15.12.2008/Sayı:215
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye Hüseyin Adıgüzel

Yerel seçimler yaklaşırken

Yerel seçimlerin anlamı

Yerel seçimler, iktidar değişimine neden olmasalar da, iktidarın halk tarafından oylandığı, güven ya da güvensizliğin ortaya konulduğu seçimler olarak oldukça önemlidir. Bu söylediğimiz genel olarak demokratik ülkelerin hepsinde geçerlidir. Fakat bizim ülkemizin, kendine özgü koşulları olduğu için, yukarıda işaret ettiğimiz önemin de önüne çıkan ve sadece bizleri ve ülkemizi ilgilendiren ayrı bir öneme sahip olan yerel seçimler, iktidarı belirlemese de yerel iktidarları belirleyeceği için dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir.

Yerel yönetimleri ele geçirmek, genel iktidar için ilk basamaktır. Bu basamağı doğru kullanan yerel yönetimler, siyasi kuruluşu genel iktidara taşımanın önemli bir sürecini başarı ile geçerler. Yerelde yönetilen bölgenin küçük fakat kronikleşmiş sorunlarının çözümü, yol, su, elektrik dağıtımının aksaksız yürütülmesi, yolların düzenlenmesi, park, bahçe gibi görünen yatırımların yapılması, bazı yerlerin imara açılması ve rantının yükselmesi, yerelde yaşayan halkın, yerelden olan memnuniyetinin genele yansımasını doğurur. AKP’nin önce yerel yönetimlerde iktidar olduğunu göz önüne alırsak yüzde kırk yedinin anlamını daha kolay kavrayabiliriz. Gerçekte, genel iktidarın hataları, başarılı yerel yönetimler tarafından örtülmekte ve geneldeki başarısızlık oya yansımamaktadır.

Yerel seçimlere genel iktidara ulaşmak ya da iktidarda olanlar için iktidarı korumak ve sürdürmek açısından bakarsak, yerel seçimlerin genel seçimler kadar önem taşıdığı sonucuna ulaşabiliriz. Hele bizim gibi, demokratik olmayan demokrasilerde, bölücülüğün yaygınlaştığı, terörizmin her yeri kasıp kavurduğu, suistimal ve hırsızlığın olağan işler haline geldiği, AB, ABD ve IMF tarafından ekonomik, sosyal ve siyasi politikalarının oluşturulduğu ülkelerde, yerel yönetimlerin ele geçirilmesi genel iktidarın ele geçirilmesinden daha büyük öneme sahiptir. Yerel yönetici seçilerek geldiği için, genel iktidarın politikalarına uymak zorunda değildir. Hiç olmazsa, bulunduğu bölgenin sosyal ve ekonomik kalkınmasına kendi olanaklarıyla katkı sağlayabilir. Halkına, daha güzel hizmet götürebilir. Bölgesini, genelin sıkıntılarından tam olmasa da koruyabilir. Bunlar yerel yöneticinin bağlı olduğu siyasi kuruluşa genel için önemli katkı sağlar. Doğal olarak bunların aksi de olabilir. O zaman da yerel yöneticinin bağlı olduğu siyasi kuruluş genelde düşüşe geçer ve kayba uğrar. Genel olarak, “yerel iktidar genelin aynasıdır” derler. Bu söz geçmiş dönemler için doğru olabilir. Fakat artık yerel yönetimlerin ellerinde büyük bir gelir vardır ve genel iktidara eskisi kadar muhtaç değildir. Yeter ki, kaynaklar akıllıca kullanılsın.

Yerel seçimler, siyasi ahlaksızlık gösterisidir

Bizim ülkemizde, diğer demokratik ülkelere göre, yerel seçimler neden büyük önemi olan seçimlerdir? Çünkü; bir sefer yerel yöneticiler, hatta genel yöneticiler de demokrasiyi tam olarak anlayamadıkları için yerel seçimlerin önemi büyüktür. Yani yerel yöneticiler, bizim ülkemizde genel olarak, genel yöneticilerin de destekleri ile halkı daha kolay ajite ederler ve genel iktidarın istediği istikamette oy kullandırtmaya adeta zorlarlar. Yiyecek, içecek dağıtırlar, iş vaat ederler, arsa ya da toprağının imarını halledeceklerini söylerler. Devlet olanaklarıyla halka baskı yaparlar. Dedikodusu ayyuka çıkan ve herkesin gözünün önünde dağıtılan kömür ve yiyecek dağıtımlarını, Ramazan çadırlarını, önce aç bırakıp sonra doyuruyoruz örneklerini siz de görüyorsunuz. Tüm bunlar yerel yönetimler tarafından hayata geçirilen uygulamalardır. Aslında hepimizin olan şeyleri, lütufmuş gibi, ceplerinden veriyormuş gibi dağıtanlar, vatandaşın iradesine ipotek koymaktadırlar. Bu gibi işler, o başbakanın çok söylediği “halkın iradesi” tekerlemesini kökünden değiştiren girişimlerdir. Burada halkın iradesi söz konusu değildir, daha çok kişilerin çıkarları geçerlidir. Çünkü, oylar ülkenin geleceği için değil, oy verenin çıkarı doğrultusunda kullanılır, kullandırtılır. Yani oy kullananların bir kısmı bile olsa, oy vermek istemediği partiye çıkarı doğrultusunda oy verir ve milli irade yara alır. Bugün yerel yönetim seçimlerinde en geçerli metot budur.

İkincisi, yerel yöneticiler, halkla daha çok iç içe oldukları için, halkı, genel yöneticilerden daha kolay etkileme gücüne sahiptirler.

Üçüncüsü ve en önemlisi, ülkemizin karşı karşıya kaldığı bölünme sorunu, daha çok yerel yöneticilerin kullandıkları bir silah gibidir.

Yerel yönetimler, ülke bütünlüğü için önemlidir

DTP’nin elinde bulundurduğu belediyelerin, son beş senedir kırmadıkları ceviz, yemedikleri nane kalmamıştır. Bölücülük yapmak, kışkırtmak, PKK’lı teröristlere sahip çıkmak, PKK’yı ve bölücü başını desteklemek, bu belediyelerin asli görevi haline getirilmiştir. Her türlü devlet olanağı, devleti yıkmak ve parçalamak için, devlet şemsiyesi altında rahatça kullanılmıştır. Ve yasal kılıf belediye olanakları ile bulunmuştur. Belediyeler, yasaların kendilerine sağladıkları haklar ile vergi toplayabilen, izinsiz yatırım ve plan tadilatları yapabilen -ki en büyük rant bu işten elde edilmektedir- kurumlardır. Neredeyse devlet içinde devlettirler. Yaptıkları ve yasalara uydurdukları işler sayesinde oldukça zenginleşen ve zenginleştikçe de yasa dışı kuruluşları, mesela PKK’yı destekleyen birilerine haksız kazanç sağlayan kurumlar haline dönmüşlerdir. Elbette yasalara saygılı belediyeleri, bu tanımlamamızın dışında tutuyoruz. Bizim işimiz, ülkemizi bölmek, parçalamak için yasa dışı kuruluşları destekleyen ve her türlü yasa dışı işi yapan ve birilerine haksız kazanç sağlayan belediyelerin çalışma metotlarını milletimizin dikkatine sunmaktır. Yazdıklarımız, yerel seçimlerin önemine işaret etmek içindir.

Bu yapılanların tek nedeni seçimi kazanmak, yerel yönetimleri ve olanaklarını ele geçirerek yandaşlarına rant sağlamak ve önemlisi yerel yönetimlerinin olanaklarını PKK’nın emrine sunmaktır. Bilhassa DTP’li belediyelerin geçen beş yıl içerisinde PKK’yı yasallaştırmak, PKK’nın eylemlerini desteklemek, maddi ve manevi yardımlarda bulunmak, self detarmisyon uygulamasına gidebilmek için neler yaptıklarını ve yapacaklarını iyi anlamak ve görmek gerekiyor. Bu yol Türkiye’yi parçalanmaya, bölünmeye götürecek tek yasal yoldur ve tüm DTP’li belediyeler artık alt yapısını oluşturdukları bu yolu, yeni dönemde kesinlikle zorlayacaklardır. AB’nin destek vereceği bu yolu tıkamak, ancak ellerindeki yerel yönetimleri almakla mümkündür. Bunu iyi bildikleri için, seçim çalışmaları adı altında yaptıkları mitinglerle ortamı germeye, ayrılıkları körüklemeye devam ettiklerini görüyorsunuz. Bu yüzden tüm ulusalcıların bu konuyu iyi anlamaları ve çevrelerine anlatmaları, vatanseverliklerinin göstergesi olacaktır diye düşünüyorum. Kendi partimiz olmadığı için DTP ve AKP’nin seçim kazanmaması yönünde saf tutmak zannedersem en doğru davranış şekli olacaktır. Amaç ulusalcı bir adayın kazanması olmalıdır. Bu yüzden kendi partimiz olmadığı halde vatanseverliğimizin gereği olarak biz de seçimlere müdahil olmak durumundayız. Bu elbette seçime katılmak şeklinde olmayacak, ama seçmene müdahale edebilme düzeyinde olacaktır.

TÜRKSOLU ve Milli Mücadele Derneği olarak bugüne kadar yaptığımız uyarılar ve çalışmalarla milletimize, kendisinden saklanan gerçekleri, sosyal, ekonomik ve siyasi olarak göstermeye çalıştığımızı dost, düşman herkes biliyor. Bu yüzden rahat çalışacağımızı söyleyebilirim.

Yerel yönetim seçimleri bir açıdan da iktidar için güven oylaması gibidir. AKP Genel Başkanı, Başbakan RTE “ikinci parti olursak genel başkanlığı bırakırım” diyor. Bu sözler aslında, bir on sene daha genel başkan olarak kalacağım demektir. Çünkü karşısında birinci parti olmak istemeyen siyasi rakipleri var. Bu yüzden, Başbakan’ın efelenerek yaptığı açıklama gerçekte hiçbir değer taşımamaktadır. Bu açıklamanın bir anlam ifade etmesi ancak şu şekilde değiştirilirse mümkün olabilir: “yerel seçimlerde, genel seçimlerde aldığım oylardan daha az oy alırsam genel başkanlığı bırakırım.”

Başbakan “bu seçimde daha az oy alırsam bırakırım” şeklinde bir ifade kullanmaktan korktuğuna göre bu seçimde önemli oy kaybına uğrayacaktır. Anketler de bunu doğrulamaktadır. Yüzde otuzlara gerileyen bir oy oranı ile AKP’nin tek başına iktidarı kesinlikle tartışma konusu olacaktır ve hatta meşruiyeti de tartışılacaktır. Yani yerel seçimler AKP için sonun başlangıcı da olabilir. Bu yüzden herkesin oy kullanması çok önemlidir. Gitmek istemeyenler zorlanmalıdır. Seçmen listelerindeki hileler herkesin dilinde, sandık başlarındaki parti temsilcileri de çok dikkatli olmak zorundadırlar. Açıklanan listelere göre geçen seçimlerde ölüler bile oy kullanmıştır. Biz yaşayanlara oy kullandırtamıyoruz, onlar ölülere bile oy kullandırtıyorlar. Sandığa gitmeliyiz ve çok dikkatli olmalıyız.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe