23.03.2009/Sayı:229
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Yön
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Ekin Akkol

Su Forumu değil
sanki "Kürdistan Forumu"

Talabani- Gül görüşmesi

5. Dünya Su Forumu’nun ana gündem maddesi Kürdistan’ın geleceğiydi. Bu bağlamda en dikkat çeken görüşme de Talabani ile Gül arasında olanıydı kuşkusuz.

Suyun değil Kürdistan’ın geleceği masada

İstanbul şehri son aylarda bir hayli hareketlilik içerisindedir. Yaklaşan yerel seçimlerden olsa gerek bütün partiler hazırlıklarını hızlandırdı. İstanbul’da büyükşehir dâhil olmak üzere birçok ilçede belediyeye sahip olan AKP’nin projeleri ise diğerlerine göre biraz farklı. Bu projelerden en çok önem verdikleri ise Dünya’da beşincisi düzenlenen “Dünya Su Forumu” oldu. AKP’nin yerel yönetimlerini harekete geçirerek aylardır hazırlıklarını yaptığı ve billboardlarda boy boy reklamları olan “5. Dünya Su Forumu” 16-22 Mart tarihleri arasında olmak üzere İstanbul Sütlüce Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılmaya başlandı.

1997 yılında ilki Fas’ta yapılan daha forum sonra sırasıyla Hollanda(2000), Japonya (2003), Meksika (2006)’ da yapıldı. Beşincisi Türkiye’de yapılıyor olan “Dünya Su Forumu”, her üç yılda bir düzenli yapılmaktadır.

Beşincisine ev sahipliği yaptığımız İstanbul’daki su forumunun açılışını Abdullah Gül yaptı. AKP’nin büyük destek verdiği forum için yapılan hazırlıklar “takdir” edilecek nitelikteydi. Şu an forumun yapıldığı alan Haliç’in kenarında eskiden mezbaha olarak kullanılan bir yer. Hatta eski adı Sütlüce Mezbahası olarak geçmektedir. Yıkılan bu mezbaha yerine 65 bin metrekare alana kongre merkezi yapıldı.

Forum boyunca kongre merkezi çevresinde 4 bin polisin görev yapacağı açıklandı.

Forumun İstanbul’da yapılıyor olması trafik açısından haliyle büyük aksamalara neden oldu. İlk günden itibaren kongre merkezine ulaşımı sağlayan yollardan geçen vatandaşlar gün içerisinde yoğun trafikle karşı karşıya kaldı.

Kongre’nin hazırlıklarına baktığımızda AKP hiçbir şeyi esirgememiş gözüküyordu.

5. Dünya Su Forumu’nun genel sekreterliğini yürüten Prof. Dr. Oktay Tasabaran’ın açılış günü yaptığı açıklaması “Siyasi iradenin desteği olmasa biz bu organizasyonu yapamazdık” şeklinde olması da AKP’nin foruma ne kadar büyük destek verdiğini göstermiş oldu. Su forumu ilk günden AKP’nin şovuna dönüşeceğini ise Başbakanlık su ödülü’nün Zaman muhabirine verilmesi ile anlaşıldı. Ayrıcaı bu forumun sıradan bir forum olmadığı, siyasi yönünün forumun gidişatı hakkında belirleyici olacağını Abdullah Gül’ün açılışı yapması ve söylemleriyle anlaşıldı.

Forumun ilk günü Abdullah Gül açılışı yaptıktan sonra Dünya’nın birçok ülkesinden gelen liderleri konuk etti. Hollanda’dan Japonya’ya, Güney Kore’den Tacikistan’a kadar devlet başkanları statüsünde gelen konuklar arasında en çok merak uyandıranı ise Talabani oldu. Irak’ı temsilen gelen Talabani, gelmesi kadar verdiği mesajlarla da dikkatleri üzerine çekti.

Forum’da konuşan konuklar genel olarak ülkelerin su tüketimi ve geleceğe yönelik yapılması gereken değişimlerden bahsederken, sıra Talabani’ye gelince söylemler biraz değişti tabi.

Talabani, Kürtlerin Cumhurbaşkanı olmasından ve aklındaki Kürdistan fikrinden dolayı lafı Dicle ve Fırat nehirlerine getirdi. Yaptığı açıklamada Dicle ve Fırat nehirlerinden aldıkları su miktarındaki artıştan dolayı Türkiye’ye teşekkür etti. Bilindiği gibi Dicle ve Fırat nehirlerinin önemi başta Türkiye’nin elektrik ihtiyacını karşılaması açısından ve turizm sektörüne yaptığı katkılardan dolayı büyüktür.

Fırat nehri Erzurum’un 30 km doğusunda Dumlubaba dağındaki kaynaktan çıkarak Adıyaman ve Gaziantep il sınırını belirledikten sonra Suriye, daha sonra Irak topraklarına girer ve orada Dicle nehri ile birleşerek Şatt’ul Arap su yolunu oluşturur. Ve daha sonra Basra Körfezi’ne dökülür.

Uzun bir yol kat eden Dicle ve Fırat nehirlerinin ülke ekonomisine yaptığı katkıların payının büyük olması Batılı emperyalistlerin gözünden kaçmamış olacaktır ki, Sevr planını çizerken Büyük Kürdistan’ın sınırlarını Dicle ve Fırat’ın Türkiye’deki kaynağına kadar genişletmişler. Harita kuzeye doğru genişlerken batıya doğruda ilerlemektedir. Suriye’de böylece Fırat’ın üzerinden geçmesinden dolayı Büyük Kürdistan’dan nasibini almıştır. İşte Talabani’nin Dicle ve Fırat nehirleri hakkında yaptığı açıklamaların arkasındaki gerçek fikir ortadadır. Yüzyıldır çeşitli emperyalist güçlerin kürtleri kullanarak bu topraklarda kurdurmak istedikleri Büyük Kürdistan, Talabani aracılığıyla 5. Dünya Su Forumu’nda tekrardan gündeme getirilmiş oldu.

5. Dünya Su Forumu’nun ana temaları arasında “Küresel Değişimler ve Risk Yönetimi”, “İnsani Kalkınmanın ve Bin Yıl Kalkınma Hedeflerinin Geliştirilmesi”, “İnsani ve Çevresel İhtiyaçlar Dikkate Alınarak Su Kaynaklarının Korunması ve Yönetimi”, “Finans”, “Eğitim, Bilgi ve Kapasite Geliştirme” yer aldı. Forumun sloganı ise “farklılıkların suda yakınlaşması” olarak belirlendi.

Her şey “nasıl” bir İstanbul için?

Forumun sloganı ilk başta kulağa gayet güzel gelmektedir. Ancak foruma Gül ve Talabani’nin söylemleri ağır basmasıyla birlikte su forumu ikili içinde bir bahane haline geldi. Talabani’nin Kürdistan’a gönderme yapan söylemlerine Abdullah Gül ekleme yapamadan duramadı. Gül’e Türkiye, Irak ve Suriye arasında ileride ne gibi gelişmeler olacağı yönündeki bir soru üzerine Talabani ile olan samimiyetlerini kastederek “Bütün bunlar olumlu olacaktır” şeklinde yanıt verdi. Arkasından forumun sloganına destek verir nitelikte yaptığı açıklamada ise “Suyun milletleri ayrıştıran değil, birbirlerine yakınlaştıran bir işbirliği alanı haline gelmesini savunuyoruz” dedi.

Hatırlarsanız Abdullah Gül İran’a yapacağı gezi öncesinde basına yaptığı açıklamada “Yakında Kürt sorunuyla ilgili güzel gelişmeler olacak.” demişti. İlk sinyaller Dünya’nın gözü Türkiye’ye çevrilmişken 5. Dünya Su Forumu’nda verilmiş oldu. Böylece bu yıl ki su forumunu düzenleyen Türkiye diğer ülkeler arasından sıyrılarak değişik bir organizasyonla kendine farklı bir yer edindirmiş oldu.

Dünya Su Forumu’nun beşincisinin Türkiye’de yapılıyor olması bütün çevre ülkelerin gözünün buraya çevrilmesine sebep oldu. AKP’nin forumu düzenlerken özellikle dikkat ettiği bir nokta, forumun yapılacağı şehrin İstanbul olmasıdır.

İstanbul Tayyip için belediye başkanlığı yaptığı dönemde de ve şimdi de hep önemli olmuştur. AKP’nin İstanbul Belediye Başkanlığı’nı ele geçirdiği önceki yerel seçimlerden bu yana Tayyip belediyeyi kaybetmemekte kararlıdır.

Tayyip yerel seçimleri göz önünde bulundurarak forumun İstanbul’da yapılmasını istemiştir. Ancak İstanbul’un önemi Tayyip ve kabinesi için sadece belediyecilikle sınırlı değildir. Tarihsel anlamı daha büyüktür. İstanbul’un tarihçesine baktığınızda Osmanlı Devleti’nin son başkentidir. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’tir. Bir Osmanlı padişahıdır. AKP yerel seçimler için kullandığı sloganda “Her şey İstanbul için” diyor. Herhalde istedikleri İstanbul, Kürt-İslam Cumhuriyeti’nin başkentinin olduğu, Türklerin azınlık olarak yaşadığı Kürtlerin kurucu unsur haline getirildiği bir hilafet şehridir.

Bu haliyle anlaşılan yeni Osmanlıcıların emelleri görkemli Osmanlı saltanatına geri dönmektir ancak bu mümkün değildir. Yeni Vahdettin Tayyip ise son halife olmak için kolları sıvamıştır ancak İstanbul şehri ona selefinin sonunu hazırlamaktadır. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentini Ankara’dan alıp İstanbul’a taşımak isteyen bir Osmanlı zihniyeti bugün 5. Dünya Su Forumu’nu İstanbul’da düzenlemektedir.

“5. Dünya Su Forumu” ne için yapıldı?

İstanbul’da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nda bir de “su mutabakatı” imzalanacaktır. Yetkililer adını “İstanbul Su Mutabakatı” olarak belirlediler. “Suyun Küresel Anayasası” dedikleri bu anlaşma çeşitli ülkelerin belediye başkanları arasında imzalanacaktır.

Su anayasasının, odaklandığı sorunlar arasında dünya genelinde suyun ağırlıklı tüketimini yaygınlaştırmak için ülkeler arası işbirliğini sağlamak vardır. Bu birinci mesele yıllardır Afrika ülkelerinde gördüğümüz kuraklık manzaralarından sonra ve açlık sınırının yine bu ülkelerde çok fazla yüksek olmasından dolayı bu mutabakatın üçüncü dünya halkları açısından bir geçerliliğinin olmadığını göstermektedir.

Üçüncü dünya ülkeleri ile emperyalist batı arasında herhangi bir işbirliğinin ne ekonomik ne ticari kurulamayacağını söylesek yanlış yapmayız herhalde. Çünkü Dünya üzerinde kurulmuş sömürgeci kast sistemine aykırı olan bir anlaşmadan olabilecekmiş gibi söz etmek bile anlamsızdır. Bu konu dört elementten biri olan “su” içinde aynı şekilde geçerlidir.

Su anayasasının odaklandığı diğer bir konu ise nüfus artış oranlarına bağlı olarak su arzındaki problemlerin giderilmesidir. Tabii anayasayı uygulayacak belediye başkanının siyasi sorumluluğu sonuna kadar doğru bir şekilde yerine getirmelidir. Aksi takdirde suyun dağılımında yapılan oransızlık bir tarafın sağlıklı suyu az kullanmasını sağlayacaktır.

Bugünkü AKP’li belediyeleri düşününce böyle bir anlaşmanın sonunda Türklerin sağlıklı suyu göremeyeceği akıllara gelmektedir. Çünkü orantısız nüfus artışının kaynağı Kürtlerdir. Yine büyükşehirlerin nüfus artış oranlarını bozan Kürtlerdir. Zaten Turgut Özal’dan bu yana Türkler üzerinde bir kısırlaştırma politikası uygulanıyor. Eğer anlaşma İstanbul’da uygulamaya konacaksa, belediyesi Kürtçü AKP’nin elinde. Ayrıca İstanbul Kürt nüfusunun her geçen arttığı bir şehirdir.

Türkiye’yi saran Kürtleştirme politikasının sonunda suyun kullanımının sadece ben Kürt’üm diyenlere kalacağı ortadadır. Tabii sağlıklı suyu kullanmak isteyen kabile yaşantısından çıkıp şehir yaşantısına geçecek olan bir Kürt olursa şayet! 5. Dünya Su Forum’unun genel sekreteri Prof. Dr. Oktay Tasabaran bu yıl ki forum için “Hedefimiz bu organizasyonun bir milat teşkil etmesi ve bundan böyle İstanbul öncesi ve sonrası olarak adlandırılmasıdır” dedi. Tüm protesto gösterilerini, verilen mesajları da düşünürsek 5. Dünya Su Forumu Gül ve Talabani’nin buluşmasına ev sahipliği yapması açısından bir milat olur niteliktedir.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız

Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe