(eme)meler hakkında... Bıktım, usandım yol göstermekten, çoğunluğa yanlışlarını belirtmekten, gidilen yolun yola benzemediğini ve bu yolun sonunda hepimiz açısından felaket olduğunu dillendirmekten dilimde tüy bitti, ama nafile. Artık TÜRKSOLU olarak siyasi bir hareket olma zamanı çoktan geldi ve geçiyor bile. Son şans diye birşey yoktur. Şansı insan kendi yaratır. Artık Türkiyenin sol partisini kurmalısınız. Bu sol parti son parti, son şansımız olmalıdır. Gerisi fason, gerisi geriye gidiştir; gerisi şehittir, gerisi niyazi... İhsan Şanlı, Antalya Merhaba, ben 16 yaşındayım ve Deniz Gezmiş sayesinde tanıdım TÜRKSOLU’nu. O’na duyduğum büyük, içten ve katıksız hayranlık nedeniyle hakkında okumadığım kitap, izlemediğim belgesel kalmadı. Ailem sağcı olmasına karşın ben bütün kalbimle, aklımla, fikrimle solcuyum. Sizin bu muhteşem gazetenizi yeni keşfetmek beni çok üzdü. Ancak hala tam olarak kavramış değilim tarihçemizi. Anlamak istiyorum, herşeyi bilmek istiyorum solla ilgili. Bana yardımcı olabilirseniz çok fazla mutlu edersiniz beni. Ayrıca üstüme düşen hangi görevleri yapabilirim? Birşeyler yapmak, bu mücadelede ben de yer almak istiyorum. Şimdiden cevabınız heyecanla bekliyorum. Saygılarımla. Nazlım Doğan, Yalova Sayın Gökçe Fırat; İnternet sitenizi ilk kez ziyaret ettim ve yazınızı okudum. Okuduktan sonra bir olay ancak bu kadar açık ve net yazılır diye hayret ettim. Elinize, yüreğinize ve kaleminize sağlık. Bir Türk solcusu daha kazandınız. Güzel yazılarınızın devamını dilerim. Asi Ay, İstanbul Sayın Yunus Yılmaz; Emperyalizmin her dönem işbirlikçi olarak kullandıkları (Not: 4 ayaklı insan dostu köpeklere hakaret olur diye köpek diyemiyorum) vardır ve günümüz Türkiyesinde bu işbirlikçilerin adı F-Tipi Gladyo’dur. 4 Temmuz 2004’te Süleymaniye’de Türk Ordusu’nun başına çuval geçirten Amerika, F-Tipi Gladyo mensuplarını 2002 seçimlerinde iktidara getirterek Türkiye’nin başına Amerikan çuvalları olarak bu işbirlikçileri geçirmiştir. Emperyalizm, zekâ düzeyi düşük, vatan, bayrak, tam bağımsızlık, şeref ve haysiyet kavramlarından yoksun kimseleri BOP (Büyük İsrail Projesi) Eşbaşkanı olarak kullandığı sürece deliğe süpürmez. Amerika’nın başımıza geçirdiği F-tipi Amerikan çuvallarının, şark kurnazlığıyla dolu fırsatçılıklarının, sıfır numara zekâ ve kültür düzeylerinin yıkıcı etkilerini büyük Türk Milleti olarak gün geçtikçe daha çok hissediyoruz. M. Nihat Özgür, Ankara PKK terör örgütü, küreselleşme sürecinde yeniden tırmanışa geçen emperyalist sömürü, saldırı ve işgal sürecinde BOP planın bölgesel araçlarından biridir. Günümüzde dışarıdan ve içeriden koro halinde, sıkça dile getirilen siyasal çözüm önerisi terör örgütünün hedeflerine yasal yollarla ulaşmasını sağlama amacına hizmet eden emperyalist dayatmalardır. Siyasal çözümden anlaşılması gereken, PKK’yı hedeflerinden caydırmak, kanlı terör eylemlerine son verilmesini sağlamak değil; görüşmeler yoluyla, masa başında, barış içinde hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamaktır. Ulaşılmak istenen, gerçekte emperyalizmin tarihsel hedefleridir. Terör örgütü ve siyasal uzantıları çatısı altında emperyalizm adına görev yapanlar, Türkiye’de işledikleri kanlı cinayetlerin sorumluluklarından arındırılarak Talabani ve Barzani’nin denetimi ve hizmetine sunulmak istenmektedir. Coğrafik hedeflere yöneleceği gizlenmeyen Irak’ta oluşturulmaya çalışılan “Kürdistan Devleti” Türkiye’nin İslam toplumlarıyla arasına çekilmek istenen yeni bir “Güney Seddi” projesidir. İster bağımsız olsun, ister otonom yapıda kalsın; sınırlar dışında bir “Kürdistan” Türkiye”ye olan kışkırtıcı ilgisini ve tutumunu sürekli olarak koruyacak, sürdürecektir. Yeni, büyük bir tehdit algılaması içine düşürülen Türkiye, Ortadoğu”da ulusal çıkarlarına aykırı tüm gelişmeler karşısında iç istikrarın bozulacağı kaygısına angaje durumda kalacak; ulusal güvenlik açısından eli-kolu bağlı kalacaktır. Laiklik ilkesinden biraz ödün verilmesi; aşiret, mezhep, tarikat örgütlenmelerine açık olunması istekler arasındadır. Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için devrim yasalarında yapılacak değişiklikler yeterli değildir. Anayasa’da önemli değişlikler de gündeme taşınmaktadır. BOP çerçevesinde izlenen yol haritasında özellikle Anayasa’nın 1.,2., 3., ve 4. maddelerinin değişimi de söz konusudur. Ilımlı İslam Cumhuriyeti modeline dayalı, “Federal Demokratik Türkiye Devleti’nin” kuruluş basamakları da PKK terörü ve “Kürt Sorununa Siyasal Çözüm” önerisi üzerinden döşenmek istenmektedir. Ali Berham Şahbudak, Ankara Bizler Mustafa Kemal çocuğuyuz. Bizler de emperyalizm baskısına karşıyız. Bağımsızlık ilk hedefimiz. Bu ülke uğruna canlarını veren kardeşlerimizin izinden ilerleyeceğiz. Ne yazık ki, ülkemizin başında bulunanlar hiç bir şekilde Türklerin geçmişini, bağımsızlığına ne kadar düşkün bir millet olduğumuzu, zamanında bütün emperyalizmin etkisinde olan ülkelere bağımsızlığımızı kazanarak örnek olduğumuzu ya bilmiyorlar ya da kendilerini düşünüyorlar. Hiçbir vatansever ülkesini emperyalizme terketmez. Hiçbir vatansever ülkesinin bölünmesine izin vermez. Tam bağımsız bir ülke için, tam bağımsız özgür toplum için emek harcayan, vatanını milletini geleceğini hatta geçmişini düşünen yöneticiler lazım Türk milletine... Emperyalist ülkelerin baskısından uzak olmak ve bunun içerisine giren toplumların yanında olmak istiyoruz. Bizler, tam bağımsız Türkiye istiyoruz! Özgür olamayacaksak, Che’nin dediği gibi, ölüm hoş gelsin. Yeşim Artum, Zonguldak Sayın Ali Özsoy; "Hemen hemen her ülkede sol hareketler Marksist Leninist ideolojiyi savunsa bile kendini ulusal bir liderle özdeşleştirir." demişsiniz. Ne yazık ki, ülkemizde "sol, milliyetçi olamaz" anlayışı çok yaygın. Siz, TÜRKSOLU olarak milliyetçi sol kavramını beyninize oturtmuş olabilirsiniz. Ama gelin görün ki, hâlâ "sol eşittir PKK" gibi garip bir mantık, PKK'nın tam olarak bir sağ terör örgütü olduğu da unutularak devam ettiriliyor. Millî devletin temeli Atatürk'tür, Atatürk ise devrimcidir. Zaten sizin bu yazıda bahsettiğiniz "sol eşittir sovyet" düşüncesini 1980'den önce savunanların tamamı bugün Amerikan liberalisti. Zaman içinde şartlar daha olgunlaşacak ve ülkemizde de sol ve milliyetçilik olgularının bütünlüğü pekişecek diye umuyorum. Çalışmalarınızda başarılar... Barış Narin, Balıkesir Sayın Gökçe Fırat; Ben derim ki; bunların hepsi aynı, ha kel Hasan, ha Hasan kel. Yani hiçbirisi derdimize derman olamayanlardır. Merhemi bulsalar bile ilk önce kendilerine kullananlardır. Neticede herbiri birer keldir. Siz siz olun sandık başına gitmeden, şapkanızı çıkartın, önünüze koyun ve bir düşünün. Kendi keliniz meydana çıksa bile, yamuk yumuk domalan mantarına muhtaç kalsanız bile, ne kel Hasan’a, ne de Hasan kele oy vermeyin. Sadece ve sadece Türkiye'nin tam bağımsızlığı için mücadele eden devrimci gençleri destekleyin. Enbiya Uslu, Bursa Sayın Gökçe Fırat; Öncelikle herkese selam. Şu an düşündüğüm ve beni çileden çıkaran olay Murat Karayalçın. Partiyi çarşaflarla kararttığı yetmiyormuş gibi birde partiye terörist sokan Deniz Baykal artık defolsun partiden. DEHAP’la (PKK) ortaklık yapan, Diyarbakır mitinginde Apo sloganları atılan bir yerde konuşma yapan Murat Karayalçın teröristini de al ve çık Ata’mızın partisinden. Herhalde amacı milliyetçilik okunu çıkarıp 5 okla çıplak bırakmak partiyi. Artık parti çıkmaz yola girmek üzere. Her ne kadar vatan haini AKP ve Amerika’nın kuklası, sahte milliyetçi, faşist MHP’den iyi de olsa, tüm akraba, arkadaş, köylüme oylarını CHP’ye verdirmeyeceğim. Şimdiye kadar zaten Atam için verdiğim oyumu Baykal gitmedikçe vermem, verdirmem... TÜRKSOLU dergisindeki ulusal solu benimsemiş herkese sesleniyorum; şu anki CHP’yi protesto edip oylarımızı vermeyelim. Her ne kadar vatan haini AKP’nin işine yarasa da... Cumhuriyet kurulduğundan beri akrabalarım ve hatta tüm köylüm şu ana kadar istisnasız CHP’ye oy verirdi. Bir ilki geçekleştiriceğim ve cumhuriyetten beri ilk defa Koçyiğit sülalesi olarak CHP’ye oyumu vermeyeceğim, verdirmeyeceğim... Murat Koçyiğit, İstanbul TÜRKSOLU’nda kendimi buldum. Ben sol düşünen Atatürkçü bir gencim. Ülkemizde olan herşeye isyan eder oldum. Yetti artık! Bana destek olan kimse olmadı. Gruplar kurulmalı, vatanımız Kürt işgalinden arındırılmalıdır. Her türlü Kürt eylemlerine anında cevap verilmelidir! Yeter artık, burası Türkiye! Buradaki abilerimizden destek bekliyorum. Berkay Özcan, Bursa Sayın Onur Yaman; Devlet doğuya yaptığı harcamaları, batıya veya başka bir yere yapsaydı, herhalde Türkiye uzayda yürüyor olacaktı. Doğu’ya okul götürürsün, yakarlar. Öğretmen gönderirsin, öldürürler. İş makinası gönderirsin, bozarlar. Tamam, herkes kötü değil ama bir kaç sinek de mide bulandırıyor. Ben askerliğimi Bingö'de yaptım. Bingöl'lü yatar aşağıya, devlet bize bir şey yapmıyor diye. Ama Karadenizli vatandaş alır bal teknelerini, Bingöl'ün dağlarında arıcılık yapar. Veya teknesini kara yolu ile Van Gölü’ne getirir ve balık avlar. Şimdi o da vatandaş bu da vatandaş. Kürt dağ başında iki karı ile yaşar. Ama ne dağ başı. Ne araba gider ne eşek. Ya helikopteriniz olacak, ya da benim gibi yayan operasyonlarla gideceksiniz. Bir mağarada iki karı ve 15-20 çocukla idare eder hayatını. Bir de 2-3 keçisi vardır. Oraya yol mu gider, elektrik mi gider, yoksa su mu? Otursunlar, şapkalarını önlerine koyup şöyle bir düşünsünler. Kim hatalı acaba? Ben Amerika’da yaşıyorum. Burada hükümet, devlet kimseye yardım etmiyor. Herkes kendi derdinde. Biz sosyal devlet olarak Amerika’dan çok fazlasını bile yapıyoruz. İsmail Hakkı, ABD Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, öyle bir iktidar var ki, benim çiftçime “annanı da al git” diyor, benim vatandaşıma “senin de oğlun işsiz kalsın” diyebiliyor. Millete sesleniyor, “hem Müslüman hem laik olunmaz; ya Müslüman olacaksın ya laik” diyebiliyor. Bölücüba?ına “Sayın Öcalan” derken, askerime “kelle” diyebiliyor. Askerliğe “yan gelip yatma yeri değil” diyor, İzmir’e “gavur.” Türkiye’nin cahil kesiminin oyunu alıp garibana makarna, kömür, odun, beyaz eşya dağıtıp milletten kişiliğini istiyor. Allah’ı, dini, Kuran’ı alet edip siyaset yapıyor. Türbanı kabul ettiremedi bu ülkeye, rövanş olarak Ergenekon’u çıkardı ve bence bütün Atatürkçüleri Ergenekon’dan içeri aldı. Askere karşı inaılmaz büyük bir güvensizlik sağladı. Sormak lazım kendisine neden hala koskoca Türkiye Cumhuriyet’i 3-5 tane çapulcunun işini bitiremedi? Neden 30 yıldır hala PKK ile savaşıyoruz? İktidarın bundan çıkarı ne? Neden başbakan oğlunu askere yollamıyor? Sormak lazım kendisine, bu ülkeyi başka bir dış gücün savaşarak alamayacağını bildiği için mi bölge bölge, toprak toprak her yeri satıyor? O yüzden mi her yeri özelleştiriyor? Limanlar, Türk Telekom, bankalar, PETKİM, yeni rakı ve şimdi de ülkenin suyunu satmak için plan yapıyorlar. Şimdi merak ediyorum, ben Atatürkçüyüm diyen, Cumhuriyetçiyim diyen o milyonların katıldığı Cumhuriyet mitinglerindeki insanlar neredesiniz? Artık bananeciliği bırakmalıyız, aman ben karışmayayım kim karışırsa karışsın dönemi bitmeli. Atatürk’ümüzün kemikleri sızlıyor mezarda, ben bundan eminim. Yazık o ölen Deniz, Yusuf, Hüseyin, Mahir abilerimize. Nerede bunların davasını yürütecek baba yiğitler? Uyan halkım, 30 kupona almadı bu vatan! Bizim atalarımız, şehitlerimiz aldı. Metin Çetinsoy, izmir Sayın Özgür Erdem; Kürtler ve Ermeniler üzerinden Türkiye'ye yapılan dış baskılar ve stratejik oyunların yurt içindeki güler yüzlü postmodern pazarlamacılarına da çok dikkat etmek gerekir. Son 10 yılda mantar gibi çoğalan, emekli bürokrat, general, elçi ve siyasetçilerce kurulmuş olan, "Stratejik Araştırmalar Merkezi" ismi altında büyük bir pazarlama şirketi gibi faaliyet gösteren, büyük bir pazarlama şirketi gibi örgütlenmiş bu tür kuruluşların lüks otellerde düzenledikleri şatafatlı konferans ve basın açıklamalarıyla ortaya attıkları iddia ve görüşleri kuşku ve çekinceyle karşılamak gerekir. Bu bağlamda, "Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi" adlı bir kuruluş 5 Mart 2009 tarihinde düzenlediği bir konferansta okullarda Kürtçe dersi verilmesi, Kürdoloji Enstitüleri kurulması, etnik siyasi partilere karşı toleranslı davranılması, Kürt kimliğinin tanınması gibi iddia ve isteklerde bulundu. Konferansın sonunda sunulan Kürtçülük yanlısı bir rapor devletin zirvesindeki tüm önemli isimlere gönderildi. Söz konusu raporda, yukarıdaki isteklere ek olarak, Kürtçe TV yayınlarının sadece Türkiye'den değil bütün bölgeden rahatça izlenebilir hale getirilmesi, özel TV kanallarına da bu hakkın verilmesi, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması isteniyor ve sonunda tamamen bilimdışı bir yola sapılarak Kürtlerin homojen bir halk, yani başka milletlerle karışmamış bir halk, olduğuna vurgu yapılıyor. Türkiye'ye öğüt verir gibi diplomatik bir dille yazılmış bu raporda "PKK terörünün teşkil edebileceği olumsuzluğa rağmen Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile iyi ilişkiler içinde bulunmak, Türkiye’nin hem siyasi ve hem de ekonomik menfaatlerinin gereğidir." denilmektedir. Siyasal sorunların çözümü ve ulusal birlik için gerekli olan o milli mücadele yılların›n ruhu ve dinamikleri hakkında Bilgesam'cıların genel görüşü de şu: "Sorunlarımızın çözümleri 1920’lerin dinamiklerinde aranmaya devam edildiği taktirde, Cumhuriyetimizin kurucularının hedeflediği çağdaş değerleri yakalamamızın mümkün olamayacağı kabul edilmelidir." 17 Aralık 1918 tarihinde "Wilson İlkeleri" doğrultusunda kurulmuş olan "Kürt Teali Cemiyeti" de aynı misyon ve vizyona sahipti. Bu cemiyetin kurucuları arasında Osmanlı devletinin yüksek bürokratları, valileri, paşaları, kaymakamları ile aydınlar, yazarlar, şeyhler, aşiret reisleri vardı... Kürt Teali (Yükselme) Cemiyetinin amacı dernek tüzüğünde “Kürdistan’ın madden ve manen ilerletilmesi ve yükseltilmesine ve Kürt milletinin İslam terbiyesi, fikri ve ruhi vasıflarına ilişkin hususları üzerinde çalışmalar yapmak" olarak belirtiliyordu... 2008 yılında faaliyete geçen ve benzer misyon ve vizyonu üstlenmiş görünen Bilgesam'ın kurucuları ve raporu imzalayanların başında Türkiye Cumhuriyeti'nin emekli büyükelçileri, orgeneralleri, oramiralleri, albayları, yargıtay başkanları gibi bir çok ünlü "bilge adamlar" var. Şaka gibi değil mi? Hulki Can, İstanbul
|