17.11.2008/Sayı:212
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye (E) Amiral Vedii Bilget

Atatürk Cumhuriyeti
ilelebet yaşayacak

AtatürkBugün 10 Kasım 2008.

Mustafa Kemal’in devrimci bağımsızlık tarihi huzurunda, Mustafa Kemal’in devrimci Türkiye halkının huzurunda, devrimci tavır koymanın eylemsel zamanı gelmiştir. Vurgulayarak yineliyorum, devrimci tavır koymanın eylemsel zamanı gelmiştir.

Mustafa Kemal’in devrimleriyle devrimleşen, Mustafa Kemal’in devrimleriyle insanlaşan, insanlaştıkça insanlaşan yurttaşlarım, Mustafa Kemal’in bağımsızlık devrimleriyle Türkleşen yurttaşlarım, Mustafa Kemal’in devrimleriyle Milliyetçileşen yurttaşlarım, Mustafa Kemal’in devrimleriyle kültürleşen, kültürleştikçe tarihselleşen, felsefeleşen, sosyalleşen, edebiyatlaşan, sanatlaşan, yurttaşlarım; Mustafa Kemal’i yitirişimizin 70’inci yılındayız.

Mustafa Kemalleşen devrimci yurttaşlarım, önce ivedilikle, Cumhuriyet’in 15’inci yıl dönümünde, Atatürk’ün orduya, 29 Ekim 1938 tarihli son mesajını devrimci tavırlarla yaşatarak arz edeceğim:

“Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!

Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan; Cumhuriyet’in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtaları ile mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.

Bugün, Cumhuriyet’in 15. yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda, kahraman ordu, sana kalbi şükranlarımı beyan ve ifade ederken büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.

Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabrikalar ve silahlarla bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefs ve istihkar-ı hayat ile her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi bütün ulus muvacehesinde beyan ederim.

Cumhuriyet Bayramı’nın 15. yıldönümü hakkınızda kutlu olsun…”

Devrimleşen, Mustafa Kemal’leşen yurttaşlarım, şimdi hükümetimiz tarafından açıklanan resmi tebliğleri arz ediyorum: İstanbul 10.11.1938-Atatürk’ün müdavi ve müşavir tabipleri tarafından verilen rapor suretidir:

“Reisicumhur Atatürk’ün umumi hallerindeki vahamet dün gece saat 24’te neşredilen tebliğden sonra her an artarak bugün 10 İkinci teşrin (Kasım) 1938 Perşembe sabahı 9.05 geçe büyük şefimiz derin koma içinde terk-i hayat etmişlerdir.

Müdavi Tabipler:

Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp

Prof. Dr. M. Kemal Öke

Dr. Nihad Reşat Belger

Müşavir Tabipler:

Prof. Dr. Akil Muhtar Özden

Prof. Dr. Hayrullah Diker

Prof. Dr. Süreyya Hidayet Serter

Dr. Abrevaya Marmaralı

Dr. M. Kamil Berk”

İstanbul 10.11.1938-Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tebliğidir:

“Müdavi ve müşavir tabiplerin neşredilen son raporu, Atatürk’ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir.

Bu acı hadise ile Türk vatanı büyük yapıcısını, Türk milleti ulu şefini, insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize içimiz yanarak, bu tarife sığmayan ziyaından dolayı en derin taziyetlerimizi sunarız.

Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O’nun büyük eserine bağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki; ölmez olan O’nun büyük eseri Cumhuriyet Türkiye’sidir.

Hükümetimiz içinde bulunduğumuz bu mühim anda bugüne kadar olduğu gibi, dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizamı ve vaziyeti idame hususunda, büyük Türk milletinin hükümeti ile tek vücud olarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 33’üncü maddesi mucibinde Büyük Millet Meclisi Reisi Abdülhalik Renda Reisicumhura Vekalet vazifesini deruhte etmiş ve ifaya başlamıştır.

Gene Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 34’üncü maddesi mucibince Büyük Millet Meclisi derhal yeni Reisicumhuru intihap edecektir. Türkiye’nin en büyük makamına Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na göre geçecek zatın etrafında hükümetiyle, şanlı ordusuyla ve bütün kuvvetiyle Türk Milleti sarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yükselmesine devam edecektir.

Bugün ayrılığına ağladığımız Büyük Şefimiz Atatürk, her vakit Türk milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını da istikmal ederek güvenle büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk milleti, O’nun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği O’nun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyeti’nin daima koruyacak ve O’nun izinde yürüyecektir.

Kemal Atatürk, Türk’ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır.”

Eski bir Harbiye’li, Anafartalar gazisi, Kurtuluş Savaşı Gazisi, tam bağımsızlık gazisi Mustafa Kemal ne demiş:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli gereklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir.”

Görünürdeki olup biten olumsuzlukların temel kaynağı, bağımsız ve laik Mustafa Kemal Cumhuriyeti’ni, cemaat toplumu haline getirmekte direnen, irticayı dayatan iktidardadır.

Ordularımızı etkisizleştirme uğraşındaki iktidardadır. Ülkemizi bitmeyen oyunları ile ABD’nin uydusu haline getiren iktidardadır.

Emperyalist işgalcilere teslimiyetin bayraktarlığını yapanları, gericiliğin ve karanlığın çıkmazında bocalayanları, somut bir yönelim olan ulusal onurumuzu stratejik düşmanımız ABD’ne çiğnetenleri, nefretle kınıyorum. Sevr-i dayatan iç ve dış düşmanlarımızın yardım ve korumasına gerek duyanların Mustafa Kemal Türkiyesi’nde işi yoktur.

Türkiye halkının bağımsızlığını, yüksek çıkarlarını ve her şeyin üstünde onurunu düşmanlarımıza karşı koruyan Türk Ordularıdır.

Dolmabahçe Sarayı’na toplarını çeviren zırhlıların, Yunan işgalcisini güzel İzmir’e çıkaran donanmanın sefinelerinin kıç güvertelerinde taşıdıkları bayrakların kimlere ait olduğunu unutup, Cumhuriyet devrimlerini ve bağımsızlık onurumuzu dışlayarak korkunç yanılgılarla umur-ı devlet etmeye yeltenenleri yargılamayı, bir kamu görevi olarak, Anafartalar Gazisi, tam bağımsızlık Gazisi, Türk Gençliğine vermiştir.

“Gençliğe Hitabe”nin de özü budur.

“Ya İstiklal, Ya Ölüm” andıyla, devrimci Mustafa Kemal tarihi huzurunda, devrimci Mustafa Kemal Türkiyesi halkının huzurunda, Mustafa Kemalleşen yurttaşlarımı selamlarım.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe