23.03.2009/Sayı:229
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Yön
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

Rol icabı bile Türk olamıyor

Ertuğrul ÖzkökZaten ne zaman Türk oldu ki diyeceksiniz, o da doğru. Neyse Ertuğrul biliyorsunuz bu aralar zor günler geçiriyor. Çünkü Kürt-İslam faşizminin soluğunu ensesinde hissetmeye başladı. AKP’nin son vergi ceszası ile ilgili girişimleri kabul edilmeyen Aydın Doğan’ın kapısına haciz dayanmış durumda ve haczedilecek mallarının arasında Hürriyet de bulunuyor. Tabi bu Ertuğrul’un da haczedileceği anlamına gelmiyor.

Bu aralar Ertuğrul ilginç şekilde gündeme gelmeye başladı. Geçtiğimiz haftalarda, öldürülen gazeteci Çetin Emeç’i mezarı başında bir anma töreni yapıldı. Törene başta Ertuğrul olmak üzere Doğan Medya mensupları da tam kadro katıldılar. Ancak törenle ilgili bir ayrıntı günler sonra ortaya çıktı. Törende Çetin Emeç üzerine yapılan konuşmalar bittikten sonra sıra Çetin Emeç’in ruhuna Fatiha okumaya gelmiş. Gel gör ki ortada Fatiha okuması gereken hoca yok. Bunun üzerine Ertuğrul cebinden İpod’unu çıkarmış ve kayıtlı olan Fatiha Sûresi’ni açarak sesli bir şekilde törene katılanlara dinletmiş. Ertuğrul’un bu hareketi, Şeriatçılar tarafından “Orada Fatiha okuyacak bir Müslüman yok muydu da Fatiha’yı İpod’dan dinletti” diye eleştirilse de genel itibariyle “Ertuğrul’da ilerleme var” denilerek takdirle karşılandı.

Hemen akabinde ise kulislerde dolaşan bir iddiayla ilgili yaptığı açıklama kamuoyunu şaşırttı. Biliyorsunuz bu aralar Tayyip’in Doğan Medya’ya el koyacağı ve yerine Fehmi Koru’yu geçireceği yönünde bir söylenti dolaşıyor. Gerçi Fehmi Koru böyle bir beklentisinin ve niyetinin olmadığını açıkladı ama yine de bunların sağı solu belli olmaz. Geçenlerde katıldığı bir televizyon programında konu ile ilgili sorulan soruya Ertuğrul şu ilginç cevabı verdi: “Zaten keşke öyle bir noktaya gitsek. Fehmi Koru, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni olsa, ben de gidip Zaman'ın ya da Yeni Şafak'ın Genel Yayın Yönetmeni olabilsem.” Gerçi Tayyip’te bu hırs varken Fehmi Koru Hürriyet’in başına geçer ama Ertuğrul kusura bakmasın O’nu Zaman’da ya da Yeni Şafak’ta muhabir bile yapmazlar.

Neyse biz asıl mevzumuz olan Ertuğrul’un Fransız olmasına gelelim. TRT-1 için çekilen polisiye bir dizi var: “M.A.T.” İşte bu dizinin yapımcısı da bizim Ertuğrul’un kızı Gülümsün Saatçi. Dizinin dördüncü bölümünde ise geçtiğimiz yıl Gebze’de öldürülen İtalyan Pippa Bacca’nın öyküsünden yola çıkılarak yine Türkiye’de öldürülen bir Fransız aktris Celine Paradis’in esrarı çözülüyor. Öldürülen Fransız aktrisin babası Patrick Paradis rolünde ise konuk oyuncu olarak bizim Ertuğrul var. Ertuğrul’un yanında anne Paradis olarak da yine Hürriyet yazarı Figen Batur rol alıyor. Dizide rol icabı kızının öldürülmesinden sonra Türkiye’ye gelen Ertuğrul olayın çözülmesi için M.A.T. ekibine yardımcı oluyor. Gençliğinde Fransa’da yaşayan ve Fransız kültüründen oldukça nasiplenen Ertuğrul çekimlerde Fransızca konuşmuş ve yorumlara göre akıcı Fransızcasıyla dikkat çekmiş. Anlayacağınız Ertuğrul rol icabı olsa bile Türk olamıyor.


Mehmet Ali Erbil’den AKP çıkışı

Mehmet Ali ErbilCan Dündar’ın Atatürk’ü yanlış tanıttığı “Mustafa” filmine karşı almış olduğu tavırla gündeme gelen ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, geçtiğimiz hafta da AKP’ye karşı yaptığı açıklamalarla tartışıldı.

Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz yıl 29 Ekim’de gösterime giren “Mustafa” filmi çok tartışılmıştı. “Mutafa” filmi ile birlikte başlayan tartışmalarda kendisine film ile ilgili görüşleri sorulan Erbil, “Mustafa filmini izlemeyeceğim. Zira, okuduklarım ve filmi izlemeye giden arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarı ile Can Dündar, kendi siyasi görüşünü filme yansıtmış. Atatürk'ü filmde elinde sigara ve içki bardağı düşmeyen bir karakter olarak göstermiş. Ayrıca Atatürk'e tek başına kaldığı imajı verilmiş. Çok yanlış. Olmadık şeyleri filme yansıtmış. O bizim Atamız. Gelecek nesillere Atamızı iyi tanıtmak lazım, Can Dündar ise ne yaptığı ortada. Hem Can Dündar'ı hem de Mustafa filmini protesto ediyorum. Bunun için Mustafa filmini izlemeyeceğim” demişti.

Geçtiğimiz hafta ise Çarkıfelek programını izleyenler Mehmet Ali Erbil’in AKP’ye isyanına tanık oldular. Bugüne kadar siyaset içerikli bir açıklamasıyla gündeme gelmeyen Erbil’i isyan noktasına getiren olay ise kendi anlatımıyla şu: “Hafta sonu ayıptır söylemesi Bursa’ya gittik. Uludağ’a çıktık. Ondan sonra şeye gittik hızlı feribot İdo. İdo da iktidarın İdo’su ya bir tek iktidar yanlısı kanal 24 yayınlanıyor bir tek. Onu da punduna getirmişler kardeşim yani böyle bir şey yok. Kanal 24 yayınlanıyor bir tek. TRT olsa ona da razıyız. Onu da kılıfına uydurmuşlar. TRT dersin ki herkesin seyredebileceği hani ne Kanal D ne bilmem ne hani major kanallar da değil çok seyredilen kanallar insan derki yani çok seyredilen kanalları. Yok kardeşim anca iktidarın partisinin hangi şeyiyse, kanalıysa o. Bir de kardeşim bindik beş buçukta kalkacak. İdo seçim otobüsünü bekledi 20dk. geç kalktı. Ak Parti seçim otobüsünü bekledi 20dk. Geç kalktı. Hani çoğulcu demokrasiydi bunlar? Hani insan haklarıydı bunlar kendilerine gelince yontuyorlar. Şimdi MHP’nin otobüsünü bekler miydi o İdo? Bekler miydi size soruyorum. Of of bunlar küçük şeyler ama bunlar mide bulandıran şeyler arkadaşlar. Tek partili döneme mi döneceğiz acaba? Yaa siz böyle koyun gibi olursanız döneriz valla ona göre. Bunları da herkes söyleyemez yani sıkar biraz yani sıkar sıkar. Ama biz kendimizi biliyoruz kardeşim. Kanunlara saygılıyız. Allah’tan korkarız. Önemli olan herkesin bu duygular içinde olması. Kanunlara saygılı olacaksın. Başkalarının haklarına saygılı olacaksın ama maalesef işte. Çok zor günler bekliyor ülkeyi.”

Gerçi Mehmet Ali Erbil’in isyan ettiği şey AKP’nin gerici-bölücü politikaları filan değil. Alt tarafı bir gün AKP’nin uygulamalarından birine şahit olmuş, kendisi de bundan biraz etkilendiği için seyirciye şikayet ediyor. Ama Mehmet Ali Erbil gibi birini bile isyan noktasına getirdiği için AKP’yi kutlamak lazım.

Canlı yayına girmeden önce Star TV'de haberleri izlediğini ve Uğur Dündar'ın kendisine ‘Yandın Mehmet Ali’ dediğini belirten Erbil “Artık bana iç çamaşır getirirsiniz. Artık nereye koyuyorlar bilmiyorum. Kartal’a mı gelirsiniz yoksa Silivri’ye mi... Ben uzun süredir ilk kez bindim. Oysa herkes şikayetçiymiş. Bu kadar da olmaz ki... Birilerinin konuşması lazım” dedi. Hiç bir şeyden korkmadığını belirten Erbil, sözlerini Nazım Hikmet’in ünlü dizileriyle bitirdi: “Sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”.

Erbil iyi çıkış yapmış yapmasına ama bu kadar da abartmanın alemi yok. Ne o öyle çamaşırlar, Kartal-Silivri lakırdıları, Nazım Hikmet’ten dizeler falan. Gören de der ki, Türkiye’de AKP’ye karşı tek muhalefet kendisi. 6 yıldır AKP iktidarı tarafından yönetiliyorsun, bunların ne biçim bir yönetim anlayışı olduğunu yeni mi fark ettin derler adama. Vatandaş AKP faşizmi altında ezilirken çıt yok ama beyefendi İDO’da 20 dk. bekleyince veryansın. Utanmasa kendini Ergenekon’un bir numarası ilan edecek. Gerçi Erbil hakkında “Bir ara programında Asena’yı çalıştırıyordu, yakında Ergenekon’dan içeri alınır” yollu geyikler üretilmeye başlandı bile. Ama yine de bu kadar abartmanın gereği yok diye düşünüyoruz.


TÜRKSOLU: Kırmızı Çizgilerden Kırmızı HalıyaTÜRKSOLU hep bir adım önde

Üç hafta önce çıkan sayımızın kapak sloganı “Kırmızı çizgilerden Kırmızı halıya” idi.

Bu sayımızda AKP iktidarı altında geçen altı yılda Türkiye’nin özellikle Kürt meselesinde verdiği tavizleri hatırlatmıştık.

Leyla Zana’nın Apo ve Barzani ile birlikte adını zikrettiği ve “Üç önderimizden biri” dediği Irak’ın işbirlikçi Kürt Cumhurbaşkanı Talabani, geçtiğimiz hafta Dünya Su Forumu’na katılmak için geldiği İstanbul’da kırmızı halılarla karşılandı.

Talabani Kırmızı halı üzerindeBöylece üzerinden üç hafta geçmeden TÜRKSOLU’nun bir öngörüsü daha doğrulanmış oldu.

Gerçi bu Talabani’nin Türkiye’de ilk el üstünde tutuluşu değil.

Biliyorsunuz AKP’lilerin hep izinden gitmekle övündükleri Özal ilk kez bunları muhatap olarak kabul etmiş ve bu aşiret reislerini Türk pasaportuyla ödüllendirmişti.

Bizim muhteşem ikiliye düşen de aşiret reislerini saraylarda ağırlamak oldu.


AKP seviyeyi gittikçe düşürüyor

Cemal ÖztaylanGeçtiğimiz hafta medyaya yansıyan ve epey tepki çeken olaylardan biri de AKP Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan’ın Şubat ayında katıldığı aday tanıtım toplantısında sarfettiği sözlerdi. AKP Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan, partisinin düzenlediği aday tanıtım töreninde, AKP'den Bandırma Belediye Meclisi 1. sıra adayı olan Celil Karabıyık’ı şu sözlerle tanıttı: “Bu toprak için, sizin ve benim gibi hayvanların rahat yaşaması için babasını toprağa veren, şehit bayrağını tabutundan alan, Diyarbakır'da şehit olan ağabeyini benimle beraber mezara indiren, kardeşinin sarılı olduğu Türk bayrağını tabutundan alan Celil Ağabeyimi birinci sıraya koydum.”

Öztaylan’ın adayını tanıtırken kullandığı “hayvanlar” kelimesi özellikle tepki çekti. Gerçi Öztaylan’ın geçmişte yaptığı açıklamalara bakılırsa bu seviyesizliğini pek de yadırgamamak gerekiyor. Çünkü her iki kelimesinden biri “lan” olan Öztaylan’ın üslup dosyası bir hayli kabarık.

22 Temmuz seçimlerinin hemen ardından medyada seçilen milletvekillerinin profili üzerine bazı haberler yer almıştı. Bu haberlerde eşleri türbanlı olan milletvekilleri ile ilgili bilgiler de yer alıyordu. Cemal Öztaylan, bu haberlerlerle ilgili sorulara sinirlenerek “Size ne lan benim hanımımdan” diye tepki göstermişti.

Hatırlarsanız CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bir ara “Kuzey Iraklı Kürtleri Türk üniversitelerinde eğitelim” gibi dahiyane bir açılım ortaya atmıştı. Bandırma’da AKP’nin bir toplantısına katılan Öztaylan Baykal’a cevaben, “Onların çocukları üniversitede okuyacak çocuk da bizimkiler ağaç kökü mü lan.” şeklinde sözler sarfetmişti.

Öztaylan yine 22 Temmuz seçimleri öncesinde katıldığı bir aday tanıtım toplantısında şehit cenazelerinin alkışlarla uğurlanmasını şu sözlerle eleştiriyordu: “ Bakın size bir gerçeği anlatayım. Benim bu ülkenin ‘peygamber ocağı’ denilen o orduda bir binbaşı kardeşim vardı. Kars’ta Sarıkamış’ta şehit oldu. Onu ellerimle toprağa verdim. Ama onun ne naaşını şehitliğe götürürken ne de toprağa verirken ne borazan çaldırdım ne senfoni orkestrasının Beethoven müziğini çaldırttım. Onların bizim okuyacağımız fatihaya, elhama, duaya ihtiyaçları yok. Onların şefaatine bizim gibi hıyarların ihtiyacı var. Ama bazı hıyarlar da cenaze namazı kılmadan, dışarıda alkış tutuyorlar.”

Ne diyelim, işte AKP’nin Türk Milletine reva gördüğü milletvekillerinden biri de bu ne yazık ki. Gerçi Öztaylan’ı çok da yadırgamamak lazım. Sonuçta O’na örnek olan biri var ki O da böyle yapıyor. O örneğin kim olduğunu siz çok iyi anladınız.


Memleketimden insan manzaraları

AKP Giresun mitingi : Sen İstanbulsun, büyük düşünBu haftaki ilk haberimiz Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinden. AKP’nin Şebinkarahisar teşkilatı, seçim çalışmalarında kullanılmak üzere İstanbul’dan propaganda malzemesi istiyor. İstanbul’dan gelen ve içinde seçim sloganlarının yazılı bulunduğu flamalar alınıp büyük bir şevkle ilçe merkezine asılıyor. Ama ortada garip bir durum var. AKP flamalarını gören vatandaşlar gülmekten kırılıyorlar. Az sonra durum anlaşılıyor. İstanbul’dan gelen flamalarda “Sen İstanbulsun Büyük Düşün” yazıyor. Ama orası İstanbul değil Şebinkarahisar. Anlaşılan İstanbul teşkilatı bir yanlışlık sonucu Şebinkarahisar’a kendi flamalarını göndermişler. Bu herkesin başına gelebilecek bir yanlışlık ama flamalar asılmadan farkedilmediği için de Karadeniz fıkralarına has bir olay ortaya çıkmış. Yanlışlığın farkedilmesinden sonra AKP’liler kahrolurken ellerine iyi bir koz geçen CHP’liler de AKP’ye yüklendikçe yüklendiler.

CHP Şebinkarahisar İlçe Sekreteri Murat Sabah, yaptığı yazılı açıklamada, “AKP'nin astığı bu bayraklar İstanbul'dan getirtilmiş ve üzerlerindeki ‘AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’ ve ‘Sen İstanbul'sun Büyük Düşün’ ifadeleri olduğu gibi kullanılmış. Acaba İstanbul'a 1000 kilometre mesafede bulunan ilçemiz, idari olarak İstanbul'a mı bağlandı? Eğer öyle ise bu durum ilçemizin makus talihini yenmesi anlamına gelecekti. Bir diğer seçenek ise adayın seçim kampanyası bütçesinin yetersiz kalması nedeni ile İstanbul'dan seçim malzemesi dilenecek duruma düşmüş olmasıdır. Ancak yine biliyoruz ki; sahibi olduğu şirketleriyle, ilçemizin neredeyse tüm resmi ihalelerini alan, girmediği ticari sektör kalmayan iktidar partisi adayının bütçe anlamında hiçbir sıkıntısı bulunmamaktadır.” demiş.

Uyuyan Tayyipİkinci haberimiz ise Çanakkale’den. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümüydü. Yurdun her yanında düzenlenen törenlerde Türk Milletinin yeniden ayağa kalktığı günün yıldönümü coşku ve gururla kutlandı. Ülkemizin her yerinde şehitliklere akın edildi ve başta Atatürk olmak üzere bu vatanı bize bağışlayan kahramanlar saygıyla anıldı.

Şehitler Abidesi’ndeki törenlerde Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanırken, Tayyip’in karşılanması ölüm sessizliğinde oldu. Başta da dediğimiz gibi 18 Mart, Türk Milletinin adını tarihe altın harflerle geçirdiği bir günün yıldönümü olarak coşkuyla ve gururla kutlandı. Ne var ki, Çanakkale 18 Mart Stadyumu’nda bu gururu hissetmeyen biri vardı. Kim olduğunu siz tahmin ettiniz ama biz yine de söyleyelim: Tayyip. Bunu nereden mi anladık? Tören boyunca sıkılmış bir yüz ifadesi takınan Tayyip’in törenin sonlarına doğru uyuklamasından.

Tayyip gibileri için bu törenler Çin işkencesi gibidir. Vakti zamanında aynı çatı altında siyaset yaptığı bir belediye başkanı “10 Kasım törenlerine içim kan ağlayarak gidiyorum” demişti. Anlaşılan Tayyip’de bu törenlere benzer duygularla katılıyor. Kendisinin şehitler hakkındaki veciz sözü de akla gelince törende Tayyip uyumasın da ne yapsın?


 


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız

Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe