09.02.2009/Sayı:223
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Ekin Akkol

CHP her mahalleye
Kuran Kursu açacak

Artık çarşafı takıp, Kuran kursu açmaya çalışan bir CHP’nin Atatürk, Cumhuriyet, laiklik söylemlerini kullanmaması da gerekmektedir

Artık çarşafı takıp, Kuran kursu açmaya çalışan bir CHP’nin Atatürk, Cumhuriyet, laiklik söylemlerini kullanmaması da gerekmektedir

CHP, Atatürkçü tabana hitap edebilecek bir politika geliştirmediği için gün geçtikçe kan kaybetmektedir. Göründüğü gibi CHP’nin Atatürkçülerle işi kalmamıştır. Artık çarşafı takıp, Kuran kursu açmaya çalışan bir CHP’nin Atatürk, Cumhuriyet, laiklik söylemlerini kullanmaması da gerekmektedir. Çünkü bunun gideceği nokta adi bir demogoji olacaktır. Buradan CHP’ye son çağrımız bari Atatürkçülüğü seçim malzemesi olarak kullanmayın. Rica ediyoruz.

Durmak yok açılımlara devam

Geçen hafta Türkiye Tayyip’in Davos’ta Yahudi cesaretiyle yaptığı açıklamalarını konuşurken, CHP’nin gündemi ise yine bambaşkaydı. Yaklaşan yerel seçimlere hazırlanan CHP kadroları, parti geleneği haline gelen “açılımcılığa” devam etti.

Bu seferki açılım ise diğerlerini mumla aratır tarzda. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sefa Sirmen, 29 Mart’ta gerçekleşecek belediye seçimlerinden galip ayrılırsa, her mahalleye bir Kuran Kursu açacağı vaadinde bulundu. “Dinimizin kurallarını, kitabını en iyi şekilde öğrenmek, herkesin hakkı. Biz, bütün ailelerin gönül huzuru içinde çocuklarını gönderebileceği, çocukların en iyi şekilde din eğitimini alabileceği kurslar açacağız” şeklinde açıklama yapan Sirmen, önümüzdeki süreçte bu tarzda yeni “açılımlar” geleceğinin de sinyalini vermiş oldu.

Geçtiğimiz haftalarda Gürsel Tekin ve Deniz Baykal’ın partinin tüm kadrolarının desteğini alarak gerçekleştirdikleri çarşaf açılımı ile CHP laiklik ilkesine paydos demişti. Kemalizmden tümüyle vazgeçen CHP, Kuran Kursu açılımı ile Kürt-İslamcı politikalara devam edeceğini göstermiş oldu.

Kürt-İslam rüzgrından etkilenen Sefa Sirmen’in her mahalleye bir Kuran Kursu açıklamalarından sonra parti içerisinde de bu yeni “açılım” tartışılmaya başlandı. Bu açılıma karşı çıkan tek kişi ise CHP İstanbul Milletvekili Şinasi Öktem oldu. “Daha önce dile getirilen çarşaf açılımına benzer bir açılım. Bunları doğru bulmuyorum. CHP’nin Kuran kursu ya da öncesi gibi düşünülebilecek çarşaf açılımıyla ilgili görüşleri çok bellidir. Partimizin bütün yetkilileri, bu konuda herhangi bir tavır değişikliği olmadığını, CHP’nin laik ve demokratik bir parti olduğunu dile getiriyorlar. Maalesef, arkadaşlarımız bazen seçim heyecanına kapılıp daha önceden planlanmayan programa alınmayan, parti ilkelerine ters düşecek bu açıklamalarda bulunabiliyorlar. Bu tür açıklamaları doğru bulmuyorum, arkadaşlarımızın daha dikkatli olmaları gerektiğine inanıyorum.” diyerek açılımı yanlış bulan Öktem, geç de olsa CHP’nin Kemalizm’den sapmış olduğunu fark etmiş görünüyor. Öktem’in bu açıklamaları Canan Arıtman’ı aklımıza getirdi. Arıtman da benzer muhalif bir açıklama yapmıştı ve kendisine bir linç kampanyası başlatmışlardı. Umarız Şinasi Öktem’de bu tarz bir linç kampanyasından nasibini almaz.

Öktem’in açıklamaları gözümüze takılırken asıl beklediğimiz şey ise Deniz Baykal’ın bu konuda ne diyeceğiydi. Çok geç olmadan Deniz Baykal’da bizim beklediğimizi yaptı ve Sefa Sirmen’in Kuran kursu açılımını destekler bir açıklamada bulundu.

Deniz Baykal’ın rant ortağı çarşaflılar

Deniz Baykal, Sefa Sirmen’in açılımına destek açıklamasında bulunurken aynı gün ilginç bir olay gerçekleşti. Baykal’ın Eyüp’te rozet taktığı çarşaflı kadınlar topluca rozetlerini attılar. Bir tören düzenleyerek toplu rozet atma eyleminde bulunan Baykal’ın çarşaflıları, bunu yapma sebeplerinin CHP’nin Eyüp Belediye Başkan adayının çarşaflı kadınların desteklediği Emin Atmaca olmamasıydı. Her belediye seçimlerinde olduğu gibi aday adayları arasında bir çekişme olur. Süreç içerisinde parti merkez yürütme kurulundan karar çıkar ve aday belirlenir. Ancak işin içerisine Baykal ve çarşaflı bayanlar girince süreç biraz CHP açısından değişti.

CHP’nin bir şirket gibi çalıştığını gösteren Baykal, rant savaşını kazanabilmek için çarşaf kartını açtı ancak kafasının içini göremediği çarşaflı bayanlar Baykal’ı ters köşeye yatırdılar.

Baykal ile çarşaflıların çıkarları ters düşence olan parti rozetlerine oldu. Böylece Deniz Baykal’ın “çarşaf açılımı” çarşaflı kadınların kafasının içini laik yapamadan son bulmuş oldu. Belki Baykal ileride kendisine yeni çarşaflılar bulur ancak ilk deneme fiyaskoyla sonuçlandı.

Şimdi Baykal Kuran kursu açılımını destekliyor. İnsan ondan ne çıkarı var acaba diye düşünmeden edemiyor doğrusu.

Baykal’ın 28 Şubat unutkanlığı

Deniz Baykal Kuran kursu meselesinin acil bir ihtiyaç olduğunu belirtirken şöyle devam etti: “Yaşı uygun olan çocuklara yasalara uygun olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işbirliğiyle doğru bir biçimde Anayasa’ya ve devletin temel değerlerine karşı olmayan bir şekilde öğretilmedir.”

Çarşaflı kadınlara rozet takarken, önemli olanın kişinin dış görünüşü olmadığını söyleyen Baykal için kafaların içi laik olsa yeterdi. Aynı yanlışı devam ettiren Baykal, Anayasa’ya aykırı olmayan bir şekilde Kuran kursu eğitimleri verilebileceğinden bahsetmektedir.

Anayasayı unutan Baykal’a hatırlatmakta fayda vardır. Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddelerinden biri de devletin şeklinin Cumhuriyet olmasıdır.

Cumhuriyet yönetiminde laiklik temel ilkedir. Laikliğin genel tanımında din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması vardır. Ancak Baykal herhalde laiklik ilkesini Tayyip gibi yorumlamakta ve Cumhuriyet’in temel dayanak noktasını sıradan bir özgürlük kavramına indirgemektedir. Unutkan Baykal’a yakın geçmişi de hatırlatmakta fayda vardır.

Bundan tam on iki yıl önce Ordu, laikliğin tehdit altında olduğunu tespit duruma müdahale etmişti. Sincan’da tanklar yürümüş rejim düşmanı gericiler sindirilmişti.

Baykal, o dönem 28 Şubat kararlarına destek vermişti. Bu kararlar doğrultusunda rejim karşıtı eylemleri yüksek yargı tarafından tespit edilen Refah Partisi kapatılmıştı. Şeriatçılar, kazandıkları seçimlerden sonra devleti bir süre yönetmiş ancak laiklikle tam anlamıyla hesaplaşmaya giriştiklerinde önleri kesilmişti.

28 Şubat’ı destekleyen aynı Baykal bugün laiklik karşıtı odak haline gelmeye çabalamaktadır.

Eğer Deniz Baykal çarşaf ve Kuran kursu tarzındaki açılımlara son vermezse, bu gidişle CHP’nin sonunu hazırlamış olacaktır.

Parti tüzüğüne yeni açılımları da ekleyecek misiniz?

CHP, iki ay önce bir Kurultay düzenlemişti ve “Kürt açılımı” olarak bilinen “etnik kimlik şereftir” sözü parti tüzüğüne geçirilmişti. O dönem Baykal’ın Atatürk dönemini küçümser şekilde yaptığı açıklamalar ve ardından gelen kurultay, reddi miras tartışmalarını gündeme getirmişti.

Son zamanlarda reddi miras meselesi Kuran kursu açılımı ile tekrardan gündeme gelmeye başladı. Bazı kesimler Kemalizme ihaneti bugüne özgü zannetmektedirler ancak ihanetin geçmişi eskidir. Başlangıcı İnönü dönemine dayanır.

CHP, 1947 yılında 7. Kurultayını gerçekleştirir. Bu kurultaydan çıkan kararlar, CHP’nin Atatürk ilkelerinden vazgeçtiğinin ilk göstergesi olmuştur. Özellikle partinin laikliği tasfiyesi sonraki dönemlerde de nasıl politikalar izleneceğinin sinyalini vermiştir.

Bu kurultayda bir komisyon oluşturulur. İnönü başta olmak üzere Şemsettin Günaltay, Tahsin Banguoğlu ve Nihat Erim’in başını çektiği komisyon birkaç karar almıştır ve uygulamıştır. Bu kararlar sırasıyla şöyledir:

- 1948’de İmam Hatip kursları açılacak,

- 15 Şubat 1949’da ilkokullarda din dersi konulacak,

- 31 Ekim 1949’da Ankara İlahiyat Fakültesi açılacak,

- 1925’ten beri kapalı olan türbeler 1 Mart 1950’de yeniden açılacaktır.

Atatürk’ün Altı Okundan verilen tavizler ile Demokrat Parti’yi başa getiren CHP, bugün de Kürt-İslam faşisti AKP’ye destek olmaktadır.

Bugünkü çarşaf ve Kuran kursu açılımını destekleyen Baykal’ın Atatürk’ün değil, İnönü’lerin, Günaltay’ların mirasını sahiplendiğini görmekteyiz.

Türkiye’de sağcılığın devamcılığına soyunan Baykal, taviz vere vere gericiliği güçlendirdi. Tesadüf müdür bilinmez ama gerçekleşen son Kuran kursu açılımı laiklik ilkesinin anayasaya kabul edildiği tarihe denk gelmiştir. 5 Şubat 1937’de kabul edilen laiklik ilkesi, kabul edilişinden yetmiş iki yıl sonra aşındırılarak bugün sıradan bir kelime olarak kalmıştır. Bu süreçteki en büyük suç doğrudan CHP’nindir.

Kemalizme ihanet eden CHP, seçimler öncesinde ikinci bir reddi miras kurultayı daha düzenler mi acaba bilemeyiz ama eğer ki CHP böyle bir işe kalkışırsa, açılımlarını orada tüzüğe işletirse birileri görevinin farkına varabilir ve hukuki süreci başlatabilir. CHP, yerel seçimlere hazırlanayım derken Anayasa Mahkemesi’nde bulabilir kenodisini. Bizden uyarması.

Seçimlere Atatürkçülüğü alet etmeyin

Yerel seçimler yaklaşırken CHP’nin açılımlarının sadece seçime yönelik bir yatırım olmadığını görmemiz lazım. Zaten Gürsel Tekin, ilk çarşaf açılımını gerçekleştirdiğinde Zaman gazetesine yaptığı açıklama şöyleydi: “Son derece samimiyiz. Kalıcı bir politika olacak. Sosyal demokrat bir partinin özgürlüklerle problemi olabilir mi?

Görüldüğü gibi Baykal’ın da desteklediği çarşaf, Kuran kursu açılımı benzeri politikalar seçime yönelik olmadığı açıktır. İşin kötü tarafı da budur zaten.

Biz yerel seçimlerden sonra, CHP bu popülist politikaları terk eder mi diye düşünürken işin aslının öyle olmadığını gösteriyorlar. CHP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu da Çarşamba’daki İsmail Ağa Camiine giderek oradaki insanlara neden CHP’ye oy vermiyorsunuz diye soracakmış. Eğer Kılıçdaroğlu tek tek tüm tarikatları gezecekse işi çok zor. Biz şimdiden söyleyelim bari. Kemal Bey, Türkiye’deki tarikat, cemaat sayısı sizin el parmaklarınızdan fazladır. Onun için fazla uğraşmasınız iyi edersiniz.

CHP, Atatürkçü tabana hitap edebilecek bir politika geliştirmediği için gün geçtikçe kan kaybetmektedir. Son açılımlardan sonra genel Atatürkçü kitle de CHP’den uzaklaşmaktadır. Göründüğü gibi CHP’nin Atatürkçülerle işi kalmamıştır. Artık çarşafı takıp, Kuran kursu açmaya çalışan bir CHP’nin Atatürk, Cumhuriyet, laiklik söylemlerini kullanmaması da gerekmektedir. Çünkü bunun gideceği nokta adi bir demogoji olacaktır.

Buradan CHP’ye son çağrımız bari Atatürkçülüğü seçim malzemesi olarak kullanmayın. Rica ediyoruz.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe