16.03.2009/Sayı:228
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Söyleşi
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv

Prof. Dr. Türkkaya AtaövABD’nde oy avcılığı-5

General Jackson’un başkan seçilmesiyle öteki partinin ilk işi ağza zor alınan tanımlamalarla eşine saldırmak oldu. Jackson’un eşi (Rachel) önceden evliydi. Boşanmak için gerekli işlemlerin tamamlandığını sanarak evlenmişlerdi. Ancak, kısa bir süre sonra, nikâhın boşanmanın hukukça sonuçlanmasından önce yapıldığı ortaya çıktı. Adams yanlıları bunu fırsat bilerek, eşinden “fahişe” diye söz etmeğe başladılar. Jackson aynı kişiyle ikinci kez nikâhlanmak zorunda kaldı. Ancak, bu olay ayrıca çok kilolu ve sağlığı bozuk eşinin Beyaz Saray’a adım attıktan pek kısa süre sonra kalpten göçmesiyle sonuçlandı.

Benzer bir olay Jackson kabinesini daha ilk günlerde sarstı. Savaş Sekreteri (Bakanı) John Henry Eaton başkentte içkili bir han işleten birinin güzel fakat adı “erdemsiz”e çıkmış kızı Peg O’Neale ile evlenmişti. Yalnız muhalifleri saldırmakla kalmıyor, kabinenin öteki üyelerinin eşleri de güzel Peg’e sırt çeviriyorlardı. Kendi eşi Rachel’le ilgili dedikodulardan kurtulmağa çabalayan başkan, sekreterinin karısı için “evlendiğinde Meryem Ana kadar bakireydi” gibi sözler etmek zorunda kalmıştı. Kocasının ölümüyle tek başına büyük bir varlığa kavuşan Peg Eaton yaşlılığında genç bir İtalyan bale ustasına gönlünü kaptırmış, ancak o sanatçı da Peg’in torununu ayartarak birlikte kaçmışlardı.

Muhalefetin sonraki saldırısı yeni başkanın altı eski askerin idamını onaylaması nedeniyleydi. İngilizlerle 1812 Savaşı sırasında yaklaşık 200 Amerikan milis askeri hizmet sürelerinin dolduğunu sanarak görevi bırakmışlardı. Ancak, ardından tümü yargılandılar ve başı çeken altısına idam, geri kalanlara para cezası verildi. Cezayı Jackson onaylamış, o tarihte pek az kişi buna karşı çıkmıştı. Öte yandan, generalin başkanlığı söz konusu olunca, bu olay da gündeme geldi, Jackson’a karşı hazırlanan yazıların üstüne tabut resimleri çizildi ve onun için “acımasız, kana susamış” yakıştırmaları yapıldı. Hakkındaki bir kitapçıkta şunlar yazılıydı: “Jackson hukuk bilmez, devlet adamı değil, siyasetten anlamaz. Tarih, sayılama gibi şeylerden habersizdir. İngilizce sözcükleri bile yanlış yazar. Dayançsızdır. Hayvanlara özgü yabanıllığından başka bir özelliği yoktur. Eğitimine, alışkanlıklarına ve kızgın yaradılışına bakarak ondan başkan olmaz diyebiliriz.”

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv'ün sözde Ermeni soykırımı iddalarına karşı ABD’deki etkinlikleri devam ediyor. Prof. Ataöv, McGill, George Washington, Pittsburgh, Drexel, Connecticut, Boston ve Northwestern üniversiteleriyle BEST TV’deki etkinlik ve programlarda konuşmacı olarak yer aldı.
Yukarıda Prof. Ataöv’ün katıldığı etkinliklerden resimler görülmektedir.

Ancak, Jackson başkanlığa seçildi. Bir sınır ilçesinde, ağaç kütüklerinin üst üste çivilenmesiyle yapılan tek odalı evlerin birinde doğan ilk başkandı. Bu yüzden, kendini sıradan yurttaşın temsilcisi gibi görürdü. Öte yandan, düşmanları onu “buyurgan” diye nitelediler. Resmî konutuna geçince ilk yaptığı iş yandaşları köylülerin yapıya verdikleri zararı cebinden karşılamak oldu. Ardında da, yürütme işinde bir iskemle kapıp bu yeri yaşam boyu sahiplenmelerine karşın bir şey yapmayanların atılacaklarını açıkladı. Bu sözleri başkanlığı boyunca tüm görevlileri korkutmuştur. Muhalefet her çıkardığının yerine Demokrat Partiden birini aldığı yolunda yorum yapmışsa da, işlerine son verdiği gerçekte çok az kişi oldu.

Bu seçimin getirdiği bir yenilik partilerin ulusal çapta genel kurul toplantıları yapmağa başlamalarıydı. Kendine bu yüzden “Ulusal Cumhuriyetçiler” diyen muhalefet adını (1834-55 yılları için geçerli olmak üzere) “Whigs”e çevirdi ve bir sonraki seçim için Henry Clay’i aday gösterdi. Demokratlar gene Jackson’u öne sürdüler. Başkalarının karşısında soğuk, geri adım atmayan ve kızgınlık nöbetleri geçiren bir tavrı vardı. Kişiliğinin bu yanından ürkenler gene onu aday gösterdiler. Rakibi Clay’in de ondan aşağı kalır yanı pek yoktu. Her ikisi de düellolarıyla ün yapmışlardı. Doğru olmasa bile, yaygın söylenti Jackson’un yüzden fazla kişiyi düelloda karşısına çağırdığıydı.

Amerikan halkı 1832 seçimiyle ilgilenmiyordu. Önce, doğuda başlayan bir kolera salgını ülkeyi kasıp kavurmağa başlamıştı. İkincisi, Başkan Jackson eski sekreter Hamilton’un kurduğu Devlet Bankasına, daha doğrusu onun kâğıt para basmasına cephe almıştı. Jackson bu bankayı “zenginleri daha zengin ve güçlüleri daha güçlü yapan bir kurum” olarak görüyor, onun yerine madeni para öneriyor, gittiği yerlerde cebindekileri şıngırdatarak aynı görüşlerini yineliyordu. Hele bankanın başındaki (Nicholas Biddle adlı) kişiye “Çar Nick” adını takmış, bankanın yeni tüzüğünü de veto etmişti. Muhalifleri de ondan “Kral Birinci Andrew” diye söz etmekteydiler. Sözlükleriyle ünlü Webster onun On Dördüncü Louis gibi “Devlet benim!” demek istediğini savunuyordu. Bu arada, ona “dengesiz” diyenler ve Pazar günleri sokağa çıktığından ötürü Hıristiyanlıktan ayrıldığını söyleyenler de çıktı.

Oylar daha verilmeden, Jackson’a karşı olanlar şöylesine çizimler dağıtıp duvarlara asıyorlardı. Başkanı poker oynayan bir domuz biçiminde çiziyor, elindeki kartların üstüne de “Dalavere, Çürümüşlük ve Geri Zekâlılık” yazıyorlardı. Kimi başka çizimlerde de başı taçlı ve kral giysileri içindeydi, ayaklarıyla da Anayasanın ve banka tüzüğünün üstüne basıyordu.

Ne var ki, Jackson rakibinin geldiği yer olan Kentucky’de bile kazandı. Seçildiği anlaşılınca New York’ta düzenlenen fener alayı bir-buçuk kilometre uzunluğundaydı. Jackson bu zaferini banka bağlamında “çürümüş soylulara karşı cephe alanların zaferi” diye niteledi. Bu yargı bir ölçüde doğruydu da. Ancak, kimi Amerikalılar da ilerideki başkanların bu yollardan kendilerinde çok büyük yetkiler toplayacağından rahatsız olmaktaydılar.

Jackson ikinci kez başkan seçildikten sonra da, devlet bankasıyla uğraşmasını sürdürdü. O denli ki, devletin vergi gelirlerini o bankaya değil, (kendi yandaşlarının kurduğu) başka bankalara yatırdı. Bu yoldan tanıdıklara borç diye verilen kimi kamu parası havaya uçtu. Para işlerine bakan ilk iki sekreteri bu uygulamaya karşı çıkınca ikisini de görevden aldı ve istediğini gene kendi seçtiği, ama sesi çıkmayan üçüncüye yaptırdı.

Jackson da, o güne değin yerleşmiş olan iki dönem başkanlık geleneğine uydu ve sekiz yıl sonunda görevden ayrılacağını açıklayarak yerine Martin Van Buren’ı önerdi. Jackson’un düşmanları olan eski Cumhuriyetçiler bu partiden arta kalanları ve Demokrat Parti içinde Jackson’dan hoşnut olmayanları “Whig” adını verdikleri bir yapının içinde topladılar. Bu yeni adı Britanya’da krala karşı Parlâmentonun üstünlüğünü savunan kuruluştan alıyorlardı. Jackson’a karşın üç aday çıkardılar. İçlerinde en güçlü olanı (daha sonraki yılların kurnaz siyasetçileri John Fitzgerald Kennedy, Lyndon Baines Johnson ve George Herbert Walker Bush gibi) bir dizi İngiliz adı olan William Henry Harrison’du.

Martin Van Buren New York valiliği ve senatörlük yapmış, dışişlerine bakmış, Britanya’ya elçi olmuş, Jackson’un ikinci döneminde yardımcılığında bulunmuştu. Babası otel sahibi olduğundan orta sınıftandı, ama soylu özentisi vardı. O gün için geçerli olan en belirgin özelliği Jackson’a bağlılığıydı. Başkan yardımcısı olarak ona hizmet vermişti. Ek olarak, pek becerikli bir yanı da vardı; bu yüzden, takma adı “küçük büyücü”ydü. Rakibi Harrison Ohio’lu bir Kongre üyesi ve Senatördü. Bağımsızlık Bildirisini imzalamış olan birinin oğluydu. Kendi başına da 1812 Savaşının “kahramanlarındandı”. Shawnee yerlilerini toptan ortadan kaldırmış, onların topraklarını beyaz göçmenlere açmıştı.

Van Buren yanlıları Harrison’un çevresini “bankacılar” diye karaladılar. Ancak, bu 1836 seçimi gerçekte Van Buren ve Harrison arasında olmadı; Jackson’u tutanlar Demokrat Partiye oy verdiler. Van Buren tüm öteki Whig adaylarının toplam oylarından daha fazla destek gördü. Jackson yeni başkanın yemin töreninde mutlu görünüyordu. Ancak, iki pişmanlığı olduğunu söylüyordu: Rakiplerinden Henry Clay’i düelloya çağırıp öldürmeli, gene düşmanlarından Calhoun’u astırmalıydı.

Bu seçimle ilgili olarak buraya Amerikan halk oyunlarına ve sonraki filmlere konu olmuş kırsal bölge adamı Davy Crockett’e ilişkin bir bilgi eklemek gerekir. Varlıklıların partisi, yaşamını doğayla baş başa geçirmiş ve daha çok göstermelik olarak Kongre’ye yollanmış olan bu kişiyi Demokratlara karşı “halktan yana olmayı taslıyorlar” diye kullanmayı denedi ve bunu başardı. Giderek, bir siyaset maşası olarak ona “saldırtılan köpek” benzetmesini yapanlar da oldu.

Örneğin, onun kaleme almış gibi göründüğü bir kitapçıkta Van Buren’in evde özel yaşamında kadınlar gibi korse kullandığı yazılmıştı. Crockett’in bunu nasıl bilebileceğini soran olmadı. Ancak, Crockett’in kendi de bir Meksikalının bıçaklı saldırısıyla can verdi.

 


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız

Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe