Yunus Yılmaz |
Fethullahçılar Kürtçülük yarışında Bölücü Fethullahçılar ve Kürtçülük Abant Platformunun 18. toplantısı olan “Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” adlı konferans Erbil’de düzenlendi. 17. toplantısı da yazın düzenlenmişti. Bu toplantıda açık açık Kürtçülük ve bölücülük yapıldığı için de eleştirmiştik. Bu toplantısında da açık açık bölücülük yapılmıştır. Herkesin bildiği gibi bu Kürtçü ve bölücü toplantılar Fethullahçılar tarafından düzenleniyor. Hatta bu bölücü toplantıya Fethullah Gülen’de, mesaj yollamayı eksik etmemiş. Bu toplantıda Fethullah’ın müridi Mümtaz’er Türköne ise: “…Bizimle gelenlerden kaç tanesi Kürt inanın bilemiyoruz. Çünkü hepimiz Kürtüz. Türkiye’de yaşayan 72 milyon gibi ben de biraz Kürt’üm. Bir Kürt gibi düşünüyor, yaşıyor ve geleceğe bakıyorum.” demiş. Yazısında “bende biraz Kürt’üm” demiş. Ondan ne şüphe, biz zaten biliyorduk! Konuşmasının bir yerinde de: “Kürtlerin en büyük kenti ne Erbil ne de Diyarbakır’dır. Kürtlerin en büyük kenti İstanbul’dur” demiş. Türk şehrini Kürt şehri yapıyor. Aslına bakılırsa pek de haksız değil, İstanbul gibi büyük metropollerin Kürtler tarafından istila edildiği gerçeğini daha önce yazıp çizmiştik. Mümtaz bu sözleriyle bizi doğruluyor. Fakat yazısındaki asıl bölücü söylem: “Bu sorun Türkiye’de halkın sorunu değil. Kürtlerle Türkler arasında bir düşmanlık veya kavga yok. Sorun siyasidir. Türkiye’nin ulus devlet mantalitesinden kaynaklanmaktadır. Uzun yıllar süren baskı ve asimilasyon politikalarından kaynaklanmaktadır. Bizler kardeşlik adına buradayız” sözüdür. Evet, Mümtaz ağzındaki baklayı çıkartıyor. Sorunun asıl nedeni “ulus devlet”miş, yıllardır uygulanan baskı ve asimilasyonmuş. Daha açıkçası Atatürk döneminde uygulanmaya başlanan Takrir-i Sükûn kanunlarıymış. Fethullahçı Mümtaz’ın rejim düşmanı bu söylemleri Fethullah’ın gazetesinde çarşaf çarşaf yayınlandı. Zaman gazetesi her zamanki gibi yine rejim düşmanlığı için, araç olarak kullanıldı. Evet, Fethullahçı bir gazetenin Fethullahçı yazarı, Abant toplantısında bölücülük yapıyor. Zaten Kürtçülük konusunda, eski ülkücü şimdinin Fethullahçısı Mümtaz, tetikçilik yapmaya çoktan başlamıştı bile. Hatta yapmış olduğu Kürtçülüğe çoktan kılıf bulmuş. “Hepimiz Kürt’üz” başlıklı yazısında: “Rahmetli Türkeş ‘Bir Kürt ne kadar Kürt ise ben de o kadar Kürt’üm’ demişti. Hepimiz Kürt’üz lafının mucidi odur. ‘Bir Kürt kadar Kürt olmak’ için Kürt’ün bir insan olarak sahip olduğu bütün haklara saygı göstermek gerekir. Bu sözün asıl anlamı ise etnik kimlikler üzerinden siyaset yapmayı bir kenara bırakmaktır. ‘Hepimiz Kürt’üz’ lafından sadece Türk olmayı etnik bir kimlik olarak algılayanlar, Türk etno-milliyetçileri rahatsızlık duyar” demiş. Bizlerde zaten MHP’nin “Hepimiz Kürt’üz” sözüyle Kürtçülük yaptığını MHP’nin Türk-İslamcı değil, Kürt-İslamcı olduğunu anlatmaya çalışıyorduk. Yine sağ olsun Mümtaz, bu tezimizi de bilmeyerek doğrulamış oluyor. İşin daha ilginç yanı TÜRKSOLU olarak; tüm Kürt-İslamcı oluşumların şekil olarak dinci bir görünüm verdiklerini özde ise Kürtçülük yaptıklarını, en sonunda ise er geç isteseler de istemeseler de özüne döneceklerini yani yine Kürtçülük yapacaklarını, bunlar için Kürtçülük yapmanın kaçınılmaz olduğunu, ellerinin mahkum olduğunu defalarca yazıp çizdik. İşte Zaman gazetesi ve düzenlemiş oldukları Abant platformu ile Fethullahçılar, buna çok güzel bir örnek teşkil etmektedirler. Zamancılar “İslâm kardeşliği” değil “Kürt kimliği tanınsın” diyor Aslına bakılırsa Zaman gazetesi devlet ve rejim düşmanlığı ile Kürtçülük, bölücülük konusunda sabıkalı bir gazetedir. Zaman gazetesini düzenli okuyanlar bunu çok iyi bilir. Zaten bu gazeteyi açıp okumaya başladığımızda; PKK’nın yayın organı Özgür Gündem gazetesini mi okuyoruz, yoksa dinci bir gazete mi farkına varamıyoruz. Onun için bu iddiamızı ispatlama konusunda sağ olsun Zaman gazetesi bizi malzeme sıkıntısına sokmuyor. Tarih 17 Şubat 2009, yazar İhsan Dağı; “Kürt sorunu post-nasyonel bakışla çözülür” yazısında: “Dolayısıyla, Kürtlerle bir arada yaşayabilmenin önkoşulu, ‘devlet için devlet tarafından’ ulus yaratma anlayışından, devletin zorla inşa etmeye çalıştığı suni, yalancı ve hayali bir millet arayışından vazgeçmek, bu arayışı kutsamayı bırakmak” gerektiğini yazıyor. “Suni millet” oluşturuldu konusu PKK ve PKK’ya yakın yayın organlarınca çok sıkça işlenen bir konudur. PKK’nın söylemlerini kullanan, dinci bir görünüm adı altında Kürtçülük yapan bir gazetedir Zaman gazetesi. Bu söylemleri PKK ve PKK’ya yakın yayın organları kullanınca bölücü oluyor da, Zaman gazetesi niye bölücü olmuyor onu anlamış değiliz. Dikkat edilirse burada Mümtaz’ın da daha önceki saldırılarında söylediği gibi “ulus devlet” anlayışına saldırı vardır. İhsan Dağı, bir başka yazısı olan “Kürt sorununu İslam kardeşliği çözer mi?” yazısında: “… Ama İslam kartıyla değil, Kürt kimliğini tanıyarak. Bu ülkede bir Kürt varlığının, tarihinin dilinin olduğunu kabul ederek; Kürt kültürünü araştırma merkezleri kurarak, TRT Kürtçe gibi özel Kürtçe TV yayınlarına izin vererek. ‘Kürt kimliğini tanımadan Kürt sorununu nasıl çözebilirsek çözelim’ diyenler boşa kürek çekiyorlar.” diyor. Okuduğunuz gibi İhsan Dağı sözde Kürt sorunun İslam kartıyla çözülemeyeceğini, sözde bu sorunun Kürt kimliğinin tanınmasıyla çözüleceğini yazıyor. O bile “bizi İslam birleştirir” tezinin yersiz olduğunu ifade ediyor. Ayrıca İhsan Dağı bilmez mi ki “ulus devlet” olan Türkiye devletinde tek bir kimlik olduğunu; onun da Türk kimliği olduğunu. Biliyor aslında hem de bal gibi biliyor; ama işine gelmiyor. Zaman gazetesinin Kürt kökenli yazarı Ali Bulaç ise “Kürt sorunu: çözüm için öneriler” başlıklı yazısında: “Kürt kimliğinin tanınması ve bunu her kademe ve alanda kabul edildiğinin dile getirilmesi. Belki anayasada şu veya bu kimlikle yer almaz, ama şu veya bu kimlik beyanı ve talebinin önündeki yasal ve anayasal engeller ortadan kaldırılabilir.” diyor. Devamında ise “Anadilde eğitim” hakkı verilmeli diyor. Yine, Ali Bulaç, “Çözümün doğru adresi” başlıklı yazısında da: “Eskiden dini hassasiyetleri yüksek çevreler etnik kimliğe pek sıcak bakmazlardı, ancak şimdi ‘din, İslam kardeşliği ve ümmet bilinci’ gibi değerleri koruyor ve savunuyor olmalarına rağmen, ‘Kürtler’ olarak kimliklerinin tanınmasını istiyorlar” diyor. “Benim için İslam kardeşliği” önemlidir diyen biri bile gördüğünüz gibi Kürtçülük yapıyor. Ümmetçilik ikinci planda kalıyor. Hatta yazısında Kürt dincilerin, eskiden pek sıcak bakmadıkları Kürt kimliğinin artık tanınmasını istediklerini söylüyor. Biz boşuna demiyoruz dinciler, eninde sonunda özüne dönecek Kürtçülük yapacak diye. Ali Bulaç, TÜRKSOLU’nun tezlerini doğrulayan sözler sarf ediyor. Kürt ve Kürtçülerin dinciliğin yanında sözde Kürtçülük, bölücülük yapmasının adıdır “Kürt-İslam Sentezi” Dinci ama özde Kürtçü olan yazarımız “Kürt sorunu neden çözülmüyor” başlıklı yazısında da sözde bu sorunun çözümüne engel olarak Kemalizmi görüyor ve şöyle diyor: “İdeolojik ısrar ve bölünme fobisi: Bu, geçen yüzyılın ilk çeyreğinde tasarlanmış bulunan monolitik ulus kimliğiyle ilgilidir. Kemalist devlet ve modern ulus ideolojisi, resmi kimliği ‘millet’ kavramının etimiyolojik, dini ve tarihi içeriğini değiştirerek “Türk kimliğine” indirgedi.” Sözde sorunun nedeni Kemalistlerin Türk milliyetçiliği yapmasıymış. Sözde milli manevi değerlere sahip Fethullahçılarımız Türk milliyetçiliği düşmanlığı yapıyor. Bu tarz sözlerin aynısını PKK ve ona yakın olan DTP’liler de söylüyor. O zaman sormazlar mı adama aranızdaki fark nedir, diye. PKK terör örgütünün doğmasına neden olarak Türk milliyetçiliğini gören ve bu gazetede daha önce yazarlık yapmış Ermeni kökenli Etyen Mahçupyan şöyle diyor: “Bugün Kürt sorunu denmesinin terörü meşru kılan yönü olduğunu işleyen milliyetçilerin, devletin 15 yıllık uygulamasına yeniden bakmalarında yarar var… Nitekim o 15 yıl içinde devlet eliyle üretilen bölgeselleşmede, bugün ayrılıkçılığın sosyal temeli olarak karşımıza çıkmakta. Kısacası yanlış milliyetçiliğin ürettiği bir sorunla karşı karşıyayız” diyor. PKK’nın terör eylemlerini artırdığı yıllarda PKK’nın siyasallaşmasından rahatsız olmayan Mümtaz’er Türköne’de şöyle diyordu: “PKK’nın siyasallaşmasından korkmak niye? Bırakalım siyasallaşsın. Kanunlarımız ortada; suç işleyenler hukuk devletini tanımış olacaklar. Türkiye böylelikle şiddet çılgınlığını geride bırakacak. Silahın değil sağduyunun egemen olduğu şartlarda bizim de; Kürtlerinde söyleyeceği çok söz var. Bu sözlerin hiçbiri yaralayıcı olamayacaktır”diyordu. (30 Ekim 2006) İşte alın size dinci, muhafazakar gazete, okuyun: Türk milliyetçiliği düşmanlığı ve Kürtçülük, bölücülük, PKK’cılık nasıl yapılıyormuş görün. Ayrıca PKK’ya ağır darbe vurmak için Kuzey Irak’a kara operasyonu gündeme geldiğinde hep bir ağızdan koro halinde “Kuzey Irak bataklıktır, asker bu bataklığa çekiliyor” diye dün PKK koruyuculuğu yapanları bu millet çok iyi biliyor, merak etmeyin. Bunların Abant Platformunun yanında birde “Ortak akıl” toplantıları vardır. İşte bu toplantıların birinde, akıllının biri, “Kürt sorununda Kemalistler sorumlu” diyebiliyor. Ülkede estirilen terörde Kürtçülerin ve PKK’nın hiç suçu yok ama. İşte bölücü zihniyet böyle işliyor. Zaman, Türk milliyetçilerine saldırıyor PKK’yı bile haklı ve meşru gören, neyi muhafaza ettikleri bir türlü anlaşılamayan muhafazakarlarımız, Asker düşmanlığı yaptığı gibi Türk milliyetçiliği düşmanlığı yapmakta ve Türk milliyetçiliğine saldırmakta sakınca görmemektedir. Ayrıca Fethullahçılar bu ülkede adı ister ulusalcı olsun, ister millici veyahut Türk milliyetçisi olsun herşeye düşmandırlar. Zaten Fethullah ne diyordu Amerika’dan: “Ulusalcı dalgayı aşmalıyız”. Ergenekon operasyonu da “Ulusalcı dalgayı” aşma operasyonlarından biridir. O nedenle Kürtçülere ve bölücülere “hoş görüyle” yaklaşanlar Türk milliyetçilerini yaftalamaya devam ediyor. Bunlardan en çarpıcısı ise şu haber: “PKK ile Ulusalcılar aynı çizgide buluştu amaç Türkiye’nin AB üyeliğini engellemek”. Hasan Cemal denen dönme dolap beygirinin sözlerinden yola çıkarak zatı muhteremlerimiz bu haberi yapmışlar. Bu ülkede PKK ile aynı çizgide buluşan, “dinler arası dangalozluk” yapan ve “hoşgörü” adı altında ortaya çıkan Allahsızların olduğunu merak etmeyin Türk milleti çok iyi biliyor. Onun için “dangalozluğun” alemi yok. Bir başka kendini bilmezimiz de “Ulusalcılar milli çıkarları tehdit ediyor” demiş. Sevsinler seni. Ya şuna ne demeli “Ulusalcılar Türkiye’yi neden bölmek istiyor” demiş bir yazarımız. Sizden ala bölücü var mı bu ülkede? Yapmış olduğu bölücülük ile hiç de Mümtaz olmayan eski ülkücü bozuntusunun eline kimse su dökemez. Mümtaz “Türkometre” vakti zamanında bizim Türk milliyetçiliğimizi beğenmezlik etmişti. Geçmişinde çok milliyetçiydi ya aklı sıra bize ders vermeye kalkıyordu. Ona son sözümüz şu: Senin gibi ne olduğu belli olmayan ümmetçiden milliyetçilik dersi alacak değiliz, hadi başka kapıya. Bu tarz başlık ve yazıları ancak ve ancak “yafta yapıştırmakla” ünlü, kese kağıdı olarak bile kullanmayacağınız Zaman adlı paçavra gazetesinde okuyabilirsiniz. Hani siz biliyorsunuz da biz sadece hatırlatalım dedik.
|