09.03.2009/Sayı:227
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Yön
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

En ahlâksız Başbakan

Ayhan Aydan
Ayhan Aydan

Adnan Menderes
Adnan Menderes

Bir dönemin fırtınalı aşıkları Ayhan Aydan ve Adnan Menderes

Ünlü opera sanatçısı ve bir zamanlar Adnan Menderes’le aşk yaşayan Ayhan Aydan’ın geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetmesi, Adnan Menderes ve aşklarını tekrar gündeme getirdi. Haftalardır gazetelerde yer alan haberler Adnan Menderes’in vakti zamanında ne kadar çapkın olduğunu anlatıp duruyor. Menderes’in o dönem yaşadığı aşklar meşhur olmasına meşhur da bunların masumane aşklar olarak verilmesine pek bir anlam veremedik.

Şimdi düşünün; bir Başbakan, ellili yaşlarda, evli ve çoluk çocuk sahibi. Kadın, adamdan 25 yaş küçük. O da evli ve çocuğu var. Bir davette tanışıyorlar ve bütün gece dolaşıyorlar. Sonrası bilindik hikaye. Adam kadına “boşan seni ben alacağım” diyor. Kadın adama “senden bir çocuğum olsun istiyorum” diyor. Belki bazılarına çok dokunaklı gibi geliyor olabilir ama hergün gazetelerin üçüncü sayfaları yasak ilişki nedeniyle işlenen cinayet haberleriyle dolu. Şimdi kalkıp da kimse bize duygularının kurbanı olmuşlar falan demeye çalışmasın. Bunlar duygularının değil olsa olsa ihtiraslarının kurbanları olmuşlardır. Bize romantik aşık olarak yutturulmaya çalışılan adam da Türkiye’de eşine az rastlanır ahlâksızlıklara imza atmış bir adam olarak tarihe geçmiştir. Makamını mevkisini de ihtiraslarını tatmin etmek için kullanmaktan çekinmemiştir.

Hele hele Menderes’le ilgili anlatılan başka bir olay var ki, insan okuduklarına inanamıyor. Bu seferki kadın kahramanımız ise Suzan Sözen isimli bir kadın. Tanıyanların verdikleri bilgilere göre kadın yürüyen bir afetmiş. Adnan Menderes’le tanışmaları da şöyle olmuş; kadının kocası İstanbul Emniyet Müdürüymüş. Bitlis’e tayin edilecekmiş. Kadın da bu tayini önlemeye çalışıyormuş. Yakın çavresi, Menderes’le tanışmasını tavsiye etmişler. Bir arkadaşı aracılığıyla Menderes’le tanışmış. Bir zaman sonra Menderes bir gece Suzan Hanım’ı ziyarete gitmiş. Gece O’nda kalmış ve ertesi gün kadının kocası İstanbul’da kalmış. Bu da aşkın başka bir çeşidi herhalde.

Gerçi bu kadınların kocalarında da iş yokmuş. Ayhan Hanım’ın kocası ünlü bir müzisyenmiş. Menderes adamla konuşup karısını boşamasını sağlamış. Diğerinin, yani emniyet müdürünün durumu daha vahim. Menderes bazen kocası evdeyken kadını ziyarete gidiyor. Kadın camdan makam aracını görünce kocasına “sen arka odaya geç” diyormuş, adam da kuzu kuzu arka odaya geçip Başbakan’la karısını yalnız bırakıyormuş. Hadi diğerini anladık diyelim. Müzisyen adamdır, kibar adamdır gıkını çıkaramamıştır da koskoca emniyet müdürüsün, belinde tabancan var. Hadi Başbakan’dan çekiniyorsun. Böyle yaşamaktansa sık bir tane kafana olsun bitsin. Yok ben böyle yaşamaktan memnunum diyorsan o başka.

Tüm hayatı milletin gözünün önünde olan bir Başbakan’ın bu kadar pervasız bir şekilde ahlâksızlıklarda bulunması Türkiye açısından utanç verici bir durumdur. Bütün bu olayların kamuoyunun gözünün önünde yaşanması ancak hiçbir şekilde konuşulamaması ve yazılıp çizilememesi de Menderes rejiminin ne biçim bir rejim olduğu hakkında ipucu veriyor.

Geçtiğimiz günlerde, o dönemi anlatan “Yorgun Mayıs Kısrakları” adlı kitabın yazarı eski milletvekili Yılmaz Karakoyunlu bir gazetenin pazar ekine konu ile ilgili bilgiler vermiş ve şöyle bir yorum getirmiş: “Fatin Rüştü Zorlu’nun da birlikte olduğu bir Vuslat Hanım vardır. Bir büyükelçinin eşiydi. Kürşat Başar’ın ‘Başucumda Müzik’ romanında bahsi geçen kadın... Tarihimizde böyle çok örnek vardır. Bugünkülere gelince...

Şimdikiler ucuza düştüler. Eskiden bir siyasetçi, üst düzey bir bürokrat vasfı olmayan bir kadınla birlikte olmazdı. Hepsi vasıflıydı kadınların.” Şimdi merak etmeye başladım, acaba kendileri ne vasıftaki kadınlarla birlikte olmayı tercih ediyor?


Hayvanseverin daniskası

AKP mama açılımı

İzmir’de köpek maması dağıtan AKP adayı Taha Aksoy

Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun’a yönelik “Bazı yazarlar var köpekleriyle yatarlar onlar” şeklindeki sözleri nedeniyle başta Coşkun’un köpeği Postal olmak üzere hayvanların ve hayvanseverlerin tepkisini çeken Tayyip, geçtiğimiz günlerde İzmir’de hayvan açılımı yaptı.
İzmir’de önceki Cumartesi günü İzmir Veteriner Hekimler Odası öncülüğünde bazı hayvansever derneklerin yöneticilerinin ve üyelerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısına, AKP Büyükşehir Belediye Başkan adayı Taha Aksoy ile Karşıyaka Belediye Başkan adayı Cenk Karace’nin de katılarak, köpek maması dağıtması tartışma yarattı. Toplantıya, hiçbir siyasi partinin davet edilmediği iddia edildi. Tartışmaya son olarak Tayyip de katılırken kendisinin hayvanseverin daniskası olduğunu öğrendik.

İzmirli hayvanseverlerin toplantısında konuşan AKP İzmir adayı Taha Aksoy, kentin hayvanını da, bitkisini de koruyacak bir başkan olacağını söyledi. Aksoy, “Çünkü merhamet etmeyen merhamet göremez. Allah can veriyor, yaşama imkânı veriyor. Bu yüzden hiçbir canlının başkasının canını almaya hakkı yoktur. Başkanlık koltuğuna oturduğumuz zaman yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları içerisinde olan aşılama, kısırlaştırma, beslenme ve barınma konularında yetersiz yapılan uygulamaları arttıracağız” dedi. Bu arada toplantıya ev sahipliği yapan İzmir Veteriner Hekimler Odası Başkanı Serdar Altop, toplantının odanın öncülügünde hayvansever derneklerin katılımıyla yapıldığını vurgulayarak, şunları söyledi:

“Hiçbir siyasi parti ya da kuruluş davet edilmedi. Ama sanırım bir yandan duyum alındı ki basın açıklaması öncesi bir siyasi partinin iki belediye başkan adayı kendi seçim arabalarıyla birlikte, beraberinde getirdikleri mamalarla basın toplantısına katılmak istedi. Ben orada duruma müdahale ettim. Basın açıklamasına kendilerini almadım. Açıklamadan sonra hayvanseverle oturup konuşabileceklerini söyledim. Fakat üzücüdür ki ertesi gün basında bu basın açıklamasının bu siyasi partinin toplantısı şekilde yer aldığını, mamaların şov amaçlı dağıtıldığını gördük. Mamanın dağıtılmasına hayretle şahit oluyoruz. Sokak hayvanını sorunu bir, iki, üç, beş, bir konteyner mama değil. Bu mamanın da kullanılması tamamen hayret verici ve tarafımızdan tarafından tasvip edilmeyecek bir durum. Dışarıdan bakan göz siyasi rüşvet olarak algılayacaktır. Biz hayvanlara rüşvet istemiyoruz. Hayvanların bir siyasi partinin reklamı aracı olarak kullanılmasını istemiyoruz. Bir siyasi partinin reklamı olmuştur.” şeklinde konuştu.

Bu arada Manisa mitingi için İzmir’e gelen Tayyip de bir anda kendisini tartışmanın içinde buldu. Büyükşehir Belediye Başkan adayı Taha Aksoy’un İzmir’de AKP’nin hayvanlara karşı insafsız davranacağına ilişkin korkular yaratılmaya çalışıldığını söylemesi üzerine Tayyip, “Az önce ifade edilen İzmir’deki vatandaşlarımın hayvan sevgisi ile ilgili bizleri damgalamaları, kusura bakmasınlar... Hiçbirisi bizimle hayvan sevgisinde yarışamaz” demiş. Hatırlayacağınız gibi daha önceleri de “çevrecinin daniskası” olmakla övünen Tayyip, anlaşılan bu sefer de hayvanseverin daniskası olmaya karar verdi.


Kürtlerin yeni kültür elçisi

Kürtlerin yeni kültür elçisi Cemil İpekçiKim mi? Kim olacak muhafazakar eşcinsel Cemil İpekçi. Bölücü-gerici birlikteliği farklı alanlarda ilerleyerek devam ediyor. Daha önce de ilginç çıkışlarıyla gündeme gelen muhafazakar eşcinsel Cemil, bu kez de Kürt açılımını denedi. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın İpek Poşu Projesi’ne tasarım desteği vermek üzere Diyarbakır’a gelen Cemil İpekçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i de ziyaret etti. En müşterek dilin sanat olduğunu ifade eden İpekçi, “Sanatçıların etnik kimliği yoktur. Dünyaya medeniyet doğudan dağılmış. Ben aldığım tüm ödülleri doğuya borçluyum. Bana sadece ödül kazandırmadı aynı zamanda hayata bağladı. Batıdan aldığım hiçbir şey yok. Benim doğuya borcum var” demiş. Baydemir de yeni proje ile ilgili yaptığı açıklamada, “Diyarbakır’ın tüm renklerini Türkiye’nin batı yakasına aktarma, güven ortamını yaratma ve o güven ortamının getireceği pozitif enerjiyle de kalkınma sürecine katkı sunma imkânına hep birlikte sahip olacağız” demiş.

İkili arasındaki sohbet daha sonra farklı bir mecrada devam etmiş. Gerçek demokrasiye inanan ve insanlar arasında ayırım yapmayan biri olduğunu söyleyen İpekçi, “Diyarbakır’ın imajının medyada gösterildiği gibi olmadığını aktarmalıyız. Diyarbakır hep politikayla anılıyor. Politikayı politikacılara bırakmalıyız. Sanatını öne çıkarmalıyız. Sizi çok merak ediyordum. Sürekli TV’de birileriyle kavga eden biri olarak görüyordum. Ben kavgacı insanları çok severim. Kavga etmeyen insanlardan korkarım, açık sözlü olmayanlardan daha fazla korkarım. Hayatında bedel ödemeyen insanlardan çok daha fazla korkarım. Siz hakikaten bedel ödemeye hazır birisiniz. O nedenle size insani olarak ayrı bir sevgim var” demiş. Vay vay vay… Cemil’e de bak sen. Anlaşılan ayrıldığı sevgilisi Bekir’in acısını Diyarbekir’de dindirmeye çalışacak. Eminiz Osman Baydemir de İpekçi’ye bütün sert yönlerini göstererek kendisini daha yakından tanıma fırsatını vermiştir. Cemil İpekçi, Diyarbakır’ın kültürünü tanıtmak için ipek poşusunun üzerinde çalışarak yeni tasarımlar yapılmasında Diyarbakırlılara yardım edecekmiş. Ne diyelim Allah tamamına erdirsin.


Memleketimden insan manzaraları

Rakkas Özel Yetenekler Derneği ve Kültür Evi'nin Kızılderili gösterili protestosuGeçtiğimiz hafta Tayyip’in katıldığı Van mitingi ilginç görüntülere sahne oldu. Tayyip, partisince düzenlenen mitingde konuştuğu sırada Rakkas Özel Yetenekler Derneği ve Kültür Evi üyeleri sesini duyurmak için Kızılderili kıyafeti ile binanın üzerine çıkarak dans edip eylem yaptılar.

AK Parti Van İl Başkanlığı tarafında Beşyol mevkiinde düzenlenen mitinge katılan Tayyip konuştuğu sırada, ilginç bir eylem düzenlendi. Her dilde etkinlik düzenleyen Rakkas Özel Yetenekler ve Kültür Evi üyeleri, bu seferde sesini duyurmak için miting alanın yanında bulunan ve 4 katlı olan binaların üzerine çıkarak Kızılderili kıyafeti ile eylem yaptılar. Ellerine uzun sopalar alan ve Kızılderililerin yerel kıyafetlerini giyen grup, def çalarak dans etti.

Yaptıkları eylem ile ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Rakkas Özel Yetenekler Derneği ve Kültür Evi Yönetim Kurulu Başkanı Alaatin Bor, bir kültür derneği olduklarını ve bugüne kadar hep kendi imkanları ile ayakta durduklarını belirtti. Van’da hiçbir kamu kuruluşunda destek alamadıklarını ifade eden Bor, “Biz şimdiye kadar her dilde etkinlik düzenleyerek Türk, Kürt, Çerkez ve Alevi’yi bir araya getirdik. Başbakan’a bugün sıkıntılarımızı dile getirmek için bir dilekçe vermek istedik. Ancak engellendik. Biz de belki medya aracılığıyla sesimizi duyarlar diye bu ilginç protestoyu gerçekleştirdik ve Kızılderili dostlarımızı buraya getirdik” dedi.

Bir gazetecinin, “Bu bir protesto mu?” şeklindeki sorusuna ise Bor, “Yok sesimizi duyurmak için yaptık” şeklinde konuştu.

TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç ve yeni protokol arkadaşı Şeyh Mehmet Salih

TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç ve
yeni protokol arkadaşı Şeyh Mehmet Salih

Bir diğer haberimiz ise Manisa’dan. Manisa’nın Ege Mahallesinde Manisa Belediyesi ile Milenyum Memurlar Derneği tarafından ortaklaşa restore edilen Yakup Ağa Subyan Mektebi’nin açılışında Şeyh skandalı yaşandı. Nasıl yaşanmasın ki? Okulun adı sakat bir kere. Subyan mektebiymiş. Osmanlı devrinde yaşıyoruz sanki.

Mektebin açılışı öncesinde yapılan konuşmalar bölümünde ise protokol skandalı yaşandı. Mahallenin ileri geleni olarak tabir edilen ve mahalle halkı tarafından kendisine “Şeyh” diye hitap edilen Mehmet Salih cübbesi ile protokolde yerini aldı.

Mektebin açılışını 22. Dönem TBMM Başkanı ve AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç ile Manisa Valisi Celalettin Güvenç ve Manisa Belediye Başkanı Bülent Kar yaptı. Önce oturduğu yerden memnun görünen Salih, daha sonra ise gazetecilerin kendisini fotoğraf çekmesi üzerine yüzünü saklamaya çalıştı. Manisa Valisi Celalettin Güvenç’in yanı başına oturan Salih, konuşmalar bölümünde protokolün ilk sırasında otururken mahallelilerce büyük ilgi gördü. Daha sonra Bülent Arınç’ın korumalarının olayı fark etmesi üzerine Mehmet Salih konuşmalar bölümü devam ederken korumalar tarafından önce yerinden kaldırıldı. Sonra ise protokolün ikinci sırasında yeniden yerini aldı.

Yaşanan olaydan sonra Manisa Valisi Celalettin Güvenç’in de keyfi kaçtı. Şeyh Mehmet Salih ile göz göze gelmemeye çalıştı. İkinci sıraya geçirilen Salih’i teselli etmek AKP Manisa İl Genel Meclisi Başkanı Hayrullah Solmaz’a düştü. Solmaz yerinden kalkarak Mehmet Salih’in yanına gitti ve konuşmalar bölümünü orada tamamladı. Böylece AKP de yerel seçimler öncesi Şeyh açılımı yaparak CHP’nin açılımlarına yetişmeye çalıştı. Özellikle son Nevruz açılımı ile her ne kadar Güneydoğu’ya gitmese de Kürtlerin gönlünü okşamaya çalışan Baykal’ın yaptığı açılım üstüne açılım atağına Tayyip cılız da olsa bir karşılık vermiş oldu.

Kemal Unakıtan

Kemal Unakıtan ve eşi, ABD’den dönüşte
Havaalanında bir basın toplantısı düzenleyerek kamuoyunu bilgilendirdi.

Son haberimiz ise biraz uzaklardan. Ta ABD’nin Cleveland kentinden. Hatırlarsanız iki hafta kadar önce Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı baypas ameliyatı için ABD’nin Cleveland kentine uğurlamıştık. Ameliyat olan ve bir hafta süreyle dinlenen Unakıtan geçtiğimiz günlerde yurda döndü. Atatürk Havalimanında bando-mızıka eşliğinde karşılanan Unakıtan’ın eşi Ahsen Hanım yaptığı yorumlarla ortalığı kırdı geçirdi.

Önce Unakıtan’ın Türkiye’deki hastalık anılarından birini aktaralım. Bakın bakalım Bakan Unakıtan eşini ameliyat olmaya nasıl ikna etmiş. Doktorlar Unakıtan’ın ameliyat olmasını istemişler. Tabi Ahsen Hanım karşı. Kemal Unakıtan eşine dönerek; “Eğer benim ameliyat olmam gerekiyorsa ben hazırım, artık ben millete mal oldum Ahsen, sadece sana ait değil, milletin de Unakıtanıyım.” Ahsen Unakıtan işte bu duygusal sözler üzerine ameliyata razı olmuş. Kemal Bey’deki millet aşkını görünce biz de gözyaşlarımızı tutamadık dersek yalan olur.

Bakan Unakıtan’ın ameliyat için Türkiye’yi değil de ABD’yi seçmesi eleştiri konusu olmuştu. Bu konu ile ilgili de Ahsen Hanım’ın ilginç bir açıklaması var: “Açtım ellerimi dedim ki, ‘Ya Rabbi, bu nerede olursa iyi olur.’ Sen bana hayırlı yolu göster ve beni oraya yönelt diye dua ettim. Sonra Bakan’a dedim ki ‘Benim içime Amerika’da Cleveland yazıyor’ dedim. Bakan ‘Peki’ dedi ve yolculuk başladı.” şeklinde konuştu.

Bu arada Kemal Unakıtan’ın ticari akıl küpü oğlu Abdullah Unakıtan yeni bir cinliğe inza atarak yine rakipleri ile arasındaki farkı ortaya koydu. Küçük Unakıtan’ın son numarası “One Minute”sözünü marka olarak tescil ettirmek için başvurmak oldu.


 

 


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi iletmek için lütfen yazınız

Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı

ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe