14.07.2008/Sayı:195
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


 Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Hüseyin Adıgüzel

Azerbaycan neden önemli?

Hepiniz biliyorsunuz, üç hafta ard arda, Azerbaycan CumhurBaşkanlığı seçimleri ile ilgili, düşüncelerimi ve bildiklerimi yazdım, ilgilileri uyarmaya çalıştım, siz aziz okuyucularımızı da aydınlatmayı düşündüm.

Yazılardan hemen sonra, bilhassa Azerbaycan’dan ve Türkiye’den yüzlerce elektronik posta ve telefon aldım. Azerbaycan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgilenmenin ve seçimler hakkında görüş bildirmenin, sadece Azerbaycan’da yaşayanların tekelinde olmadığını düşünüyorum. Çünkü, Azerbaycan ile tarihi, siyasi, sosyal, ekonomik, medeni çok kuvvetli bağlarımız var. Azerbaycan’ın Türk Dünyası ile çok kuvvetli bağları var. O devlet de benim devletimdir. Orada olacak olan seçimler, Türk Milleti’nin kaderini yakından etkileyecek öneme sahiptir.

. Kimisi, bizi, çıkar peşinde koşmakla suçluyor, kimisi eski dostlara vefasızlık olarak niteliyor, kimisi de gerçekleri yazdığım için teşekkür ediyordu.

Bütün bunlar, yazdıklarımla, hiç olmazsa neden yazdığım sorusu ile bana kafaları karıştırdığımı gösterdi. Bugüne kadar hiç yapmamıştım, ama, bu görüşlere cevap vermem gerekiyordu.

Çünkü, seçimler yaklaştıkça, aldığımız yeni duyumlar ve bilgilerle yeni yazılar yazacaktım. O yazıların da ilgi ile okunması, bazı bilinmeyenlerin bilinmesi için, yanlış düşündüklerine inandığım kişileri cevaplamam ve niçin yazdığımı açıklamam gerektiğini düşündüm.

Bir kere şunun iyi bilinmesi gerekiyor: Bizim Türk dünyasına, dış Türklere sevgimiz, ailemizden geliyor. Benim ailem Girit göçmenidir ve dışarıda Türk olarak yaşamanın, hele bir başka ülkenin vatandaşı olarak yaşamanın tüm zorluklarını yaşayarak öğrenmiş bir ailedir.

Türk olmanın gururunu yaşayan ve yaşatmaya çalışan bir aile içinde büyümüş olmam, dış Türklere ve Türk dünyasına, içeride yaşayanlara duyduğum sevgi kadar sevgi beslememin en büyük nedenidir. Şu ya da bu siyasi görüş ile bunun zerre kadar ilgisi yoktur!

Şimdi gelelim eleştirilere; bilhassa Azerbaycan’da bizi tanımayan, fakat ismimizi duyan birkaç muhalefet yanlısı gazetelerde yazmaya çalışanlar, bizim çıkar peşinde olduğumuzu, aslında Türklük davası ile bir ilişkimiz bulunmadığını yazmışlar.

Onlar beni tanımazlar, ama Azerbaycan’da, en az iki yüz kadar öğrenci, en az onlar kadar gazeteci, sanatçı, yazar, bilim adamı, siyaset erbabı, iş adamı, asker beni iyi tanır.

Niçin oralarda olduğumu, niçin on yıldan fazla bir süre oralarda görev yaptığımı ve bu görevleri yaparken “hizmetten” başka hiçbir şey düşünmediğimi çok iyi bilirler.

Azerbaycan’da ilk Türkiye Türkçe’si kurslarının hocalarından biriydim. Sonra Atatürk Lisesinin kurucu müdürlüğünü, Türk Dünyası İşletme Fakültesinin kuruculuğunu ve Türk dili hocalığını yaptım. Bütün bunları, hiçbir çıkar gözetmeden, sadece hizmet aşkıyla yaptığımızı, o günleri bizimle birlikte yaşayanlar, (halen hem Türkiye’de, hem de Azerbaycan’da yaşıyorlar ) gayet iyi bilirler.

Dostluk mu? Azerbaycan mı?

Eski dostlara vefasızlık etmişiz (!)

Kime ve nasıl?

Ortaya konulmalıdır, açıklanmalıdır.

Eğer, bugünkü ABD ve AB’ci muhalefetten söz ediyorlarsa, değişen ve vefasızlık yapan ben değilim, onlardır!

Hem onlar vefasızlıklarını milletlerine karşı yapmışlardır. Muhalefet yapacağız diyerek kendilerine bir zamanlar inanılmaz destek veren milleti bir kenara koymuşlar ve ABD ile AB’ye güvenerek siyaset yapmaya soyunmuşlardır. Sonra, biz bizzat kendilerine bu durumda birlikte çalışma olanağımızın kalmadığını da söylemişizdir.

Şimdi, onları ABD ve AB’ci olarak tanıtıyorsak hata mı yoksa vefasızlık mı yapıyoruz?

Meydan mitinglerinde “Kurtar Bizi Bush”, “Ümidimiz sensin Bush” gibi dövizler taşınmadı mı?

ABD’nin simgesi turuncularla meydanlara inilmedi mi?

Bunları söylemek mi vefasızlık?

Ben, ABD ya da AB yanlısı bir iktidarın (Örnek olarak Türkiye ortada duruyor) Azerbaycan’a zarar vereceğine inanıyorum.

Şimdi soralım;

Dostluk mu? Azerbaycan mı?

Benim için elbette Azerbaycan!

Öyle ise, Azerbaycan’ı seçmemin, vefasızlık ile ne ilgisi olabilir?

ABD ve AB yanlısı bir iktidarın Azerbaycan’a vereceği zarar kadar, Rusya yanlısı bir iktidarın da zarar vereceğine inandığım için, eleştirilerde bulundum ve bir Türk olarak yeni Türk devletinin ebediyen yaşaması için gereken uyarıları yaptım.

Gelelim neden yazdığıma….

Birinci neden; Bir kere şu iyi anlaşılmalıdır; bu yazılar, Türkiye için, Türk milletinin bazı gerçekleri öğrenmesi için yazılmıştır, Azerbaycan için değil… Zaten, Azerbaycan’da siyasete soyunan, gazetecilik yapan, siyaseti yakından takip eden hemen herkes benim yazdıklarımı hatta fazlasını biliyorlar.

Azerbaycan’ın bir Türk devleti olarak tam bağımsız ve halkının özgür olması en büyük ülkülerimden biriydi. Şimdi, bu ülkü gerçekleşmiş durumdadır. Bağımsız, bağlantısız Azerbaycan devleti ve özgür bir halkı var.

Şimdi ülkümüz, bu devleti, hiçbir ülkenin güdümüne girmeden ebediyen tam bağımsız olarak yaşatmak olmalıdır. Azerbaycan’ın batılı ve kuzeyli bazı emperyalist devletler tarafından kontrol altına alınmak istendiği şu günlerde; Azerbaycan’ın devlet bağımsızlığının, halkının özgürlüğünün her zeminde ve koşulda korunması, ancak iktidarların bu anlayış içinde bulunmasına bağlıdır.

Üç kuruşluk kişisel çıkarları için bu ülkünün karşısında olan siyasileri, iş adamlarını, afişe etmek, açıklamak, göstermek; Azerbaycan’ın tam bağımsızlığını korumak ve halkının özgür yaşamasını sağlamak için siyaset yapanları, Türk milletine tanıtmak için yazdım. Azerbaycan’ın devlet bağımsızlığının her şeyden önemli olduğunu ve kesinlikle korunması gerektiğini anlatmak için yazdım.

İkinci neden; Azerbaycan halkının dili dilimin, dini dinimin, kültürü kültürümün, gönlü gönlümün bir parçasıdır. O bendir, ben oyum. Bu halkın da, diğer halklar gibi insan haklarından, özgürlüklerinden yararlanma hakkı olduğu bir gerçektir. Bu hakkı savunanlarla, başkalarının insafına terk edecekleri birbirinden ayırmak, kimin gerçek, kimin sahte olduğunu Türk milletine göstermek ve tanıtmak için yazdım.

Üçüncü neden; Azerbaycan Türk Dünyasının bir parçasıdır. Stratejik bakımdan önemli bir ülkedir. Türk milletinin gelecekteki vizyonu için, tam bağımsız olarak yaşaması olmazsa olmaz bir koşuldur.

Tam bağımsız Azerbaycan’ın, Türk milletinin tarihinin, medeniyetinin, kültürünün yaşatılmasında, Türk milletinin bağımsız ve özgür yaşamasında oynayacağı büyük rolü idrak ettiğim için yazdım.

Dördüncü neden: Ben bir Türk’üm. Azerbaycan da bir Türk devletidir. Bu devletin tam bağımsız olarak yaşatılması benim görevlerimden biridir. Bu görevin şuurunda olduğum için yazdım.

Azerbaycan’ı bir Türk devleti olduğu için seviyorum, halkını benim gibi olduğu için seviyorum. O devlet benim devletimdir, o halk benim halkımdır. İçimde yaşayan bu bitmez tükenmez sevginin gereği olarak yazdım.

Ve nihayet, Büyük Orta Doğu Projesi’ni hayata geçirmek isteyenlerin, Türk Milleti’ni aldatarak piyon olarak kullanmak istediklerini ve sonra da yok etmeyi düşündüklerini, Azerbaycan’a bu proje kapsamında yüklenen misyonun içeriden birileri tarafından yerine getirileceğini ve onların seçimleri beklediklerini bildiğim için bunları yazdım.

Ve yazmaya devam edeceğim.

Azerbaycan seçimleri Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor

Azerbaycan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgilenmenin ve seçimler hakkında görüş bildirmenin, sadece Azerbaycan’da yaşayanların tekelinde olmadığını düşünüyorum. Çünkü, Azerbaycan ile tarihi, siyasi, sosyal, ekonomik, medeni çok kuvvetli bağlarımız var. Azerbaycan’ın Türk Dünyası ile çok kuvvetli bağları var. O devlet de benim devletimdir. Orada olacak olan seçimler, Türk Milleti’nin kaderini yakından etkileyecek öneme sahiptir.

Bu koşullar altında benim de, benim gibi düşünenlerin de bu seçimler için söyleyecek sözleri olacaktır. Bunlar, iç işlerine müdahale gibi algılanmamalıdır. Bunlar, ilişkilerimizin boyutları bakımından çok küçük detaylardır. Biz, sadece Türkiye kamuoyuna, düşüncelerimizi ve görüşlerimizi söylüyoruz, onları bildiğimiz kadarı ile bilgilendirmeye çalışıyoruz.

Yaptığımız sadece bir görevi yerine getirmektir. Yoksa seçimlere karışmak, seçmeni etkilemek gibi bir düşüncemiz yoktur ve de bunu düşünmek bile haddimize değildir.

Bugün, okyanus ötesinden kalkıp gelenlere, turuncu bir devrim için zemin hazırlayanlara, bu konuda demeçler verenlere, kamuoyu oluşturmaya çalışanlara, oluk gibi para harcayanlara seslerini çıkarmayanların, aksine onları alkışlayanların, bizim yazdıklarımıza söz söyleme hakları olduğunu zannetmiyorum.

Batıdan geldiği için her şeyi, onların istediği biçimde algılamak ve uygulamaya çalışmanın, onlar gibi konuşmanın, demokrasi için, insan hakları için gerekli olduğunu söylemenin ya da düşünmenin doğru olmadığını, tekerrür ettirilmek istenen kendi tarihimi tanık tutarak rahatça söyleyebilirim.

Söyledikleri her söz, vaat ettikleri her şey, sahte ve yalandır; istekleri, bizim, insan haklarına kavuşmamız ya da demokratik ortam içinde yaşamamız falan değildir. İstedikleri tek şey, emperyalist düşüncelerini hayata geçirmekten ibarettir. Bunun için, yapmayacakları şey, söylemeyecekleri yalan yoktur. Bunu hepimizin çok iyi bilmesi gerekir.

Emperyalizm, bir yaşam biçimidir. Sömürgecilik bu yaşam biçiminin hayata geçirilmesidir. Büyük Ortadoğu Projesi denilen nesne, şekil ve renk değiştiren emperyalist zihniyetin, emperyalist yaşam biçiminin; tüm Türk yurtlarını istila ederek sömürge haline getirme isteğinin ve Türk toprakları üzerinde, Büyük Kürdistan’ın ve Büyük Ermenistan’ın kurulma isteğinin önemli adımlarından biridir.

Bu gerçeği, göz önünden hiç uzak tutmadan, Büyük Ortadoğu Projesi ve onun uzantıları olan küreselleşme, globalleşme gibi kavramlarla sonuna kadar mücadele etmek, özgür ve bağımsız yaşamak isteyen her halkın hakkıdır.

Nasıl onlar, yani emperyalistler, bunları hayata geçirmeyi kendilerinin en doğal hakkı olarak düşünüyorlarsa, onlara karşı çıkmak, uygulanmaması için mücadele etmek de bizim en doğal hakkımızdır.

Aynı zamanda, bu mücadeleyi sürdürenleri desteklemek, onlarla birlikte mücadele etmek de görevimizdir. Ben, yazdığım tüm yazılarımla, bu mücadeleye, denizde bir damla dahi olsa bile katkı yapmaya çalışırken canım kadar sevdiğim Azerbaycan Cumhuriyeti’nin emperyalizm ile olan mücadelesine katkıda bulunarak görevimi yapmaya çalışıyorum. Bu benim görevimdir ve görevimi yaparken de kimseden taltif ve ödül de beklemiyorum.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe