Özgür Billur |
CHP: “İdare-i maslahatçılık“tan gericiliğe
Atatürk, mevcut düzenle hesaplaşamayan ve onun unsurlarıyla uzlaşanlar için “İdare-i maslahatçılar esaslı devrim yapamazlar” demişti. Atatürk, bu sözüyle CHP içinde devrimci atılımlara karşı tereddütlü yaklaşıp karşı çıkan kimseleri suçlamıştır. Bu kimseler ilerici görünmekle birlikte, toplumun geri unsurlarıyla hesaplaşmak yerine onlarla anlaşırlar ve sonunda gerici toplumsal yapının bir parçası olurlar. Türk Devriminin yozlaştırılması ve Cumhuriyetimizin bugünkü görüntüsü bu idare-i maslahatçılar yüzündendir desek abartmış sayılmayız. Doğan Avcıoğlu, Kemalizmden verilen tavizlerin ülkeyi getirdiği noktayı 1960’lı yıllarda görmüş ve Devrim gazetesinin logosunda Atatürk’ün bu sözünü kullanmıştı. CHP, Atatürk hayattayken onun devrimciliğine ayak direyen bir yapıdaydı. Atatürk’ün ölümünden sonra doğal olarak Altı Ok’tan ilk taviz devrimcilik ilkesinden olmuştur. Doğan Avcıoğlu’nun, çıkardığı devrimci gazetede idare-i maslahatçıları hedef alması bundandır. Peki bugünkü CHP ile 30’ların veya 60’ların CHP’sini karşılaştırırsak ne görürüz? Bu sorunun cevabı çok basittir: Atatürk hayattayken zayıf olan gericiliğe karşı tavizkar anlayış onun ölümünden sonra etkin hale gelmiş ve idare-i maslahatçılık 2000’lerin sonuna kadar partiye hakim olmuştur. Ancak yaklaşan yerel seçim öncesindeki açılımları ile CHP, artık idare-i maslahatçı değil, karşı devrimci bir parti haline dönüşmüştür. CHP, Türk devriminin temeli ve Altı Ok’tan ikisi olan laikliğe ve milliyetçiliğe karşıdır. CHP’ye haksızlık yaptığımızı ve abarttığımızı düşünenlere, CHP’nin geçtiğimiz hafta yaptıklarından birkaç örnek vermekte fayda var. Kılık Kıyafet devriminden başörtüsü dağıtan partiye 4 Mart Çarşamba günü CHP Pendik Belediye Başkan adayı Mehmet Salih Usta yanındaki partililerle ev ve işyerlerini ziyaret ederek başörtüsü dağıttı. Usta, 50 bin başörtüsü dağıtmayı hedeflediklerini açıkladıktan sonra şunları söyledi: “Başörtüsü bizim bir gerçeğimizdir. İnanarak örtünen kardeşlerimize başörtüsü hediye ediyoruz. Biz başörtüsüne karşı olmadık, tam tersine onların inanç özgürlüğünü sonuna kadar savunduk.” Sayın aday, hediye başörtüsünü dağıtırken samimi olarak takanlarla siyasi olarak takanları nasıl ayırdı acaba? Deniz Baykal, geçtiğimiz günlerde açıklamıştı ya, biz siyasi olan örtüye (türbana) karşıyız diye. Hatta çarşafa karşı olmadıklarını da eklemişti. Keşke CHP’liler çarşaf dağıtsaydı. Ne de olsa çarşafın siyasi olma riski yok! Ama dağıtılan eşarplar türban biçiminde kullanılabilir! AKP, kömür, bulgur ve hatta buzdolabı dağıtırken CHP’nin seçim rüşveti olarak başörtüsü dağıtması yarışta oldukça geride olduklarını gösteriyor. Amaç seçim rüşveti değil de, türban açılımındaki samimiyetini göstererek dinci kesimlerden oy almak ise burada da CHP’yi büyük bir hayal kırıklığı bekliyor. Dinci veya muhafazar seçmen bir-iki açılımla oyunu değiştirmez. Dinciler, CHP’lilerin sandığı gibi bilinçsiz değil. Başörtüsü dağıtımı gösterisinde, hediyeyi kabul eden türbanlılar kameraların kendilerini çektiğini gördüklerinde ellerindekini yere fırlatarak CHP’lileri protesto ettiler. Bu olay bile CHP’nin dincileşerek dincilerden oy alamayacağını göstermektedir. CHP, bırakalım oyunu arttırmayı türban-çarşaf açılımıyla iyice komik durumlara düşmektedir. Bağcılar’da CHP seçim otobüsüne çarşaflı bir kadının zorla binmesi, sonra bu kadının AKP’li bir provakatör olduğu söylenerek tartaklanması ancak en sonunda bu kadının 1999 seçimlerinde milletvekili adayı olmuş CHP’li Kıymet Özgür olduğunun ortaya çıkması oldukça garip bir tablo yarattı. Bu kadın dinci gazetelerin yazdığı gibi gerçekten inancı gereği mi kapandı, yoksa partinin açılım politikasını beğenmediği için protesto gösterisi mi yaptı, bilinmiyor. Bildiğimiz tek şey, Baykal’ın kıyafeti ve düşüncesi ne olursa olsun kadına şiddet uygulanamaz açıklaması. İşte kadın hakları savunucusu çağdaş parti CHP! Arif Sağ, türban açılımı ile Alevi açılımını birleştirdi CHP, muhafazakar kesime kılık-kıyafet açılımıyla göz kırparken Alevi tabandan kopma riskine karşı da Alevi açılımı yapmıştı. Anayasada Alevilerin haklarını koruyan yasal düzenlemeler yapılmasını savunan CHP özellikle cemevleri ve okullardaki din derslerinin içeriği üzerinde yoğunlaşmıştı. Ancak son günlerde gerici kesimlere yönelik dinci açılımlar öne çıktı. Bu durum partinin Alevi yoğunluklu bölgelerdeki başarısını engelleyebilirdi. İşte bu tehlikeye karşı büyük adımı kendisi de Alevi kökenli olan Arif Sağ yaptı! İstanbul’un Alevi nüfusun yoğun yaşadığı yeni ilçesi Sancaktepe’den belediye başkan adayı olan Arif Sağ, bastırdığı seçim broşüründe türban açılımıyla Alevi açılımını birleştirdi. Nasıl mı? Anlatalım. Arif Sağ’ın seçim bröşürünü açtığınızda dikkatinizi ilk çeken Sağ’ın partililerle (sanırız ilçe yöneticileri) çektirdiği fotoğraf oluyor. Özensiz giyimli ve kirli sakallı adamların arasında iki bayan var; birinin başı açık, diğeri ise türbanlı, hem de Baykal’ın siyasi simge dediği cinsten. Partinin genel politikasını bu fotoğrafla seçim bröşürüne yansıtan Sağ, Sancaktepe’yi nasıl yöneteceğine dair vaatlerini sıralarken ise Alevileri unutmamış. Şu ifadeleri aynen aktarıyoruz: “Mahallerimizi mahalle kurulları ile yöneteceğiz. Mahalle kurulları, muhtarlar, camii imamları, cemevi başkanları ve mahallenin ileri gelenlerinden oluşacaktır.” Cami imamları ve cemevi yöneticileri ile mahalle yönetmek.. Bu da cağdaş belediyeciliğin son harikası olmalı! CHP ile ilgili yazacak öyle çok şey var ki... İstanbul Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun fesle fotoğraf çektirmesi, yine Kılıçdaroğlu’nun Büyükada’yı ziyaretinde Ermenice pankartla karşılanması ve Deniz Baykal’ın 21 Mart’ın Kürtçülerin istediği gibi Nevruz Bayramı olarak resmen kabul edilmesi talebi… İdare-i maslahatçılık sonrası karşı-devrimcileşin parti, hem gericileşirken aynı zamanda bölücüleşmektedir. Anlaşılan önümlüzdeki haftalarda CHP’nin yalnızca laiklik değil, Türk milliyetçiliğine karşı bölücü eylemlerini de yazacağız.
|