02.03.2009/Sayı:226
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Yön
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okur Mesajları

Okur Mesajları

Öncelikle sizleri kutluyorum, Türk halkına konu ancak bu kadar net anlatılabilirdi. Bu konuda bıkmadan usanmadan çalışmak, anlamak ve anlatmak zorundayız. Bugün Ermeni katillerin Hocalı’da yaptıkları soykırımın 17. yıl dönümü, orada yapılanlar ve her yönüyle belgelendirilen kıyımlar, 1.Dünya Savaşı yıllarında Ermeni Katillerinin yaptıklarının bir aynası değilmidir?

Yakup Bulut, Adana


Merhaba Türksolu ailesi... TÜRKSOLU’nu severek okuyorum, yüzbinlercemizin düşüncelerini haykırıyor çünkü. Emperyalizmi, faşizmi; korku imparatorluğunu hep beraber yıkacağız! Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

Muhammet Acar, İstanbul


Sayın Özgür Erdem;

Tayyip’in şovunu tüm dünya gülerek seyrederken bizim bakar kör duyupta sağır halkımız onu bir anda kahraman ilan ediverdiler. Birde şöyle düşünelim, bütün Müslüman Ortadoğu halklarının antipatisini ve nefretini üzerine çeken Amerika artık hem Ortadoğu halklarına hem de Türk halkına inandırıcığını kaybedip nefretini kazandı derken birden bire birkahraman doğuyor, bu kahraman öyle bir kahraman ki, bir anda bütün Ortadoğu’da ve kendi ülkesinde hayranlıkla izleniyor ve hatta halife olmasını bile önerenler oluyor. İşte burada bizim kahramana yeni yeni görevler düşüyor. Ne mi? Tabi ki efendilerinin Ortadoğu halkları ve Türkiye üzerindeki hesapları sekteye uğramadan devam etsin. E tabi ki bizim kahramanımız bu secim sürecinde de halkımızı özlemini çektiği kahramanlık edasıyla uyutuyor. Bizim emitasyon solcularımız, devrimcilerimiz, sosyal demoratlarımız yolunu şaşırmış dana gibi dolaşsınlar. Yarın çok geç olacaktır. Daha çok Denizleri Mahirleri arayacağız.

Ali Avcu, İstanbul


Bizim sesimiz, düşüncelerimizin sesi, baskılara boyun eğmeyen, emperyalizmin karşısında duran büyük devrimci dergi TÜRKSOLU!

Ali Doğan, İstanbul


Türkiye üzerinde oynanan oyunların içeriği yıllar öncesinden planlanmaya başlamıştı. Atatürk’ün ölümünün ardından CHP’nin pratik oluşturma gayretinde vurdumduymaz tavırlar sergileyip, sosyolojik analizde detaylı bir çalışma yapmayışı; önce demokrat olmayan, Demokrat Parti’yi doğurdu. Stratejik, jeopolitik vesaire ulusumuzun her alandaki konumu vicdandan mahrum işbirlikçilerle yönlendirildi. Menderes’i silmek ne kadar zor olduysa da, onun bıraktığı izlerin silinmemiş olması; geniş halk kitlelerini biçimlendirmede safkan kemalistleri pasivize edecek kadar belirginleşti. Mecburen gerçekleştirilen 60 ihtilalinin mühim faydası, anayasadaki şeffaflık olsa da zaman içinde ordunun homojen yapıdan uzaklaşması, özgünlükten kitle hareketine geçiş yapan sol grupları sindirmek için bahane mahiyeti taşıdı.

Yazınsal değerlerin sinyalini vererek, cumhuriyet paydalarından uzaklaşıldığını farkettiren dönem solcuları duyarlı bir teşkilat girişimine hazırlanırken, kah kendi içinde ayrışmalar yaşadı, kah zaman ve mekan kavramlarını çözünsel bazda irdelemeyerek hatalara düştü. İşte bu durum sözde alternatif diye lanse edilen merkez sağ kisvesinin işine yarayarak muhafaza ve huzur kavramlarıyla pekişti. Akabinde ise koşullar ne olursa olsun çatışma kelimesine bile tahammülü kalmayan vatandaşlarda umut olan, Demireller, Erbakanlar prim yaptı. Dünyadaki gelişmelerden etkilenen devrimci çabalar heyecan içinde filizlenmeye ve yankı bulmaya başladığı andan itibaren, devletin sopası Tanrılaştırıldı ve karalama kampayanları başlatıldı.

Dış desteğide arkasına alan sağ iktidarlar parlamentoda sıkışan ve yeni yeni sosyal demokrat yapıya ısınmaya başlayan CHP’yi özgünlüğünden uzaklaşarak gördüğünde ise kurnazca kültür edebiyatı yaptılar ve kültürel normlardan palazlanarak sandık aşkına büründüler. Sol geniş kapsamlarda isim arayışına başlarken, sosyalistler, komünistler hatta silahlı fraksiyonlar meydana çıktı. Öyleydi böyleydi derken, planlar aksi yönde işleme koyuldu ve de karşıdevrim sinsi sinsi gayesine ulaştı.

Darbeler, bozgunlar, bölünmeler derken 80 darbesi bireyi kendin için yaşa modeline sokmayı başardı. Zamanla da kedilerine dinci ve sermeyadar finans yaratarak Türkiye’yi içine düştüğümüz girdaba düşürdüler. Ancak milenyumun eşiğine geldiğimizde daha da iyi anladık ki, ülkenin durumu artık çok vahim bir hal almıştır.

Demokrasi sandıklara indirgenecek kadar serbest bırakıldığı zaman kötünün senaryosu galip gelmeye devam edecek. Zira seçimlerde ne hukuk var, ne de etik. Hukuk guguk olmuş, etik de yırtık çetik.

Partilerin çoğunda adam kayırma ve koltuk sevdası saptanırken medya ve basın parası peşin kırmızı peşin tarzında koşturuyor. Böylesine bir dönemde Atatürkçü yapılanmayı bu ülkenin yurttaşlarıyla birlikte tabandan tavana geçiş fikriyatıyla, yerelden genele tüm gayretimizle yaymak, tüm ayrıntıları göz önünde bulundurmak, yavaş yavaş hedefe koşmak boynumuzun borcu.

Bunu yaparken gerçek tarihin kahramanlarını, aynı zamanda yakın tarihin aymazlarını delillerle sunup yurttaşlara anlattığımız takdirde iyi niyetli yurtseverleri tek bir çatı altında toplamak ütopya değil; reel bir amaçtır.

Bunun içinde çoğunluğu ABD karşıtı olan halkımızdaki ortak paydaları semt semt, mahalle mahalle bütünleştirmek adına emek harcayacağız.

Devrimci Partinin kurtarıcı yönünü titizlikle ve süre zarfını düzenlice kullanarak açıklayabiliriz. 5-6 aydır yazılarını takip ettiğim TÜRKSOLU’na yakınlığımı içten içe büyük bir heyecan besleyerek hissediyorum. Yolumuz açık olsun...

Gökhan Gürgan, İstanbul


Atatürk solcularına ihtiyacı var bu ülkenin; katıksız, karşılıksız, gerçekten vatan, millet, halk, özgürlük aşkına halkı biraraya getirecek. Atatürk solcularına ihtiyacı var bu ülkenin; halkı aydınlatacak bu uğurda maddiyat gözetmeyecek ama özveriyle halkın gönül rızasıyla besleyeceği. Atatürk solcularına ihtiyacı var bu ülkenin; halkına güvenecek, halkından gücünü alacak, halkı üç-beşten başlayarak sabırla milyonlara ulaşana dek bilinçlendirip onun gücüyle vatana sahip çıkacak. Yoksa halk yeterince sömürülüyor maddi ve manevi olarak...

Nalan Yektürk, İstanbul


Gazeteyi okurken ne kadar da utandım kendimden anlatamam. Ben uyuyormuşum. Bizi nasıl uyutmuşlar yeni yeni anlıyorum. Ben bir üniversiteliyim ama bu konularda bilgilenmek istiyorum, öğrenmek istiyorum.

Hatice Sever, Kahramanmaraş


İktidar partisi sözümona çeteleri çökertmek adına uydurdukları Ergenekon terör örgütü masalını ortaya çıkarmak adına bu ülkeye gönül vermiş tüm aydın insanlarımızı, askerlerimizi gözaltına alarak korku imparatorluğu yaratma peşinde. Ne yazık ki, halkımızın bir kısmı adeta afyon yutmuş gibi bu duruma tepkisiz kalmış, hatta ve hatta bu masala inanmıştır. Işte bu vatandaşlarımızı uyarmak, bilinçlendirmek ve verecekleri oylarla tepkilerini göstermelerini sağlamak adına birşeyler yapmak gerekiyor. Sizi bu konuda kalben destekliyorum. Çevremdeki arkadaşlarıma varlığınızı bildirmek ve onları bilinçlendirmek adına elimden geleni yapmaktan da mutluluk duyarım. Sevgi ve saygılar.

Cengiz Yavuz, İstanbul


Öncelikle şunu söylemek isterim, düşüncelerime tercüman olan bir dergi TÜRKSOLU. Ben Sivas doğumlu Türkmen Alevisiyim. Küçüklüğümden beri Atatürk sevgisini ailem sayesinde yoğun bir şekilde yaşarken, yaşım ilerledikçe kedimi sorgulamaya başladım; ben acaba gerçek atatürkçü müydüm ya da Atatürkçü olmalı mıydım? Evet kesinlikle Atatürkçü olmalıydım. Ve bir çok sebepten dolayı iliklerime kadar Atatürkçüyüm, iliklerime kadar milliyetçiyim, iliklerime kadar devrimciyim. Bir diğer konu ise ben Atatürkçüyüm diyen ben milliyetçiyim demek zorunda. Çoğu Atatürkçü milliyetçiliğin ırkçı bir tavır düşünce olduğunu savunuyor. Hayır kardeşim; kendini kandırma! Ya Atatürkçü değilim diyeceksin ya da Atatürkçüyüm deyip, milliyetçi olup, yüksek Türk onurunu yaşayacaksın.

Murat Koçyiğit, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Yahu nerede Gazze’ye gitmek nerede savaşmak... Benim en çok merak ettiğim, gecenin saat 3’ünde o kadar kalabalığı nereden Atatürk hava limanına topladılar. Önceden belli midi bu hareketi yapacağı? Ben bir esnafım ve borçlarım yüzünden canıma tak etti.

Bunların çocukları, damatları yeter bu memlekete. Onlar 15 yaşında 20 yaşında hepsi işadamı maşallah. Peki benim durumum ne olacak?

Ahmet Kurmuş, Adana


Sayın Özgür Billur;

Partinin birkaç yıl içinde içine düştüğü çelişkiyi yeterli sayıda ve nitelikte örnekle açıklamışsınız. Bu yazıdan dolayı sizi tebrik ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum.

Barış Narin, Balıkesir



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi iletmek için lütfen yazınız

Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı

ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe