Serap Yeşiltuna |
CHP’liler Cumhuriyete değil CHP, kendisi söz konusu olduğunda aslan kesildi Geçtiğimiz hafta “Ergenekon davasının kilit ismi” Tuncay Güney, TRT 2’de canlı olarak 3 saat boyunca konuşturuldu. Saatlerce birbirinden farklı iddialarda ve suçlamalarda bulunan Güney’in konuşması çeşitli çevreleri hedefliyordu ancak en çok tartışma yaratan, Deniz Baykal’la ilgili söyledikleri oldu. “Eğer MİT Mahir Kaynak’ı deşifre etmeseydi bugün sol partinin başındaki isim o olacaktı, ama Baykal var” diyen Güney, Baykal’ı MİT’in atadığını iddia etti ve CHP’de de yer yerinden oynadı. Hani TRT-Kürtçe konusunda sesini çıkaramayan, iktidarın bile değil, açıktan PKK’nın borazanlığını yapmaya başlayan TRT’yi görmezden gelen CHP’liler, bir anda “bu adamı nasıl konuşturursunuz” diyerek seslerini yükseltmeye başladılar. Önce CHP’li 30 milletvekili TRT’yi basarak ortalığı ayağa kaldırdı. Grup, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’e ulaşamayınca sinirlendi ve CHP Grup Başkanvekili Suha Okay, Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Koyuncu’ya “Burayı babanızın çiftliği gibi yönetiyorsunuz. İktidarın borazanı haline getirdiniz. Programa bağlanan seviyesi düşük bir adama izin verdiniz. CHP’ye laf etmek kimsenin haddi değildir.” diyerek çıkıştı. Evet, bizce ilginç olan asıl buydu. Yani CHP’lilerin isteyince tepki verebildiklerini, söz konusu altı ok değil de kendi partileri olduğunda tepkiyle de sınırlı kalmayarak bu işi dava haline getireceklerini gördük ve şaşırdık. Özellikle Baykal’ın söyledikleri dikkate değerdi: “Bu kişi, milletin parasıyla kurulan devlet kanalında üç saat boyunca konuşturuluyor. 7 milyon seçmenden oy almış ana muhalefet partisine, onun liderine ilgili ilgisiz pek çok kişiye küfür küfür ve hakaret ettiriliyor. TRT, bir tetikçi haline gelmiştir. Türkiye’ye karşı kurulan bir komplonun parçası haline gelmiştir” diyen Baykal kurumdan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın hakkında da gensoru önergesi vereceklerini açıklıyordu. TRT’yi basan vekillerden CHP Sinop milletvekili Engin Altay’ın, toplantının yapıldığı salondaki Atatürk resmini göstererek “şu Atatürk resmini de kaldırın bari. En görünmeyecek yere asmışsınız” diyerek Atatürkçülüğü hatırlatması da CHP’nin şovunu renklendirdi. CHP’liler bu işi gerçekten önemsediler ve Bakan Mehmet Aydın hakkındaki gensoru önergesi hemen verildi. Şimdi alt alta toplayalım. CHP kızgın çünkü; 1-TRT, iktidarın borazanı haline gelmiştir. 2-TRT, tetikçi haline gelmiştir. 3-Milletin parasıyla kurulan devlet kanalında ilgili ilgisiz pek çok kişiye hakaret edilmiştir. 4- CHP’ye laf etmek kimsenin haddi değildir. (Bir de Atatürk resminin en görünmeyecek yere asılmış olması meselesi var.) TRT, bölücülük yaparken neredesiniz? Şimdi biz soruyoruz. 1-TRT, yeni değil, çok uzun süredir iktidarın borazanı haline gelmişti. AKP, yaptığı atamalarla TRT’yi zaten arka bahçesi haline getirmişti ve propaganda aracı olarak kullanmaktaydı. Bu zamana kadar neredeydiniz? 2- TRT, tetikçi falan değil etnikçidir! TRT Kürtçe yayına başladı. Artık devlet televizyonundan iki dilli yayın yapılıyor. “Etnik kimlik şereftir” diyen sizler, elbette bunu şeref olarak gördünüz ve sesinizi çıkarmadınız. TRT, PKK’nın yayın organı haline gelirken, yasaklı Kürtler, ekranlarda boy gösterirken, Osman Baydemir, “Kürtçe TV’yi kabul ettirdik, Kürdistan’ı da kabul ettireceğiz” derken neredeydiniz? Kürtçe TV federasyon demekken, PKK’nın istediği çizgiyken, madem bu kadar Atatürkçüydünüz, neden karşı çıkmadınız? TRT’nin alevi açılımına neden tepki vermediniz? 3- Milletin parasıyla kurulan devlet televizyonundan, evet, dediğiniz gibi saatlerce birilerine hakaret ediliyor. Belki bir on dakika da Deniz Baykal’a hakaret edilmiştir bilinmez ancak, esas hakaret edilen, PKK’ya karşı çatışan Türk Ordusu ve 30 bin Türktür!( ve bir de o resmi görünmüyor diye çıkıştığınız Atatürk var tabi). Bunlar karşısında niçin sesiniz çıkmadı? 4- CHP”ye laf ettirrmeyen sizler, Atatürkçülüğe saldırılırken, üniter yapı tartışmaya açılırken neden bu kadar pasifsiniz? Kürtçe kanalı kısık sesle eleştiriyor, “anlayış doğru ama bunun devlet kanalı aracılığı ile yapılması yanlış” diyorsunuz da sağa sola dava açmayı, mahkemeye başvurmayı artık ek iş haline getirmişken Kürtçe kanalı neden Anayasa Mahkemesi’ne taşımıyorsunuz? Göreviniz eleştirmek değil, anayasal süreci başlatmak! Bu soruları Atatürkçüler olarak çoğaltmamız mümkün. Bugün Kürtçe kanala en büyük tepkiyi veriyormuş gibi yapan MHP bile bu konuda suskun kalıyor. “Biz karşıyız, bu üniter devlete aykırıdır, milletin vergileriyle Kürtçe kanal olmaz” demek kolay. Meclisteniz, milletvekilisiniz! Eleştiriyorsanız açın davayı, bu uygulamanın iptalini isteyin. Kürtçe kanal olması, anayasal suçtur! Anayasanın değiştirilemez maddeleriyle bile çelişmektedir. Kendi partinize yapılan hakaret davalarınıı bile kazanmaktan daha kolaydır aslnda bu davayı kazanmak. Tuncay Güney’in TRT’ye çıkmasını “saygıyla ağırlanmasını” eleştiriyorsunuz. Peki ya TRT’ye çıkan yasaklı Kürtçüler ne olacak? Bu yasak, suç ya da ilkesizlik değil mi? Hatta çok rahatsızsanız Kürtçe şarkılarla halay çeken Diyarbakır valisini, Cumhuriyet Başsavcısını eleştirin, onlara dava açın. TRT Kürtçe’nin açılışında Kürtçe türkü okuyup halay çeken AKP’li milletvekillerine dava açın örneğin. Ama yapamazsınız hatta eleştiremesziniz çünkü aynısını kendi vekilleriniz de yapıyor. Canan Arıtman için disiplin soruşturması başlatıyorsunuz (milliyetçi tavır alabilen delikanlı tek vekiliniz), ancak Kürtçe türkü okuyup hayal çekerek TRT’nin açılışını kutlayan CHP Ardahan milletvekili Ensar Öğüt sizi rahatsız bile etmiyor! Yarın “saygıyla ağırlanan” Tuncay Güney değil de Apo olursa o zaman ne yapacaksınız? O zaman da “bunun devlet kanalında yapılmasını eleştiriyor, ama Apo’nun konuşmasını demokrasinin gereği sayıyoruz” mu diyeceksiniz? Birileri “Roj TV’nin pabucu dama atıldı, TRT-6 reyting rekorları kırıyor” diye sevinirken yani PKK’yla rekabet, devlet eliyle yapılır ve övülürken, CHP bu rekabete mi ortak olmaya çalışıyor? Baykal AKP’nin faşizme doğru gittiğini, Hitler’in Reichtag yangını örneğini vererek TÜRSOLU’ndan aylar sonra farketti. Kürtçe Kanal’ın da bölünme anlamına geldiğini fark ettiğinde geç olabilir, uyarıyoruz! Bir defa da ilkeleriniz, partinizden değerli olsun!
|