02.03.2009/Sayı:226
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Yön
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Serap Avcı

Mümtaz’er’in ‘küçük Türkiye’ hayali

Milliyetçilik Türkiye’yi küçültüyormuş!

Tayyip Erdoğan’ın Davos çıkışıyla başlayan yeni Osmanlıcılık tartışmaları devam ediyor.

Yeni Osmanlıcılıkla kastedilen; Türkiye’nin Osmanlı dönemindeki gibi geniş bir coğrafya ve güçlü bir devlet geleneğine yeniden kavuşturulmasıydı...

Oysa bu Yeni Osmanlı uydurmasının temel amacının cumhuriyet ve ulus devlet rejiminin zayıflatılması ve tasfiye edilmesi olduğunu belirtmiştik geçen sayımızda... Yeni Osmanlıcılık Türkiye’yi küçültme oyununun bir planıydı..

Zaman gazetesi yazarlarından Mümtaz’er Türköne’nin “‘Küçük Türkiye’ milliyetçiliği” başlıklı yazısı tam da bu tezlerimizi doğruluyor.

Türköne’nin milliyetçiliğe saldırmanın teorisini yaptığı yazısı şöyle başlıyor:

“Sevres’te İç Anadolu Bölgesi ile sınırlı bir ‘Türk vatanı’ öngörülüyordu. ‘Küçük Türkiye’ milliyetçiliği ile aynı sonuca varacak dar ve karanlık bir yolda inatla yürüyenleri kastediyorum. Düşmanlar üreten, nefret kusan, çevreye öfkeyle bakan hastalıklı ve kompleksli bir milliyetçilik türü bu.”

Kısacası milliyetçilik Türkiye’yi küçültüyormuş!..

Bugüne kadar Sevr’in paranoya olduğunu söyleyen bir güruhun başını çeken Türköne, şimdi milliyetçilikle Türkiye’nin Sevr haritasındaki haline döneceğinden bahsediyor.. AB yasaları geçerken; Kürdistan’ın temelleri atılırken, Kıbrıs’ı verirken özgürlük, demokrasi, çağdaşlık nutukları atan düzen çığırtkanları, şimdi milliyetçiliğin Türkiye’yi küçülteceğini söyleyerek bizi kandırmaya çalışıyorlar..

Acaba kırmızı çizgilerimizi de milliyetçiliğimiz yüzünden mi kaybettik..

Mümtaz‘er’den milliyetçilik dersi

Ama durun! Yazının devamında ülkü ocaklarından yetişen ve Türkeş’in MHP’sinin önde gelen faşistlerinden Türköne bize milliyetçilik dersi de veriyor:

“Milliyetçilik, savunmacı bir ideoloji. Sadece savaş şartlarında iş görebiliyor. Duygularla bir direnç hattı oluşturuyor.”

Doğru, milliyetçilik bir savunma ideolojisidir, bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinde ulusun emperyalist saldırıya karşı kendini ortaya koyma ve savunma ideolojisidir. Sömürgeciliğe karşı ulusal direnişin ve dirilişin ideolojisidir.

Bunun için önce Sevr koşullarına nasıl gelindiğine bakmak gerekir. Dış borçlar ve savaşlarla sürekli zayıflayarak, adım adım toprak kaybetmiştir Osmanlı. Ve en sonunda Sevr antlaşmasıyla emperyalist ülkelerce paylaşılmış, işgal edilmiştir. Kaçınılmaz son olarak da İç Anadolu ile sınırlı bir avuç toprak parçasına mahkum olmuştur. Buna Türköne’nin tarifiyle “küçük Türkiye” değil, “küçük Osmanlı” diyebiliriz. Zira o zaman henüz Türkiye yoktur, Osmanlı vardır.

Milliyetçilik ise Türk topraklarında, 1919’da; Ulusal Kurtuluş Savaşımızla birlikte başlamıştır. Zaten var olan bir ulusun, Türk ulusunun kendini savunmak için Atatürk önderliğinde emperyalizme verdiği cevaptır milliyetçilik. Ve Sevr koşullarını bu milliyetçiliğimiz sayesinde ortadan kaldırdık. Batının bize bıraktığı Osmanlı artığını reddedip topraklarımızı geri kazandık; Atatürk milliyetçiliği ile bugünkü sınırlarımıza kavuştuk. Mümtaz’er’in kafasının almadığı şey bu; Misak-ı Milli ile Türkiye’nin toprakları genişlemiştir. Mümtaz’er, Türkiye’nin 1919’daki işgal haritasına bakarsa bunu görebilir.

Mümtaz’er bununla yetinmiyor, bir de Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını hedef alıyor. Zamanında Atatürk’ü kafalarındaki Turan politikasına uygun mücadele etmediği için eleştirenler; Atatürk’e karşı olmak için “Bütün dünya Türk olsun” söylemlerini dillerinden düşürmüyorlardı... Mümtaz’er’de şimdi bu yolda ilerliyor. Ama bu söylemi Atatürk’e maletmeye çalışarak. Oysa bu sözün Atatürk’le ilgisi yoktur ama Mümtaz’er bu projenin mimarları ile aynı gelenekten geliyor. Bu gerçeklere rağmen Atatürk milliyetçiliğini eleştirmek için geçmişte kendi savunduğu Irkçı-Turancı fikirlerin vereceği zararlardan bahsediyor. Atatürk hiçbir zaman “bütün dünya Türk olsun” dememiştir, “Ne mutlu Türk’üm diyene” demiştir.

Mümtazer’in yazısı şöyle devam ediyor:

“Türk milliyetçiliği, imparatorluk kültürü ile yoğrulmuş bu topraklara yabancıdır. Cumhuriyetin ulus devlet projesi ise bir mecburiyettir. Bu projeyi gerçekleştirmek için seferber edilen milliyetçi tezlerin çoğu abartı ve uydurmadır... Amaç 5000 yıl öncesini referans alarak yeni bir ulus devlet tarihi inşa etmektir.

Evet tam da 5000 yıl öncesinde var olan Türk yazılı belgeleri Türk ulusunun köklerini ortaya koyar. Türk ulusu emperyalizme karşı milliyetçi mücadeleyle birlikte ulus devleti yaratmıştır. Yani Mümtazer’in uydurma dediği “ulus devlet projesi” aslında tarihin ta kendisidir. Yani Türk Milleti Atatürk’ün ortaya çıkardığı ulus bilincinde birleştiği için Sevr’i yırtıp bu vatanı, bu ulus devleti kurdu; Misak-ı Milli sınırlarını çizdi. Bu ülke, bu devlet Atatürk milliyetçiliği sayesinde kuruldu. Yani durum Mümtazer’in dediğinin tam tersi..

Türk’ün Olmadığı Bir Türkiye

Tabi Mümtazer’in milliyetçilik anlayışı oldukça geniş (!). Tıpkı üç kıtaya yayılan Osmanlı gibi. Zira Türklere “en fazla Osmanlı kadar Türk olabilme” hakkı biçiyor. Mümtazer’in kastettiği şey de budur; Türklüğün, Türk’ün olmadığı bir Türkiye. Bu millete Türklük bilincini veren Atatürk’ün olmadığı bir Türkiye... Mümtaz’er tam yüzyıl geçmişte kalan fikirleri, akımları bize yeni şeylermiş gibi anlatmaktadır..

Yazının son bölümünde ise Türkiye’nin tıpkı Osmanlı’daki gibi bulunduğu coğrafyada ahlâki önderlik rolünü üstlenmesi gerektiği öne sürülüyor. Burada karşımıza orijinal bir buluş ortaya çıkıyor; ahlâki önderlik!

Ahlâki önderlikten kastedilen Osmanlı’nın son dönemindeki hilafet makamının “ahlâki” önderliği. Bu önderlik geçmişte İngiltere’nin bölgesel çıkarları için basit bir piyon olmaktan öte bir şey değildi. Şimdi bize biçtikleri rol yine aynı. Ama bu kez “ahlâki” önderlik yine bize düşerken siyasi, askeri, ekonomik her türlü liderlik ABD’nin olacak.

Evet tüm bu çevrenin amaçları cumhuriyet rejimini tasfiye edip yerine ümmete dayalı Kürt-İslamcı bir düzen getirmek. ABD ve AKP’nin kontrolünde bir ülke yaratmak. Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan’ın kurulduğu bir ülke. Sevr haritasındaki Anadolu’ya ne kadar da çok benziyor değil mi... Bu isteklerini bize kabul ettirmenin yeni yolu olarak da yeni Osmanlıcılık gibi bir o kadar eski, yapay ve dayanaksız projelerini devreye sokuyorlar..

Ancak Türkiye bu projelerin; batının ve işbirlikçilerinin biçtiği tüm rollerin üstesinden geldi Atatürk önderliğinde. Ve bu ülkenin temellerinde Atatürk milliyetçiliği vardır, bunu sarsmaya da kimsenin gücü yetmez.

 


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi iletmek için lütfen yazınız

Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı

ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe