Kaybeden Filistin
kazanan Tayyip ve İsrail
Davos şov
Davos zirvesine katılan Tayyip, burada kendi talebi ile düzenlenen “Ortadoğu’da Barış” adlı Konferansta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e, “Siz insan öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” gibisinden sözde sert çıkarak oturumu terk etti. Gündem şimdilerde Tayyip’in sözde resti ile meşgul. İşin ilginç yanı ise Davos’ta birçok görüşme ve toplantısı olan Tayyip’in, hazırda bekletilen uçağına atlayarak Türkiye’ye dönmesidir.
Yerel seçimler yaklaşırken Tayyip’in Davos’ta kendi isteği ile düzenlenen konferansı terk etmesi ve hazırda bekletilen uçağına atlayarak Türkiye’de şova devam etmesi beklenenin üzerinde oy almasına neden olur mu bilemeyiz, ama bildiğimiz bir şey var. Filistin halkına zulmeden, kan döken, çoluk çocuk demeden katleden İsrail’e karşı olmadığı yönünde güvence vererek iktidara gelen dinci, Şeriatçı Tayyip’in, yarın yine Yahudi lobisinin çalışmalarıyla gitmeyeceğini kim garanti edebilir! Zaten Obama’nın Ortadoğu temsilcisi George Mitchell bölge turu kapsamından Türkiye’yi çıkarmış. Birde Tayyip Davos’dan Obama’ya akıl vermeye çalışıyor ama bilmiyor ki Obama Filistin’den, Türkiye’den değil, İsrail’den yana. O nedenle Obama İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırılar esnasında susmuştur.
Bakarsınız Tayyip yolcu olmamak için yarın tekrar Yahudi lobisine yaranmaya çalışır. Yapar mı yapar. Öyle ya, 2001 yılında İsrail’in yeni atanan Ankara Büyükelçisi David Sultan ile görüşen Tayyip, yeni politikalarının “ABD ve Siyonizm karşıtlığına oturmayacağı” yönünde söz veriyordu. İçeriye oynamakta yarar gören Tayyip, bu sözünü çok çabuk unutmuşa benziyor.
Kaldı ki, bugün Tayyip’in Davos’ta eleştirdiği İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Cumhurbaşkanı olmadan önce İsrail İşçi partisi başkanıydı. Tayyip ve AKP için ise Peres, o yıllarda: “Türkiye’de AKP’nin iktidarda olması hem İsrail için hem de dünya için çok büyük fırsattır. AKP’ye ve Tayyip Erdoğan’a hayranız. Teşekkürlerimizi iletiyoruz” diyordu. (TÜRKSOLU, 07.08.2006, sayı:113 )
Yine, İsrail’de temaslarda bulunan AKP milletvekilleri o yıllarda Şimon Peres’e Türk lokumu hediye ediyor buna cevaben Peres: “Ne gerek vardı, zaten sizin partiniz Türk lokumu” diyordu. Hey gidi günler hey. Nereden nereye…
Acaba yine biz mi yanlış hatırlıyoruz İsrail’in Lübnan’a yapmış olduğu saldırının ardından Peres, Mecliste konuşma yapmak üzere Türkiye’ye Abdullah Gül’ün davetlisi olarak davet edilmedi mi? Yine hatırlanırsa İsrail ile Lübnan arasında yapılan savaşın simgesi “mavi emzikli ölü bir bebek” olmuştu. Madem Tayyip insanların öldürülmesine karşıydı o zaman niye Peres’e tepkisini koymamıştır ve niye elini sıkmıştır? Eğer gücünüz yetiyorsa İsrail ile olan askeri ve ticari antlaşmaları feshedin diyeceğiz ama bu iş yürek ister, işte o da Tayyip’te yoktur. Madem emperyalizme, sömürüye karşısınız (!) o zaman emperyalist İsrail’e akan para akışına karşı olunda görelim.
Ama olamazlar. Tayyip karşı olamayacağı gibi yalakaları da karşı olamaz. İçeride kara partiye destek veren yalakalar, İsrail ürünü alarak İsrail’e destek vermeyin diyor, ama kara partinin İsrail ile yapmış olduğu antlaşmalarla İsrail’e kazandırdığı paralara ses çıkarmıyor. Sonrasında ise “Davos fatihi” ve “Osmanlı tokatı” gibi başlıklarla AKP şakşakçıları yalakalığa devam ediyorlar.
6 yıllık iktidarında dış politikada hiç de onurlu bir davranış sergilemeyen kara parti, sanki onurlu bir davranış sergilemiş gibi ortam yaratılıyor. Oysa Davos’ da basına yapmış olduğu açıklamalarda Tayyip ilk önce: “Gazze ile ilgili kızgınlığım İsrail hükümetine yönelik, Yahudilere değil” diyordu. Ama sonrasında Tayyip, Peres ile telefon görüşmesi yapmış. Peres’in bu telefon görüşmesiyle ilgili açıklaması şöyle: “Türk Başbakanı hareketinin Peres’e değil moderatöre yönelik olduğunu vurguladı” diyor. Tayyip, Peres’e kızmamış moderatöre kızmış. Sonrasında ise ben Tayyip’den özür dilemedim diyor. Peki, kim doğruyu söylüyor? Hani insanın aklına gelmiyor değil; danışıklı bir dövüş mü yapılıyor!
Evet, ne dik duruş ama Tayyip’in yaptığı konuşma ve açıklamalar birbirini tutmuyor. Zaten Tayyip bu işleri hep böyle yaparak götürmüyor mu? Ondan sonra “yok ben öyle demedim; yok böyle demedim”. Ne dedin öyleyse?
Tayyip’in geçmişteki insanlığı
ve dik duruşları!
İktidara geldiği ilk yıllarda Filistin halkına acımayan kara parti (AKP), 1 milyondan fazla insanın öldüğü Irak halkına da acımıyordu. Tayyip’in o yıllardaki danışmanı Cüneyt Zapsu, “Irak konusunda biz Amerikalılara destek olmalıyız. Karşılığında Kıbrıs ve Filistin sorununda Amerikalıların desteğini de istemeli” diyordu (Cumhuriyet, 31.01.2003). Irak konusunda destek olundu ama karşılığında tabii doğal olarak Filistin ve Kıbrıs konusunda yeterli destek alamadılar.
Ama Tayyip, Irak konusunda danışmanı Zapsu gibi ABD’den yana tavır almaya uygun görüyordu. ABD ile savaş pazarlığını sürdüren Tayyip, daha önce “Dolar pazarlığı yapmıyoruz” diyordu ama sonrasında ise “Ben, ülkemin kasasına ne girer buna bakarım. Gerektiğinde tabii onun pazarlığını da yapacağım” diyordu. Buna ek olarak da Cemil Çiçek, “Dahil olmadığımız bir işten dolayı zarar görüyorsam ve göreceksem ve ABD’yle pazarlığa girmezsem bu ahmaklık olur.” diyor. (Cumhuriyet, 23.02.2003)
Madem Tayyip insanların öldürülmesine karşıdır, bu tepkisini 40 bin insanımızın ölümüne sebep olan PKK’ya niye göstermemiştir? Şehit ana ve babalarını “Kelle” anası ve babası yapan Tayyip değil miydi? Yine şehit anasını kastederek “baktım ki, telefonda açıklamalar, komutanların yakasına sarılmalar. Şimdi telefonda aynı durumla ben de karşılarsam bunu mu dinleyeceğim yani?” diyerek eleştiren Tayyip, acılara hiç de duyarlı değildi. İşte bu Tayyip şehit anasının acısını paylaşamıyor ama Filistin’de ölen insanların acısını paylaşıyor. (Cumhuriyet, 07.09.2006) “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözleri de cabası. İşte Tayyip’ in profil’i budur. Türk örf ve ananelere saygısı olan sözde muhafazakarımız. Aman da aman sevsinler seni…
Tayyip gerçekten acılara duyarlı olsaydı, insanların öldürülmesine karşı olsaydı 2006 da çıkarmak istedikleri terörle mücadele yasa tasarısında 40 bin insanımızı katleden terörist Öcalan’a af getiren maddeyi ileri sürmezdi. Bu maddeyi kimin koyduğu yönündeki CHP’nin eleştirisine “Hükümete ispiyonculuk yakışmaz” diyerek cevap vermezdi (Cumhuriyet, 03.05.2006). Herkesin bildiği gibi ispiyonculuk suçüstü yakalandığınız bir işte sizi gammazlayanın yaptığı işe denir. Belli ki Tayyip suçüstü yakalanmış da onu itiraf ediyor.
Yine biz mi yanlış hatırlyoruz, 40 bin insanımızın katili PKK’yı masaya çağıran Tayyip değil miydi? Ama Tayyip, siz insan öldürmeyi çok iyi bilirsiniz, diye sözde serzenişte bulunuyor. İsrail insan öldürüyor da, PKK ne öldürüyor? Ama Tayyip geçmişte de duyarsızdı. Hazırlatmış olduğu Kürt raporunda: “PKK ile devlet çatışmasında devlet safında görünmemeliyiz” diyen Tayyip değil miydi?
PKK’nın öldürdüğü insanımıza üzülmeyen, ağlamayanlar sözde Filistin’de öldürülen insanlara ve çocuklara ağlamışlar!
Tayyip’in partisi 6 yıldan fazla zamandır iktidardadır, muhafazakar bir partiyiz diye yola çıkmıştır ama bu milletin örfüne ve ananelerine ters tavır içinde olmuştur. Geçmişi geleceği için referans olan birinin şimdi Filistin halkı için üzüldüğüne inanalım mı? Kara partinin iktidarda olduğu 6 yılda da zulüm uygulanıyordu Filistin halkına, o zaman niye ses çıkarmadınız, diye sorarlar adama.
BOP ölü mü doğdu?
Ortadoğu’da bunca yıl yapılan zulme ses çıkarmayan Tayyip, birde eş başkanlığa soyunuyordu. Bunu da sanki iyi bir şey gibi sunuyordu. Bu yönde yapılan eleştirilere de çok bozuluyor, her haliyle belli ediyordu. Ama o sürekli olarak savunmaya devam ediyordu. Ve şöyle diyordu: “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var. Biz Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlarından birisiyiz. Bu görevi yapıyoruz” diyordu. Hatta bu kapsamda Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir diyordu. Bush dönemi bitip Obama dönemi başlayınca da bu sefer Tayyip, “Doğmadan ölmüş bir projedir” demiş. Yani ölü doğdu demiş. Tabii Tayyip bu görevi kimin verdiği ve içeriğinin ne olduğu konusunda kamuoyuna çok bilgi vermiyordu.
Biz biliyoruz ki, BOP partiler ve kişiler üstü bir projedir. Bir başkası geldi diye rafa kalkacak bir proje olmadığı gibi yıllar öncesinden planlanmış bir projedir. O nedenle ölü doğmaz. Kaldı ki, Ortadoğu’da bunca zulüm de bu proje nedeniyle yapılmaktadır. Bu projenin içinde büyük Kürdistan olduğu gibi büyük İsrail devletinin kurulmasının da planı yapılmaktadır. O nedenle BOP aynı zamanda büyük İsrail devleti demektir. Aslında Tayyip BOP ile Büyük İsrail’in kurulması için eş başkanlık yapmıştır. İşin özü budur.
Ölü doğdu diyerek günahını saklamak istenen Tayyip, binlerce insanın kanı üzerine bulaştığı için gizli ilişkisinin günahını çıkartmaya çalışmaktadır ama nafile çabalardır.
BOP ölü mü doğdu, yoksa yakında doğacak mı göreceğiz. Ama en önemlisi Buşh gibi bir şahin yerine Obama gibi bir güvercinin geldiğini zannedenler yanılıyorlar. Tabii ilerleyen günlerde bunu da göreceğiz.
Nedense kaybeden
hep Filistin halkı oluyor
Şehitleri istismar ederek siyaset yapmayın diyen Tayyip, bu sefer kendisi ölen Filistinlileri istismar ederek rant elde etmeye çalışmaktadır. Tabii normaldir, Tayyip kendine Müslüman olduğu için ona her şey mubahtır.
Ama olan Filistin halkına oluyor. Kazanan ise Tayyip ve İsrail. Filistinli çocuklar öldükçe Tayyip daha çok istismar malzemesi bulmaktadır. Yani burada bir doğru orantı söz konusudur. Zaten bu zamana kadar ölen Filistinlilere sözde sahip çıkıp, bunun ranta çevirip, yiyen hep Şeriatçılar olmuştur. Onun için buradan Tayyip’in nemalanması kadar doğal bir şey yoktur aslında. Çünkü kendi Şeriatçı tabanını korumak ve güvenini kaybetmemek için bu çıkışları ara sıra yapmak zorundadır.
Fakat hiçbir Şeriatçı da çıkıp madem bu konuda samimi isen İsrail ile yapmış olduğun antlaşmaları feshet diyemiyor. Ama Filistinliler ölmeye devam ediyor, ölmeye devam ettikçe yapılan antlaşmalarla para kazanan İsrail olmaktadır. Oy kazanan da Tayyip olacaktır haliyle!
Hem insanların ölümüne vesile olacaksın hem de ölen insanlar üzerinden oy kazanmaya çalışacaksın. Oh ne güzel ya… Şeriatçılara bak. Ama bir gün bu dökülen kanların hesabını veremez duruma gelirsiniz. İşte o zaman bu halk yapmış olduğunuz çirkefliğin hesabını sorar.
Ağzından düşürmediğin “Medeniyetler arası diyalog” ve “Kültürler arası diyalog” diye diye binlerce insan ölmeye devam etti, ama sen yine pembe tablolar çizmeye devam ettin. Madem ortada vahim bir durum vardı. Emperyalist İsrail, insanlara zulmediyordu o zaman bu gerçeği niye ifade etmiyordun? Niye Yahudi cesaret ödülünü kabul ediyordun?
Zaten Davos’da Tayyip’in Tevrat’tan ayetler okuması gözümüzden kaçmadı. Boşuna dememişler; körle yatan şaşı kalkar diye!
Ama bu yatıp kalkmalarda çok oluyor yani…
|