09.02.2009/Sayı:223
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv

Prof. Dr. Türkkaya AtaövHollanda ile Bangladeş’in
farklı yazgıları

Küresel ısınma Kuzey Kutbunu ve dağların doruklarını büyük ölçüde eritip deniz düzeylerimin yükselmelerine, bu da kıyıları düz kimi ülkelerin sular altında kalmalarına yol açacak. Bu bağlamda birçok ulus-devletin topraklarını anımsayabiliriz. Ama ilk sırada Bangladeş ile Hollanda var. En çok sözü edilenler de bunlar. Ancak, küresel ısınmanın etkisi ikisi üstünde birbirine benzemez biçimde olacak. Bu ayrımlılaşma önemlidir.

Hollanda bir Batı Avrupa ülkesidir; Bangladeş de Güney Asya’dadır. Bu Batı ülkesi çevrenin bozulmasına neden olan endüstrileşmiş toplumlardandır. Bangladeş’in ise, bu değişimde hemen hemen hiç payı yoktur. 1972’de kurulduğundan bu yana, karbon dioksit salıvermede onun payı ancak %0.06’dır. Ama küresel değişim olacak ve sonuçları dış görünümleriyle birbirine benzeyen bu ikisini başka başka etkileyecektir. Bunun nedenlerini görmek gelişmiş ülkelerle Üçüncü Dünya’nın konumlarını anlamamıza bu açıdan da yardımcı olacaktır.

Atlantik Okyanusu’na açık bir kıyı ülkesi olan Hollanda denize karşı uzun bir savaş açtı. Hem yanı başındaki uçsuz bucaksız görünen koca su kitlesine toprak vermemeğe çalıştı, hem de ondan toprak kazanma yollarını araştırdı. Öyle ki, orada oturanların elle yapılmış ilk setleri, suyolları ve hendek gibi engelleri İsa’dan önceki yıllara geri gidiyor. Bu ve benzeri yollardan Harrlemer Denizi’nin tabanını kendine katmayı başardı. Zuider Denizi’nden korunma tasarısı da 1932’de noktalanmıştı. Yüzyıllardır tehlike olan bu körfez böylece ele, avuca sığan bir balık gölüne dönüştü. Daha o yıllarda, ülke topraklarının %2.5’ini oluşturan bölümünü bu yoldan kendine kattı.

Ancak, 1953’de çok sert bir fırtına 1.800 kişiyi ölüme sürükledi. Bu olaydan sonra, güney-batı kıyısını korumak için düşünülen “Delta Tasarısı”na beş milyar avruluk harcama yaptılar. Kıyıya öylesine yüksek duvarlar çektiler ki, son on bin yılın en güçlü sellerinin bile onları aşması olanaksızdı. Oosterschelde denen yerde 1986’da yaptıkları yüksek teknoloji ürünü köprü dalgalara ve sellere dayanabilecek güçlü bir duvara gerektiğinde çabucak dönüşebiliyordu. Ufukta çok sert bir kasırga göründüğünde, her biri birkaç ton olan kalkanlar köprüden aşağıya inerek suyun içeriye girmesini engelliyordu. Tehlike uydudan alınan bilgilerle daha önceden belirlenebilecekti. Ek olarak, iç bölgelerde de engeller yapılmıştı. Hollanda’nın uzak ve yakın geçmişten gelen böyle bir hazırlığı, birikimi, teknolojisi ve parası var.

Öte yandan, yeni tehlike deniz yüzeyinin yükselmesidir. Hollanda kıyıları da çok alçaktır ve bu düzey içlere değin sokulmaktadır. Böylece, Hollanda’nın kutbun erimesi ve suların yükselmesinden etkilenmesi söz konusudur. Üstelik, günümüzde Hollanda’nın toplam yüzölçümünün dörtte-biri deniz yüzeyinin altındadır. Engeller olmasa bu topraklar tümüyle su altında kalırlar ve orada yaşayan on milyon yurttaş da sürekli kasırga tehdidini yaşar. Ne var ki, önlemler alarak bu tehlikeyi %1’e ve etkilenecek insan sayısını da 24,000’e indirmek olasıdır.

Geçmişte, Hollanda’daki deniz yüzeyi yüz yılda yirmi santimetre yükselmiştir. Çatalağız (delta) düzeninin bu gelişmede bir payı var. Kimi ölçülere göre, 2100’e değin bu yükselme 110 santimetreye ulaşabilir. Önlem alınmazsa, su ve tarım büyük zarar görecektir. Sular yükseldikçe toprak yitirilmesi birkaç katına çıkar. Bunu önlemek ve şimdiki kıyıları koruyabilmek için gene birkaç kat kumun ve toprağın buraya getirilip serpilmesi gerekir.

Ancak, Hollandalı bu konuda tedirgin görünmüyor. Sel ekseninde yaygın bir tartışma da yok. Neden? Önce, geçmişten gelen bir altyapı birikimi var. Bu birikim bu konuda bilgi ve deneyimi de birlikte getiriyor. Geçmişten bugüne neler kalmışsa, onları geliştirmek zor değil. Bu devletin teknik ve parasal gücü de işe yaramak için sıra bekliyor.. Ayrıca, Avrupa Birliği üyesi olarak bu anakara örgütünün ortak girişimlerinden ve olanaklarından da yararlanmayı tasarlıyor. Batı Avrupa’da birbiriyle bağlantılı bir kıyı koruması ve yönetimi söz konusudur. İç bölgelerde nehir kıyılarını genişletme ve suları tutacak hendekleri büyütme gibi önlemler topluca alınmaktadır. Bundan Hollanda’ya da gereği gibi pay düşecek.

Gelelim Banglageş’e. Aynı tehlikelerle karşı karşıya gelen Bangladeş’in geçmiş deneyimleriyle gelecekteki olanakları, ne yazık ki, çok başkadır. Dünyanın kalabalık ülkelerinden biri olan Bangladeş de geniş Bengal Körfezi yoluyla Hind Okyanusu’na açıktır. Dahası, yoğunlukta da dizinin en yukarılarında yer alır. Bir kilometre kareye bin kişi düşüyor. Ülkenin neredeyse tümü deniz düzeyinin ancak biraz üstündedir. Üstelik, dünyanın damı Himalayalar’ın erimiş karını ve sularını getiren Brahmaputra, Ganj ve Meghna adlı üç büyük nehir burada denize dökülürler. Çok sıcak iklimlere özgü kasırgalar, dev gibi yükselip gelen hortumlar ve mevsime göre yön değiştiren şiddetli muson yağmurları da cabası. Bütün bunlara karşın, konunun Hollanda’ya benzemeyen yanı Bangladeş’te çağa uygun engellerin olmayışıdır.

Bu nedenle, Bangladeş son derece yıkıcı sonuçlar doğuran seller ülkesi olmuştur. Olmaktadır da. 1992 ve 1998 yıllarındaki nehir taşmalarında ülkenin yarısı sular altında kalmıştır. 1970 ve 1991’de kasırgalar birkaç yüz bin kişi öldürmüştür. Örneğin, 1970 kasırgasında dalgaların yüksekliği dokuz metreye ulaşmıştı. Yüz binlerce insanla birlikte evler, ürünler ve hayvanlar da sellere kapılıp yok oldular.

Bu güney Asya ülkesinde suların yükselmesi Hollanda’dakinden başka bir anlam taşır. Önce, burada seller her yıl yer alıyor. Bu nedenle, su yüzeyi de ortalama 13 santimden iki metreye çıkıyor. Su baskını öylesine sık ve o derece sert ki, ülkenin yarısından fazlası su altında kalmazsa, buna Bangladeşlilerin kendileri “şiddetli” demiyorlar.

Bu durumda, bir de küresel ısınmadan doğan su yükselmesi Bangladeş’i daha da kötü duruma sokacak. Böylesine bir gelecek neredeyse tüm Bangladeş halkını tehdit ediyor. Önce, deniz düzeyi Hollanda’ya göre birkaç kat daha çabuk yükselecek. Durmadan yinelenen seller, yapı türleri ve toprağın özelliklerinden ötürü, kara düzeyi düştükçe düşüyor. Bu nedenle, su yükselmesi Hollanda gibi benzer yerlere göre daha fazla. Bu demektir ki, önümüzdeki yıllarda ülke tabanı daha da çökmüş olacak ve sular daha da yükselecek ve karaların içine girecekler. Sular 45 santim yükselirse 15.600 kilometre kare toprak, bu yükseklik bir metreye çıkarsa 30.000 kilometre kareye değin toprak sürekli olarak sular altında kalacaktır. Bu sayı Bangladeş toprağının beşte-biri demektir. Nüfus yoğunluğu çok fazla olduğundan, konutlarını yitirecek olanların sayısı 10 ile 15 milyon arasındadır.

Kimi toprakların böylece tümden elden çıkması bir yana, sellerin artması da bekleniyor. Deniz yüzeyi yükseleceğinden o üç büyük nehir de eski çatalağızdan daha yavaş sıyrılacak ve denize bir an önce akıp gitmeyen sular iç bölgelere daha çok yayılacaktır. Böylece, ülke limanlarının birçoğu kullanılamaz duruma düşecektir. Örneğin, en büyük dış-satım limanı Çittagong gibi ülke iktisadının belkemiklerinden biri büyük bir darbe yiyecektir. Deniz suyunun böylesine içerilere sokulması toprağın tuz oranını da arttıracak, verimini düşürecektir. Nüfusa oranla toprağı zaten az olan Bangladeş’in kendine yeterli olmayan bir gıda sorunu da vardır. Bu durum çok ekilen pirinç, mercimek, soğan ve benzeri sebzeler için yıkıcı sonuçlar doğuracaktır.

Sağlık koşulları da yeterli olmadığından, kolera başta olmak üzere, salgın hastalıklar tehlikesi de her an kapıyı çalabilir. Ayrıca, böylesine nemli yerler sivrisinekleri besler ve sıtma salgını kapılarını ardına dek açar. Tüm bunların neden olacağı parasal zarar Bangladeş bütçesinin önemli bir bölümünü alıp götürür. Deniz yüzeyinin bir metreye varması Bangladeş’e milyarlarca dolara patlar.

Üstelik, Bangladeş’te Birleşmiş Milletler’in dünyanın doğal kalıtından saydığı yerler vardır. Tropik kuşakta yetişen bitki türleri bunlardandır. Bu bitkiler bugüne değin sellere karşı topluca bir tür engeli de oluşturuyorlardı. Ne var ki, bunlarla birlikte ünlü Bengal kaplanları da yok olacaktır. Yanız onlarda da değil, tatlı su kaplumbağaları, oraya özgü yunus balıkları ve nehir timsahları da. İki milyon Bangladeşli de o çevrenin tatlı su balığı, istridyesi, balı ve bataklık kerestesiyle yaşıyorlar. Bunların tümü ortadan kalkacaktır.

Bangladeş’te yerleşecek hiç boş yer olmadığı söylenebilir. Hindistan’a yasa-dışı göçen yoksul Bangladeşlilerin durumu bu komşu ülke için daha şimdiden sorunlar yaratıyor. Bu ülke konutları geleneksel olarak sulara karşı koyacak türden değildir. Para ve teknik gibi konular bir yana, çağa uygun engeller dikmek de zordur. Su düzeyi bir metre artacak olsa, sel dalgaları bu kez dokuz metreden fazla olacaktır. Bu denli yüksek, büyük ve yaygın engeller hem pahalıdır, hem de çok değerli tarım bölgelerini ortadan kaldırmaktadır. Bangladeş’te binlerce kilometre uzunluğunda somut engeller nasıl yapılabilir, kaça çıkar ve bunlara kimler yardımcı olur?

Bugüne değin, Bangladeş dışarıdan bu amaçla bir ölçüde yardım almıştır da. Bu yardım Avrupa Birliği’nin Hollanda ile ortak eylemine benzemez. Gerçi, kıyı bölgelerinde betondan engeller bütünüyle yok sayılmaz ve bu nedenle 1995’deki kasırga sırasında ölenler eskilere oranla daha az olmuştur ve bir tetikdur (alarm) düzeni de vardır, ama halkın bir bölümü bunun yardımıyla canını kurtarabilirse de, konutlar, ürünler ve altyapı silinip süprülecektir.

Görüldüğü gibi, çevre sorununun belkemiklerinden biri olan küresel ısınma Hollanda ile Bangladeş’i birbirine benzemez biçimde etkileyecektir. Oysa, düzlüğü fazla kıyı devletleri olarak birbirlerine sanki çok benziyorlar. Öte yandan, biri Kuzey, öteki de Güney yarı-küresindendir. Kuzey’deki çevreyi daha çok kirletenlerden olsa da, cezayı Güney’deki ödüyor. Emperyalist devletler kümesinde olmakla olmamak arasındaki bir fark da bu.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe