Tayyip’ten ikinci boykot çağrısı
Geçtiğimiz yılın Eylül ayında Doğan grubuna karşı boykot çağrısında bulunan Tayyip, bu çağrısını yineledi. Almanya’daki Deniz Feneri davası ile ilgili Doğan grubu gazetelerinin yaptığı haberleri beğenmeyen Tayyip, partisinin bir toplantısında kitlesine seslenerek Doğan grubu gazetelerinin alınmamasını istemişti.
Tayyip’in bu çağrısı hem Türkiye’de medya tarafından hem de dünya çapındaki uluslararası basın kuruluşları tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Hatta önceki hafta Brüksel’e giden Tayyip, burada da medyaya yönelik tavrından dolayı eleştirilmişti.
Geçtiğimiz yıl haftalar süren Tayyip-Doğan savaşı, Doğan’ın Zaman gazetesine verdiği röportaj ile Tayyip’e zeytin dalı uzatması sayesinde geçici ateşkesle sona ermişti. Bu çatışmadan geriye kalan ise Aydın Doğan’ın iş takipçisi Ertuğrul’un yazdığı antifaşist yazılar oldu. Kürt-İslam faşizminin soluğunu ensesinde hisseden Ertuğrul, antifaşizmi keşfetmiş ve haftalar boyunca faşizme karşı yazılar döşenmişti.
Doğan’a balans ayarı çeken Tayyip’in yeni hedefi Karamehmet oldu. Akşam gazetesinde yayınlanan, AKP’nin dağıttığı kömürlerin İstanbul’un havasını kirlettiği şeklindeki habere sinirlenen Tayyip Karamehmet’e seslenerek, “ya doğru dürüst habercilik yap ya da gazeteni kapat” tehdidinde bulunmuştu.
Geçtiğimiz hafta Salı günü partisinin grup toplantısında konuşan Tayyip’in hedefi yine medyaydı. Daha doğrusu Doğan grubu idi. Radikal gazetesinin 24 Ocak tarihli manşetine sinirlenen Tayyip, Doğan Medyaya isim vermeden açtı ağzını yumdu gözünü. Radikal gazetesi, 24 Ocak günü, “Durmak yok kesmeye devam” manşeti atmıştı ve manşetin altında yarım sayfa kan revan bir fotoğraf. AKP’nin Gaziantep’teki Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışını haber yapan Radikal, açılışta sokak ortasında kurban kesilmesini eleştirmiş ve şöyle bir hatırlatmada bulunmuştu: “Tahsis edilen yerler dışında hayvan kesmek, sokağa ya da kamusal alana atık bırakmak 59 TL ceza gerektiriyor. ‘Dini amaçlı kurban kesim kurallarına uymayanlar’ın cezası 1645 TL”.
İşte bu haberi görünce çileden çıkan Tayyip, grup toplantısında yaptığı konuşmada; “Gaziantep’te de söz konusu medya yine yalanını sürdürdü. Arkada ‘Durmak yok yola devam’ pankartı. Yer kan gölü. O atmış manşeti devasa puntolarla ‘durmak yok kesmeye devam’ diyor. Bu şimdi bir art niyeti göstermiyor mu? Bunun neresinde bir doğru dürüst hareket söz konusu. Burada art niyet yok da nerede art niyet var. Bunu, bir başkası için bunlar yapıyor mu? Yapmıyor. Acaba Ak Parti’ye nereden bir kulp takabiliriz. Bugüne kadar acaba hangi bir siyasi bir hareketin bu tür bir kurban kesiminde kalkıp da böyle bir başlığı attınız. Ama atılan başlık ve tam sahife bunu oraya vermek çok çirkin. Evet biz ‘durmak yok hizmete devam’ diyoruz. Size rağmen ‘durmak yok yola devam’ diyoruz. Derdimiz bu. Ve size rağmen diyoruz. Onlara rağmen diyoruz. Onların bu yalanları bizi durdurmayacak. Onlar da diyor ki durmak yok yalana devam.” İsmet İnönü’nün “Benimle ilgili yapılan haberlere inanmıyorum ama başkalarıyla ilgili yapılan haberlere inanıyorum” sözünü anımsatan Tayyip, “Medya böyle birşey. Bunları bir de paramızla güçlendirmemizin bir anlamı yok” şeklinde konuşarak Doğan grubuna karşı ikinci boykot kampanyasını başlattı.
Yerel Seçim kampanyalarının hızlanmaya başladığı şu günlerde özellikle İstanbul’daki Kılıçdaroğlu-Topbaş rekabeti ise Tayyip’le Doğan’ın arasını iyice açacağa benziyor. CHP’nin Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasından sonra Doğan grubunun ana gazetesi olan Hürriyet açıktan Kılıçdaroğlu’nu destekleyen bir çizgi tutturdu. Ertuğrul ise son günlerde Ergenekon davasıyla ilgili yapılan anket üzerine “Çeteler var, ama dava, bazı kişilere gözdağı vermek için siyasileştirildi” şeklinde bir yorumda bulunarak tavrını ortaya koymuş oldu.
Buna karşılık Tayyip’in dünürünün gazetesi olan Yeni Şafak da Aydın Doğan’ın Hilton arazisi için Kılıçdaroğlu ile anlaşma yaptığı iddiasını ortaya atarak CHP-Doğan ittifakını kırmaya çalıştı. Seçimler yaklaştıkça Tayyip-Doğan savaşının şiddetinin de arttığını göreceğiz. Hele bir de Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök’ün Ergenekon soruşturmasında her an gözaltına alınabileceklerini gözönüne alırsak savaşın boyutlarını daha iyi görebiliriz.
|
Dink davası sille-tokat devam etti
Hrant Dink cinayetinin gaçtiğimiz hafta yapılan duruşması gergin ve kavgalı geçti. 8’i tutuklu 20 sanığın yargılandığı davaya hasta olduğu gerekçesiyle Ogün Samast katılmazken, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel duruşmada hazır bulundular.
Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşmayı Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in yanı sıra TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, DTP Milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Akın Birdal da izledi. Duruşmanın yapıldığı binanın önünde toplanan bir avuç “Hepsi Ermeni”, “Hepimiz tanığız adalet istiyoruz” yazılı bir pankartın arkasında gösteri düzenlerken farklı bir izleyici de dikkati çekti. Adliye önünde bekleyen ve isminin Derya Koca olduğu öğrenilen genç kadının tutuklu sanık Ogün Samast’ın hayranı çıktı. Boynunda “Ogün” yazılı kolye taşıyan kadının cep telefonunda da Ogün Samast’ın resmi bulunuyormuş.
İlk kez sanık olarak hakim karşısına çıkan Yasin Hayal’in ağabeyi Osman Hayal, kendisinin bu olayla hiçbir ilgisi olmadığını belirterek, “Sadece cinayetin işlendiği tarihte İstanbul’daydım. Cinayetten bir saat sonra İstanbul’dan çıkışım, tamamen tesadüftür” şeklinde konuştu. Osman Hayal, müdahil avukatların sorusu üzerine, “Kardeşim komployo kurban gitmiştir. Erhan Tuncel’i tanıyınca başına bu işler geldi” dedi. Bunun üzerine Tuncel müdahale ederek, “Benimle ne alakası var? Asıl ben onu tanıdığım için başıma bunlar geldi” diye konuştu. Yasin Hayal de bu diyaloğa dahil olarak Tuncel’e “Parayı sen alıyorsun, sıkıntıyı ben çekiyorum” diyerek yumruk attı. Tuncel’in de karşılık vermesi üzerine küfürler eşliğinde birbirine giren ikiliyi Jandarma ayırdı ve Yasin Hayal mahkeme başkanının isteği üzerine duruşma salonundan çıkartıldı.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde ise saldırı sırası Erhan Tuncel’deydi. Tuncel’in talebini iletmek için ayağa kalkan Yasin Hayal’e yumruk atması ile başlayan kavgayı yine Jandarmalar ayırdı. Yasin Hayal’i ikinci kez salondan atan mahkeme başkanı Erhan Tuncel’i de azarladıktan sonra salondan attı. Bu iki sanık bir sonraki duruşmaya getirilmeyecekler.
Bu arada her duruşmada Dink’in avukatlarıyla atışan Yasin Hayal’in avukatı Fuat Turgut yine avukatlara laf etmeden duramadı. Müdahil avukatlardan Kemal Aytaç, daha önce “fırıncılık yaptığını” belirten Osman Hayal’e, bu mesleğin ayrıntılarına yönelik sorular sordu. Kendisinin de öğrenciyken fırıncı yamaklığı yaptığını belirten Aytaç, Hayal’in verdiği bilgilerin doğru olmadığını söyledi. Soruya tepki gösteren Hayal’in avukatı Fuat Turgut, Aytaç’a “Sen ancak Sarkisyan’ın yamağı olursun” dedi. Müdahil avukat Kezban Hatemi söz alarak, Turgut’un ırkçılık yaptığını ve bu söylemini devam ettirmesi halinde kendisinin de Turgut’a “Ergenekon sanığı” diye hitap edeceğini söyledi. Turgut da “Ergenekon uydurmasında yer almaktan gurur duyarım” diye konuştu. Kullanılan ifadelerden rahatsız olan Dink ailesi, duruşma salonunu terk etti. Duruşmada esas hakkındaki görüşleri sorulan Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız, Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel dışındaki 5 sanığın tahliyesini talep etti. Tutuklu sanıklardan Tuncay Uzundal, Mustafa Öztürk ile Zeynel Abidin Yavuz tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
|
Abant Platformu Erbil’de

Neçirvan Barzani

Mümtazer Türköne
|
|
ABD’nin Pensilvanya eyaletinde ikamet etmekte olan Fethullah Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı Abant Platformunun, Kürt sorununu tartışacağı yeni toplantısını Kuzey Irak’ta Erbil kentinde yapacağı öğrenildi.
Fethullahçı Zaman gazetesinde yer alan habere göre Abant Platformu ile Selahaddin Üniversitesi ve Mukriyani Enstitüsü’nün 15-16 Şubat tarihlerinde düzenleyeceği toplantıda Türkiye’nin Ortadoğu ve Irak ile ilişkileri, “Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlığı altında ele alınacak.
Açılış konuşmasını sözde bölgesel yönetimin başbakanı Neçirvan Barzani, Abant Platformu’ndan bizim “entel maganda” Mümtaz’er Türköne ve Erbil Üniversitesi Rektörü Muhammed Sadık’ın yapacağı iki günlük toplantının düzenleme kurulunda, Ali Bulaç, Mümtaz’er Türköne, Altan Tan, Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ferhat Kentel ve Salih Yaylacı yer alıyor.
Toplantıda Doç. Dr. İbrahim Kalın, Ferit Eserset, Ali Bulaç, Dr. Reşat Miran, Halkewt Abdullah, Murat Hekim, Bejan Matur, Prof. Salih Hoşoğlu, Prof. Mehmet Altan, Galip Ensarioğlu, Karvan Akreyi, Nasuhi Güngör, Abdurrahman Sıddık, Prof. Eser Karakaş, Sami Soreş, Altan Tan ve Cengiz Çandar’ın tebliğ sunacağı da Zaman’da yer alan bilgiler arasında.
Toplantıyla ilgili Zaman’a konuşan Ali Bulaç, Abant Platformu olarak şimdiye kadar Washington, Brüksel, Paris ve Kahire’de toplantılar yaptıklarını hatırlatarak, bu toplantıyı da Erbil’de yapmayı planladıklarını, Selahaddin Üniversitesi ile yaptıkları temaslarda bunun çok olumlu karşılandığını söyledi. Toplantının sivil toplumun inisiyatifiyle gerçekleştiğini ve herhangi bir siyasi hedefinin olmadığının altını çizen Bulaç, “Abant şimdiye kadar benzeri çok toplantı yaptı. Bu kez de Ortadoğu’nun ve Irak’ın geleceğini Iraklı Kürt, Türkmen ve Arap aydınlarla konuşacağız.” dedi. Mümtaz’er Türköne de toplantının hedefinin Irak’ın kuzeyindeki halklar ile Türkiye arasındaki yakınlaşmaya katkıda bulunmak olduğunu, böyle bir yakınlaşmanın her iki toplumun da çıkarına olacağına inandığını ifade etti. Türköne, “Hedef, Türkiye’nin düşünce zenginliğini bölgeye taşımak. Platform çok farklı düşünceden insanlardan oluşuyor. Dolayısıyla bir siyasi hedeften bahsetmek söz konusu olamaz.” dedi.
Bakmayın siz toplantıyı düzenleyenlerin herhangi bir siyasi hedefimiz yok demelerine. Mümtaz’er’in bahsettiği “çok farklı düşünceden insanlar”ın buluştuğu ortak noktanın Kürtçülük olduğunu cümle âlem bilmekteyken hangi farklı düşünceden bahsdiyorsun sen.
Özellikle son dönemde Fethullahçılar arasında Kürtçülüğün arttığı da göz önüne alındığında bu toplantının mahiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Son toplantısını da yine sözde Kürt sorunu üzerine düzenleyen Abant Platformu, geçtiğimiz yıl Diyarbakır’da da bir toplantı düzenlemek istemiş ama PKK’nın tehditleri üzerine toplantıyı iptal etmek zorunda kalmıştı.
Özellikle geçtiğimiz yıl AKP hükümetinin yürüttüğü açılım politikasıyla sözde Kürt devleti ile ilişkiler neredeyse sözde devleti tanıma noktasına kadar geldi. Irak’ın kukla Kürt Devlet Başkanı Celal Talabani’nin Ankara’da ağırlanmasıyla başlayan AKP’nin sözde devleti tanıma açılımı, Türkiye’nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik, Bağdat’ta bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani ile görüşmesi ile devam etmişti. Şimdilerde ise Türkiye ile Irak, Erbil’de PKK ile mücadele etmek (?) için ortak bir komutanlık kurma çabasındalar. Anlayacağınız, AKP terörle mücadeleyi Iraklı Kürtlere havale etmek üzere.
Bu arada boş durmayan Fethullahçılar da geçtiğimiz yıl Erbil’de Işık Üniversitesi’ni kurarak oraya yerleşmek için önemli bir adım attılar. Şubat ayının ortalarında yapılacak toplantıda ise zannımızca iki ülkenin Kürtleri tek bir çatı altında nası birleşir bunu tartışacaklar.
|
Hürriyet’in Kürtçe merakı
TRT-6’nın yayına girmesiyle birlikte Şeriatçı ve Kürtçü medyada bir Kürtçe rüzgarıdır aldı yürüdü. TRT-6’nın ne kadar kaliteli bir kanal olduğundan tutun da PKK’nın kanalı ROJ TV’ye nasıl alternatif olduğuna kadar bir yığın Kürtçü propaganda gazete sayfalarını kaplamış vaziyette. Bunun son örneğini ise önceki hafta Hürriyet gazetesinin haftasonu eklerinde gördük. Logosunun altında Atatürk’ün “Türkiye Türklerindir” sözü bulunan Hürriyet, haftasonu eklerini logosundaki sloganla çelişecek bir şekilde Kürtçeye ve TRT-6 reklamına ayırmıştı.
24 Ocak tarihli Hürriyet Cumartesi’nin 7. Sayfası tamamen Kürtçeye ayrılmıştı. Sayfanın sol tarafında Savaş Özbey isimli bir köşe yazarı “Kürt Divası” Rojin’in reklamını yapıyordu. Hürriyet’in de Altın Kelebek ödülünü layık gördüğü Rojin’i anlata anlata bitiremeyen Özbey, “Kürt Divası” Rojin ile “Diva” lakaplı Bülent Ersoy’u da karşılaştırmaktan geri kalmıyordu.
Sayfanın sağ tarafında ise kocaman puntolarla “Kürtçe müziğin en güzel üç adresi” başlığının altında Rojin’in tavsiye ettiği üç mekanın reklamı yapılmıştı.
25 Ocak tarihli Hürriyet Pazar’da ise TRT-6’da yayınlanan bir komedi dizinin tanıtımına yer verilmişti. “Kürtleri kahkahaya boğan dizi” başlığı altında yapılan tanıtımda TRT-6 için çekilen dizinin ne kadar yaratıcı olduğundan ve Kürtçe bilmediğiniz halde insanı nasıl güldürdüğünden övgüyle bahsediliyordu. Söz konusu dizi ise farklı karakterlerin yer aldığı kısa bölümlerin birleştirilmesinden oluşuyor. Bu bölümlerden bazıları ise şunlar:
Uzaydan Gelen Kürt: Hıdır ve Asimilo: Uzaydan gelen bir Ufo, İstanbul’un varoşlarında bir Kürt ailenin bahçesine düşer. Ufo’dan yemyeşil bir Kürt çıkar. Bıyıklı, uzun boylu, sesi çok güzel bu Kürt, dünyaya albüm yapmaya gelmiştir. Üstelik gelirken yanında üst tarafı teyp, alt tarafı çamaşır makinesi olan bir robot da getirmiştir. Robotun adı Asimilo’dur...
Gezelim Görelim: Zengin ailenin muhabir olan akrabası genç kız, memleketin dört bir yanını dolaşır. İlk Kürt Balet, ilk Kürt DJ, ilk Kürt Muciti bulup röportajlar yapar.
Stand Up By Zeko: Stand-up’çı Zeko’nun (Zekeriya Karakaş) sadece iki izleyicisi vardır, sürekli onunla dalga geçerler. Gösterinin sonunda Zeko’yu annesi kurtarır.
Nohutlu Pilavcı Mahmut ile Midyeci Midyat’ın Maceraları: İki seyyar satıcı birbirinden nefret etmektedir. Yine de birbirlerinden kopamazlar. Köşe başındaki tezgahlarıyla her hafta güncel bir konuyu çekiştirirler.
Nemrut’un Çocukları: Nemrut’un Çocukları, Adıyaman’dan kalkıp Fethiye’ye tatile gelmiş, orada sahilde kuma gömülmüştür. Yerlerinden kalkamayan bu kafadarlar her hafta dizinin içeriğinin yanı sıra, memlekette yaşanan olayları yorumlamaktadırlar.
Uzaylı Zekiye formatındaki yayınları Türkiye 20-25 yıl önce görüp geçirmişti. Gerçi sözde Kürt dizisi çeken ekibin 25 yıl geriden gelmesi gayet normal. Ufo’dan çıkan yemyeşil Kürt fikri de bizim E.T taklidi Türk filmimizden araklama gibi görünüyor. Ayrıca yanındaki robotun üst tarafının teyp alt tarafının çamaşır makinesi olması da Kürtlerin ufkunun ne kadar geniş (?) olduğunu gösteriyor. Benim merak ettiğim asıl nokta ise çamaşır makinesinin otomatik mi yoksa merdaneli mi olduğu. Bunu öğrenmek için sözde Kürt dizisini izlemeyeceğim tabi.
Hürriyet, TRT-6 üzerine yaptığı yayınlarla Kürtçülükte en az Şeriatçılar kadar iddiamı olduğunu ortaya koydu. Kendilerine tavsiyemiz hazır logolarından gazetenin kurucusu Sedat Simavi’nin adını çıkarmışken Atatürk’ün sözünü de çıkartsınlar. Çürkü o söz Hürriyet’e yakışmıyor.
|
|