| Özgür Erdem |
Boykot et, izleme! Can Dündar’ın son belgeseli “Mustafa” büyük tartışma yarattı. Atatürk hakkında açık çarpıtma, yalan ve iftiralarla dolu belgesel pek çok Atatürkçüyü isyan ettirdi. Ancak bu yazıda konumuz belgesel değil. Can da değil. Mustafa belgeselinin gösterime girmesiyle birlikte sinema salonlarının dolup taşmasına şaşırdık, onu tartışmak istiyoruz. Şimdi birkaç soru soralım ve hep beraber cevaplayalım: “Mustafa belgeselinin amacı ne?” “Atatürk’e hakaret etmek, Atatürk’ü bir ulusal önder olma kimliğinden sıyırarak çarpıtmak, zayıf karakterli biriymiş gibi göstererek peşinden yürünecek bir lider olmaktan çıkarmak...” “Tamam, peki Mustafa belgeselini hazırlayan kim?” “Yıllardır liberal, küreselleşmeci, AB’ci ve Amerikancı yazıları ve belgeselleriyle tanıdığımız Can Dündar.” “Mustafa’yı beğenen Atatürkçü var mı?” “Çok şükür, bütün Atatürkçüler belgeselin ne kadar kötü olduğu konusunda hemfikir.” “Kim beğeniyor Mustafa’yı?” “Liboşlar, Fethullahçılar, Vakit yazarları, Aydın Doğan medyasının 2. Cumhuriyetçi yazarları...” “Peki, kim izliyor bu filmi?” “Atatürkçüler.” “Neden?” “...” ... Günlerdir düşünüyorum, bu kadar açık bir Atatürkçü filme, bu kadar çok Atatürkçünün gitmesine anlam veremiyorum... Bir Atatürkçü neden gider şu filme? Tanıdığım birkaç kişiye sordum. Gerçek nedeni öğrenmek için dalga geçmemeye ve rencide etmemeye de çalıştım! Aldığım yanıtlar ilginçti: “Neden gitmeyelim? Eleştirmek için önce seyretmek gerekir...” Türkiye’de Atatürkçülerin ne kadar örgütsüz, ilkesiz, siyaset dışı konumlanmış olduğunun açık bir göstergesi... Başka siyasi çevrelerle karşılaştıralım. Örneğin Şeriatçılar. Muhammed aleyhinde en ufak bir yazıya tahammül bile edemezler değil mi? Bırakın Mustafa gibi dalga geçen bir filmi, şu Danimarka’daki karikatüristin dünya çapında nasıl protesto edildiğini bir hatırlayalım. Ya da şu bölücüleri bir düşünelim. Niye “Sayın Öcalan” diye pankart açarlar eylemlerinde? Lider bildiklerine sahip çıkıyorlar. Teröristbaşının çağrısıyla birkaç haftadır nasıl da isyan provaları yapıyorlar... Tamam, diyeceksiniz ki Şeriatçılar zaten yobaz.... Onlar gibi mi olalım... Biz onlar gibi yapın demiyoruz... Ama en azından biraz duyarlı olun. Biraz da ilkeli davranın. Bu kadar karşı çıktığınız bir filmi en azından protesto edip seyretmeyin. Herhangi bir liberali ya da 2. Cumhuriyetçiyi düşünün. Atatürkçü kitap okuduklarını gördünüz mü hiç? Ama bizim Atatürkçülerimiz “düşmanımız ne diyor bir öğrenelim” diye ROJ TV bile izler. Halbuki düşmanımızın ne dediğine değil, Atatürkçülerin ne dediğine bakmak gerekir. Atatürkçülerin öncelikle birbirini dinlemesi, birbiriyle tartışması, birbiriyle anlaşması ve bir araya gelerek örgütlü bir güç olarak alternatif yaratması gerekiyor. O yüzden düşmana ve düşmanın propagandalarına kulaklarımızı tıkayıp kendi propagandamızı kendimize yapmalıyız. .... Ama böyle dediğimizde Atatürkçüler şöyle diyor: “İzlemeden nasıl eleştireceğiz? Eleştirmek için izleyelim...” Pes doğrusu. Öyleyse, PKK’ya karşı çıkmak için illa terörist olmak mı gerekiyor? Kandil Dağı’na çıkıp PKK kampında kongrelerini izlemeden, karakol baskınına terörist olarak katılmadan karşı çıkmayın PKK’ya öyleyse... Ya da bir Amerikan askeri olun, Irak köylerine baskın düzenleyip katliam yapın. Ondan sonra karşı çıkın emperyalizme... ... Peki nedir Atatürkçülerin bu tavrı almasının kökeni? Öncelikle örgütsüzlük. Türkiye’de en kalabalık olmasına karşın en örgütsüz kesim Atatürkçülerdir. Bunu Cumhuriyet mitinglerinde görmüştük. Türkiye tarihinin en kalabalık mitingleri düzenlendi. Milyonlarca Atatürkçü sokağa döküldü. Ancak bu milyonlar o kadar örgütsüzdü ki, seçimlerden AKP güçlenerek çıktı... Mustafa filmine bu kadar çok Atatürkçünün gitmesi bu örgütsüzlüğün bir göstergesi. Çünkü örgütlülük toplu bir tavır almayı gerektirir. Bilirsin ki tek başına hiçbir şeysindir. Türkiye’yi istediğin hale ancak örgütlü olarak getirebileceğinin farkındasındır... Ancak Atatürkçülerimiz öyle burjuva hayatlar kurmuşlardır ki, bireysel özgürlüklerinden hiçbir şekilde ödün vermek istemezler. Örgütlenmek mi? Herhangi bir kişinin ya da kurumun kontrolü altına girmek mi? Bu en büyük gericiliktir onlar için. Şu kapitalist düzen içinde yarattıkları mevki ve makamları yitirmemek için bireysel özgürlüklerine tutunurlar. Ve bunu da Atatürkçülük diye yuttururlar. Atatürkçülerin örgütsüzlüğü bu aşırı bireycilikten kaynaklanıyor... Bir araya gelmek, bir diğerine tutunmak, birlikte siyasi mücadeleye katılarak Türkiye’yi değiştirmek perspektifi yok Atatürkçülerde. Maalesef... Bu durum, basit bir “Mustafa izlenmeli mi, izlenmemeli” tartışmasında bile ortaya çıkıyor. Atatürkçüler o kadar örgütsüz ve siyaset dışı konumlanmış ki, Atatürk’e hakaret eden bir filme akın akın gidilebiliyor... Halbuki, en sıradan ve basit siyasi tepki “boykot” etmektir: Düşüncelerine hakaret eden bir yapıtı izlemezsin. Hatta boykot çağrısında bulunursun ki, başkaları o filmden etkilenip sana karşıt olmasın. Üstelik Mustafa televizyonda oynayan bedava bir program değil ki. Ortalama 10 YTL karşılığında izlediğin bir sinema filmi. Yani hem yanlış bir şey yapıp o filmi izliyorsun, hem de Atatürk’e hakaretler yağdıran bir liboşa tonla para kazandırıyorsun. Ancak Can’ın kazandığı paradan da önemlisi şu: Film izlendikçe haksızlığı, hakaretleri ve çarpıtmaları meşrulaşmış oluyor. Şu film, en çok izlenenler arasında örneğin bir ilk ona girse, 10 yıl sonra, 20 yıl sonra ne düşünülür hakkında? Olumlu bir tablo mu çizilir, olumsuz mu? ... Atatürkçüler olarak bile bile lades oluyoruz. Ve bundan hiçbir Atatürkçü rahatsız olmuyor. Çünkü rahatını bozmak istemiyor. Çağrımız, yıllardır örgütsüz olarak toplumun kenarında duran Atatürkçüye... Topluluk halinde tavır almayı “tarikat üyeliği” diye küçümseyen, Atatürkçülüğü siyaset dışında konumlanmak sanan, hayatı boyunca hiçbir örgütlenmeye girmemişlere... Hayatınızda bir değişiklik yapın ve ilk kez siyasi bir tavır alın. Atatürk’e hakaretler eden bir liboşun filmini izlemek, Atatürk’e hakaretten daha da kötü bir şeydir... Çünkü, Atatürk’e hakaret edenin Atatürkçü olmadığı ortadadır. Ama o filmi hiçbir tavır almadan izleyebilmek, Atatürk’e en büyük hakarettir... Bile bile lades olmayalım ve şu filmi izlemeyelim. Atatürk’ün kemiklerini Can’lar sızlatamaz. Onların kim olduğu belli çünkü. O’nun kemikleri bir tek Atatürkçüler yanlış yaparsa sızlar. Atatürk’ün kemiklerini sızlatmayın...
|