“Mustafa”yı
beğenen yok
Can Dündar’ın hazırlayıp Cumhuriyet Bayramı’nda piyasaya sürdüğü “Mustafa” belgeseli(!) gündeme bomba gibi düştü. Mustafa sözde belgeseli ile ilgili tartışmalar da iki haftadır yoğun bir şekilde sürmekte. Biz kendi açımızdan bu belgeselle Atatürk düşmanlığının körüklendiğini geçtiğimiz sayıda ifade etmiştik. Zaman, Taraf, Yeni Şafak, Vakit ve Aydınlık tayfası dışında sözde belgeseli beğenen yok. En hafif eleştiri ise “Atatürk yanlış tanıtılmış” cümlesiyle özetlenebilir. Ağırları mı? Onlardan aşağıda bahsedeceğiz ama şunu söylemeden geçmeyelim; Can bu kez baltayı taşa vurdu.
Mustafa sözde belgeseli, köşe yazarlarından sanat camiasına kadar geniş bir kesimden çok yoğun eleştiriler aldı. Ancak önemli bir kesim de
bu dönen tartışmalarla bu belgeselin ne mene bir şey olduğunu kavrayarak açıktan gitmeme tavrı aldılar.
Bu arada çıkan yorumlar arasında bizi şaşırtan birkaç isme de rastladık. Mesela Akşam’dan Oray Eğin, düzgün bir Can Dündar değerlendirmesinde bulunmuş. Eğer bu satırları kendisi yazdıysa ona helalinden bir “aferin”. Bizi şaşırtan bir diğer yorum ise Star gazetesinden geldi.
Yandaş medyanın önde giden gazetesinden Aziz Üstel de Can Dündar’ın Atatürk’ü yansıtamadığını belirtti. Gerçi Aziz Üstel’in yazısında
Turkcell’i koruma refleksi vardı. Çünkü aynı günlerde Doğan medyası belgesele sponsor olmadığı için Turkcell’i topa tutuyordu.
Bütün bu yorumlardan çıkan sonuç ise “Mustafa”nın Atatürk’ü yanlış tanıtan, beş para etmez ve kesinlikle izlenmeye değmez bir çalışma olduğu.
Atatürk
yalnız
bir adam
değildi |
“Can Dündar’ın Mustafa filmine yönelik eleştirilerin toplandığı iki ana nokta var: Atatürk, çok içkici gibi gösteriliyor ve “yalnız adam portresi” çizilmeye çalışılıyor. Filmde içkiye yapılan vurgunun aşırılığı birçok kişiyi rahatsız ediyor. Elbette şu sorunun yanıtının açıklıkla verilmemiş olması da bunu destekliyor: Atatürk, içip içip uyuyan birisi ise bütün bu devrimlerin yapılması nasıl mümkün olabildi? O binlerce sayfalık nutuklar, notlar nasıl yazılabildi? O kalın kitaplar, satır altları çizilerek, üzerlerine notlar alınarak nasıl okunabildi?
“Yalnızlık” ise bir başka “klişe”. Atatürk de elbette yalnız değildi. Yakın arkadaşları, sırdaşları vardı, hayatına giren kadınlar da oldu. Ve hiç kuşkusuz çevresinde geniş bir sevgi halesi vardı. Sadece cenaze töreninde çekilen ve on binlerce insanı sokaklarda ağlarken gösteren eski haber filmleri bile bunu kanıtlıyor. “Yalnız yaşadı yalnız öldü” kolaycılığına kaçmaya bence gerek yoktu. Yaşarken yalnız olmadığı gibi, öldüğünde de yalnız değildi.”
Mehmet Y. Yılmaz
3 Kasım 2008, Hürriyet |
|
Mustafa’nın
tartışılacak
yönleri |
“Can Dündar’ın merakla beklediğim “Mustafa” filmini, Ankara galasında izledim. Zaafları, zayıflıkları, hırsı, aşkları, sigarası, içkisi, dinden-imandan uzaklığı, Türkiye’den çekip gitmek isteğiyle perdeye yansıyan Mustafa’nın, Kemalistleri tatmin ve memnun edeceğini sanmıyorum. Buna karşılık, Kemal’den hazmetmeyenlerin ilgisini ve beğenisini daha fazla çekebilir. Vahdettin’i sevenler de filmden memnun kalabilirler. Son Padişah Vahdettin’in vatan haini değil gerçek bir “vatansever” olduğunu savunanlar, onun, Atatürk’ü “vatanı kurtarmaya memur” ettiğini savunurlar. “Mustafa” filminin verdiği mesaj da bu yönde. Filmde, Atatürk’ün İzmit’te bazı gazetecilere yazılmamak üzere, “Kürtlere anayasal özerklik verileceğini söyledi” deniliyor. Bu konunun da arkası gelmiyor. Güneydoğu’ya özerklik verilmesini isteyen PKK-DTP cephesi, filmin bu kesitini beğenecek ve ihtimal ki kullanacaktır.
Ve arkasından her gün bir şişe rakı, üç paket sigara içen, akşam sofrasını beklemek dışında işi gücü olmayan, yalnız, etrafında kimse kalmamış, yakın çevresi tarafından kandırılan, idare edilen bir Mustafa. Bu “Mustafa”yı da Anıtkabir’i ziyaret etmeyenler, “Biz dememiş miydik?” diyerek, sevecekler ve sevinecekler...”
Fikret Bila
30 Ekim 2008, Milliyet |
|
“Sarhoş. Kafayı bulunca ağlayan... Hoyrat. Soğuk. Kalpsiz. Çevresine eziyet eden... İtiraz edeni asan... Arkadaşlarını satan... Goygoycuların dolduruşuna gelen... Milletten bihaber. Hatta milleti küçümseyen... Alay eden. Hesabını kitabını bilmeyen... Batı hayranı. Sefa düşkünü. O balo senin... Bu balo benim, gezen. Zampara. Cephede bile karı-kız düşünen... Savaşmadığı için sıkılan... Ordu varken, çete kurmaya kalkan... Devrimleri intikam için yapan... Dinsiz. Kendi heykellerini diktiren... Megaloman. Bencil. Günde 3 paket sigara içen. Usul usul intihar eden... Psikolojik bunalımda... Yalnız. Çaresiz. Basiretsiz. Zavallı bir adam. Mustafa’daki Mustafa bu. Anafartalar 1 saniye. İşgal 2 saniye. Tası tarağı toplayıp kaçmak için, sığır sürüsünün çıkardığı toz bulutundan bile tırsan... Sığır sürüsüyle düşman ordusunu ayırt etmekten aciz biri... Başkomutanlık meydan muharebesi desen... Taktiğini falan başkasından araklamış zaten. Hak edilmiş bence Oscar... En azından Nobel.”
Yılmaz Özdil,
4 Kasım 2008, Hürriyet |
|
Atatürk’ün
başına
çuval
geçirme
denemesi’ |
Sevgili dostlar, bu belgesel “Atatürk’ü Türk halkının gözünde küçük düşürme çabasının” son ürünü... Daha açık yazayım Süleymaniye’de “askerlerimizin” başına çuval neden geçirildiyse, Başkomutanları hakkında da aynı stratejinin gereği bu film çekildi!
Sonuç: Bu belgeseli seyretmeyin, seyredecekleri engelleyin ve en önemlisi asla çocuklarınıza seyrettirerek “şuur altlarına Atatürk’ü küçük düşürücü tohumlar atılmasına” izin vermeyin!
Son söz: Bu filmi çeken bir “basın mensubuysa”, ben “olmaktan” utanıyorum! Yazıklar olsun!
Annesi-babası ne kadar tersini “söylerse söylesin”, bu filmi izleyen 10 yaşında bir “çocuğun” şuur altına atılan “Atatürk ile ilgili” tohumlardan bir daha kurtulması mümkün değil. Daha açıkçası, sakın şöyle düşünmeyin çocuk istiyor, filmi görsün de sonra ben “yanlış” olduğunu anlatırım! Anlatamazsınız!
Yiğit Bulut
2 ve 3 Kasım tarihli yazılarından, Vatan |
|
Atatürk
‘Mustafa’yı
görse |
“Diyelim ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler... Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes “Mustafa”yı seyretmek için kuyruklarda.
Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek: “Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?..”
İsmet Paşa: “Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker...”
“Niye atlarımızın kıçını çekiyor?..”
“Buna ‘insani boyut belgeseli’ diyorlar...”
Ata: “İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?..”
“Sponsor lazım...”
“Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?..”
İsmet Paşa: “Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir...”
Atatürk: “Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?..”
İsmet Paşa: “İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta...”
Ata: “O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki...”
İsmet Paşa fısıldayarak:”Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte...”
Atatürk hüzünle: “Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?...”
İsmet Paşa: “Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar...”
“Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet...”
İsmet Paşa: “Cumhuriyetten geri kalanını...”
Atatürk, atını çevirir: “Gidelim Paşa...”
Bekir Coşkun,
1 Kasım 2008, Hürriyet |
|
Biraz
dürüstlük
rica etsek |
“Bir belgesel ancak Türkiye’de bu kadar tartışılır” diyen meslektaşlarımız var... Yanlış, bu “bir belgesel” değil, “Atatürk” belgeseli... “Mustafa filmi çok tartışıldı, demek ki amacına ulaştı” diyen köşe yazarları var... “Mustafa” değil, Atatürk’le ilgili yanlış yorumlar tartışılıyor. Onunla ilgili hangi film olsa Türkiye tartışırdı, zira bu yorumlar filmin yurt içinde, yurt dışında, okullarda gösterilmesiyle bu toplumun Ata’sının, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun imajını haksız şekilde değiştirebilir.
Ruhat Mengi,
2 Kasım 2008, Vatan |
|
Hem Can Dündar’ı hem de Mustafa filmini protesto ediyorum |
“Mustafa filmini izlemeyeceğim. Zira, okuduklarım ve filmi izlemeye giden arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarı ile Can Dündar, kendi siyasi görüşünü filme yansıtmış. Atatürk’ü filmde elinde sigara ve içki bardağı düşmeyen bir karakter olarak göstermiş. Ayrıca Atatürk’e tek başına kaldığı imajı verilmiş. Çok yanlış. Olmadık gerçekleri filme yansıtmış. O bizim Atamız. Gelecek nesillere Atamızı iyi tanıtmak lazım, Can Dündar ise ne yaptığı ortada. Mustafa filmine çok ilginçtir CHP ve AKP de onaylamıyor. Demek ki, yanlış olan bir şey var. Hem Can Dündar’ı hem de Mustafa filmini protesto ediyorum. Bunun için Mustafa filmini izlemeyeceğim”
Mehmet Ali Erbil |
|
Değil 350 bin,
3 Euro
vermem
‘Mustafa’ya! |
“Oturdum, izledim ‘Mustafa’yı...Hani Can Dündar’ın yaptığı, adına da ‘belgesel’ dediği, 29 Ekim’de gösterime giren, girdiğinden bu yana da bi iki kişinin dışında hemen herkesçe tefe konup çalınan filme... Bu filmi aslında tek cümleyle özetlemek olası: Bir Adam Varmış... Canı Sıkılaaaan!! Sadece Mustafa Kemal’i çağrıştıran kimi sahneleri var. Ama Mustafa’nın Kemal’i yok! Mustafa Kemal’in yaptığı kimi işleri yapmış... Ama çoğundan da uzak durmuş... Onlarıysa kimin yaptığı belli değil! Can Dündar kardeşim de, Mustafa’yı bir aynanın içinde görmüş... Ama ayna sisler içindeymiş... Bir türlü o aynanın içinde seçememiş Mustafa’nın Kemal yanını... Atatürk yanınaysa teğet dahi geçmemiş...
Aziz Üstel,
3 Kasım 2008, Star |
|
Can Dündar’ın
aklındaki
hesap ne? |
“Can Dündar artık bir gazeteci değil, bir işadamı. Gazeteciliği de tüccarlığı için bir araç olarak kullanıyor o kadar. Köşesini de buna alet etmekten çekinmiyor. Şimdi kamuoyunda Can Dündar’ın aleyhine bir hava esiyor, farkındasınız. Yıllardır insanlar içinde tuttukları birtakım gerçekleri basında dillendirmeye başladılar. Geç bile kalmış bir süreç...
Yıllarca laiklik üzerinden para kazandı, ‘Sarı Zeybek’in tekrarlarından yüz binlerce doları cebine indirdi ve şimdi baktı ki konjonktür dönüyor, bu sefer başka bir rantın peşine düştü. Atatürk’ü ‘yere indirmenin’ zamansız olabileceğini anlayamamış olmalı. Ama başka türlü bir Atatürk filmi de çekemezdi. Eğer ‘Sarı Zeybek’ gibi ‘hardcore’ Atatürkçü bir film yapsaydı ileride kendisine gelecek başka büyük paralardan vazgeçmek zorunda kalacaktı. Çünkü bu yaptığı Atatürkçü film ileride para kazanacağı başka çevreleri ürkütecekti. Biliyorsunuz değil mi Can Dündar, Said-i Nursi belgeseli üzerinde çalışıyor bir süredir. Yani Fethullah Gülen cemaatine göz kırpıyor, kendini buraya entegre ederek oradan rant toplayacak. E gerçek bir Atatürkçü film de bunun önünü keserdi.
Oray Eğin,
3 Kasım 2008, Akşam
|
|
|