Şimdi de Çölaşan-Özkök kavgası

Emin Çölaşan

Ertuğrul Özkök
|
|
Geçtiğimiz haftaların en ilginç tartışmalarından biri de Emin Çölaşan ile Ertuğrul Özkök arasında yaşandı. Biliyorsunuz Emin Çölaşan’ın yeni kitabı Her Kuşun Eti Yenmez piyasaya çıktı. Tayyip’in kucağına oturmuş Aydın Doğan ve Doğan’ın kucağında Ertuğrul’u gösteren kapağı ile dikkat çeken kitap oldukça ses getireceğe benziyor.
Ancak Çölaşan-Özkök kavgasına neden olan şey son kitap değil. Çölaşan’ın geçtiğimiz yıl yayınlanan Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi isimli kitabından dolayı Aydın Doğan Emin Çölaşan’a dava açmıştı. Geçtiğimiz haftalarda bu davanın duruşması yapıldı. Çölaşan’ın tanığı Bekir Coşkun olurken Doğan’ın tanıklığı ise iş takipçisi Ertuğrul’a düştü.
Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde şok açıklamalar yaptı. Coşkun, “Emin Çölaşan’a, Hürriyet’te çalışırken yazıları nedeniyle müdahale edildi. Bunu Ertuğrul Özkök yaptı. Yazıları makaslandı. Sansür uygulandı. Hükümet aleyhine yazmaması isteniyordu. Bana da müdahale edildi’’ dedi. Coşkun, duruşmada, ‘’Çölaşan’ın yazıları, yönetimde rahatsızlık oluşturuyordu. Ertuğrul Özkök, Ankara’ya Aydın Doğan’ın talimatı ile gelip, Çölaşan’ı uyardı. Buna birkaç kez tanık oldum’’ açıklaması yaptı. Bekir Coşkun’un ifadesi İstanbul’a gönderilecek ve Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülen dava kapsamında değerlendirilecek. Bekir Coşkun ifadesinin ardından Adliye’den ayrılırken “Vicdanımın sesini dinledim ve ifademi verdim. Elimi vicdanıma koydum’’ dedi.
Aydın Doğan tarafından tanık olarak gösterilen Ertuğrul ise Emin Çölaşan’ı paragöz olmakla suçluyordu. Özkök, Emin Çölaşan’ın kitabında “yazılara müdahale” olarak anlattığı konuların, Doğan Grubunun tüm yayın organlarında geçerli, Doğan Yayın Konseyi’nin belirlediği yayıncılık ilkeleri olduğunu söyledi. ‘’Emin Çölaşan ile yapmış olduğum görüşmeler, şu atmosferde cereyan etmiştir: Çölaşan her defasında bana, ‘Bizim grubumuzun menfaatleri yönünden hükümet aleyhine yazı yazmamızı istemiyor musunuz?’ sorusuyla başlamıştır. Bu, bende Çölaşan’ın sanki üzerinde bir teyp var, bunu kayıt etmek istediği intibaını uyandırmıştır. 2001 krizi sonrasında ekonomik zorluklar nedeniyle Hürriyet’ten 200 tane genç insanı çıkarmak zorunda kaldık. Biz bu işlemi yaparken aynı gün, Emin Çölaşan’dan telefon aldık. Bana aynen şunu söyledi: ‘Benim maaşım kuşa döndü. O yüzden maaşımı dolara bağlayın.’ Kendisine, ‘Emin Bey, bunu yaparsak 10-15 kişinin daha işine son vermek zorunda kalırız’ dedim. Emin Bey buna rağmen ısrar etti. Kendisinin maaşını o dönemde dolara çevirmeyi kabul ettik. Ben dahil, Hürriyet tarihinde dolar üzerinden maaş alan tek elemanımız Emin Çölaşan’dır. Emin Bey, Türk Lirası’nın değerinin yükselmesi, doların değerinin düşmesi üzerine bu defa maaşının Türk Lirası’na çevrilmesini, kurun da doların en yüksek olduğu noktadan olmasını talep etmiştir. Biz bunu kabul etmeyip arada bir kur üzerinden maaşını Türk Lirası’na çevirdik. Ayrıca çalıştığı süre boyunca Hürriyet Gazetesinden 1 milyon 500 bin dolara yakın prim almıştır” şeklinde konuştu.
Doğan grubunda bir taraftan bu gelişmeler yaşanırken bir taraftan da Tayyip’le yakınlaşma çabaları hissediliyor. Geçtiğimiz günlerde bir AKP milletvekilinin çocuğunun nikah şahitliğini yapan Doğan ve Tayyip son tartışmalardan sonra ilk kez aynı kareye girdiler. Bir ilginç olay da Gül’ün verdiği Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda yaşandı. Resepsiyona tam kadro katılan Doğan medya ile Abdullah Gül arasındaki yakınlaşma da dikkati çekti. Zaten Gül Cumhurbaşkanı olduğundan beri Tayyip’i frenlemek için Gül’ü öne çıkarma taktiği izleyen Doğan, bu taktiğin başarılı olamadığını hala görebilmiş değil. Netice itibariyle sermaye basının bir şekilde iktidara yaranmanın yolunu bulur. Yakında başta Hürriyet olmak üzere Doğan medyayı yeniden AKP’nin sesi olarak görürsek şaşırmayalım.
|
Kurtulamazsın Hüseyin!

Hüseyin Üzmez ve Ayşe Üzmez |
|
14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmaktan cezaevinde bulunan Şeriatçı Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez, geçtiğimiz hafta serbest bırakıldı. Hatırlarsanız geçtiğimiz hafta bu köşede Adalet Bakanlığı’nın yeni düzenlemesinden bahsetmiştik. TCK’da evlenme yaşının 14’e indirilmesi, tecavüzcünün tecavüz ettiği kişi ile evlenmesi durumunda cezadan kurtulması ve şikayet hakkının anne-babaya bırakılması gibi tasarılar nedeniyle “Hüseyin Üzmez yasası” olarak adlandırılan tasarı, başta kadın örgütleri olmak üzere kamuoyunun da tepkisini çekmişti.
Biz dahil herkes önce bu tasarının yasalaşmasını ardından da Hüseyin’in bu yasa uyarınca affa uğratılacağını düşünürken geçtiğimiz hafta şok bir gelişme yaşandı ve Hüseyin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Mahkemenin bu kararı almasında Adli Tıp’ın mağdure B.Ç ile ilgili hazırladığı raporun da önemli etkisi oldu. Adli Tıp raporuna göre Hüseyin tarafından cinsel istismara maruz bırakılan B.Ç.’nin beden ve ruh sağlığı bozulmamış.
Adli Tıp’ın yayınladığı bu rapor sayesinde sapıklara gün doğdu. Yani bundan sonra çocukları istismar edecek olan sapıklar biraz daha nazik davranıp kurbanlarını incitmezlerse yaptıklarından dolayı ceza almaktan kurtulabilecekler. Hüseyin, Adli Tıp raporunun açıklanmasının hemen sonrasında serbest bırakıldı ve artık aramızda. Hüseyin, cezaevinden çıkar çıkmaz yaptığı açıklamalarla da gündeme geldi. Bursa F tipi cezaevinden tahliye edilirken “Burası tam bir medrese. Kendimi hacda gibi hissetim. Çok rahattım” diyen Hüseyin, “Gazetem bir tanedir” diye Vakit’e övgüler düzerken “Nefsime ve şeytana kızgınım. Hiç kimse nefsine hakim olamaz” diyerek de bir nevi iftirada bulunmuş oldu. Hüseyin bu açıklamalarının ardından kendisinden 48 yaş küçük olan eşi Ayşe Üzmez’in kullandığı bir cipe binerek Bursa’dan İstanbul’a gitti.
Ve cezaevinden çıkar çıkmaz FOX TV’nin ana haber bültenine katılan Hüseyin, programın sunucusu Nazlı Tolga’ya da hakaretle karışık tehditler yağdırdı. Güya hakkındaki iddiaları cevaplamak için canlı yayına katılan Hüseyin, program esnasında zıvanadan çıktı. Hüseyin’in Nazlı Tolga’ya sarf ettiği sözlerden bazıları şunlar:
“Sen beni sorgulayamazsın. Ne hakimsin ne savcı, sen yalan söylüyorsun, ben senin gibi kimleri yere serdim, ben gazeteci vurmuş adamım, siz biraz bilgisiz gözüküyorsunuz, biz Müslümanları birbirimize düşüremeyeceksiniz, sizin ne olduğunuzu gayet iyi anladık”
Spikere aklınca ağzının payını verdiğini sanan Hüseyin, kendisi ile ilgili ortaya atılan iddiaları ise yalanlamakla yetindi.
Bu arada Hüseyin ile Nazlı Tolga arasındaki tartışmada Hüseyin’in ne kadar sapık bir zihniyete sahip olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Spiker Nazlı Tolga, Hüseyin’in daha önce yaptığı “14 yaşına gelmiş bir kız reşittir. Ben onunla evlenmeyi düşünüyorum” şeklindeki açıklamasını hatırlatarak neden 14 yaşındaki kızla evlenmek istediğini sordu. Hüseyin bunun üzerine; “Eğer bir kız reşit olmuşsa bizim inançlarımıza göre o kız evlenebilir. Ben diyorum ki bizim inançlarımıza göre akılbali olan regl olan bir kız artık reşittir. İnancımıza göre böyledir.” Nasıl ama adam hem sapık hem de inancının arkasına sığınıyor. Böylelerinin bu dünyada yatacak yeri bile yok. Ama gel gör ki, hala belli bir kesim bu adamı savunabiliyor ve sahip çıkabiliyor.
Cezaevinden çıkar çıkmaz “beraat edeceğim” nutukları atmaya başlayan Hüseyin, bir yerlere güveniyor olmalı ki bu kadar net konuşuyor. Ama Hüseyin’in bu işten yırtması o kadar da kolay olmayacak. Belki mahkemede ceza almayacak belki de yaş haddinden affedilecek ama milletin vicdanında hep “dinci sapık” olarak anılacak.
|
Kapatın gitsin!
DTP sabrın sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Güneydoğu’da iki haftadır süren kalkışma provalarında başrolü oynayan DTP, son olarak Meclis çatısı altında bir provokasyona imza attı.
Geçtiğimiz haftalarda güneydoğu illerimizde gerçekleşen PKK eylemlerinde başrole soyunan DTP milletvekilleri bu kez de Apo’nun sözde çözüm önerilerini kitapçık halinde bastırarak Meclis’te dağıttı.
“Kürtler soykırıma uğratıldı”, “Apo’yu serbest bırakın” gibi ilginç çıkışlarıyla son dönemde gündemden düşmeyen DTP, bu kez de açıktan özerklik anlamına gelen taleplerle ortaya çıktı. “Kürt sorununa ilişkin Demokratik Çözüm Projesi” başlıklı kitapçıkta, DTP’nin önerdiği çözümler, Türkçe, İngilizce ve Kürtçe olarak yer aldı. Türkiye’nin federasyonlara bölünmesini öngören 64 sayfalık kitapçıkta sarı, kırmızı ve yeşil renkte bezemeler de yer aldı. Terörist başı Abdullah Öcalan’ın yıllardır savunduğu “Demokratik Özerklik Projesi”, DTP’nin 2007’de yapılan kongresinde “Siyasi Tutum Belgesi” olarak parti tüzüğüne girmişti. Ahmet Türk’ün imzası bulunan kitabın sunuş yazısı şöyle: “DTP olarak, Türkiye’nin kapsamlı bir kamusal ve idari reformdan geçmesini öngören, adına Demokratik Özerklik Projesi dediğimiz programı demokratik kamuoyla bugüne kadar paylaştık. Gerek Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin önemli bir proje olması ve gerekse de Türkiye’deki merkeziyetçi hantal bürokrasinin neden olduğu yönetim sorunundan kaynaklanan tüm demokrasi sıkıntılarını aşabilecek bir proje olması sebebiyle milletvekilimizle paylaşmayı önemsemekteyiz. Katkılarınızı bekler, 21. yüzyılda Türkiye’nin etkin ve katılımcı bir demokrasi ile çağdaş bir şekilde yönetilebileceğine olan inancımızla bu projeyi değerlendirmesini rica ederiz.”
Kitapçıktaki sözde çözüm önerileri ise özetle şunlar:
* Kürt kimliğinin anayasada kabul edilmesi.
* Kürtçe’nin ana dilde eğitime serbest bırakılması.
* Demokratik temelde halkın iradesini kullanabilmesi için ademi merkeziyetçi sistem içinde yerelde meclislerin kurulması ve kendi kendini yönetmesi.
* Valiler halk tarafından seçilsin.
* Trabzon, Diyarbakır, Van, Erzurum gibi illerin bölgesel metropol ilan edilmesi.
* Yerel kaynakların yerel yönetimlere aktarılması.
* Türkiye’nin 20-25 bölgeye ayrılması.
* Resmi dil ve bayrağın Türkiye için geçerli olması ama her bölgenin kendine ait sembol ve renklere izin verilmesi...
Bu talepleri görünce insanın “tatlılardan ne alırsınız?” diyesi geliyor. Hazır DTP’nin Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davasının görüldüğü şu günlerde DTP’nin bu çıkışlarının hepsi aleyhinde delil olarak kullanılabilecek şeyler. Hoş bu Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatacağını sanmıyoruz ama biz yine de buradan çağrımızı yapalım; Kapatın gitsin!
|
Yeni bir Fethullah okulu açılıyor!

Tayyip Erdoğan ve Hakan Şükür |
|
Oynadığı futbolla Türk erkeklerinin en az yarısının saçını döken Hakan Şükür ile ilgili muamma bir türlü bitmiyor. Geçtiğimiz sezon sonunda Galatasaray’la yollarını ayıran Hakan Şükür’ün, yeni transfer döneminde nereyi tercih edeceği spor camiasında epeydir tartışılıyor.
Bir ara adı AKP’nin belediye başkan adayları arasında geçen Hakan Şükür, son açıklamalarında böyle bir durum olmadığını ama AKP’den teklif gelirse yine de ne söyleyeceğini bilmediği belirtmişti.
Son günlerde ismi Dubai’den bir takım ile anılan Hakan Şükür, Dubai’den gelen teklifi doğrularken bu konu ile ilgili henüz bir karar vermediğini belirtti.
Torino’lu Şaban’ın geçtiğimiz hafta Tayyip’le bir arayla gelmesi ise merakları artırdı. Bu görüşmenin haberinin gündeme gelmesiyle beraber yine Hakan Şükür’ün belediye başkanlığı adaylığı tartışmaları başladı. Başbakan Erdoğan ile siyaseti konuşmadıklarını belirten Hakan Şükür, yerel seçimlerde AKP’den aday olacağı yönündeki iddiaları da yalanladı. Şükür, “Böyle bir teklifin gelmesi için ortam yok. Başka projelerim var, onu düşünüyorum. Gelirse ne derim bilmiyorum ama Ak Parti’den gelen bir teklif yok. Şu anda da zaten böyle bir niyetim yok. Ben sporcuyum. Sporun içinde kalmak istiyorum” diye konuştu.
Yine geçtiğimiz hafta Hakan Şükür’ün TRT ile anlaşarak spor programında yorumculuk yapmak üzere anlaştığı öne sürülmüştü. Herhalde Türk erkeğinin geri kalan yarısının saçını da TRT ekranlarından dökmek istiyor. Bu konu ile ilgili görüşmelerin devam ettiğini açıklamayan Hakan, henüz anlaşmaya varamadıklarını belirtti.
Bu arada Tayyip’le görüşmelerinde Tayyip’e bir projesinden bahseden Hakan, bu konuda Tayyip’ten destek istedi.
Hakan Şükür’ün sözünü ettiği proje ise “Hakan Şükür futbol okulu.” Hakan Şükür’ün futbol akademisi için bulduğu pilot mekan da oldukça anlamlı. İstanbul’da Fethullahçıların ağırlıkla oturduğu Başakşehir. Hakan futbol oynadığı dönemde özellikle Galatasaray’da büyük bir yozlaşmaya sebep olmuştu. Galatasaray’da attığı tohumlar Emre gibi, Arda gibi meyveler verirken, açmayı planladığı okul artık Fethullahçı futbolcuları çekirdekten yetiştirecek anlaşılan.
|
Büyükanıt’tan sert tepki
Emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, önceki haftasonu kameralar tarafından sert tepki verirken görüntülendi. Yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için hemen bir açıklama getirelim. Büyükanıt’ın tepkisi askerlerimize kurşun sıkan, Türkiye’nin güneydoğusunda her Allah’ın günü kalkışma provası düzenleyen PKK’ya değildi. Zira kendisi terörle mücadeleyi ABD’ye havale etmiş ve gönül rahatlığı ile emekliye ayrılmıştı. ABD’den alınan istihbaratın ne kadar önemli olduğunu bir konuşmasında vurgulayan Büyükanıt, “BBG evi” tabiriyle tarihe geçmişti.
Gelelim Büyükanıt’ın sert tepkisine. 26 Ekim günü Hürriyet gazetesinin sürmanşetinde bir haber: “Paşa geldi aşka”. Baktık habere. Biliyorsunuz Büyükanıt fanatik derecede bir Fenerbahçe taraftarı. Fenerbahçe’nin önceki hafta Kadıköy’de Bursaspor ile oynadığı maça giden Büyükanıt, maç esnasında kameralara yakalandı.
Gazetedeki fotoğraftan anlaşıldığına göre Büyükanıt bir pozisyondan dolayı hakeme sert bir tepkide bulunuyor. Belki hakeme klasik tezahüratı hatırlatıyor belki de sinkaflı kelimeler kullanıyor.
İşin aslı yine haberin devamında ortaya çıkıyor. Maçın ilk yarısının sonlarına doğru meydana gelen bir pozisyon spor programlarında günlerce tartışıldı. Fenerbahçeli Alex’in rakip ceza sahasında düşürülmesiyle heyecanlanan Büyükanıt, hakemin penaltı vermemesine ve üstüne üstlük Alex’e sarı kart göstermesine çok sinirleniyor ve ayağa kalkarak hakeme tepki gösteriyor.
Ülkesi, tarihinin en büyük bölücü kalkışmalarından birini yaşıyorken emekli Genelkurmay başkanının maç keyfini bozmaması ayrı bir tartışma ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz, golf oynayan paşa ile maç seyreden paşa arasında öz itibariyle hiçbir fark yok.
Hal böyle olunca da terörle mücadeleyi ABD’ye havale eden komutan bu saatten sonra ancak hakeme tepki gösterebilir.
Büyükanıt’a tavsiyemiz tepki gösterirken çok ayağa falan sıçramaması. Zira karşı takımın tribünlerinden de “Hoplama zıplama otur yerine” diye başlayan tezahüratları duyabilir.
|
|