| Özgür Billur |
“Kürt açılımı”ndan
Alevi mitinginin ardından 9 Kasım’da Ankara’da düzenlenen “Alevi Mitingi”nin ardından geçen yıl AKP’nin gündeme getirdiği Alevi açılımı yeniden tartışılmaya başlandı. Mitingi düzenleyenler ve muhalefet, AKP’nin bu konuda samimi olmadığını belirterek acilen Anayasa’da ve yasalarda Alevilerle ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasını istediler. Mitingte, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Cemevi ibadethane sayılsın”, “Diyanet lağvedilsin” pankartlarının yanı sıra “Sivas’ta Alevi, Hrant’la Ermeni, Ape Musa ile Kürdüz” pankartı da dikkat çekmişti. Alevilerin taleplerinin ne anlama geldiğine geçmeden önce bu konuda hangi siyasetçi ne söylemiş ona bakalım. Şerafettin Halis (DTP Tunceli milletvekili): “Bugüne kadar emek hareketiyle, Alevi hareketinin, Kürt mücadelesinin birleşmiş olması gerekiyordu” Devlet Bahçeli: “Korkular ve önyargılar aşılmalı. Sorun doğru bilgilere dayalı bir zeminde ele alınmalı. Alevilik siyasi istismar ve rant aracı olmaktan çıkarılmalı, küçümseyici ve dışlayıcı ifadelerden kaçınılmalı” Ufuk Uras (ÖDP Genel Başkanı): “Bu bir demokrasi yürüyüşü. AKP -aslında Muaviye- iktidarına karşı Aleviler sadece kendileri için değil, bütün toplum kesimleri için demokrasi istiyorlar” Cemil Çicek (Başbakan yardımcısı): “Alevilik konusu, ülkenin önemle durması gereken, hatta bazı açılardan baktığımızda da geç kaldığımız bir konudur. Bu konuda herkesin katkısına ihtiyaç var. Bu tip konular Meclis’te bir aritmetik çoğunluk meselesi değildir” Hasip Kaplan (DTP Şırnak Milletvekili): “Türkiye’nin zenginliklerinin, farklılıklarının bir arada yaşaması ancak eşit yurttaş olmakla sağlanabilir. Bu da anayasa reformuyla mümkündür. Miting, inançlarından dolayı ayrımcılığa uğrayan yüzbinlerin başkaldırısıdır. Alevi yurttaşlarımızın uğradığı ayrımcılığı en iyi Kürtler anlar.” Tayyip Erdoğan (Başbakan): “Biz Alevi açılımını yaptık. Bu konuda bazıları geç kaldı. Biz yoldayız, durmak yok yola devam. Bizim kitabımızda ayrımcılık yok.” Hakkı Süha Okay (CHP Grup Başkanvekili): “Hükümetin önerisini önemsiyorum. Alevi dernek ve federasyonlarının taleplerinin ardından hükümetin böyle bir adım atmış olması memnuniyet verici ancak yeterli değil.” Görüldüğü gibi Türkiye’de Alevileri katletmiş bir hareketin liderinden, şeriatçılara, PKK’lılardan CHP’ye uzanan bir görüş birliği var Alevi konusunda. Siyaset sahnesinin çok farklı kutuplarında gibi görünen isimler neredeyse aynı cümleleri kuruyorlar. Kim daha Alevici? AKP, geçen yıl Alevi kökenli milletvekili Reha Çamuroğlu’nun öncülüğünde bir açılım başlatmıştı. Başbakan, kimi Alevi ileri gelenleri ile Muharrem iftarına da katılmıştı. Deniz Baykal, Tayyip’ten geri kalmamış, Muharrem ayında CHP Genel Merkezi’nde aşure dağıtmıştı. Baykal, “Herkes, türban zulmünden bahsediyor. Türkiye’deki 15 milyon Alevi’ye zulüm yok mu?” diyerek ilginç bir çıkış da yapmıştı. PKK, zaten uzun bir süreden beri Aleviler üzerinde ciddi bir operasyon uyguluyordu. Alevilerin Kürtleştirilmesi ve zamanla PKK’nın tabanı haline dönüşmesi özellikle Tunceli’de başarıyla uygulandı. Bundan on yıl önce PKK’nın olmadığı bir il, şimdi PKK tarafından yönetilmektedir. Büyük şehirlerde birçok cemevi, PKK’nın ve onun kuyruğundaki grupların örgütlenme alanı haline gelmiştir. ÖDP ve benzeri hareketler için solculuk, etnik ve dini kimliklere özgürlüktür zaten. Mücadele edilen güç emperyalizm değil, sözde baskıcı devlet otoritesidir! Bu siyasi hareketlere MHP’nin katılması ise biraz daha geç oldu. Devlet Bahçeli’nin “Alevilerin taleplerinin görmezden gelinemeyeceği” açıklaması ile siyasi yelpazenin neredeyse tüm aktörleri Alevi sorunu(!)nun çözümü konusunda uzlaştırmış oldu. 9 Kasım mitingini tertipleyen Alevi-Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, bu durumdan oldukça memnun. Atatürkçülüğe ve laikliğe bağlılığı tartışılmayan bir kitlenin önderi, Atatürk ve laiklik karşıtı güçlerin kendileri ile aynı dili kullanmalarından rahatsız değil. Tam tersine, siyasetçilerin Alevilik konusunda yarışa girmesi onu mutlu ediyor. “Görülüyor ki, herkes bu işin mutlaka çözülmesi gerektiğine inanıyor” diyerek Bahçeli’ye destek veren Balkız, hükümetin Alevilerle ilgili yapmayı planladığı yeni düzenlemelerle ilgili de “İlk kez devletin bu işi çözmeye çalışıyor olması önemli bir gelişmedir” diye konuştu. Siyasi partiler arasındaki Alevicilik yarışında AKP son hamlesiyle bir adım öne geçti. Reha Çamuroğlu ve Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu’nun koordinasyonuyla, tüm Alevi kuruluşları ve siyasi partilerin içinde olacağı bir uzlaşma zemini yaratma çalışmalarına başlandı. İlk olarak atılacak somut adımlar şunlar: 1)Alevi dedelerine maaş bağlanacak, 2)Cemevleri elektrik ve su parası ödemeyecek, 3)Din kültürü derslerinin müfredatı değiştirilerek Alevilik de müfredata dahil edilecek. Kim hain, kim değil? Hükümetin bu adımları, Alevi kesim arasında önemli ölçüde destek buldu. Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, bahar aylarında yapacakları büyük mitingi iptal edebileceklerini söyledi. Geçen sene, Tayyip Erdoğan’lı Muharrem yemeğine tepki gösterenler bile şimdi hükümetin yanında yer almaya başladılar. Ancak, Aleviler arasında bu konuda hâlâ bir bölünme var. AKP’nin yanında duranlar ile onları “düşkün” ilan edenler arasındaki tartışma henüz bitmiş değil. AKP gibi şeriatçı bir partinin yanında yer almayı ihanet olarak görenler, Alevi taban üzerinde etkilerini devam ettiriyorlar. Bu kesim tepkisini “Sivas katliamını yapanlar Alevileri savunamaz” diyerek gösteriyor. AKP’ye yakın Aleviler ise diğer Alevi örgütlenmeleri Aleviliği İslam dışı göstermek ve Kürtçülük ile suçluyorlar. Bu kesimin sözcülerinden biri de Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun. Şeriatçı Vakit gazetesine verdiği demeçlerinden tanıdığımız Altun, bir zamanlar SHP’de yöneticilik de yaptı. Bu iki kesim birbirlerini Aleviliğe ihanet etmekle suçlamakla birlikte, hükümetin yapacağı yeni düzenlemeler konusunda hemfikirler. En muhalifi bile AKP’nin yeni açılımını ya yetersiz görüyor ya da samimi bulmuyor. 22 Temmuz seçimlerinde AKP’den aday olanlara alınan sert tavır, geçen seneki Tayyip’li muharrem yemeğiyle kırılamamıştı. Ancak hükümetin Alevilerle ilgili yapacağı yeni düzenleme ile Alevi örgütlerindeki AKP düşmanlığı önemli ölçüde silindi. Ali Balkız’ın açıklamalarını bu yeni yönelimin göstergesi sayabiliriz. AKP’ye yapılan muhalefet samimiyetsiz olma düzeyine kadar çekildi. Öyleyse bu iki kesim arasındaki hainlik tartışmasının da bir anlamının kalmadığı açıktır. Biri diğerini PKK’lı olmakla suçluyor, ama PKK’nın Alevilerle ilgili istekleri ile AKP’ninkiler arasında bir fark yok! Biri diğerini şeriatçılıkla suçluyor, ama kendisi de şeriatçı iktidarın yapacağı düzenlemeleri destekliyor! Mücadele zemini Alevilik olunca ideolojinin pek bir önemi kalmamaktadır. Aleviler, Cumhuriyetin teminatıdır, sözü de pekçok ulusalcının kendilerini avuttuğu bir tekerlemeye dönüşmektedir. Cumhuriyetin karşısındaki şeriatçı ve bölücü güçler, Alevilerin taleplerini hararetle desteklemektedirler. Bu durum görmezden gelinebilir mi? Mesele sadece oy kavgası mı? Farklı siyasi partilerin Alevi meselesi üzerine bu eğilmesini yalnızca Alevilerin oyunu alma kaygısı olarak görebilir miyiz? Kesinlikle hayır. Meseleyi bu kadar sığ olarak ele almak, emperyalizmin ulus devletleri parçalama planını görememektir. Maalesef bu sığlık en çok kendini Atatürkçü olarak tanımlayanlar arasında görülür. Alevi kesimin yıllarca CHP’ye oy vermesi ya da Atatürk’e olan bağlılığı üzerinden geliştirilen tezler sol ve Atatürkçü kesim içinde kafa karışıklığı yaratmaktadır. Bugün hem PKK, hem de AKP Alevi kesim üzerindeki etkisini arttırmaktadır. Ancak, Aleviliğe neredeyse kutsal bir ilericilik atfeden kişiler bu çıplak gerçeği görememektedirler. Aleviler üzerinde oynanan oyuna dikkat çekmek Atatürkçülerin ve devrimcilerin görevidir. Çünkü bu oyun Türkiye üzerinde oynanmaktır. Alevilik, emperyalizm tarafından Türk ulusal kimliğini parçalayacak unsurlardan biri olarak görülmektedir. Bu konudaki çalışmalar 1960’lara, Barış Gönüllülerine kadar uzanır. Bir kısım Alevinin Kürtçülerin, bir kısmının ise şeriatçıların tuzağına düşmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Ulusal kimliğin zayıfladığı yerde onun yerini dinsel yada ırksal kimlikler alır. Emperyalizm bu gerçeği bildiği için Türkiye’de bugün hedef Türk kimliği ve Türklerdir. Türkiyeli(!) siyasetçilerin Alevilik üzerine getirdikleri açılımlar oylarını artırma kaygısından değildir. Amaç Türk ulusunun sadece etnik değil, mezhepsel parçalara bölünmesidir. Şeriatçı ve Kürtçü hareketin misyonu emperyalizmin bu genel politikasının hayata geçirilmesidir. Çözüm: Tek kimliğimiz Türklük Emperyalizmin bu oyununu bozmak için yapılacak tek şey Türklüğümüze sahip çıkmaktır. Etnik kimlik bizi nasıl bölerse, mezhepsel ayrımlar da aynı işlevi görür. Kendisini “Kürt” olarak tanımlayanların zamanla -iyi niyetli olsalar bile- PKK’nın kucağına düştüğünü görenlerin aynı tehlikenin Aleviler için de geçerli olduğunu görmeleri şarttır. Ayrı bir Kürt kimliğinin Türkiye’yi bölünmeye götürdüğünü kabul edenler Alevi kimliğinin de aynı işlevi olacağını görmelidirler. Etnik kimliğin örgütlemesi ne kadar gerici ise, mezhep örgütlenmesi de o kadar gericidir. Alevi örgütlenmelerinin ilerici bir işlevi yoktur ve olamaz. Türkiye’nin, mezhep ve etnik çatışmaların yaşandığı bir haline gelmesini istemiyorsak, Atatürk milliyetçiğine ve Türklüğümüze sarılmalıyız. Bu görev, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bağlılıklarını tartıştırmayan Aleviler için daha da acildir!
|