Özgür Billur |
Bu fotoğraftan Aşağıdaki fotoğraf, Tayyip’in 14 Mart’ta Yalova’da yaptığı mitingten önce çekilmiş. Tüm gazeteler ve internet sayfalarında bu fotoğrafla beraber şu haber yazılı sadece: “AKP’nin seçim otobüsü ile il stadına hareket ederken orta yaşlarda bir kadın, Erdoğan’a “Bir huzur ver, yettin artık” diye bağırdı. Bunun üzerine Erdoğan otobüsten inip kadın ile görüştü. Erdoğan daha sonra otobüse binerek giderken, kadı nın fotoğrafının çekilmesine sinirlenen partililer ve korumalar, gazetecileri tartaklarken, kadında uzaklaştırıldı .” Bunun dışında hiçbir bilgi yok. Ne protestocu kadının ismi, ne Tayyip’in kadına neler söylediği vs.. hiçbir şey bilmiyoruz. Gördüğümüz tek şey, Tayyip’in sinirden morarmış suratı ve patlamak üzere olan damarları. Ve de kadının çevresini saran koruma ordusuna rağmen dimdik duruşu! Haber metninde Tayyip’in otobüsten inip kadınla görüştüğü yazılı. Ama gördüğümüz kadarıyla bunun bir görüşme olmadığı açık. Adam, sinirinden otobüste duramamış ve besbelli kadına bağırıyor. Korumalar ise bir taraftan Tayyip’e eşlik ederlerken bir taraftan da gazetecileri tartaklıyor. Bunun sebebi ise, haberde yazıldığı gibi gazetecilerin kadının fotoğrafını çekmeleri değil; tam tersine, Tayyip’in fotoğrafını çekmek istemeleridir. Çünkü Tayyip, o haliyle sinir krizi geçiren bir hasta gibidir. Bu olay faşizm üzerine bir ders gibidir. Bu dersten çıkarılacak iki sonuç vardır. Birincisi, faşist asla eleştiriye tahammül edemez. O, kendini tüm insanlardan üstün görür. Kendisine karşı çıkan insana karşı öyle nefret doludur ki, ona cezasını bizzat kendisi vermek ister. Bu kişinin yaşı, cinsiyeti, mesleği hiç önemli değildir onun için. Bir çocuk mu onu protesto etti, dersini verecektir! Kendisini tutamaz, ensesinden sıkar çocuğun. Kendisini padişah zanneden faşist, kendisine yönelik bir tepkiye asla tahammül edemez. Ne haddinedir birinin o “yüce insan”a karşı çıkması? Faşist, apaçık bir ruh hastasıdır. O’nun duyguları değil, hırsları vardır. Ve bu yüzden kendini kontrol edemez. Faşizm üzerine Gökçe Fırat’ın Kemal’e Ermek kitabının “Faşizmi Yaşamak” bölümünü okuyucuya tavsiye ederek konuyu burada kapatıyoruz. Halkın cesareti faşizmin yenilgisidir Bu olaydan çıkarılacak ikinci sonuç ise şudur: Faşizm halkın direnişi karşısında çaresizdir. Faşizmi dizginleyecek tek şey ise halkın cesaretidir. Faşist, kendisini çok üstün bir güce sahip görür. Halk ise ona biat etmesi gereken kullardır. Ancak, o çok zayıf gördüğü halkın içinden birileri kendisine karşı çıkınca tüm dünyası yıkılır. Faşizm, kendisine itaat edenlerle ayakta durmaktadır. Kula dönüştürülen insanların hepsi sistemi ve liderini benimsediği için itaat etmez. Halkın çoğunluğu korktuğu için tepkisini gösterememektedir. Bu yüzden o kullardan birilerinin cesaretle tepki göstermesi bu sistemi temelinden sarsmaktadır. Kürt-İslam faşizmi de ancak Türk halkının cesaretiyle yıkılacaktır. Danıştay saldırısından sonraki gösteriler ve Cumhuriyet mitinglerini hatırlayalım… Kürt-İslamcılar nasıl da geri çekilmişlerdi! Tayyip, tepkilerden korktuğu için Antalya’da köprü açılışına gitmişti. Ankara’da kalan bakanlar ise, Danıştay şehidi M. Yücel Özbilgin’in cenazesine katılanların protestolarından koşarak kaçmışlardı. O günlerde Türk halkından koşarak kaçanlar, kendisine Atatürkçü ve sol diyenlerin hataları yüzünden bugün daha da güçlenerek tepemize oturmuş durumdalar. Faşizmle asla uzlaşılmayacağını, ancak mücadele edileceğini bilmeyen ya da buna cesaret edemeyen sözde ulusal partiler ve güçler, Türkiye’de Kürt-İslam faşizminin önünü açmıştır. Toplum, bugün iki yıl öncesine göre daha büyük bir baskı altındadır. Ergenekon adı verilen operasyonla insanlar telefonla bile konuşmaya korkar hale getirilmiştir. Çokça sözü edilen bu korku imparatorluğu ancak Türk’ün cesaretiyle yıkılır. Yalova’daki protesto gösterisi bu yüzden önemlidir. Faşizmi yıkacak güç, ismi açıklanmayan Yalova’daki kadının cesaretinde gizlidir. Bu olayın üstünün kapatılmasının sebebi budur. Faşizmin tek korkusu halkın cesaretidir. Yalova’daki kadının cesareti ve Tayyip’in çaresizliği gizlenmek istenmektedir. Faşizmin kullaştırdığı insanların “son padişah” diye neredeyse tapındığı Tayyip, onurlu bir Türk kadınının cesareti karşısında yeniktir. Faşizm, büyük sermaye medyasından korkar, ne de onunla uzlaşan muhalefet partilerinden. Onun korkulu rüyası, kurduğu korku dünyasını yıkan cesur insanlardır, devrimcilerdir. Bir zamanlar Tayyip’i göklere çıkaran Doğan medyası şimdi “faşizm” tespitleri yapmaktadır. Ama iş işten geçmiştir. Ya da Tayyip’in milletvekili seçilmesi yasağını kaldıran Deniz Baykal, AKP’nin Türkiye’yi faşizme götürdüğünü söylemektedir. Cumhuriyet mitinglerine AKP’yi de çağıran Atatürkçü dernekler (!) bugün Ergenekon soruşturmasının hedefindedir. Faşizmle uzlaşanlar, onun hedefi olmaktan kurtulamadılar. Faşizmden korkup sesini çıkarmayanların da sonu aynı olacaktır. Kürt-İslam faşizminin hedefi Türk’üm ve Atatürkçüyüm diyen herkestir. Türk milleti büyük bir tehlike içindedir. Ancak bu tehlikeden kurtuluşu yine kendisidir, kendi cesaretidir. Yalovalı Türk anası bizi kurtaracak olan gücü hepimize göstermiştir.
|