27.08.2007/Sayı:151
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Kapak
Türkiye
Ekonomi

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Kuzey Fırat

Türk Tarihine gerici-bölücü saldırı

Evrensel, Gündem ve Radikal’den
Halaçoğlu’na yaylım ateşi...

Türk kimliğine yönelik saldırı devam ediyor

Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun açıklamalarından sonra, gerici ve bölücü tayfa, Halaçoğlu’na karşı yoğun bir saldırı başlattı.

“Türk Tarihinde ve Kültüründe Avşarlar” konulu sempozyumun açılış konuşmasında Halaçoğlu, basın tarafından çarpıtılarak verilen, tartışma yaratan konuşmasında şunları söylemişti:

“… Nitekim zaman içersinde geçmiş dönemlerdeki araştırmalarda şunu gördüm ki; aslında Kürt dediğimiz birçok insan da aslında Türkmen asıllıdır. Yapısal olarak söylüyorum ama bununla bir şeyi ifade ediyorum. Söyleyeceğim fantezi değil. Bugün Kürt olarak bilinen bazı aşiretlerin, hatta ve hatta tehcirden kurtulmak için kendilerini Kürt-Alevi olarak gösteren Ermenilerin de bulunduğunu söylemem gerekir. PKK’nın ve TİKKO’nun içinde yer alan birçok insanın da. Bütün bunları yabancı arşiv belgeleri, o tarihte yapılmış birtakım araştırmalardan söylediğimi belirtmek isterim”

Peki, işbirlikçi ve bölücü basın bu konuşmayı nasıl verdi: “Halaçoğlu’nun iddiası, Kürt kökenli Aleviler Ermeni soyundandır, Kürtler aslında Türk’tür.” Kimisi işi daha da ileri götürerek, Halaçoğlu’nun, “Alevilerin aslında Ermeni olduğunu” iddia ettiğini söylediler.

Ortalama zekâsı olan herkes, Halaçoğlu’nun konuşmasının ne anlama geldiğini çok rahat çözer.

Yukarıda da aldığımız konuşmadan, gerici, bölücü ve işbirlikçi tayfanın söylediği bir anlam çıkarmak için, insanda ya zekâ kırıntısının olmaması ya da hücrelerine kadar işbirlikçi ve Türk düşmanı olmak gerekir.

Sözler gayet açıktır. Kimi Ermeniler, tehcirden kurtulmak için din değiştirmişler, kendilerini Müslüman, Alevi ve Kürt olarak tanımlamışlar. Kimi Türk aşiretleri de zamanla Türklüklerini kaybedip Kürtleşmişlerdir! Bugün bile sıradan insanlar olarak bizlerin gördüğü bu gerçekleri bir bilim adamının belgelere dayanarak dillendirmesi gayet doğaldır. Bu teze karşı çıkanların eğer bilime çok inanıyorlarsa, belgelerle, bilimsel verilerle karşı tezlerini kanıtlaması gerekir.

Halaçoğlu’nun sözlerinden sonra öyle bir kampanya başlatıldı ki, kampanyaya katılanlar Halaçoğlu’nun söylediklerinin doğru olup olmadığı üzerinden, daha doğrusu söyledikleri üzerinden değil de söylemedikleri üzerinden tartışma yürütüyorlar. Tabii burada öne çıkartılan Kürt ve Alevi kimliği.

Halaçoğlu’nun söylediklerini yalanlayanlar da yok işin garibi. Gerici ve bölücü cephenin ağzında ırkçılık, bölücülük kavramları topyekûn Halaçoğlu’na saldırıyorlar.

AKP ve DTP milletvekillerinin aynı sözlerle Halaçoğlu’na saldırması işin başka bir boyutu.

AKP İstanbul milletvekili Reha Çamuroğlu’nun açıklamalarıyla, DTP’lilerin açıklamaları hemen hemen aynı.

Irkçılık ve resmiyet masalı

Elbette saldırının temelini ırkçılık meselesi oluşturuyor. Saldıran herkes ağız birliği etmişçesine Halaçoğlu’nu ırkçı olmakla ve resmi ideolojinin, resmi tarihin sözcüsü olmakla suçluyor. İşte bu noktada biraz durmak gerekiyor. Nedir bu resmi ideoloji ve resmi tarih?

Resmi ideoloji ve resmi tarih kavramları, bölücü ve gerici çevre tarafından çok sıkça kullanılır. 1960’larda dillendirilmeye başlanan bu kavram o dönem pek tutulmamasına rağmen, 80’lerden sonra, İkinci Cumhuriyetçi kesim tarafından tekrar dillendirilmeğe başlanmıştır. Özellikle Kürt bölücülüğünün önünü açmak için, Atatürk döneminde uygulanan ve devletin temellerini oluşturan politikalar sorgulanmaya başlanmıştır. Elbette bunun tek amacı, her alanda Atatürk’ün, Cumhuriyet devrimlerinin tüm izlerini toplumsal yaşamdan silmektir.

İkinci Cumhuriyetçi gerici ve bölücü çevreye göre Atatürk dönemi politikalarını savunmak gericilik, Atatürk’ün Türk Milleti tanımını savunmak ise ırkçılıktır. Resmi ideoloji diye saldırdıkları da Atatürkçülüktür. Resmi tarih dedikleri ise, Atatürk döneminde araştırılmaya başlanan ve Atatürk’ün çok önem verdiği Türk tarihidir.

Çünkü bu tarihte Türk Milleti’nden ayrı bir Kürt tarihi yoktur. Bu tarihte, Bağımsızlık Savaşı’nda, Osmanlı’nın işgali sürecinde azınlıkların oynadığı -kanıtlarıyla- yıkıcı ve bölücü roller vardır. Bu gerçekler dillendirildiğinde, gerici ve bölücü çevre tarafından “Bunlar resmi ideolojinin, resmi tarihin yazdıklarıdır, iddialarıdır” diye saldırıya uğraması doğaldır.

Halaçoğlu’nun açıklamalarına gösterilen tepkileri bu çerçevede değerlendirdiğimizde çok da şaşırmadık. Saldıran çevreye baktığımızda başka bir şey beklemiyorduk.

Zaten ne zaman Kürtler, Ermeniler, Rumlar, azınlıklar üzerine birkaç söz söylemeye kalksanız ve kendinizi Atatürkçü, milliyetçi olarak adlandırsanız, gerici ve bölücü çevre tarafından ırkçı olarak suçlanmanız kaçınılmazdır.

Moğollar Türk, Kızılderililer Türk, İtalyanlar Türk, abartalım Fransızlar bile Türk diyebilirsiniz ama Kürde, Ermeniye, Ruma, söz söyleyemezsiniz, onların dokunulmazlığı vardır. Söylediğinizde ırkçı olursunuz.

Doğu Perinçek
Doğu Perinçek

Hrant Dink
Hrant Dink

Garbis Altınoğlu
Garbis Altınoğlu

Halil Berktay
Halil Berktay

Oral Çalışlar
Oral Çalışlar

Baskın Oran
Baskın Oran

Ermeni “sol” örgütler

Halaçoğlu’nu bir önemli tespiti de, PKK ve TİKKO’nun aslında Kürt değil Ermeniler tarafından kurulan örgütler olduğunu söylemesi.

TİKKO bilindiği gibi Perinçek grubundan ayrılan bir grup. Hrant Dink de 80 öncesinde bu örgütün militanlığını yapmıştı.

Perinçek grubundan ayrılan bir diğer Ermeni isim de Garbis Altunoğlu. O ise MLKP adlı örgütün kurucusu
PKK’nın kurucusu Apo da ilk defa Perinçek grubunun bildirilerini dağıtırken yakalanır ve hapse girer.
Kısacası tüm Ermeni örgütleri Perinçek grubu içinde yetişmiştir.

Ancak Perinçek’in PDA hareketinde yer alan Ermeniler bunlarla sınırlı değildir. Levon Mafyan, Hrant Dink, Ohannes Bakırcıyan, Aziz Demirel, Murat (Ohannes) Saskal, Maniyil Demir gibi isimler PDA ve türevi hareketlerin, içinde yer alan ünlü Ermeni militanlardır.

PDA hareketinin bir diğer özelliği, bünyesinde Ermenici militanları barındırmasının yanında bugünün ünlü Ermenicilerini çıkartmış olmasıdır. Ömer Madra, Nuri Çolakoğlu, Halil Berktay, Oral Çalışlar, Gün Zileli, Nail Satlıgan, Baskın Oran bu isimlerin en ünlüleridir.

Esas ırkçı Halaçoğlu’nun tezlerine
karşı çıkanlar: Hani hepiniz Ermeniydiniz!

İşin bir başka boyutu da, bu çok demokrat, halkların kardeşliğini savunan adamların Ermeni oldukları iddialarından duydukları rahatsızlıktır. Bu kesimler Ermeni olmayı adeta kendilerine bir hakaretmiş gibi kabul etmişlerdir.

Geçmiş dönemde “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıran bu güruhun, “Ermeni olabilirsiniz” iddiaları karşısında böyle bir tepki vermelerine biraz şaşırdık aslında.

Yanlış bilgi deyin. Belgeyi doğru yorumlayın ve bilimsel olarak bunun tersini ve yanlışlığını kanıtlayın. Öyle bir şey yapıyorlar mı, hayır.

Bu kadar Ermeni düşmanı olduklarını bilmiyorduk!

Oysa ortada tarihi bir gerçek var ve kendi tarihçileri de aslında bu gerçeği dillendiriyorlar. Tabi kendi tarihçileri, Türklerin Ermenilere ya da diğer azınlıklara baskı uyguladığı yalanlarına kanıt olarak aynı tezleri ileri sürdüklerinde, bu tezlere dört elle sarılırken, bir Türk bilim adamı bu tezleri dillendirdiğinde ırkçı suçlamasından kendisini kurtaramıyor.

Bilim tektir. Bilim adamı tezlerini ileri sürer, belgelerle bu tezlerini kanıtlar. Bu tezlere karşı çıkanlar da kendi belgeleriyle bu tezleri çürütmeye çalışır!

Halaçoğlu’nun tezleri ortadır. Bu tezlere karşı çıkanlar da, bu tezlerin yanlışlığını -eğer gerçekten bilime inanıyorlarsa- artık duyduğumuzda midemizi bulandıran sloganlarla değil, belgelerle kanıtlamak zorundadır.

Tarihçiler konuşuyor,
neden rahatsız oluyorsunuz?

Zaten bu adamların savundukları da bu değil midir? Halaçoğlu’na şu anda saldıran aynı tayfanın düzenlediği, Ermeni soykırımı yalanlarının dillendirildiği konferansları hatırlarsınız. Bu yalanlara karşı tepkinin yükseldiği dönemlerde ne diyorlardı: “Bu mesele tarihi bir meseledir, tarihçiler tartışsın.” İşte karşınızda tezleriyle ve belgeleriyle bir tarihçi. Söylediği şeyler ortada. Söylediklerini bırakın yine başka tarihçiler çürütsün!

Kimi kesimlerin sözde temsilcileri olduğunu söyleyen, aslında komprador ve bölücü çevrelerin üçüncü, dördüncü sınıf militanları ne hakla bir bilim adamını ırkçı, bilim düşmanı diye suçlayabiliyorlar.

Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış:
Bölücü başından bölücülük suçlaması!

Elbette bu tepkilerin en ilginci ve komiği DTP’li Ahmet Türk’ten geldi. Ahmet Türk: “Türkiye Tarih Kurumu Başkanı kalkıp, ilime, ahlaka, siyasete aykırı söylemlerle ortaya çıkıyor… Tarih Kurumu Başkanı’nın tarihten haberi yok. Gerçekten bölücülüğü geliştiren, adeta kamplaşmayı esas ırkçı bu yaklaşım karşısında hükümet sessiz kalmamalı ve derhal görevden almalı”

Ahmet Türk’e ilk önerimiz, -eğer varsa- nüfus cüzdanına bakıp en azından soyadını doğru söylemesi, Türkiye Tarih Kurumu değil, Türk Tarih Kurumu demesi, ikincisi aynaya bakıp, ırkçı ve bölücüyü yeniden tanımlaması.

Adam daha Türk diyemezken, Türk Tarih Kurumu Başkanı’nı, Türk tarihini araştırdığı için suçlamaya, ırkçı ilan etmeye çalışıyor. El insaf! Türk Tarih Kurumu Başkanı kalkıp Yunan tarihini, İngiliz tarihini, Fransız tarihini, Arap tarihini araştıracak değil ya! Türk Tarih Kurumu zaten Türk tarihini araştırmak için kurulmuş, kurumun başkanı da doğal olarak Türk tarihini araştıracak.

Hayatını Kürt bölücülüğüne adamış, PKK’yı açıktan savunan, Öcalan’ın Meclis’teki sesi bir adamın kalkıp, Türk Tarih Kurumu Başkanı’nı bölücülükle suçlaması, hükümete görevden alın çağrısı yapacak kadar küstahlaşması karşısında biraz düşünmek lazım.

“Anayasa’da Atatürk isminin geçtiği tüm maddeleri değiştirelim” tartışması başlatmışlarken, yarın öbür gün “Bu kurumu Atatürk kurdu, Atatürk de ırkçıydı, resimlerini tüm devlet dairelerinden indirin” çağrısı yaparlarsa hiç şaşırmayın.

Alevileri Kürtleştirme operasyonu

Bu tartışmanın bir başka boyutu da Aleviler üzerine oynanan oyundur. Daha önceden gazetemizde çokça yazdık. Aleviler yükselen Kürt bölücülüğünün arkasına takılmak isteniyor.

Aleviler Kürtleştirilmek isteniyor. “Devlet sizi de eziyor, bizi de eziyor” edebiyatıyla, PKK Alevileri kendi saflarına çekmeye çalışıyor.

Halaçoğlu tartışmasıyla da ortaya çıktı. Aleviler adına ortalıkta gezinen ne idüğü belirsiz, Alevi adının sıkça kullanıldığı kimi derneklerin yöneticileri, Aleviler adına ahkâm kesiyorlar.

Ve işbirlikçi basın “Alevilerden Halaçoğlu’na büyük tepki” manşetleriyle, Alevileri gerici bölücü güruha dâhil etmeye çalışıyorlar.

Oysa ki bu derneklerin kimileri ya doğrudan bölücü örgütler tarafından kurulmuş ya da bölücü örgüt militanları bu dernekleri ele geçirmiştir. Ve bunların Alevilikle uzaktan yakından ilgileri yoktur. Amaç Alevileri kullanmak, devlet geleneğine, Türk geleneğine düşman yapmaktır.

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Ali Özsoy’un, Aleviler üzerine oynanan emperyalist oyunu, bölücülerin Alevileri nasıl kullanmaya çalıştığını, Alevi Türk gençlerinin PKK tarafından ölüme nasıl gönderildiğini ortaya koyduğu yazılarının tekrardan okunmasını öneririz.

Emperyalistler, Taşnak-Hoybun ittifakına şimdi de Alevileri dahil etmeye çalışmaktadırlar.

Özellikle Şeriatçıların “Aleviler aslında Ermenidir” tezini dillendirmeleri tesadüf değildir.

Yapılmak istenen basittir, önce Alevilere Türk kimliği sorgulatılacak, sonra başka bir kimlik yaratılacaktır. Bu kimlik de hazırdır: Kimi Aleviler Kürt’tür, Kürt olmayanlar da Ermenidir!


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe