Beşiktaşlılara ve Fethullahçılara baş sağlığı
Türbanı protokol tribününe sokan, Milli formamızın rengini bayrak rengimizden turkuaza çeviren, Tayyip’in yakın arkadaşı, futbol camiasında Kürt-İslamcı yapılanmanın en kilit adamlarından biri olan Futbol Federasyonu Başkanı ve eski Beşiktaş yöneticisi Hasan Doğan, önceki haftasonu Bodrum’da geçirdiği bir kalp krizi sonucu vefat etti.
Arkasından çok şey yazıldı çizildi. Genellikle iyi adam olduğu, Türk futboluna yaptığı katkılar, Ümmi Takımın son turnuvadaki başarısında payının ne kadar büyük olduğu…vs.
Hasan Doğan henüz hayattayken futbol camiasında yaşanan tarikatlaşma üzerine yazdığımız yazılarda kendisi ile ilgili de bir değerlendirmede bulunduğumuz için şu an yaptığımızın “ölenin arkasından konuşmak” falan olmadığının altını çizmekte yarar var. Biz TÜRKSOLU olarak Ümmi Takım yarı final maçı oynarken bile eleştirmekten kaçınmadık. Çünkü orada başarılı olan Milli Takım değildi. Zaten bütün turnuva Kürt-İslamcıların propagandasıyla geçti. Protokol tribününde bir Tayyip, bir Gül, bir de Hasan Doğan’ın türbanlı eşi dikkatleri çekiyordu. Hatta geçenlerde bir köşe yazarı da yazmıştı (Radikal’den Hakkı Devrim) turnuvayı izlerken bir şey dikkatini çekmiş. Türkiye gol attığında türbanlı bir kadınla sarmaş dolaş kel bir adam . Etrafındakilere “Kim bu adam yahu?” diye sorunca da koskoca Futbol Federasyonu Başkanı’nı tanımadığı için arkadaşları arasında dalga konusu olmuş.
İşte Türkiye Hasan Doğan’ı futbola yaptığı hizmetlerle (?) değil; ülkenin Şeriatçılaştırılmasına yaptığı hizmetle anacak. Ölümünden sonra da zaten en çok konuşulan konulardan biri bu oldu.
Geçenlerde Ahmet Hakan ölümü dolayısıyla Hasan Doğan ile ilgili yazdığı yazısında da futbola yaptığı hizmetten falan değil türbanın normalleştirilmesine yaptığı hizmetten bahsetti: “Sana ve eşine çok teşekkür ediyoruz Hasan Doğan... Çünkü... Oylumlu kitapların, akıl küpü makalelerin, harika tezlerin normalleştiremediği şu kadim tartışma konumuz ‘türban konusu’nu, sen ve eşin, hem de farkında bile olmadan öyle normalleştirdiniz ki...”
İşte Hasan Doğan’ın tüm marifeti bundan ibaretti. Türbanı normalleştirmek.
Kimse Hasan Doğan’ı futbola yaptığı katkılardan dolayı anmayacak. Zaten bir katkı falan da yaptığı yoktu. Topu topu birkaç aylık bir başkanlığı vardı, ki onu da Tayyip’in yakın arkadaşı ve yoldaşı olmasına borçluydu. Takım yıllardır oynayan takım, başındaki hoca yıllardır zaten takımın başında. Hasan Doğan oturduğu yerden başarılı sonuçlara kondu ve bunu Tayyip’le birlikte siyasi propaganda aracı haline getirdi.
O nedenle bugün kimse onu spor adamı kimliğiyle değil türbanlı karısıyla ve türban davasına yaptığı hizmetle anıyor. Arkasından çok söylenen “büyük spor adamıydı” gibi lafların da pek kıymeti kalmıyor böylece. Çünkü o spor adamından çok bir şeriatçı militan gibi davrandı ve böyle anılacak.
Cenaze töreni bile Kürt-İslamcıların propagandasına dönüştü. Tayyip’in cenaze arabasına binmesi, Tayyip ve Gül’ün tabutu omuzlamasının öne çıkarılması, hepsi Hasan Doğan’ın ölümü üzerinden yürütülen çirkin propagandanın kareleri olarak hafızalara kazınacak.
Cenazenin basına yansımsı da bir garip oldu. Bütün basın ölüm haberine ve cenaze törenine ayrıntılı bir şekilde değinirken özellikle şeriatçılar geniş yer ayırdılar. Şu son şampiyonaya kadar futbola bu kadar ilgi göstermeyen Şeriatçıların birden bire artan ilgisi de oldukça anlamlı. Hele Star gazetesinin attığı bir manşet var ki evlere şenlik. Star gazetesi Hasan Doğan’ın ardından “Gülüşünü özleyeceğiz” diye manşet attı. Sanki ölen Futbol Federasyonu Başkanı değil de Star gazetesinin genel yayın yönetmeninin sevgilisi.
Bugün futbol camiasında bir Fethullahçı yapılanma varsa Fethullahçılar bunu Hasan Doğan gibi yöneticilere borçlular.
Beşiktaşlıların ve Fethullahçıların başı sağolsun!
|