24.11.2008/Sayı:213
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye  

Okur Mesajları

Sayın Gökçe Fırat;

Mustafa filmi, Atatürk’ü insanların gözünde küçültmeye çalışmaktan başka birşey değil... En azından ben böyle düşünüyorum. Bu film, yapan kişinin -ki hiç beklenmedik bir isim kendileri- kendini küçük düşürmesinden ibarettir. Sizse yanlış mı düşünüyorum?

Ayça Kuruoğlu, Antalya


Sayın Gökçe Fırat;

Vıcık vıcık yağdanlık Dündarcık; sen de girmişsin (ben eski solcuyum) sınıfına. Yani özünü inkarcılara, yani ben eskiden böyleydim ama esası şimdi buldumcuklara, yani %’de % teslimiyetçilere, yani ne kadar yaşayacağım belli değil, o yüzden her ne olursa olsunculara, yani gerisi beni enterese etmiyorculara, yani işbirlikçilere. Fakat zamanın (tam bağımsız Türkiye diyen) mücadeleci, devrimci solcuları ölümü şeref sayarak korkusuzca gittiler cepheye. Yani sen ve senin gibiler gibi satmadılar saf değiştirmediler bir parmak bal uğruna. Fakat şunu bilesiniz ki vıcıklar ve işbirlikçiler; yok etmeye çalıştığınızı sandığınız milli mücadeleci devrimciler dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde and içtiler. Ya istiklal ya ölüm dediler. Çoğalıyorlar çoğaldıkça bir çığ gibi büyüyorlar. Çünkü mücadele için gerekli gücün damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu biliyorlar. Ne mutlu Türk’üm diyene. Mücadeleye devam... Duyurulur!

Enbiya Uslu, Bursa


Sayın Özgür Erdem;

Ben size şunu ifade etmek isterim ki, Mustafa Suphi yoldaşın şehit edilmesinden Atamızın parmağı yoktur. Bunu siz de yazınızda belirtmişsiniz zaten. Benim bu konu hakkında eklemek istediğim bazı şeyler var: Ben Kazım Karabekir Paşa’nın öldürme eylemi içerisinde bulunacağını düşünmüyorum. Çünkü devrim şehidi Suphi yoldaşın Ermeni veya Rum çeteleri tarafından öldürüldüğünden eminim. Mustafa Suphi, gerçekten bir fikirsel güçtü. Anadolu’daki hareketi kesmek için İngiliz, Fransız veya Ruslar tarafından emir verilerek öldürüldüğünden eminim. Vatan haini Enver Paşa da bu olayda olabilir. Kazım Karabekir’in bu işte büyük bir ihtimalle parmağı yoktur. Milli Mücadelede desteğe ihtiyaç vardı. Neden öldürmek istesin ya da öldürülme emrini yerine getirsin? Belirli bir amaç var. Ayrıca bu konu hakkında sizinle sohbet etmek de isterim.

Orhan Aydın, Çorum


Yayınlarınızı ve yazılarınızı uzun zamandır takip ediyorum. Daha doğrusu takip etmeye çalışıyorum ve yazdıklarınız çok hoşuma gidiyor. Gerçekten doğruları yazıyorsunuz. Böyle şeyler yaptığınız için çok teşekkür ederim.

Nisa Nur Sarım, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Düşüncelerinize ve kurulacak olan bu partini ze az da olsa, gücümün yettiğince destek ve gönül vermek isteyen Lüleburgazlı bir isçiyim. Sizinle nasıl irtibata geçebiliriz acaba?

Ekrem Eker, Kırklareli


Devrim, Denizler var oldukça güçlenecektir. Mersin Erdemli Meslek Yüksek Okulu’nda muhasebe okuyorum. Devrim için ölümü göze alacak kadar yürekliyim. Tam bağımsız Türkiye için ne yapabilirim?

Erol Sağaltıcı, Mersin


Gerçek Türk kanı taşıyan vatanseverler, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırıp Türkleri asimile etme politikasının farkındadır. TÜRKSOLU, bizlerin duygularının düşüncelerinin bir tercümanıdır. Daha da çok kitleye seslenmesini ve ulaşmasını arzu ediyorum. Halkımızın bilinçlenmeye ihtiyacı vardır ve bu görevi de TÜRKSOLU başarıyla sürdürmektedir. Ancak, bunun için konuşmamızın yanında icraat da gereklidir. Teşekkürler TÜRKSOLU, yola hep beraber devam çağrılarımız devam etmeli ve cumhuriyeti geçek sahipleri devralmalı. Saygılar.

Mübeccel Bezcigil, Balıkesir


Sayın İnan Kahramanoğlu;

Yazılarınızı her zaman ilgiyle okuyor ve çok beğeniyorum. Benim gibi kendini doğduğundan beri Atatürkçü zanneden binlerce insana Atatürkçülüğün ve devrimciliğin gerçek anlamını hatırlattığınız ve öğrettiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizden Suphileri, Denizleri, Mahirleri okuyan her Türk vatandaşı da Atatürk’ ün “tek adam olduğunu” ve de “yalnız adam” olmadığını anlamalı ve anlatmalıdır diyorum. Ellerinize sağlık.

Bahar Aksoy, Ankara


Ben TÜRKSOLU ailesiyle 15/11/2008 tarihinde düzenlenen “Mustafa mı? Atatürk mü? “ etkinliğiyle tanıştım ve çok memnun kaldım. Hiç bu kadarını beklemiyordum. Bundan sonrada bütün toplantılarınıza katılacağım.

Ozan Öztürk, İstanbul


Sayın Kaya Ataberk;

Bir Türk milliyetçisi olarak görüşlerinize aynen katılıyorum. Ayrıca Mustafa Balbay ile Emin Çölaşan’ı da unutmamanızı öneririm.

Onlar da ART’deki programlarında mitingi öve öve bitiremediler.

Yavuz Kaçtan, Ordu.


Sayın Kaya Ataberk;

Yazınız çok güzel, çok beğendim. Keşke herkes bu yazıyı okuyabilse ve gözünü açsa. Ben bir zamanlar ülkücülerin birileri tarafından kullanıldığı gibi şimdide Türk Alevilerinin kullanılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Ve umuyorum ki, bu hiç bir zaman olmayacak. Ben bir Türk Alevisiyim ve asla Kürtleşme gibi bir durum söz konusu bile olamaz. Diğer Türk alevi gençlerinin de benimle aynı düşüncede olduğuna inanıyorum. Umarım hiç kimse bu kandırmacaya düşmez.

Burcu Göker, İstanbul


Artık yeter! Dünyanın en güçlü ordusuna sahipken nasıl olur PKK sorunuyla baş edemeyiz? PKK’nın sonunu getirsinler artık. Atatürk devrimleri yok olmak üzere, laiklik yok olmak üzere, cumhuriyet yok olmak üzere! Lütfen Atatürk’e sahip çıkalım.

Çiğdem Şahin, Gaziantep


Sayın Gökçe Fırat;

Ülkemin medyasında çıkan en yiğit yazıdan dolayı sizi kutluyorum. Kürt istilasından söz ediyorum. Benim öğrenciliğim İzmir’de geçti. O zamanlar birlikte kaldığımız ev arkadaşım vardı, Konyalıydı. Bazen Kadifekale’de ikamet eden ablasının yanına giderdi de, öğrenci karnımıza sıcak bir çorba girerdi. Kadifekale’deki komşuları da Konyalıydı. O zamanlar tek tük de Kürtler vardı. Biz üniversiteyi bitirene kadar Kürtler kadifekale’ye bayrağı çoktan çekmişlerdi. Benim için acı olan ise Yunanı denize döktükten sonra o Kadifekale’ye Yunan bayrağını indirip yerine şanlı bayrağımızı çektiğini söyleyen kişinin bizim köyden Hüseyin Dede olarak bildiğimiz Kurtuluş Savaşı gazisinin olmasıdır. Bunları sizinle paylaşmak istedim.

Muharrem Aslantaş, Kütahya


Ben de, ben de, ben de istiyorum! Devrim nedir öğrenmek, Deniz Gezmiş gibi davranmak, içinde bulunduğumuz emperyalist düzene karşı koymak... Ben de, ben de istiyorum yoldaşlarımla beraber olmak, sizin gibi düşünmek, öğrenmek... Bilmiyorum, öğrenemiyorum; çünkü yaşadığımız sistem gereği bu böyle ve feodal sistemin içinde bulunduğumuz bu devlette eskisi gibi düşüncelerimizi özgürce açıklayamıyoruz. Babam adımı Özgür koymuş. Neden? Özgür olsun, konuşsun diye. Peki, ben neden özgürce konuşamıyorum? Neden ismimin amacı doğrultusunda davranamıyorum. Bunları öğrenmek istiyorum. Haklarımı, yapmam gerekenleri… Ben lise son öğrencisiyim. Benim de elimden bir şeyler gelmeli! Benim de bu yolda bir görevim olmalı! Nedir? Nedir? MSN adresimi, e-postamı her neyse bıraktım. Lütfen bana ulaşırsanız, beni bilgilendirirseniz ya da nerde iseniz lütfen ne olursa olsun ulaşın.

Özgür Aydın, İstanbul



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe