| Özgür Billur |
CHP’nin redd-i miras kurultayı
Altı Ok’a elvada kurultayı CHP, geçtiğimiz hafta sonu 14. Tüzük ve Program Kurultayı’nı topladı. Bu kurultay, CHP’nin geçtiğimiz haftalarda yaptığı çarşaf ve Kürt açılımının ne ölçüde parti programına yansıyacağını göstermesi bakımından merakla bekleniyordu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, çarşaflılara parti rozeti takmasını eleştirenlere yanıt olarak, “Tek Parti zihniyetine mi dönelim?” demiş ve çarşaf politikasını savunmuştu. Böylece Altı Ok’un elde kalan son ilkesi laikliği de terk ederek “reddi miras”ı gerçekleştirmişti. Kürt meselesinde ise, Atatürk milliyetçiliği yerine, Baykal’ın “Etnik kimlik şereftir” politikasını benimsenmişti. Acaba kurultayda bu politikalar tekrar gözden geçirilecek miydi? Parti programında nasıl bir değişiklik yapılacaktı? Bu sorunun yanıtını hem Baykal’ın konuşmasında hem de yeni program-tüzük onaylanınca almış olduk. CHP bu kurultayla birlikte, Altı Ok’u tamamen terk ettiğini resmileştirmiştir. Siyaseten klasik bir sağ partiden farkı kalmayan CHP, yaptığı tüzük değişikliğiyle de genel başkan etrafında şekillenen faşizan bir parti haline gelmiştir. Böylece çarşaf ve Kürt konusundaki yeni politikaların dönemsel olmadığı ve önümüzdeki dönemde CHP’nin bu yeni program çerçevesinde politika yapacağı netleşmiş oldu. Kurultayın Divan Başkanlığı’nı eskinin hızlı türban karşıtı yeni çarşafçı Nur Serter yaptı. Türk medyasında öne çıkan, CHP tarihinde ilk kez bir kadının kurultay divan başkanlığı yapması ve Deniz Baykal’ın elde ettiği geniş yetkiler oldu. Ama ne “Atatürkçü” basın ne de diğerleri CHP’nin artık Altı Ok’u parti programından sildiğini göremedi ya da söyleyemedi! CHP, artık lâikliği savunmuyor Çarşaf açılımından sonra CHP’nin artık lâik bir partı olmadığını yazmıştık. Bize itiraz edenler, “En azından laikliği savunuyor, çarşafı da AKP’ye giden oyları almak için savundu” diyorlardı. Umarız bu kurultay bize itiraz edenlerin gözünü biraz olsun açmıştır. Çünkü, CHP bu kurultayda eğitim alanındaki temel politikalarını değiştirerek lâik eğitimden vazgeçmiştir CHP’nin eski programında “din kültürü ve ahlâk bilgisi” dersinin zorunlu olmaktan çıkarılacağı ve bu dersin isteyenlere seçmeli olarak verileceğini öngörüyordu. Yeni kabul edilen programda bu talep çıkarılarak, “Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin Anayasa’nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi sağlanacaktır” denildi. Eğitim alanındaki değişiklikler bununla sınırlı değil. Eski programda zorunlu eğitim süresi 12 yıl olarak belirlenmişken, yeni programda bu süre 10 yıla düşürüldü. İmam-Hatip Liseleri için eski program “çok amaçlı okullar statüsüne dâhil edilecek; çağdaş, nitelikli din görevlisi yetiştirecek öğretim ortamı geliştirilecektir” derken, yeni programda bu ifadeler tamamen kaldırıldı. Sadece “din görevlisi sayısına duyulmakta olan ihtiyaç çerçevesinde düzenlenecektir” şeklinde bir cümle var. Yani CHP, İmam-Hatiplerle ilgili mevcut uygulamadan farklı bir program önermiyor artık. Eğitim konusunda yeni bir düzenleme daha yapıldı programda. CHP, artık azınlık cemaatlerine din adamı yetiştirme imkânı sağlamayı vaat ediyor. AB’nin bu konudaki baskıları anlaşılan sadece AKP’yi değil, CHP’yi de “hizaya getirdi”. CHP’nin yaptığı bu program değişikliği kararı dinci basını oldukça mutlu etti. Fethullahçı medyada, Baykal’ın bu çizgide devam etmesi yönünde temenniler belirtildi. Tüm Türkiye gördü ki, CHP çarşaf açılımda samimiymiş! Yani Kemalizmi reddetmek konusunda! Bu kurultayın da gösterdiği gibi, CHP lâikliğin tamamen silinmesi için Şeriatçı ve sağcı partilerden geri kalmamaktadır. Kimse CHP laikliğin bekçisidir diye toplumu kandırmasın! “Etnik kimlik şereftir” programa girdi Lâiklik ilkesini terk eden CHP, milliyetçilik ilkesinden de vazgeçtiğini yeni programıyla ilan etti. Güneydoğu gezisinde Deniz Baykal’ın kullandığı “Etnik kimlik şereftir” sözü CHP programına girdi. Bakın CHP programı, Kürt meselesine nasıl bakıyor: “Etnik kimlik şereftir. Kişisel kültürel haklar çoğulcu demokrasinin gereğidir. Çağdaşlık asimilasyon değil, entegrasyondur. Anadil kültürel diyaloğun, resmi dil ise, siyasal birliğin aracıdır.” Bu ifadeler teröristbaşının “demokratik cumhuriyet” ile ilgili bir açıklamasından ya da DTP programından değil, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin yeni programından. CHP’nin bu açılımı parti içindeki Kürtçü çevrelerde ve parti içinde Kürtler tarafından yetersiz bulundu. CHP son dönemde öyle bir Kürt açılımı (daha doğrusu Kürt bölücülüğü) yapmıştı ki, programa eklenen yukarıdaki ifadeler Kürtleri tatmin etmedi! Hâlbuki Deniz Baykal yaptığı konuşmada çok hararetli bir biçimde Kürtçü tezleri savundu. Tayyip Erdoğan’ın “ya sev, ya terk et” mealindeki sözlerine cevap olarak, “Kimseye çek git deme hakkın yok, Tapulu malın mı burası? Sen ananın karnında değilken, bu insanlar burada vardı.” dedi. Bilindiği gibi Kürtlerin Türklerden önce Anadolu’da yaşadığı tezi çok tipik bir Kürtçü tezdir ve gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur. Baykal’a bu konuda Şener Üşümezsoy’un “Kürt Kimliği” kitabını tavsiye ediyoruz. Arıtman’a uyarı cezası Baykal, konuşmasının bir yerinde “CHP, hiçbir zaman etnik kimlik, mezhep gibi konular üzerinden siyaset yapmaz” diye bir çıkış yaptı. Hani “etnik kimlik şereftir” açıklamasını düşünüp acaba bir politika değişikliğimi mi var diye merak ederken, Baykal’ın bu sözlerinin İzmir milletvekili Canan Arıtman’a yönelik olduğu anlaşıldı. Canan Arıtman, Cumhurbaşkanı Abdullan Gül’ün “Ermenilerden özür diliyorum” kampanyasını destekler açıklamasına sert tepki göstermiş ve Gül’ün Ermeni olabileceğini söylemişti. Pek çok Türk’ün verdiği tepkinin aynısıydı Arıtman’ınki. Ama hemen “Hepimiz Ermeniyiz”ciler saldırmaya başladılar. Canan Artman’ın ne ırkçılığı kaldı, ne faşistliği. Herkes CHP ne tavır alacak diye beklerken, Canan Arıtman’a verilen uyarı cezası CHP’nin tutumunu göstermiş oldu. Ancak Baykal, verilen ceza ile yetinmemiş olacak ki, konuşmasında Arıtman’ı hedef alarak “Kimseye kimliği kökü, inancı açısından bakamayız. Devlet etnik kör olmalıdır. Bu Türkiye’nin ulusal güvencesidir” diye konuştu. Kurultayın sonunda, Ermenilerden özür dileyen imzacılardan Yavuz Bingöl’ün söylediği sözde Ermeni türküsü “Sarı Gelin” çalındı. Böylece CHP, Canan Arıtman’a verdiği uyarı cezasını yeterli görmediğini gösterdi ve Ermenilere jest yaptı! CHP, tek adam partisi oldu Buraya kadar yazdıklarımız kurultayın program kısmıyla ilgiliydi. İşin bir de tüzük değişikliği bölümü var ki akıllara zarar. Baykal, Atatürk dönemini “tek parti dönemi” diye eleştirirken aslında alttan alta Atatürk’ün tek adam olmasını da eleştirmektedir. Ancak bu tüzük kurultayında genel başkanın yetkileri öyle arttırıldı ki, eski milletveki Sabri Ergül “Böyle bir yetkiye Mustafa Kemal bile sahip değildi” diye tepki gösterdi. Kurultayda yapılan değişikler, partiyi genel başkan etrafında şekillenen bir yapıya dönüştürdü. Tüzükteki önemli değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz: Yeni düzenlemeye göre, genel başkan, tüm genel başkan yardımcılarını parti meclisi içinden seçerken, istediği zaman genel sekreter ve genel başkan yardımcılarını değiştirebilecek. Parti Meclisi bu kişileri ancak üçte iki çoğunlukla görevden düşürebilecek. Genel Sekreter artık ikinci adam değil, sadece örgütsel işleyişle ilgili Merkez Yönetim Kurulu’nun kendisine verdiği görevleri yerine getirecek. MYK’daki genel sekreter yardımcılığı ve MYK üyeliği gibi görevler de kaldırılarak bunun yerine genel başkan yardımcısı sayısı 4’ten 13’e çıkarılacak. Ayrıntılara girip okuyucuyu sıkmayalım. Bu yönetim sistemi Türkiye’de bir parti daha uygulamaktadır: AKP! Zaten Baykal, yaptığı konuşmada bunu saklamadı ve pratik faydalarını anlattı. Deniz Baykal, sadece programıyla değil, tüzüğüyle de AKP’yi taklit etmektedir. Altı Ok’u tamamen terk ederek AKP ile aynı siyasi programları savunan CHP, tüzük değişiklikleriyle de artık AKP gibi yönetilecek. Çok güçlü bir başkan ve etrafında yardımcıları, milletvekili adaylarından belediye başkanı ve il genel meclisi üyeliği adaylarına kadar genel ve yerel seçimlerdeki tüm adayların genel merkezden belirlenmesi, parti meclisinde konuşmak için muhalefet şerhi koyma zorunluluğu vs.. CHP tüzüğü klasik bir faşist parti tüzüğüne dönüşmeye başlamıştır. Parti içinde genel başkanın belirlediği politikalara muhalefet artık mümkün değildir. Kurultayda siyasi program değişikliklerine doğru dürüst bir karşı çıkış olmamıştır. Geçen kurultayda genel başkan adayı olan Haluk Koç, hem Kürt konusundaki açılımın yetersiz bulduğunu belirtmiş, hem de Cemevleri’nin yasal statüsü ile ilgili politikaların programa net bir şekilde yazılmasını istemiştir. Yani Baykal’a alternatif olan kişi, ondan daha redd-i mirasçıdır! CHP içinde mücadele ederek onu Atatürkçü çizgiye getirmeyi savunanların bir kez daha düşünmeleri gerekmektedir. Kimse ne kendini ne de Türk Milletini kandırmasın. CHP Altı Ok’u programından çıkarmıştır ve Atatürkçü olması artık mümkün değildir!
|