09.02.2009/Sayı:223
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

Tayyip Altan’ı ödüllendirdi

Tayyip Erdoğan, Çetin Altan’a ödülünü verirken.

Tayyip Erdoğan, Çetin Altan’a ödülünü verirken.

Tayyip, geçtiğimiz hafta Çetin Altan’a Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü takdim etti. Aya İrini’de düzenlenen törende gerek Tayyip gerekse Ertuğrul Günay yaptıkları konuşmada Çetin Altan’ı yere göğe sığdıramadılar.

Geçtiğimiz yılın son ayında Abdullah Gül’ün Yaşar Kemal’e Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü takdim etmesinden sonra bu seferde Tayyip yine bir eski tüfeği ödüllendirdi.

Tayyip’in Altan’a verdiği ödül daha günler öncesinden konuşulmaya başlanmıştı. Günlerce gazetelerde Tayyip’in ödülü Altan’a vereceği yazılıp çizildi. Altan’ın 50 yılını yazıya verdiği, Tayyip’in bu ödüle Çetin Altan’ı layık görmesinin ne kadar anlamlı olduğu, devletin artık aydınlarıyla barıştığı gibi şeyler birbiri ardınca tekrarlandı. Tabi bu tür bir Tayyip propagandası ve Altan parlatması ödül töreninden sonra da devam etti.

Zaten Ertuğrul Günay’ın ve Tayyip’in törende yaptıkları konuşmalyar da bu minvaldeydi. Ertuğrul Günay yaptığı konuşmada “Kırk yıl önce parlamentoda çoğunluğu oluşturan iktidarın başbakanının parmak işaretiyle sayın Çetin Altan neredeyse linç edileyazmış. Bugün parlamentoda sadece çoğunluğu oluşturan değil milletin yüreğinde ve parlamenter çoğunluğu oluşturan bir iktidarın Başbakanının elinden Çetin Altan bir teşekkür belgesi alıyor bu Türk demokrasisinin güzel bir gelişimi” diyerek aslında ödülü Altan’a değil Tayyip ve AKP hükümetine vermiş oldu bir anlamda.

Günay’dan sonra söz alan Tayyip ise, “Bu ödülün Türkiye semasında renkli bir gökkuşağı olan değerli yazar, romancı, siyasetçi, gazeteci Çetin Altan’a verilmiş olmasından memnuniyet duyuyorum” sözleriyle başladı konuşmasına. Tayyip’in konuşmasındaki en dikkat çekici bölüm ise kuşkusuz şurasıydı: “Evet, eleştirel akıl olmadan, eleştiriye tahammül olmadan yol alamayız, söz olmadan, yazı ve fikir olmadan uygarlık iddiamızı gerçekleştiremeyiz. Farklı düşünmek asla birbirimizi anlamaya, en azından anlama çabasına mani olmamalıdır. Demokrasinin temeli tahammül duygusudur, eleştirel aklın, farklılıklar arasında diyaloğun geçerli olmasıdır, her türlü düşünceye saygı duyulmasıdır. Bugün mutlulukla ifade ediyorum ki, Türkiye artık ne Çetin Altan’ı 300 kez mahkeme kapılarına çağıran ve düşünceyi mahkûm eden bir Türkiye’dir, ne de Nazım Hikmet’i 12 yıl boyunca hapishanelerde tutan Türkiye’dir.”

Tayyip’i tanımasak ya da Türkiye’de değil de Patagonya’da yaşıyor olsaydık belki Tayyip’e inanabilirdik. Ama ne yazık ki, Türkiye’nin gerçekliği Tayyip’in anlattığı gibi değil.

“Eleştirel akıl olmadan, eleştiriye tahammül olmadan yol alamayız” diyen Tayyip’e de bakın hele. Sanki Türkiye’deki gelmiş geçmiş başbakanların içinde en tahamülsüzü o değilmiş gibi nasıl da rol yapabiliyor.

Bir de her türlü düşünceye saygı duyulmasını umut ettiğini söylüyor konuşmasında.

Ona kendi deyimiyle “Sevsinler seni” diyoruz. Önce sen bir düşünceye saygılı ol, eleştiriye tahammül etmeyi öğren, düşünceye bir saygı duy ondan sonra konuş. Yazar-çizer kesimiyle en çok mahkemelik olan adam kalkmış bize eleştiriye tahammülden bahsediyor. Kendisi veya partisi hakkında olumsuz bir haber yapan gazeteye karşı en hafifinden boykot çağrısı yapan Tayyip, zaman zaman da gazete sahiplerine gazetelerini kapatmalarını tavsiye ediyor. Yazarlara ve çizerlere açtığı davaların dosyaları ise kendi boyunu geçmiştir herhalde.

Çetin Altan için ise söyleyecek fazla birşey yok. Aslında Tayyip’ten ödül kabul eden biri için söylenebilecek iyi bir şey yok. Ödülü alırken yaptığı konuşmasında “yazıya ihanet etmediğini” söylüyor ama Çetin Altan yıllar önce pek çok şeye ihanet etmiş bir adamdır. Yani devletin muhalif aydınıyla barıştığı falan da yoktur aslında. Çünkü ödülü alan muhalif aydın değildir. Sen bir zamanlar uğruna mecliste lince maruz kaldığın davaya ihanet etmişsin yazıya etmesen kaç yazar?

Bence Tayyip, Çetin Altan’a Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün yanında bir de Üstün Hizmet Madalyası versin. Ne de olsa bugün AKP’yi en çok savunan Ahmet ve Mehmet isimli iki de “hayırlı” evlat yetiştirmiş.


Diyojen’ler karışınca

DiyojenKendini rezil etme konusunda bizim Tayyip kadar başarılı olan az bulunur herhalde. Her hareketi olay, ağzını her açışı ayrı bir skandal olan Tayyip, bu kez de tarih konsundaki bilgisizliği ile cümle alemi kendine güldürdü.

Geçtiğimiz hafta Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda partisinin Ankara adaylarını tanıtan Tayyip, burada yaptığı konuşmada öyle bir gaf yaptı ki, gaflar kitabı denen birşey varsa ona kapak olacak nitelikte.

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday göstermesinden sonra Tayyip’le Kılıçdaroğlu arasında inceden bir tartışma başladı. Kılıçdaroğlu’nun eleştirilerini Kadir Topbaş dururken bizzat yanıtlayan Tayyip, işi gücü bırakmış İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı gibi davranıyor.

Ankara’daki konuşmasında da Kılıçdaroğlu’na yüklenen Tayyip şöyle konuştu: “Çöpler kalktı mı kalktı. Susuzluk giderildi mi? Giderildi. Hava kirliliği kalktı mı? Kalktı. Bunlar hep bitti. Şu anda buralarda böyle bir sıkıntı yok. Ama şimdi bakıyorsunuz CHP İstanbul’a ithal bir aday koymuş. İstanbul’da çamurlu sokak arıyor. Herhalde inşaat şantiyesinde dolaşıyor, ondan sonra da ‘Bak çamur burası’ diyor. İnşaat şantiyesine girersen çamur tabii. Şimdi yani böyle mercekle Romen Diyojen gibi dolaşılmaz. Buraların ne iken ne olduğunun tarihçesini bilse zaten buna da yüzü olmaz herhalde. Önce bakacaksın bu İstanbul neydi, ne oldu?”

Kılıçdaroğlu’nu İstanbul’un tarihçesini bilmememkle suçlayan Tayyip’e bir çift sözümüz var.

Tarih bilmeyen biri varsa o da sensin.

Nedenine gelince elinde mercekle dolaşan Romen Diyojen değil.

Zaten adamın elindeki mercek de değil. Fener!

Şimdi kısa bir tarih dersi.

Diyojen (Diogenes), M.Ö. 412 - M.Ö. 323 yılları arasında yaşamış Sinop’lu bir düşünürdür. Hakkında pek çok hikaye anlatılırsa da en bilineni şudur:

Gündüzleri Atina sokaklarında elinde fenerle dolaşırmış. Ne yaptığını soranlara da “Adam arıyorum” dermiş.

Tayyip’in bahsettiği Romen Diyojen ise 1068-1071 yılları arasında hüküm sürmüş olan Bizans İmparatoru’dur. 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan ile Malazgirt’te savaşan Romen Diyojen, savaşı kaybettikten sonra tahtından da olmuştur.

Ne neymiş, kim kimmiş kavranması hususunda birazcık yardımımız olduysa kendimizi mutlu mesut hissedeceğiz.

Gerçi bu Tayyip’in ilk gafı da değil. Hatırlarsanız birkaç ay önce Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın vefatı dolayısıyla düzenlenen törende Tayyip, Dağlarca’ya jest yapmak istemiş ancak işgüzar danışmanlarının kurbanı olmuştu. Danışmanları Fazıl Hüsnü Dağlarca yerine Google’dan Faruk Nafiz Çamlıbel şiirini indirip Tayyip’in eline tutuşturunca Tayyip rezil-i rüsva olmuştu.

Hadi onda danışmanlarının hatası oldu diyelim ama ortaokul çocuğunun bile bildiği bir şeyi karıştırmak “Davos Fatihi”ne hiç yakışmadı.


AKP’den hayvanlara seçme hakkı

Yeni seçmenlerimiz koyun ve horoz, vatana millete hayrlı olsun.

Seçimler yaklaştıkça seçmen listeleri ile ilgili gariplikler de bir bir gündeme gelmeye başladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) adrese dayalı nüfus sayımı sistemi ile belirlenen seçmenlerle ilgili skandallar birbiri ardısıra patlak veriyor.

Geçtiğimiz yılın Aralık ayında ortaya çıkan skandallardan biri, İstanbul/Beylikdüzü’nde yaşanmıştı. 5 Aralık’ta seçmen listelerini asılmasından sonra yapılan kontrollerde Kavaklı Mahallesi Menekşe Sokak 10/3’te seçmen olarak yazılan 10 kişinin aslında kümes hayvanı olduğu tespit edildi. Hem de 6’sı tavuk 4’ü horoz! Bununla ilgili haberler basına da yansımış hatta Tayyip, bu tür haberler yapan gazeteleri eleştirmişti.

Konu ile ilgili yeni bir skandal ise Muğla’nın Fethiye ilçesinde patladı. Fethiye’ye bağlı Eşen beldesinde 9 seçmenin gösterildiği adresin Eşen Belediyesi’ne ait bir umumi tuvalet olduğu ortaya çıktı. Yine 4 seçmenin gösterildiği başka bir adresin ise ahır olduğu ve söz konusu “seçmenlerin” de ahırdaki 4 koyun olduğu belirlendi. Koyunların sahibine “burada 4 seçmen gözüküyor” dendiğinde gülmekten kendini alamayan vatandaşın karşılığı ise “Seçmen olarak yazdılarsa, ben koyunların oyuna karışamam. Koyunlar oylarını istediği yere verirler” olmuş. Gerçi vatandaş da gülmeyip ne yapsın. Allahtan bu seçimlerde tırnakları boyama uygulaması yok. Yoksa hayvanların toynaklarını boyamak yetkilileri oldukça zorlayabilirdi.

Bu haberleri görünce Tayyip’in seçimleri kazanmak konusundaki azim ve kararlılığına şaşırmadan edemiyor insan. Bir taraftan elindeki tüm imkanları kullanarak vatandaşa kömür-bulgur yardımı yapıyor; diğer taraftan da horoz ve koyundan seçmen icat ederek hanesine yeni oylar kazanmaya bakıyor. Bari hayvanlara yem yardımı yapsalar da rakip partilere kaptırmasalar.

Yardım demişken Tunceli’den gelen son haberler yardım konusunda kantarın topuzunun nasıl kaçırıldığının güzel bir örneğini oluşturuyor. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Tunceli’de kömür-bulgurdan sonra beyaz eşya da dağıtmaya başladı. Vakıf, Tunceli’de ihtiyaç sahiplerine yaklaşık 6 milyon lira karşılığında beyaz eşya yardımı yapma kararı aldı. 120 fırın, 216 çamaşır makinesi, 100 bilgisayar,108 bulaşık makinesi ve diğer ev eşyası, 6 Tır’a yüklendi ve ilk olarak Nazımiye ilçesine götürüldü.

Tamam anladık her seçim döneminde ufak tefek hileler yapılırdı ama bu işin bu kadar aleni ve iktidar tarafından yapıldığı bir dönem hiç olmamıştı. Her konuda olduğu gibi bu konuda da iktidarın ne kadar yüzsüz olduğu ortaya çıktı.

Kümes hayvanlarına ve küçük baş hayvanlara seçme hakkını tanıyan Tayyip, böylelikle tarihe geçmiş oldu. Ahırlarda ve kümeslerde hayvanları seçmen gösteren AKP’nin umumi tuvalette neyi seçmen olarak gösterdiği ise tam olarak bir netlik kazanamadı. Bu konuda bir-iki tahminimiz var ama o da şimdilik bize kalsın.


Doğan durdu yabancı ortağı vurdu

Kai Dikmann

Kai Dikmann

Tayyip’in Davos’ta Şimon Peres’e yönelik efelenmeleri yurt içinde ve yurt dışında tartışılmaya devam ediyor.

Tayyip’in Peres’i suçlayarak Davos’u terk etmesi ve özellikle Türkiye’deki medyanın bu konudaki tavrı önümüzdeki dönemde de tartışılacak gibi.

Tayyip’in çıkışının hemen ardından gözlerin ilk çevrildiği medya grubu hiç kuşkusuz Doğan medya oldu.

Özellikle son zamanlarda iktidar ile Doğan grubu arasındaki anlaşmazlık da düşünüldüğünde Doğan grubunun tavrı çok önemliydi ve bu grubun başlatacağı bir kampanya Tayyip’i çok zor durumda bırakabilirdi.

Ancak Doğan grubu ve Aydın Doğan, Tayyip’in son çıkışı ile ilgili beklenenin aksine bir tavır geliştirdi. Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Tayyip’e yapılanın haksızlık olduğunu ama Tayyip’in çıkışının da diplomatça olmadığını belirterek orta bir yol tutturmaya çalıştı.

Daha sonra NTV’de yayınlanan Yazı İşleri programına katılan Ertuğrul Özkök, burada da o gece Davos’ta yaşadıklarını ve patronu Aydın Doğan’ın Tayyip’in çıkışı ile ilgili değerlendirmelerini aktardı. Olay gecesi Aydın Doğan ile 3-4 kez telefonda görüştüğünü anlatan Özkök, Aydın Doğan’ın olaya ilişkin yaklaşımı ile ilgili olarak da, “Ben Başbakan’ın bu yaptığını olumlu buldum. Yapması gereken bir şeydi, burada benim konuştuğum insanların hepsi de aynı doğrultuda, yani hoşuma gitti Başbakan’ın yaptığı çıkış” dediğini kaydetti. Yani görünüşte Doğan, Tayyip’e tam destek vermişti. Neden görünüşte dediğimi ise biraz sonra söyleyeceğim.

Bu arada yurt dışından da ilk şoklar atlatıldıktan sonra eleştiriler yağmaya başladı. Yurt dışından en sert muhalefeti yapan ise Alman Bild gazetesi oldu. Gazete, konuyu “Başbakan Erdoğan Yahudi karşıtı mı?” manşeti ile okurlarına duyurdu. Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın “Dünya Ekonomik Forumu’nda bugüne kadar yapılan tek İsrail karşıtı konuşma olduğunu” vurgulayan Bild, “Türkiye Başbakanı Hamas teröristlerini normal siyasetçiler olarak görüyor” dedi. Tayyip’in aynı anda hem Müslüman, hem serbest düşünceyi destekleyen; hem geleneksel, hem de modern olduğunu alaycı bir üslupla anlatan gazete, “Erdoğan çoğunlukla iki yüzlü Roma tanrısı Janus gibi hareket ediyor” ifadesine yer verdi.

Bild’in bağlı olduğu grup Almanya’nın en büyük medya gruplarından Axel Springer. Grubun ilkelerinden üçüncüsü ise “İsrail’in çıkarlarını dünya üzerinde korumak”.

Şimdi gelelim Doğan’ın desteğinin görünüşteki kısmına. Axel Springer, Aydın Doğan’ın en büyük yabancı ortağı. Ayrıca Bild gazetesinin genel yayın yönetmeni olan Kai Dikmann, Hürriyet gazetesinin yönetim kurulu üyesi.

E hal böyle olunca Bild’in aldığı tavrın sadece yayın ilkeleri ile alakalı olmadığı da anlaşılıyor. Tabi Aydın Doğan’ın Tayyip karşısında almış olduğu tavrın da sahte olduğu ortaya çıkıyor.


Memleketimden insan manzaraları

Tokatlı çoban Dursun KaplanZaman zaman köşemizde yaptığımız yeniliklere bu sayıdan itibaren “Memleketimden insan manzaraları” bölümünü de ekliyoruz. Burada ülkemizdeki kimi ilginç durumlara kısa da olsa değinirken yurdum insanını rencide etmemeye de dikkat edeceğiz.

Köşemizde yer vereceğimiz ilk haberimiz, ülkemizin güzide illerinden biri olan Tokat’tan. Geçtiğimiz günlerde basına Tokat’ın Niksar ilçesinden bir çobanın haberi yansıdı. 35 yaşındaki çoban Dursun Kaplan, dış görünüş itibariyle hem meslektaşlarından hem de çevresindeki diğer insanlardan ayrılıyor. Uzun, sanayici ensesi olarak da bilinen, saçları, küpesi ve top sakalıyla farklı bir imaj çizen Kaplan, “Tarzım görenlerin dikkatini çekiyor. Yadırgayanlar da oluyor ama ben görünümüme önem veriyorum. Sabah kalkar kalkmaz saç-sakal bakımımı yapar hayvanları otlatmaya ondan sonra götürürüm” demiş.

Böyle ilginç bir karakterin Tokat’tan çıkması beni şaşırtmadı. Ben hiç Tokat’a gitmedim ama oraları gören sağlam kaynaklardan edindiğim bilgilere göre Tokat ilimiz gerçekten de böyle ilginç karakterleri bünyesinde barındıran bir yer. Hemen her konuda engin bilgi sahibi oldukları iddia edilen kendine güveni tam insanların yaşadığı bu ilimiz, benim de en çok görmek istediğim yerlerin başında geliyor.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe