24.11.2008/Sayı:213
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Özgür Billur

Cumhuriyetin kalmadığı yerde Cumhuriyet öğretmeni kalır mı?

Başöğretmen AtatürkAtatürk ve yazı devrimi

Bundan tam 80 yıl önce 1 Kasım 1928’te Arap harflerinin yerine yeni Türk alfabesini kullanmaya başladık. Yeni harflerin tüm halka öğretilmesi ve okur-yazarlığın artırılması için Millet Mektepleri açıldı. Atatürk, bu büyük devrim için Millet Mekteplerinde karatahtanın önüne geçti ve 24 Kasım günü Atatürk’e “Başöğretmen” unvanı verildi.

Şeriatçılar, yazı devrimiyle bir günde Türkiye’de okur-yazar oranının sıfıra indiği propagandasını yaparlar. Bu devrim, onlara göre geçmişimizle kültür bağımızı koparmıştır. Bu saçma sapan fikir, sadece dinciler tarafından değil, onlara koltuk değnekliği yapan kimi liberal yazarlar tarafından da dillendirilir.

Yapılan propaganda Osmanlı’nın zengin bir kültür mirası olduğu ve bu devrimle hem onlara hem de İslam klasiklerine ulaşmamızın imkânsızlaştığı üzerinedir. Hâlbuki Osmanlı’ndan kalan yazma eser sayısı ve okur-yazar oranı bellidir. Üstelik İslam klasiklerini anlamak için de Arap Harflerini bilmek yetmez, Arapça bilmeniz gerekir. Dil ile alfabe farklı şeylerdir.

Atatürk, yazı devrimin amacını şöyle açıklamaktadır: “Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz! Bütün millete, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz… Düşününüz ki bir milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmezse bu ayıptır. Bundan, insan olarak utanmalıdır. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir.”

Yazı devrimi, Türk milletini cahillikten kurtarmak için Atatürk tarafından düşünülmüş ve bizzat onun idare ettiği bir devrimdir. O’nun sayesinde bugün okuma yazma bilmeyen neredeyse yok gibidir. Dincilerin iddiasının tam tersine, geçmiş kültürümüzü dahi iyi tanınamız yeni alfabeye geçişimiz ile olmuştur.

Okuma yazma ve bilgi, bir avuç insanın elindeki ayrıcalık olmaktan çıkıp toplumun geniş kesimlerine yayılmıştır. İslam’ın kutsal kitabı Kuran’ın bile geniş kesimler tarafından okunup anlaşılması, yazı devrimi sayesindedir.

Bu basit gerçekleri şeriatçılar da bilmektedir, ama onlar zaten yüzyıllardır toplumun cahil bırakılmasıyla kitleler üzerinde etkili olmaktadırlar. Bugün de Cumhuriyet Devrimi ve Atatürk’ü karalamak için bu saçma fikre inanan ve bunu öğrencilerine anlatan yüzlerce, hatta binlerce şeriatçı öğretmen var ülkemizde. Ben, öğretmen lisesi mezunuyum ve bunlardan birkaçı benim öğretmenimdi.

Cumhuriyet Öğretmeni nerede?

Bugün 24 Kasım, Öğretmenler günü. Atatürk’ün genç kuşakları Cumhuriyet fikri ile yetiştirmesi için görevlendirdiği öğretmenlerimizin günü.

Bugün öğretmenlerimize methiyeler düzüp, minnet duygularımızı sunacağız.

Şeriatçı Milli Eğitim Bakanı ve onun Milli Eğitim Müdürlerinin ve onlara bağlı okul müdürlerinin nutuklarını dinleyeceğiz.

Bu büyük adamlar(!), onların bu makamlara gelmesini sağladıkları için kendi öğretmenlerine teşekkür edecekler (bu teşekkürden az önce bahsettiğim şeriatçı öğretmenlerim çok mutlanmıştır eminim).

Cumhurbaşkanı da, Başbakan da konuşacak tıpkı Cumhuriyet bayramında olduğu gibi. Demokrasi kültüründen, eğitimde fırsat eşitliğinden bahsedecekler. Her türlü fikrin ve liderin sorgulanmasının fikir özgürlüğünün temeli olduğunu anlatacaklar. Öğretmenlerden her fikre ve öğrenciye eşit mesafede olmasını isteyecekler.

Bu süslü sözlerin arkasında şeriatçı ve Kürtçü ideolojinin olduğunu bilen Cumhuriyet öğretmeni ne yapacak? Bir tepki veya protesto olacak mı? Elbette hayır!

Bugüne kadar olduğu gibi, gözleri dolarak kabul edecek tebrikleri. Ellerini öpen çocuklara sevgiyle bakacak. Belki de Şeriatçı okul müdürünün hazırladığı kutlama programını yönetecek.

Bu gidişle birkaç yıl sonra ne Cumhuriyetimiz kalacak, ne Öğretmenler günü. Zaten fiili olarak Atatürk’ün Cumhuriyeti tasfiye edildi. Milli eğitim, Türk’üm demenin bölücülük olduğunu söyleyen bir Kürt-İslamcı tarafından yönetiliyor. Sadece eğitim mi, tüm Türkiye onların elinde.

Bugün bir Cumhuriyet öğretmeni için bir kutlama günü değil, en iyi ifadeyle kendini sorgulama günüdür. Neden mi? Atatürk’e kulak verelim:

“Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakârlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir... Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.”

Bugün Türkiye’yi yönetenler de Cumhuriyet okullarından yetiştiler. Hiç itiraz etmeyin, onlar İmam-Hatip mezunu diye. Yüzlerce İmam-Hatip Okulu açan politikacıları da Cumhuriyetin öğretmenleri eğitti. Ya da bu kadar İmam-Hatip Okulu açılırken de sessiz kalan yine Cumhuriyetimizin öğretmeniydi.

Atatürk, öncelikle fikren kuvvetli muhafızlar istemişti öğretmenlerimizden. Yani, Cumhuriyet Devriminin ideolojisini kavramış gençler yetişmeliydi. Bu gençler ilmen, fennen ve bedenen geliştirilecekti.

Cumhuriyet öğretmeni bu görevini layıkıyla yerine getirebildi mi? Ülkemizi yönetenlere bakarsak bu sorunun cevabının pek olumlu olmadığını görürüz. Sadece yönetenler değil, onların ihanetleri ya da gafletleri karşısında onlarla mücadele etmesi gereken Cumhuriyet gençliğinin de durumu ortadadır.

Cumhuriyet öğretmeni, öğrencilerine Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni anlatamamıştır ne yazık ki! Her sınıfta çerçeve içinde duran bu metin ve onun devrimcilik çağrısı anlaşılamamaktadır.

Atatürk, öğretmenliği, yalnızca okuma-yazma ya da bilim ve sanat öğreten bir meslek olarak görmemiştir. Öğretmen, Cumhuriyet’in yeni devrimci kuşaklarını yaratacaktır. Onları Cumhuriyetin devrimci ve milliyetçi ideolojisiyle yetiştirecektir.

Cumhuriyet öğretmeni bu görevini yapmalıdır. Cumhuriyetin ve bağımsızlığın olmadığı bir ülkede bilim de olmaz. Cumhuriyetimiz, Kürt-İslamcı bir kuşatmayla sarılmışken Cumhuriyet öğretmeninin her şeyden önce devrimci olması gerekir. Çünkü devrimci olmadan ne vatan savunulur ne de Cumhuriyet!

Devrimci nesiller için devrimci öğretmenlere ihtiyaç vardır.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe