| Tuğrul Çelik |
İşte Tayyip’in demokrasisi:
Tayyip bu aralar çok yoğun… Bir bakıyoruz, dünya barışı (!) için saçını süpürge etmiş durumda, o ülke senin bu ülke benim dolaşıp duruyor. Şans bu ya gittiği her yerde de bombalar patlıyor, karışıklık çıkıyor. Bunun üzerine de barış güvercini Tayyip konuveriyor. En son İsrail'in Filistin'e saldırısı sonrası da Tayyip kolları sıvadı ve barış turuna çıktı. Ama ne çıkışlarla… İsrail'i eleştiriyor, kınıyor, ölen çocukların hesabını soruyor, “bu gidiş iyi gidiş değil” diyerek uyarıyor. Ne de olsa İsrail yapımı “Yahudi cesaret madalyası” var Tayyip'in. İsrail'i o eleştirmeyecek de kim eleştirecek? Bir bakıyoruz TRT-6'nın yayınında spiker olmuş. Şakır şakır Kürtçe konuşuyor. Barış turu için gittiği ülkelerden birisi olan Ürdün'den yorgun argın dönen Tayyip'i gazeteciler yakalıyor ve geçen haftaki TRT-6'nın açılışıyla ilgili bir soru yöneltiyorlar. “Başöğretmen” Tayyip TRT-6 yayına başlarken açılış konuşmasını yapan Tayyip, konuşmasını Kürtçe tamamlayarak Türkiye tarihinde bir ilke de imza atmıştı hatırlanırsa. İlk defa bir Başbakan ekranlarda Kürtçe konuştu. TRT-6'nın açılışında Tayyip'in Kürtçe “hayırlı olsun” demesinden sonra birçok gazete Kürtçe manşetlerle çıkmıştı ve aralarında kimin Kürtçesi daha doğru tartışması bile yaşanmıştı. Tayyip'i yakalayan gazeteci, bu konuyu hatırlatıp “siz bu ifadeyi ne şekilde kullandınız” diye soruyor. Tayyip'in yanıtı geliyor, sıkı durun: “Arkadaşlar ben dersimi iyi çalıştım. Ben ‘TRT-6 hayırlı olsun' dedim. Bunun Kütçesini bir kez daha söyleyeyim isterseniz. (… Tayyip burada Kürtçe konuşuyor) Eğer buna yanlış diyen varsa gelsin biz dersini verelim.” Tayyip Kürtçe konusunda da benden iyisi yok derken, bizzat Kürtçe öğretmeye de soyunmuş durumda. TRT-6 ile “kim daha Kürtçü” savaşı Tayyip, TRT-6'nın açılışıyla ilgili olarak Kürtlerin aidiyet bağlarını daha da güçlendireceğini ve iyi bir açılım olduğunu söylerken, Kürtçe yayın için “büyük bir devlet ve kendine güvenen bir millet olarak bize ve demokrasimize yakışmıştır” dedi. Tayyip, kendisine karşı çıkan Baykal ve Bahçeli'ye de, “Bu zihniyet yıllarca demokrasiyi de kör, topal ve sağır bıraktı. Şaşı bakanların yanlışlarını düzeltmek de bize düştü” diyerek yanıt verdi. Gerçi Baykal ve Bahçeli'nin Kürtçe yayına karşı çıktıkları da söylenemez. Bunun üzerinde durmaya çok da gerek yok. Tayyip bu açıklamaları yaparken, DTP tarafından da TRT-6 ile ilgili açıklamalar geldi. Seçim öncesi Kürt-İslamcı AKP ve DTP arasındaki geçici savaşın bir cephesi olarak değerlendirebileceğimiz Kürtçe yayınla ilgili olarak DTP de TRT-6'nın kendileri için bir kazanım olduğunu belirtti. Kürtçe yayının AKP eliyle yapılmasının verdiği rahatsızlık bir tarafa, DTP Kürtçe yayının başlamasını Kürtlerin zaferi olarak gösteriyor. Ahmet Türk, Kürtçe'nin devletin resmi kanalında kullanılmasının altında Kürtlerin yıllardır yürüttüğü mücadelenin ve Musa Anter'lerin emekleri olduğunu belirtti. Bu süreçten sonra Kürtçe'nin ikinci resmi dil olması gerektiğini belirterek, bunun reddedilemez bir talep olduğunu da ekledi. DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in açıklamaları da Tayyip'in demokrasisinin sonunun nereye kadar uzanacağının işaretini verecek nitelikte. Kürtlerin Kürtçe'yi “direne direne” kabul ettirdiklerini belirten Baydemir, “ileride topraklarımızın adını da kabul edecekler” diyerek açıktan “Kürdistan”ın kabul edileceğini belirtti. “Kefenin yarısını yıttık, yarısı kaldı” diyen Baydemir, olmayan bir dilin kabul edilmesinden sonra ardından toprak talebinin doğal olarak geleceğini açıkça belirtiyor. Tayyip karşılıksız durur mu? TRT-6'nın üzerine titriyor. TRT-6 gibi bir eserin sahibi olmakla övünüyor. Demokrasinin gereği ve geç kalmış bir adımın atıldığını belirtiyor. AKP'li bir milletvekili Tayyip'i açılışta yalnız bırakmıyor, Kürtçe bir türkü söylüyor; TRT Kürtçe yine bir AKP milletvekilinin evine televizyon girmesine neden oluyordu. Kürtçe yayın başladığına göre rahat rahat televizyon seyredebilme şansı ortaya çıkmış oldu. Tayyip'in misket bombalı demokrasisi Tayyip'in demokrasisinin kazanımları (!) işte böyle birbiri ardınca geliyor. Yazının başında belirimiz gibi, Tayyip İsrail'e yalandan esip gürlerken madalyasına güveniyor. İsrail ise ölüm kusan misket bombalarıyla bir yeri bin kere vuruyor. İsrail vuruyor, tüm Tayyip yandaşları lafta Filistinlileşiyorlar. Ama Tayyip, demokrasi açılımlarına devam ediyor. Misket bombası misali, bir açılım binini doğuruyor. Önce “Kürt sorunu” dedi Tayyip. Sonra PKK'yı meclise soktu. Kuzey Irak'taki Kürt devletini tanıdı. Olmayan bir dilin devletin resmi kanalında kullanılmasının önünü TRT-6 ile açtı, hatta açılış konuşmasını kendisi yaptı. Artık buna dayanarak Kürtler açık açık “Kürdistan” topraklarından bahsediyorlar, Kürtçenin ikinci resmi dil olmasını rahat rahat talep edebiliyorlar. Tayyip'in demokrasisinin sonucunda, yaklaşan seçim öncesi Kütler seçimin devletle PKK asında olacağını söyleyerek meydan okuyorlar. Tayyip'in demokrasisinde devlet ve terör örgütü kavramları anlamlarını çoktan yitirip konum değiştirmiş durumda. Bu demokrasi, Türk dışında her şey olmanın avantaj olduğu bir Türkiye yaratıyor. Kendi icadı “Kürt sorunu”nu, Başbakan olarak öncelikle kendi sorunu olarak gördüğünü belirtmesinden sonra; Kürtçe TV ile ilgili şimdi de yine kendi deyimiyle sadece “70 milyonun içindeki Kürt vatandaşları”na vurgu yapıyor. Tayyip'in demokratik açılımları İsrail'deki misket bombası etkisini gösteriyor. “Kürt sorunu”, Kütçe televizyon ve Kürdistan. İsrail Filistin'i vuruyor ve bölüyor… Tayyip ise Türkiye'yi...
|